Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"


SES BAYRAĞIMIZI DALGALANDIRMA ZAMANI


Bu yıl dil devriminin, bayramının 85. yıldönümünü kutlanıyor.

Daha doğrusu Dil Derneği, gönüllü kuruluşlar, dilseverler kutluyor bu anlamlı, güzel bayramı.

 

İktidarda bulunanların nedense Türkçeyi korumak gibi bir dertleri yok. Varsa yoksa Osmanlıca.

Ne 1928´de getirilen harf devrimini ne de Büyük Atatürk´ün 26 Eylül 1932´de 1. Dil

Kongresinin açılışıyla başlayan dil devrimini, bayramını kabul ediyorlar.

            Şimdilik Arapça, Farsça, Türkçe karması Osmanlıcayı İmam Hatip ve Sosyal Bilgiler liselerine koydular, ortamını bulsalar bütün okullarda okutacaklar.

            Aralık 2014 başında Antalya´da yapılan 19. Milli Eğitim Şurası´nda Osmanlıca seçmeli ders olarak okutulsun, diye önerildi.

Ardından 8.12.2014 tarihinde Ankara´daki 5. Din Şurası´nda Recep Tayyip Erdoğan Osmanlıca için şunları söyledi:

            ?Bu eskimez Türkçedir.    ?İsteseler de istemeseler de Osmanlıca da öğrenilecek ve öğretilecek.?

            Bu sözlerin ardından kimi belediyeler, kuruluşlar Osmanlıca kurs açtılar. Toplumda yeterli ilgiyi görmedi.

                                                           ***

            Atatürk, yaşamının son yıllarında dil, kültür konularına yoğunlaştı.

Dilde özleşmeyi ülke bağımsızlığıyla, yurtseverlikle eş tuttu.

Dilin yabancı diller boyunduruğundan kurtulması için 1932 yılında özerk çalışan Dil Kurumunu kurdu.

Kurum dilin özleşmesi, gelişmesi için birçok görevler yerine getirdi. Sözlükler, dil kitapları üretti.

            Ne yazık ki en verimli döneminde 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Dil Kurumunun özerkliğine de son verildi, Sıradan bir devlet dairesi durumuna getirildi.

            Türk Dil Kurumunun yeniden eski özerkliğine kavuşması için Meclis içinde ve dışında çabalar oldu.

22. dönemde daha önce bu yolda verilmiş bir yasa önerisini Sayın Önder Sav´la birlikte biz de verdik.

Ancak 12 Eylül sonrası gelen iktidarlar ve AKP ne bizden önceki ne de bizim verdiğimiz önerileri kabul etti.

Dilseverler de daha çok zaman yitirmemek için Şerafettin Turan´ın başkanlığında Dil Derneğini kurarak Türkçe savaşımlarını sürdürdüler, sürdürüyorlar.

Şimdi Dil Derneği´nin başkanlığını Sevgi Özel yapıyor. Dernek yönetimi her yıl Ankara´da ve yurdun çeşitli yerlerinde dil devrimini, bayramını kutluyor.

                                               ***

            22. Dönemde TBMM´de Sivas Milletvekili Ekrem Erdem´in başkanlığında dil kirlenmesine karşı alınacak önlemleri belirlemek için bir Araştırma Komisyonu kurulmuştu. Biz de o komisyonun üyesiydik.

AKP ve CHP´liler olarak komisyonda uzun uzun tartıştık, dışarıdan uzmanlar çağırıp dinledik.

            Osmanlıca da tartışma konularından biriydi.

AKP´liler genellikle Batı´dan gelen İngilizce Fransızca vb. sözcükleri yabancı, Doğu´dan Arapçadan, Farsçadan gelenleriyse Türkçe olarak görüyorlardı.

Osmanlıca Türkçesi diyorlardı.

            Bizler de yabancı sözcük ister batıdan ister doğudan nereden gelirse gelsin yabancıdır. Aslolan her somut ya da soyut olan şeyin Türkçesinin olmasıdır.  

            Türkçe karşılığı varsa hiçbir yabancı kökenli sözcüğü kullanmamak gerekir diye savunuyorduk. Onlar da Arapçadan, Farsçadan gelen sözcükleri kullanmanın sakıncalı olmadığını söylüyorlar, onlar bizim malımız diyorlardı.

            Elbette kültür etkilenmeleri olur. Diller birbirinden sözcükler alır. Ancak kendi Ana dilimizi işleyip zenginleştirmektir asıl olan.

            Anlaşamadık. Rapora karşı oy yazdık. Meraklıları araştırıp okuyabilir.

                                                           ***

            Dilimize yeterli özen gösterilmediği için iş yerlerinin çoğu yabancı sözcüklerden oluşuyor. Öyle ki Türkçe olan iş yeri adları müşteri gelsin diye yabancı sözcüklerle değiştiriliyor.

            Kendi dilini hor gören bir anlayış olamaz.

            Dil düşüncenin aynasıdır.

            Fazıl Hüsnü Dağlarca´nın dediği gibi dilimiz ?ses bayrağımızdır.?

                                                         ***

            Ünlü Çin düşünürü Konfüçyüs´ün dil konusunda söylediğini bilirsiniz. Her şeyin karıştığı, bozulduğu bir ortamda düşünüre sormuşlar, siz olsanız, bu ortamda ne yaparsınız? 

Önce dili düzeltirim, der Konfüçyüs. Herkes şaşar, onca bozukluk varken önce dili düzeltmek nedir?

Konfüçyüs yanıt verir: Dilde kargaşa olursa kimse birbirini doğru anlamaz, her şeyde kargaşa olur.

            Gerçekten bugün bir karmaşa yaşanıyor.

Her alanda kirlenme var.  

İşe dilden başlamak en doğrusu.

Belki o zaman birbirimizi daha iyi anlarız, hak, hukuk, adalet yerine oturur.

85. Dil Bayramı bütün dilseverlere kutlu olsun.



YAZARLAR

  • Pazar 18 ° / 3 ° Parçalı bulutlu
  • Pazartesi 18 ° / 3 ° Parçalı bulutlu
  • Salı 18 ° / 5 ° Bulutlu
  • BIST 100

    1.542%-0,59
  • DOLAR

    7,4118% 0,60
  • EURO

    9,0428% 0,75
  • GRAM ALTIN

    441,95% -0,28
  • Ç. ALTIN

    729,2175% -0,28