Selim Savaş Karakaş


Penceremin sesindeki uçurum

Penceremin sesindeki uçurum


Kimi kime anlatacaksınız? Ölü doğan yıldızların hikâyeleri mi olurmuş? Hayata evirilen gün ışığının yere değen çenesi hiç düşmez pencereme. Paslı zamanın içine dolanan bir bilmece misali her kayığın limanı olmadı mevsimlerim. Berrak bir kır yanılgısı gri. Gece, adam boyu uzun. Hava, içine yedi ejderha kaçmış gibi sıcak. Düşlerim biteviye yumrukluyor var olmayan ummanların kapısını, var olmayan pencerelerden sızıyor Sabahattin Ali. 

Burda çiçekler açmıyor

Kuşlar süzülüp uçmuyor

Yıldızlar ışık saçmıyor

Geçmiyor günler geçmiyor

 

Avluda volta atarım

Kah düşünür, otururum

Türlü hayaller görürüm

Geçmiyor günler geçmiyor.

 

Penceremin sesindeki uçurum bir anne ninnisi gibi Tanrının diz boyu maviliğine doğru sürüyor alnını. Beyaz üzeri siyah tüy, ince iki şerit geminden alnına doğru uzanmış, sağlı sollu. Demir gem gün ışığı çiğneyen iri dişlerin gerisindeki boşluğa geçirilmiş, yılkı olma dönemi çoktan geçilmiş. 

 

İki şiirsiz yengeç sokakların ince belli demlerinde pencere avında. Tırnaklanan yüzünde çağın bir Sabahattin Ali düşüyor mısralara:

 

Başın öne eğilmesin

Aldırma gönül, aldırma

Ağladığın duyulmasın

Aldırma gönül, aldırma.

Görmesen bile denizi

Yukarıya çevir gözü

Deniz gibidir gökyüzü

Aldırma gönül, aldırma.

Tırnaklanan çağında yüzün, her açtığımda penceremi umuda boğuyor beni şiirin sesindeki uçurum. Şairliğimi sele veresim geliyor, kanında dolaşan isyanın rengi siyaha dönüyor. Kuşlar hep güneye uçuyor.

YAZARLAR

  • Perşembe 31.6 ° / 17.1 ° Güneşli
  • Cuma 24.9 ° / 15.2 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı
  • Cumartesi 24.8 ° / 13.8 ° false
  • BIST 100

    9629,68%0,85
  • DOLAR

    32,53% 0,26
  • EURO

    34,66% 0,36
  • GRAM ALTIN

    2499,23% 0,53
  • Ç. ALTIN

    4196,44% 1,04