ALİ UYSAL- EĞİTİMCİ YAZAR


ÖĞRENCİLERİME 100.  MEKTUP


***Sevgili Tuna Yüksel ve Arda Uygun,

***Sizi öğrencilerim arasına almamın, size bu mektubu yazmamın önemsediğim bir nedeni var:2017-2018 öğretim yılı bu gün başlıyor. Çok yetenekli, çok zekisiniz. Yakından biliyorum. Uygulanan çarpık eğitim düzeni  nedeniyle, kesin biliyorum ki, çok önemli yeteneğiniz gelişemeyecek, körelecektir.  Oysa siz doktor, mühendis, bilim insanı olmaya hazırsınız. Anadolu’nun, sizin çağınızdaki tüm çocukları için durum farklı değildir. Ben sizin kişiliğinizde onlara da seslenmek istiyorum. Ne yazık ki ülkemiz, için, ana babalarınız için, kendimiz için, vatanımızın geleceği için ne acı bir durum! Ne büyük bir kayıp!

***Sevgili Tuna ve Arda, büyük eğitimciler, bilim insanları çeşitli incelemelerde, çeşitli deneylerde bulunmuşlar: Kişinin “kapasite” adı verilen bir gücü var. Biz buna, daha anlaşılır olması yönünden, “iş yapabilme gücü” diyelim. Sonunda görmüşler ki insanlar bu gücün çok azını kullanabiliyorlar. Tamamını kullanmak şöyle dursun yaklaşamıyorlar bile. Ben diyeyim binde birini, siz deyin beş binde birini.

***Şu anda on üç yaşında sekizinci sınıftasınız. Çağdaş bir eğitim anlayışından çok uzaklardasınız; amma bir gün yükselecek, bilinçleneceksiniz. Neyin ne olduğunu anlayacaksınız. İşte o zaman devletin, milli eğitim bakanının kusurlarını, tam olmasa bile, giderme yollarına başvurabileceksiniz. Şimdi aklımdan silip atamadığım bir konu var: İş yapabilme gücümüzün çoğunu ne koşulda kullanabiliriz?

***Bu konuyu açıklığa kavuşturmak kolay olmayacak! Yine de kıyısından bir giriş yapayım: Canlarım benim, varlığınızda, benliğinizde birçok yetenek var; ancak bunlardan biri geçek yeteneğinizdir. Başarılı olabilmeniz için önce onu keşfetmeniz, ortaya çıkarmanız gerekmektedir. Bunun kolay olmadığını biliyorum; ne var ki eğitimde zirveye çıkmanız büyük işler başarmanız buna bağlı. Gelişmiş ülkelerde yetenek saptama servislerinin bulunduğunu sanıyorum.

***Şu anda akla bir soru daha gelebilir: Bilimsel bir eğitimde öğrencinin yeteneğini tartışmasız belirlesek sorun biter mi? Mutlu sona ulaşabilir miyiz?  Ne yazık ki, “hayır!”

***Simgelerle anlatmaya çalışacağım: Öğrencimizi kesin olarak anladık ki, o bir balık. Paha biçilmez yeteneği yüzme. Güzel de okulda su yok. Belki de dillere destan bu çocuk, yaşam boyu suyu hiç göremeyecek. Okulunda ders araç ve gereç kara tahta tebeşir. Böylece yeteneği gün geçtikçe gelişeceğine, körelecek.

***Eğitimde bu durumu, bilinçli olarak, dikkate alan tek kurum köy enstitüsüdür. Size vasiyetimdir bu kurumları kusursuz tanımalısınız. Ola ki bir gün karşınıza bir fırsat çıkar yeniden açmayı başarırsınız; çünkü ülkemizin tek kurtuluşu o kurumlardı.

***Eğitimimizi kaldığımız yerden sürdürmeye çalışalım: Öğrencimizin ana yeteneğini saptadık. O yeteneği geliştirecek araç ve gereçleri de tamam ettik. Bitti mi sorun? Ne gezer!

***Başka ne gerekli. Eğitim konusunda birikimli, uzman, vatansever bir yönetim, aynı özellikleri taşıyan, görevine dört elle sarılan, öğrenciler, öğretmenler.

   Canlarım benim görüyorsunuz ki tüm bu engelleri aşıp kurtuluşu yakalamamız oldukça zor. Ne var ki ipin ucunu kesinlikle bırakmayın. Gidebildiğiniz yerlere kadar gidin. Aynı bizim yaptığımız gibi.

   Kalın sağlıcakla; gözlerinizden öperim.

   Not: Yakında yayınlanacak “Öğrencilerime Mektuplar” adlı kitabımdan.



YAZARLAR

  • Cumartesi 29 ° / 17 ° Fırtına
  • Pazar 31 ° / 18 ° Fırtına
  • BIST 100

    1.461%0,29
  • DOLAR

    8,4047% -0,28
  • EURO

    10,1808% -0,94
  • GRAM ALTIN

    506,05% -1,64
  • Ç. ALTIN

    834,9825% -1,64