Cezmi DOĞANER


NEDEN DÜŞÜNDÜĞÜNÜ SÖYLEMEZ İNSAN KORKAR(2)


Toplumsal korku

Totaliter rejimde herkes sadece bir kişiden korkar. Ama demokraside herkes birbirinden korkuyor.

Demokrasinin kendisinden mi kaynaklanıyor yoksa, onun çarpıtılmasından ve sermayenin güdümüne girmesinden mi? Bu gelişme sermayenin güdümündeki demokrasi toplumsal korkunun kaynağı.

Demokrasi, yönetim biçimlerinin en güç olanıdır. Bıçağın sırtında gibidir demokrasi. O yönetim biçimine layık olanlarca özümsenir. Demokrasinin özünde, korkunun eşitliği yatar. Herkesin birbirinden korkması, hiç kimsenin bir ötekisinden korkmaması sonucu getirir. Demokrasinin işleyişidir bu. Demokrasinin başarılı, eşitlikle, hakkaniyetle, doğrulukla erdemle uygulanabilmesi için, bireylerin korkudan korkmaması ve korkuyu bilinç dışına iten toplum yapısı gerekir. Toplum korkuya göre davranışlarını düzenlemeye alıştırılmış. Oysa tersine davranışlarla korkuyu biçimlendirmeniz gerekir.

Toplum Korkuya göre davranışlarını  düzenliyor . Ama bunun sorumlusu toplum mu? Topluma kendi acımasız Tarih bilincimiz bunu miras bıraktı. Dinin cehennem korkusuyla, padişah fermanındaki korkuyu duya duya doğduk, yaşadık ve öldük, bin yılı aşkın süre. Belki de korku bizlerin genetiğine yerleşti, kromozomlarımız korkuyla birlikte biçimlendi, korku kimliğimizin dokusunu oluşturdu. Şimdi bizlere korkuyu miras bırakan Tarihimizi aşmak, onu gerilere itmek istiyoruz. Toplumsal korku deyimimiz tam bize göre bir deyimdir ve tam da bizleri betimliyor.

Sorunumuz: toplumsal korkunun nasıl üstesinden gelebiliriz?

Toplumsal düzeni korkuya dayandırılan toplumlar, demokrasiyi varedemezler, özenerek öteki ülkelerden devşirseler bile onu özümlemenin sıkıntısını yaşarlar. Ve en başta yöneticiler kadrosu, demokrasiyi göstermelik hale getirir. Çünkü demokrasi onların, egemenlikleriyle çatışır. Yetkilerinin sınırı daralır ve çıkar gruplarıyla ortaklıklarına engel olur demokrasi. O yüzden demokrasinin işlemezliğinin kaynağı olmak zorundadırlar. Toplum, kendisini kuşatan tehlikenin farkına varmaya başladığı andan itibaren, onlar, korku denilen olgunun yaratıcısı olurlar. Bunun da adını bulmuşlardır: Kendilerinin yapılandırdığı, ama koşullarına uymadıkları yasalardan korkuyu bilinç altına yerleştirmenin yöntemini uygulamaya gelir sıra. Yasalara saygı, yasalardan korku modeli, toplumun dirlik ve düzenin temel koşulu olmuştur. Sadece onlar, bunun dışında yaşarlar. Korkusuzdurlar o yüzden. Birbirlerinden korkmalarının da gereği kalmamıştır, çünkü aynı dalın üzerinde oturmaktadırlar.

Davranışlarımıza göre korkuyu nasıl betimleriz?

Yönetenlerin korkusuzlukları, topluma aşıladıkları korkudan kaynaklanıyorsa, o zaman tek çıkar yol, davranışlarınıza göre korkuyu betimlemek olur. Korkmamaya karar verenlerle bir araya gelerek, korkutanların karşısına caydırıcı güç olarak çıkmanız gerekir.

Nasıl elinde güç olanların karşısında çıkabiliriz. Caydırıcı güç olabilmek için, örgütlenmek gerekir, oysa örgütlenmenin özgürce gerçekleşmediği koşullarda yaşıyoruz. Amacımız hiç bir zaman bizleri yönetenlerin elindeki gücü zor kullanarak almak değil. Tersine, güç devrinin demokratik koşullarda halkın isteklerine göre gerçekleşmesini amaçlıyoruz. Demokrasinin gereğidir bu. Bunu amaçlarken, yalancının yerine dürüstün,hak yiyenin yerine adalet-linin,hırsızın yerine namuslunun, bilgisizin yerine bilgilinin, beceriksizin yerine beceriklinin ve umursamazın yerine yurtseverin gelmesini özlüyoruz, gözlüyoruz. Ama son yıllarda ülkemiz erdemi, adaleti, doğruluğu, dürüstlüğü, külfet, yük kabul edenler ortaklığına yenik düştü. Ulusal yarar kavramı tersyüz oldu. Değer yargıları tümden çökertildi ve polis korkusunun yanına işsiz kalmak ve açlık korkusu gelip yerleşti. İşsizliğin en acı yanı, yalınızca açlık değil ondan da beteri, kişinin kendisini işe yaramaz, toplumun dışına itilmiş olarak görmesidir. Tüm bunların nereden kaynaklandığını biliyoruz.


Bilmek de zorundayız. Sistemin çarpık işleyişinin kaynağının, sermayenin egemenliğinde biçimlenen devlet yapısından kaynaklandığım bilmeniz gerekir. Nerede sermaye tekelleşiyorsa, orada sömürü vardır ve nerede sömürü varsa orada korku bilinç atına zorla yerleştirilir. Korku, yemek sofrasında, yatak odasında ve işyerindeki masada, fabrikada makine başındadır. Sermayenin kuralıdır bu. Kâr, yararın yerine geçtikçe, bu böyle olmaya devam edecektir.



YAZARLAR

  • Cumartesi 34.1 ° / 21.7 ° Açık hava
  • Pazar 33.9 ° / 22 ° Bulutlar
  • Pazartesi 34.4 ° / 22.7 ° Açık hava
  • BIST 100

    1.419%0,10
  • DOLAR

    8,6605% 1,58
  • EURO

    10,1884% 1,29
  • GRAM ALTIN

    487,74% 1,50
  • Ç. ALTIN

    804,771% 1,50