Cezmi DOĞANER


NEDEN DÜŞÜNDÜĞÜNÜ SÖYLEMEZ İNSAN KORKAR(1)


Neden insanlar düşündüklerini söylemez gerçeği görmezlikten gelirler. Kimden, neden, niçin korkuyor çekiniyorlar. Korku nedir, korkusuz yaşamanın bir çaresi yok mu. Bizleri korkusuz yaşamaya alıştırmayan dünyada mıyız. Ya da korkuyla birlikte yaşamaya mı alıştırılıyoruz? 

Bizleri yönetenler korkmamızdan yarar mı sağlıyor?

Oysa kendileri ne denli korkusuzca yaşıyorlar ve ne denli korkusuzca bizleri kandırıyor, kendi çıkarlarını korkusuzca gözetip, varlıklarına varlık katıyorlar. Onları bu denli korkusuz yapan nedir?

Tanrıya inanıyor ama Tanrıdan korkmuyorlar. Yalan söylüyor, hakları olmayan servetler edinmekten korku duymuyorlar. İnanç özgürlüğünden söz ediyorlar, inanca bile saygı duymuyorlar.

Korkusuzlar bizleri korkutarak yönetme hakkını kimden, nasıl alıyorlar? Ellerindeki gücün kaynağı bizleriz ama neden o güçle bizleri korkutuyorlar. Daha çok, daha kolay çalmak, daha çok daha kolay yalan söylemek ve daha çok daha kolay varlıklı olmak için mi bizleri korkutmaları gerekiyor? 

Korkuya meydan okuyarak korkusuz yaşayabilir miyiz?

O halde, korku nedir, korkuyla birlikte mi doğuyoruz, korku sonradan mı gelip yüreğimize yerleşiyor. Bizim dışımızda bizden bağımsız, bize hasım mı korku.

Korkusuz insanların yaşadığı ülkemiz olsun istiyoruz.

Doğruyu ve gerçeği söylememenin korkusunu yüreğimde duyar gibiyim. Korkuyu iki farklı ve birbirine zıt bölüme ayırmak gerekir diye düşünüyorum.

Birinci bölümde yer alan korkuda ben daima erdemi, fazileti, güzelliği, yüceliği görmüşümdür. Bu, insanın kendisinden korkmasıdır. Kendisine saygısından, topluma ve çevreye karşı sorumluluk duygusundan kaynaklanan korkudur bu. Zarar vermekten korkmaktır. Yalan söylemekten, haksızlık etmekten korkudur, korkuların en erdemlisi. Kişinin kendi kendisini denetlemesi, sorgulamasının ürünüdür bu yücelik.

 Her kişi kendisine düşman olan bir başka kişiliği içinde taşır. Yaşayan kişi, onun gölgesi olan ikinci kişiyi yenmesi ve ondan korkmaması gerekir. Bu kişinin sonradan ona eklenen bir kazanımı değildir elbet. Doğduğumuz zaman o ikinci kişiyle birlikte doğarız. Ve pek çoğumuz farkında olmadan tüm yaşamını bu ikinci kişiyle savaşarak ve ona yenilerek geçirir ve pek çok kişi de, o ikincisini karşısına çıktığı anda yener, bağımsızlığını kazanır ve kendisine saygı duyarak yaşar. Oldum olası ben böylesi korkuya hayranlık duymuşumdur.

Yalan söylemekten ve haksızlık etmekten korkanlar korkmayanlarca yönetiliyor ve daima yenik düşüyor. O zaman düşünüyoruz, haksızlık etmek, yalan söylemek ve korkutucu olmak mı gerekir, yenik düşmemek için. İnsanlar bunun çözümsüzlüğü içindedir. Korkutanlarla korkanlar arasındaki çelişkiyi yaşıyoruz.

 Demokrasinin buna çare bulacağını sanmıştık. Oysa yanılmışız.  

Demokrasi,  Belediye otobüsü gibi oldu  kişi canın istediği durakta iner!...



YAZARLAR

  • Cumartesi 34.1 ° / 21.7 ° Açık hava
  • Pazar 33.9 ° / 22 ° Bulutlar
  • Pazartesi 34.4 ° / 22.7 ° Açık hava
  • BIST 100

    1.419%0,10
  • DOLAR

    8,6605% 1,58
  • EURO

    10,1884% 1,29
  • GRAM ALTIN

    487,74% 1,50
  • Ç. ALTIN

    804,771% 1,50