Cumali KARATAŞ


HEYKELİ DİKİLEN SANATÇI YALÇIN BENLİCAN

“Uyuyan insanları uyandıran kişidir” dediği şairin “söyleyemeyenlerin yerine söylediğini” düşünerek, “yeni bir ses, yeni bir söylem için” çıktığı şiir yolculuğunda 1200 kadar bestelenen şiirinden 233’ü TRT repertuvarına alınan, 70 kadarı kaset ve albümlerde bulunan Yalçın Benlican’ın adı İzmir/Karabağlar’da heykeli dikilen bir parka verilmiş.


***Sevgili dost Sayın Yalçın Benlican, sizinle söyleşiye gündem sayılabilecek bir konuyla başlamak istiyorum… İzmir/Karabağlar Belediyesi adınızı açtığı bir parka büstünüzü de dikti… Bu konudaki duygularınızı öğrenebilir miyiz?  

---Öncelikle İzmir/Karabağlar Belediye Başkanı Sayın Muhittin Selvitopu ve meclis üyeleri ile İzmir Şairler ve Bestekârlar Derneği Başkanı Sayın Halim Akın’nın yanı sıra tüm sanatsever İzmirlilere içten teşekkür ederim... Duygularıma gelince; yaşarken çok az kişinin tattığı bu duyguyu ben de tatmaktan son derece mutlu oldum. Maddiyatla ölçülmeyen bir şey bu sevgili Cumali Bey dostum. Bir de benim dikkatimi çeken şey, vurguladığım gibi, yaşarken pek az şairin, yazarın ya da sanatçının heykeli dikilmiş, parka adı verilmiş. Oldukça mutlu oldum.

***Ümit Yaşar Oğuzcan yönetimindeki Kelebek, Hey, Hayat, Resimli Roman, Merhaba gibi gazete ve dergilerin sayfa ve köşelerinde şiirlerimizin yan yana geldiği sanat dönemlerinden geçip, adına park açılan, büst dikilen bir şair olarak, şiirle nerde ve ne zaman tanıştınız?  

---Şiirle ilk tanışmam 1960 yılında Milliyet gazetesinin şairlerin hayatı ve şiirlerinin de bulunduğu bir takvimle oldu…

***Yayınlanan ilk şiiriniz hangisiydi? Ne zaman yazdınız; hangi dergide yayınlandı?  

---Yayınlanan ilk şiirim  1960 yılında taşlama türünde yazdığım bir şiirimdi.. Eskişehir’de akrabamın çalıştığı Sakarya gazetesinde yayımlandı… 600 civarında şiirimi çok basit bularak yakmıştım; o şiirim de sanırım onların arasındaydı…

***Genel bir bakışla özetlediğimizde hem serbest şiir yazıyorsunuz, hem güfte, dönem dönem mi oldu bu sizde, ikisini birden sürdürüyor musunuz hâlen?

---Çok enteresandır, ben şiir yazmaya hiciv, mizah ve taşlama türünde şiirlerle başladım. Mahallemizde ya da okulda arkadaşlarımın komik olaylarını yazıyordum… Önceleri Ümit Yaşar Oğuzcan, Neyzen Tevfik, Attilâ İlhan hayranı olarak ve biraz da onları taklit ederek başladım. Hiciv, taşlama, mizah hece vezni türündeki şiirlerimden ayrı olarak serbest vezinle de yazıyordum.. Ayrıca tasavvuf türünde şiirlerim de oldu zaman içinde.

***Yüzlerce şiiriniz bestelendi. Nasıl oluyor bunlar?... Hece vezni yazdıklarınız mı bestelendi, güfte ya da şarkı sözü olarak mı yazdıklarınız? Ayrıca… Şiirlerinizin dergi ve gazetelerde yayınlanıp, bestelendiği yetmişlerden bugünlere uzanan bu süreçte şiirle güfte arasındaki gelgitler oldu; özellikle müziğin çok daha gündemde olduğu 2.000 öncesi yıllarda bir güfte yazarı olarak adınız daha çok anıldı. Siz neler demek istersiniz bu konuda?

***Şiirlerimin notalarla buluşması Sevgili Avni Anıl hocamla tanıştıktan sonra başladı.  Ben yazdıklarımın içinde melodisi olduğunu bilmiyordum. Ta ki 1983 yılında Avni Anıl hocamla tanışana kadar.. O sıralar  İzmir de bir gazetede köşe yazıları yazıyordu. Eşimin ısrarıyla bir şiirimi seçerek gönderdim. Hemen gazetede yayınladı ve beni ofisine çağırdı. Bir yıl yanına gittim de bir şiirimi bile vermedim. Çünkü besteleyeceği şiirleri çok özenle seçiyordu... Bir yılın sonunda bana: ”Evladım sen de şiir yazıyorsun, neden  bana şiir vermiyorsun? Haftaya üç şiir getir “Musıki ve Nota” dergisinde yayınlayalım” dedi. Şiirler yayınlandıktan yirmi gün sonra nota yağmaya başladı...

***İlk bestelenen şiriniz hangisidir?  

---İlk bestelenen şiirim “Söyle Bana Yağmur Gözlüm” isimli şiirim oldu. Serbest vezinle yazılmış bir şiirimdi...

***Şiirlerinizi nasıl yazarsınız?

---Şiirlerimi yazarken o günkü etkilendiğim olay neyse onu yazarım... Şiire başlarken şiir beni serbest vezin ya da hece olacağını düşünmem, şiir kendi belirler onu.. Pek çok serbest vezinle yazdığım şiirimin bestelenmesi içinde melodisi, kendine ait tınısı bulunmasındandır. Bunu sadece Avni Anıl değil pek çok bestekârdan duydum..

***Şiirleriniz incelediğinde gelenekten çağdaşa doğru seyreden bir poetik seyir görünüyor… Bu konuda neler söylemek istersiniz?

            ---Geleneği bilmeyen geleceği bulamaz. Ben yeni bir ses, yeni bir söylem için şiir yolculuğuna çıktım. Daha sonraki dönemde de, yani şiirlerim bestelemeye başladığında bir süre güfte tarzını denedim.  Ancak hiçbir zaman belirli bir seviyenin altına inmedim. Hepimiz sokaktaki insanlar için yazıyoruz. Fakat onların seviyesinin biraz üstünde yazmalıyız bilinciyle hareket etmeliyiz diye düşünüyorum. Şimdilerde de daha az yazıyorum. Daha bir sorumlulukla yazma gayretindeyim.    

            ***Kaynak özelliğiyle, herkesin farklı bir şiir-şair tanımı var… Size de şiir nedir, şair kimdir diye soracak olsam ne yanıt verirdiniz?

            ---Şiir, sanat dallarının en zor olanıdır. Duyguların, yürek sesinin dizelere dökülüşüdür. Şair, yaradan tarafından seçilmiş kişidir. Uyuyan insanları uyandıran kişidir. Söyleyemeyenlerin yerine söyler şair…   

            *** Şiir, güfte ve şarkı sözü arasında herhangi bir tanım farklılıkları var mıdır?           

---Her güfte bestelenmeden önce şiirdir.

            ***İç içe bir soru… Bu güne kadar kaç şiiriniz bestelendi? Bunlardan kaçı TRT repertuvarına girdi?  Kaçı albüm ve kasetlerde yer aldı?

---1.200 civarında bestelenen şiirimden 233 tanesi TRT repertuvarına alındı. Kaset ve albümlerde ise 60-70 kadar oldu.

***Hiç güfte yazmasaydınız, müziğin içinde bir güfte yazarı olarak bulunmasaydınız; şiir ve edebiyat olarak farklı bir şiir seyriniz olabilir miydi?

--Güfte yazmasaydım eğer ünlü olamazdım. Serbeste şiirin ve öykülerin yanı sıra güfte yazmamdaki neden budur. Çok geniş bir kitle tarafından ismim bu yüzden duyuldu. Serbest yazdığım şiirlerin içerisinde de çok farklı ve beğenilen şiirler oldu. Hatta bu yazdığım şiirlerin içerisinde bestelenebileceğini düşünemediğim şiirler de oldu. “Söyle bana yağmur gözlüm” adlı ilk bestelenen şiirim de bu serbest şiirlerden biridir.

***Şarkı sözü, güfte, müzik derken… Şiirden bir ödün verme oluyor mu?

            ---Bir ara adım duyulacak diye güfte ağırlıklı yazsam da şiirden ödün vermeden yazdım. Hatta bunun şöyle bir anısı da vardır… Avni Anıl dedi ki bana: “Dünyada söylenmemiş söz yoktur sadece farklı fotoğraflar vardır. Sen bunları çok iyi yakalıyorsun…”        

***Şiir dışında edebiyat ya da başka bir sanat dalında ürün verdiniz mi?

---İlgim yok… Farklı şey olarak iki tiyatro oyunundaki şarkıların şiirlerini yazdım, yazdığım şiirlerden birini de o oyunda okudum..

*** Müzikle aranız nasıl? Bu iç iç içelikte sizin de besteleriniz oldu mu?

--- Henüz TRT repertuarına girmemiş olsa da yaptığım besteler var.

***Şimdiki durduğunuz yerle başladığınız yer, nerden baksanız yaklaşık bir 50 yıllık süreç... O yıllardaki şiir, müzik gibi toplumun sanat sevgisi ve değer, gündem oluşu ile şimdiki arasında bir fark var mıdır sizce? Varsa nedendir?

---Bir fark var elbette… O dönemde müzik hayatımızın içinde daha güçlü bir şekilde yer alırken, günümüzdeki internet çağında müziğin bir etkinliği kalmadı.

***TSM’de eskisi gibi dillere düşecek şarkılar çıkmıyor. Duygumuzu kaybettik diye de düşünebiliyor bu konuda doğrusu. Bunun nedeni sizce nedir? Şiirsel özellikler taşıyan güftelerin çıkmayışı da buna bir neden olabilir mi?                                                    

***Çeşitli müzik türleri vardır, dinleti müziği, eğlence müziği gibi. Müziği etkin kılan bu denge yavaş yavaş bozulmaya başladı. Dahası, insanlar sabırsız oldular. Bununla birlikte, pop türü şarkıların içindeki kalitesiz şarkılar müziğimizi olumsuz etkilemeye başladı. Tabii ki de şiirsel özellikler taşımayan şiirler de bu olumsuzluğun nedenlerinden biri oldu.  Biraz önce de konumuza girdiği gibi, pop tarzı müzik ortaya çıkınca ağırbaşlı müziği kimse dinlemez oldu. Bilindiği gibi de, pop müzik gençliğe hitap ediyor, 30-35 yaşından sonra insanlar sanat müziğine dönüyorlar. Ayrıca internet çağının getirdiği olumsuzluklarda var… Şarkıların internetten indirilmesiyle müzik piyasasının olumsuz etkilenmesi zincirleme bir olumsuz süreç. Fakat bu olumsuzluk şimdi artık geneli sarmaya başladığından popçular da albüm çıkaramaz oldu son zamanlarda.

            ***Gelişmiş ülkeleri göz önüne aldığımızda, telif hakları konusunda pek ilerleme sağlayamadığımız görülüyor. Yunanistan kadar bile telif hakkı alamadığımız da biliniyor örneğin. Bunun nedenleri ne olabilir?

---Müzik sektörünün yaşadığı olumsuz süreç doğal olarak telif haklarını da etkiledi. Korsanın da payı var bunda tabii.

*** Peki, siz bu konuda emeğinizin karşılığını alabiliyor musunuz?

---Hayır, hayır kesinlikle alamıyorum. 

***Müziğin yaşadığı olumsuz süreç profesyonel anlamda besteci, müzisyen vb. sektör çalışanlarını da çok olumsuz bir biçimde etkiledi… Şunu sormak istiyorum…  MESAM, MSG, MÜYAP ve MÜYOBİR gibi kurumların el ele vererek müziğimizi ve müzik sektörünü kurtarma konusunda ortak yapabilecekleri bir şeyler var mıdır?

---Elbette ki,  adı geçen kurumların bir araya gelip çalışmaya başlamaları yararlı olacaktır.

***Bir şairin, yazarın, sanatçının olmazsa olmazı olan üç şeyi önem sıralamasına göre sıralamak istediğinizde neleri söylerdiniz?   

---Bilgi, dik duruş, kalite.

***Şiir, güfte, şarkı sözü, beste dedik… Bu tür sanatsal konularda bundan sonrası için yapacağınız şeyler var mıdır?

---Çok şey yapmak istiyorum ama imkân yok… Örneğin öykü kitabı çıkarmak istiyorum.

***Sanatta yapmak isteyip de yapamadığınız bir şey oldu mu?

---Müzik ortamına 44 yaşında girdim. Daha önce, örneğin 20 yaşında girmek isterdim. Bir de, şarkı olarak Yusuf Nalkesen ve Necdet Tokatlıoğlu gibi beğendiğim bestekârların şiirlerimi bestelemelerini isterdim. Bunun dışında, kendi şiirlerimden, kendi sesimden şiir albümü çıkarmak isterdim…

***Şiir, müzik vb. sanatsal konularda yararlandığınız, etkilendiğiniz, örnek aldığınız ustalar oldu mu?

---Beğendiğim ve örnek aldığım Attila İlhan Cemal Süreya, Özdemir Asaf gibi şairler.

***Edebiyat ya da müzikle ilgili bir anınızı anlatmak ister misiniz?

***Yıldırım Gürses benden altı şiir besteledi….”Seninle niye daha önce tanışmadık. Senin şiirlerinin içerisinde besteler” dedi.

---Sevgili Yalçın Benlican söyleşi için teşekkür ediyorum. 

            ---Ben teşekkür ederim… Uzun yıllardır Yeni Adana gazetesinde yürüttüğünüz sanatsal çalışmaları övünçle izliyoruz. Adana’ya, Çukurova’ya selam olsun İzmir’den; bir şiir selamımız olsun.

 

 



YAZARLAR

  • Cumartesi 34.1 ° / 21.7 ° Açık hava
  • Pazar 33.9 ° / 22 ° Bulutlar
  • Pazartesi 34.4 ° / 22.7 ° Açık hava
  • BIST 100

    1.419%0,10
  • DOLAR

    8,6605% 1,58
  • EURO

    10,1884% 1,29
  • GRAM ALTIN

    487,74% 1,50
  • Ç. ALTIN

    804,771% 1,50