Prof. Dr. Süleyman BOZDEMİR


DİN İLE BİLİM/ FİZİK BAĞDAŞIR MI? (1)

Fiziğin Gizemli Ve Mistik Yönlerine Bir Bakış


             Fiziğin Gizemli Ve Mistik Yönlerine Bir Bakış

Yeni Adana Gazetesinin okuyucuları açısından yazınının konusunu, Din ile Bilim/ Fizik Bağdaşır mı? fiziğin gizemli ve mistik yönleri olarak seçtik.

Uzun zamandır kutsal kitaplarda bilim arama çabalarına ek olarak son zamanlarda fizikteki yeni buluşlardan ve kuramlardan yararlanarak dinsel düşüncelerin ne kadar doğru olduğunu göstermek için büyük bir çabanın sarf edildiğini görüyoruz. Amacımız burada dinsel doğmaların fiziğe nasıl sızdığını ortaya koymak ve gerçekten fiziğin gizemli ve mistik yönleri var mıdır? Onları tartışmak ve din ile bilim/fizik bağdaşır mı? Sorularına yanıt vermeye çalışmaktır. Bunu yaparken günümüz bilim adamlarının, daha doğrusu fizikçilerinin kendiliğinden ortaya koydukları felsefelerini ve bu felsefe ışığında bilimsel kuramların öngörüleri ile dinsel düşüncelerin nasıl örtüştürülmeye çalışıldığını ortaya koymaya çalışacağız.

2500 yıldan bu yana din, felsefe ve bilim arasında her dönemde açıktan ya da üstü örtülü çatışma içinde olan kültürel etkinliklerin sergilendiğini görüyoruz. Çatışmanın kökeninde bağnazlığın özgür düşünme ve araştırmaya olanak tanımak istememesini bulmaktayız. Bilim doğada olup bitenleri betimlemeye, açıklamaya yönelik bir çalışmadır; amacı evreni anlamak, yöntemi, nesnel gözleme dayalı ussal çıkarımdır. Dine gelince burada daha karmaşık, çok yönlü bir olayla karşı karşıyayız. Basit bir çözümleme, özellikle tek tanrılı göksel dinlerin üç ana öğeyi içerdiğini göstermektedir: 1) yalnızlık ve yetersizlik duygusu içerisinde olan kişiye ruhsal erinç ve doyum olanağı sağlayan bir tapınma biçimi; 2) belli ahlak kurallarına dayalı toplumsal bir düzen; 3) evreni ve evren içindeki insan yaşamını anlamlı kılan hazır, anlaşılır bir açıklama. Bu üç öğenin hem anlam hem geçerlilik temeli “Tanrı” denen yetkin, yaratan, bağışlayan, koruyan ama gerektiğinde cezalandıran yüce varlık kavramında yatmaktadır. Tanrı, tapınma etkinliğinin yönelik olduğu varlık, ahlak kurallarının gerekçesi ve yaptırım gücü, bilgimizin yanılmaz kaynağıdır.

Burada dinin ya da dini bakışın evreni açıklamada bağnaz ve tekdüze bir yaklaşım sergilediğini görüyoruz. Özellikle her şeyi açıkladığı savında olan teoloji yeni arayış ve buluşlara kapalıdır. Aslında teolojinin bilimle kavgası düşüncede, tekelci egemenliğini yitirme korkusudur ve bu korku yüzünden birçok bilim şehidinin verildiğini görüyoruz. Kavganın asıl nedeni metafizik anlayışlar arasındaki çelişkidedir. Din, biryanıyla ideolojiktir ve tüm ideolojiler gibi aradığı kendi mutlak iktidarıdır. Paylaşmaya razı olmadığı şey egemenliktir. Dincilere göre egemenlik halkın değil Allah’ındır.

Bugün bu mücadele yeni bir boyut kazanmıştır… Günümüzde fizikçiler ve birtakım filozoflar yeniden metafizik konulara da ilgi göstermeye başladılar. Örneğin 19. yy daki mekanist, determinist ve nedensellik ilkelerine dayanan klasik fizikçilerden farklı olarak 20. yy da ve günümüzde modern fizikçiler evrenin başlangıcını, zamanın ve mekanın tarihini, varlığın kökenini araştırmaya başladılar. Bunlar aynı zamanda dinin de konusu olmaktadır. 



Hüseyin Erkan
8.12.2021 11:59:27
Din ile bilimin bağdaşan hiçbir yanını göremedim ben, bugüne kadar.

YAZARLAR

  • Salı 10 ° / 3.7 ° Bulutlar
  • Çarşamba 7.5 ° / -0.3 ° kırık bulutlar
  • Perşembe 7.1 ° / 0.4 ° Bulutlar
  • BIST 100

    2.086%0,00
  • DOLAR

    13,5171% 0,59
  • EURO

    15,4212% 0,57
  • GRAM ALTIN

    788,45% 0,30
  • Ç. ALTIN

    1300,9425% 0,30