Av.Cemil DENLİ


CUMHURİYET'İN 98.YILINI KUTLARKEN 



ERZURUM: 7-8 TEMMUZ 1919-SABAHA KARŞI: 
"Hafızalarımız zayıfladığı zaman Mazhar Müfid'in defteri çok işimize yarayacak.” Derdi. Defteri getirdiğimi görünce sigarasını birkaç nefes üst üste çektikten sonra: -Amma bu defterin bu yaprağını kimseye göstermeyeceksin. Sonuna kadar mahrem kalacak. Bir ben, bir Süreyya (İbrahim, Yiğit), bir de sen bileceksin. Şartım bu... Dedi. Süreyya da, ben de: -Buna emin olabilirsiniz Paşam... Dedik. Paşa, bundan sonra :-Öyle ise önce tarih koy!. Dedi. Koydum: 7 - 8 Temmuz 1919. Sabaha karşı. Tarihi sayfanın üzerine yazdığımı görünce: -Pekala.. yaz! Diyerek devam etti. ZAFERDEN SONRA ŞEKLİ HÜKÜMET CUMHURİYET OLACAKTIR. Bunu size daha önce de bir sualiniz münasebetiyle söylemiştim. Bu bir. İki: Padişah ve hanedan hakkında zamanı gelince icap eden muamele yapılacaktır. Üç: Tesettür kalkacaktır. Dört: Fes kalkacak, medeni milletler gibi şapka giyilecektir." 
"Bu anda gayri ihtiyari kalem elimden düştü. Yüzüne baktım. O da benim yüzüme baktı. Bu gözlerin bir takılışta birbirine çok şey anlatan konuşuşuydu. Paşa ile zaman zaman senli benli konuşmaktan çekinmezdim. – Neden durakladın! Deyince: -Darılma amma Paşam, sizin de hayalperest taraflarınız var. Dedim, gülerek: -Bunu zaman tayin eder. Sen yaz.. Dedi. Yazmaya devam ettim: -Beş: Latin hurufu kabul edilecek." (Mazhar Müfit Kansu- Erzurum'dan Ölümüne Kadar Atatürk'le Beraber , cilt 1, s.131, TTK.Yayını, Ankara-2009). 
KENDİLİĞİNDEN GELEN FIRSAT: 
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 1 Nisan 1923'te seçim kararı almasıyla Birinci Devre sona ermiş, seçimlerin yenilenmesinden sonra 11 Ağustos 1923'te İkinci Dönem TBMM açılmış ve Gazi Mustafa Kemal 13 Ağustos'ta Meclis Başkanlığına seçilmiş; İstanbul milletvekili Ali Fethi Bey de Hükümeti kurmakla görevlendirilmiş; 14 Ağustos'ta yapılan seçimde 183 oyla Başbakanlığa, 181 oyla da aynı zamanda İçişleri Bakanlığı'na seçilmiştir. 
Kurduğu hükümetin, çok fazla zaman geçmeden ağır eleştirilere maruz kalması üzerine Ali Fethi Bey hem başbakanlıktan hem de İçişleri Bakanlığı görevinden istifa ettiğini 24 Ekim 1923'te Meclis Başkanlığına sundu.. 
Yürürlükteki 20 Ocak 1921 tarihli Teşkilatı Esasiye Kanunu (1921 Anayasası)'na göre Bakanlar Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca ayrı ayrı oylanmak suretiyle seçiliyordu. Bu durum içinde uyumlu bir Bakanlar Kurulu Listesi'nin oluşturulmasında güçlüklere neden oluyor, yeni kurulan devletin iç ve dış düşmanlarınca yönetim zafiyeti olarak algılanıyordu. Artık bu sorunların yaşanmaması ve devletin yönetim şeklinin de açıkça belirlenmesi için köklü bir Anayasal bir düzenlemeye gereksinim vardı. 
ANKARA: 1 28-29 EKİM 1923-SABAHA KARŞI: 
28/29 Ekim gecesi  Çankaya'daki konuklar; Gazi Mustafa Kemal'in, 7-8 Temmuz 1919 tarihinde Mazhar Müfit'in defterine "Mahrem" kalması kaydı ile yazdırdığı “Zaferden sonra şekli hükümet Cumhuriyet olacaktır" şeklindeki sözlerinin üzerine koyduğu mahremiyet kaydını kaldırdığına tanıklık ederek ve, sadece üç kişinin bildiği bir sırrı "Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz!"sözleriyle O'nun ağzından duymuş olarak erkenden ayrıldılar. 
Çankaya'da baş başa kalan Gazi Mustafa Kemal ve İsmet Paşa çıkan sorunlara çözüm bulmak amacıyla yürürlükteki Anayasa'nın 1.Maddesinin sonuna “Türkiye Devleti'nin hükümet şekli Cumhuriyettir." tümcesini eklediler. Üçüncü maddeyi “Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisince yönetilir. Meclis, hükümetin yönetim kollarını bakanlar Kurulu aracılığıyla yönetir." şeklinde değiştirdiler. Anayasa'nın temel maddelerinden olan sekiz ve dokuzuncu maddeler de değiştirilerek ve açıklığa kavuşturularak yeniden düzenlediler : 
"Madde - Türkiye Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca ve kendi üyeleri arasından bir seçim dönemi için seçilir. Başkanlık görevi, yeni cumhurbaşkanının seçilmesine değin sürer. Eski başkan yeniden seçilebilir." 
"Madde - Türkiye Cumhurbaşkanı, devletin başkanıdır. Bu kimliği ile gerekli gördükçe Meclis'e ve Bakanlar Kuruluna başkanlık eder." 
"Madde - Cumhurbaşkanı, başbakanı Meclis üyeleri arasından seçer. Öbür bakanları da başbakan, yine Meclis üyeleri arasından seçtikten sonra hepsini cumhurbaşkanı Meclisin onayına sunar. (...)” 
YAŞASIN CUMHURİYET ... 
Yasa Tasarısı 29 Ekim 1923 Pazartesi günü önce Halk Firkası Grubu'nda sonra da TBMM.nde görüşüldü, bazı eklemelerle TBMM.nde birçok millet vekilinin "Yaşasın Cumhuriyet!" diye alkışlanan söylevleriyle kabul edildi (Düstur: 3.Tertip, 5.cilt, s. 158) ve Ulu önderin deyişi ile “Türk Ulusu'nun ruhuna ve karakterine en uygun yönetim şekli olan Cumhuriyet” kuruldu ve esasen var olan ulusal yönetime "gerçek” adı verilmiş oldu. ( 
Sonra, Ulusun genel istek ve istencine uygun olarak TBMM. Oybirliğiyle Ankara milletvekili Gazi Mustafa Kemal Paşa'yı Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı seçti. 
Böylece, dört yıl önce, 8/9 Temmuz 1919 gecesi saat 22.40'ta Harbiye Nezareti'ne, saat 22.50'de Padişah Vahdettin'e Erzurum'dan çektiği telgraflarla Ordu Müfettişliği görevinden ve rütbelerinden istifasını bildiren, "Resmi san ve yetkilerden ayrılmış olarak, yalnız ulusun sevgisine, cömertlik ve yiğitliğine güvenerek ve onun bitmez uyarıcı, yaratıcı kaynağından esinlenip güçlenerek” yurdu kurtarmak ve Türk Ulusu'na yaraşır çağdaş bir devlet kurmak amacına yaşamını adamış olan Gazi Mustafa Kemal de o gün, kurduğu yönetim gibi gerçek unvanını almış oldu. 
Kurulan, gerçek bir cumhuriyettir. Cumhurbaşkanı seçilen kahraman ise, “Ulusa efendilik yokur, hadimlik vardır” diyerek tüm yaşamını mensubu olmaktan büyük iftihar duyduğu ulusuna adamıştı. 
CUMHURİYET SAVCILARINA SESLENİŞ: 9 EKİM 1925 
Devlet yönetimini elinde bulunduran kişinin gem vurulmaz ihtirası uğruna hukukun yok edildiği bir dönemden geçerken, Atatürk'ün kamu hukuku temsilcileri olarak tanımladığı Cumhuriyet Savcıları'na yine O'nun sözleri ile seslenmeyi zorunlu görüyorum: 
"Her uygar ve çağdaş devlette olduğu gibi, Türkiye Cumhuriyeti Adliyesinde de Cumhuriyet Savcılarını yüksek ve son derece önemli bir görev ve makamın temsilcileri olmak üzere tanırım. Kamu hukuku adına ortaya koyduğu bir talebin desteklenmesini sağlayamamanın, bir Cumhuriyet Savcısı için övünülecek bir konu olamayacağını hatırlatmak isterim." 
"Türkiye Cumhuriyetinde kimsesiz bir birey yoktur. Cumhuriyet böyle bir kavramı asla kabul edemez. İnsan hakları, yasaların güvencesi altındadır. En güçsüz ve en kimsesizlerin yardımcısı devlet ve onun kamu hukuku temsilcileri olan Cumhuriyet Savcılarıdır. Kendilerini kimsesiz görenlerin, yanlarında heran haklarını aramakla görevli Cumhuriyet Savcıları bulunduğunu asla unutmamaları ve bundan emin olmaları gerekir. Zayıf ama haklı olanların en güçlü durumda olmaları, adliyemizin en belirgin özelliği ve ülküsüdür.” ATATÜRK ve HUKUK, Yargıtay 130. Yıl Armağanı, Ankara-1999, s.130 vd.) 
Ulu önder Atatürk'ün Cumhurbaşkanı olduğu yıllarda “Türkiye Cumhuriyeti'nde “ kimsesiz birey" yoktu. Cumhuriyet gerçekten "kimsesizlerin kimsesi idi. Şimdilerde öyle mi acaba? 
Cumhuriyet düşmanlarınca 21 Ekim 1999'da katledilen Prof.Dr. Ahmet Taner Kışlalı'nın "Seçimsiz Demokrasi” adlı kitabında anlatılan gerçek bir öyküyü sizlerle paylaşmak istiyorum: Öykü şöyle: 
"Olay, İdil'de, 1930'lu yılların başında geçer. Komşuları, yaşlı bir Kürt kadınının canhıraş feryatları ile uyanırlar. Kadıncağız bir yandan ağlamakta bir yandan bağırmaktadır: Koşun yetişin!.. Mustafa Kemal Paşa öldü! "Nereden duydun" derler: "Biz böyle bir şey duymadık!" Yaşlı kadının dizlerine vurarak dövünmesi artar: -Öküzlerimi çalmışlar... Mustafa Kemal ölmeseydi kimse böyle bir şey yapma edemezdi! Mutlaka ölmüştür ve çalanlar o kara haberi sizden benden önce almışlardır!.." 
Bu kısa öykü yurdun en ücra köşesindeki bir aziz yurttaşın Gazi Mustafa Kemal'e ve Cumhuriyet'e güveninin en somut kanıtı değil midir?.. 
VAADLERİNİ GERÇEKLEŞTİREN DEVLET ADAMI: BÜYÜK ATATÜRK!.. 
"Benim şahsen kuvvet ve kudretim, halkın bana gösterdiği emniyet ve itimattan ibarettir" diyen Atatürk, 29 Ekim 1933"te verdiği 10. Yıl Söylevi'ndeki : "Büyük Türk Milleti! Onbeş yıldan beri giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet va'deden çok sözlerimi işittin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiçbirinde, milletimin hakkımdaki itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım" sözleriyle de halkın kendisine olan inanç ve güveninin isabetini pekiştirmiştir. Atatürk, Ulusuna verdiği bütün sözleri yerine getirmiş olanbüyük bir devlet adamıdır. 
Cumhuriyet'in 98.Yılını idrak ettiğimiz bu günde, ULUSUMUZUN CUMHURİYET BAYRAMINI KUTLUYORUM., 
Saygılarımla. 

 



YAZARLAR

  • Pazartesi 8.7 ° / 1.6 ° Bulutlar
  • Salı 10 ° / 3.7 ° Bulutlar
  • Çarşamba 7.5 ° / -0.3 ° kırık bulutlar
  • BIST 100

    2.097%1,17
  • DOLAR

    13,5178% -0,01
  • EURO

    15,4434% 0,10
  • GRAM ALTIN

    791,18% 0,19
  • Ç. ALTIN

    1305,447% 0,19