Ahmet Yaşar Aktaş


Boğaziçi Üniversitesi Direnişi Bir Demokratik Hak Arama mı?


Üç aydır rahatsızlığım nedeniyle ara verdiğim köşe yazılarıma, emekli bir öğretim üyesi olarak, Boğaziçi Üniversitesi (BOUN)’nde yaratılan düşündürücü olguyla başlamamı yadırgamazsınız umarım.

Öğrenciler ile Öğretim Üyeleri, rektöre 12 Eylül 1980 abd çocuklarının askeri darbesinden bu yana öğretim üyelerince seçilmemiş, üniversite dışından atanan ilk rektör olduğu için karşı çıkıyorlar. BOUN’den sayılmak için bu üniversitenin bir fakültesinden çıkışlı olmak gibi bir gelenekleri, değerleri var. Yok sayıldı.

Demokratik her ülkede olduğu gibi, 1982 Yüksek Öğretim Yasası’na dek siyaset üniversitelerin yönetimine karışamıyordu, üniversite özerkti. Öğretim Üyelerini hiçe sayan otoriter bir anlayışla 15 Temmuz’dan sonra üniversitede rektör seçimi de bitirildi.

O tarihten beri rektörler, Yükseköğretim Kurumu’na (YÖK) başvuranlar arasından belirlenip Cumhurbaşkanınca atanıyor.

İlginizi çekebilecek YÖK ile ilgili bir anımı izninizle paylaşmak isterim. 2010’da Kastamonu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kurucu Dekanıyken, öğrenci alabilmek için rektörlük kanalıyla öğretim üye kadrosu istendiğinde, YÖK başkanı “kadro vermeyiz, öğrenciniz yok” biçiminde reddetti. Bu durumda rektörlük öğrenci verilmesi talebinde bulununca, “Vermeyiz, yeterli öğretim üyeniz yok” yazısıyla o teklifi de bilimsel ahlaka uygun (!) olarak dikkate almadı.

Üniversite geleneğine ters, ortaçağa özgü davranışın nedeni, dönemin Atatürkçü değerli Rektörü’nün Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer tarafından atanmış olması ve 2009-2010 yılı eğitim/öğretimin açılış konuşmasında AKP eğitim politikalarını veriler temelinde bilimsel eleştirmesiydi.

Özcesi, dönemin Cumhurbaşkanınca atanmamış ve AKP’li olmayan Rektörün eğitsel etkisini sıfırlayarak gelecek seçimde en çok oyu almasını önlemekti. Amacın üniversiteyi, bilimi geliştirmek olmadığı iyice anlaşılıyor. İktidarın beklentisiyle uyumlu idi.

YÖK başkanlığının bitiminde üstün diploması deneyimden (!) dolayı AKP’ce büyükelçi olarak atanan ve şimdilerde Gelecek Partisi Genel Başkan yardımcısı olan AKP iktidarının ilk YÖK başkanı o zatı muhterem bakınız basına yansıyan değerlendirmesinde ne diyor:

Üniversiteler o kadar siyasallaştı kiArtık AK Parti üniversiteleri var. Kalitesizliğin en büyük nedeni, liyakatin olmaması.”

 BOUN hakkındaki veriler ilginizi çeker mi?

Amerikalılarca sömürgeci hedeflere kadro yetiştirmek amacıyla 1863’de kurulan Robert Koleji 4 öğrenciyle eğitime başlar. 1971’de Robert Koleji, Boğaziçi Üniversitesi olur. Şu anda 16 233 öğrencisi, 6 yerleşkesi, 4 fakültesi, 2 yüksekokulu, 79 yabancı uyruklu olmak üzere 881 öğretim elemanı var.

Ortadoğu Teknik Üniversitesi de benzer amaçlarla kuruldu ama en keskin devrimciler o üniversiteden çıkmadı mı? O halde emperyalizm her şey değil, planlarını gençlerimiz pekala bozabiliyor!

Diğer yanda Atatürk’ün partisi CHP’de Cumhuriyet Değerlerine sahip çıkan antiemperyalistler çeşitli yöntemlerle hızla partiden atıldı.

4 Ocak’ta başlayan gösterilerin ilk gününde şanlı polisimiz öğrencilere müdahale etti. Eğitim tarihine geçen bir eylemle üniversitenin kapısını kelepçelediler.  

BOUN öğrencileri, Öğretim Üyeleri bir aydır “kayyum” olarak nitelenen yeni rektör Bulu’ya karşı soğukta, yağmur, kar yağışı altında bile direnişlerinden ödün vermiyorlar. Bilim adına Öğretim Üyeleri binişlerini (cübbe) giyip istinasız her gün rektörlük binasına sırtlarını dönerek atanmış rektör olarak kendisini BOUN’de istemediklerini açıkça, yüreklice bildiriyorlar.

Öğrenciler, evlerinin kapıları kırılarak gözaltına alınmalarına, terörist ilan edilmelerine karşın başlarını eğmediler, haklı, meşru direnişlerini bırakmadılar.

O terörist ilan edilen öğrencilerden biri basına şöyle bir açıklama yaptı: “Terörist ilan edildim, çünkü kurumumun 150 yıllık kültürüne saygı duyulmasını istedim.”

Şimdiye değin hiçbir Öğretim Üyesi rektör yardımcısı olmaya kabul etmedi. Kim tınar? rektör ancak yukarıdan yeşil ışık gelirse, istifa eder, tüm eylemler/protestolar biter! Ama gelişmeler tam ters yönde.

Diğer kentlerdeki üniversite öğrencileri, BOUN öğrencilerine, bilim insanı olmanın gereğini yerine getiren öğretim üyelerine destek oluyor. Son olarak İstanbul Kadıköy’de, Ankara’da barışçıl, silahsız, slogansız gösteri yapan öğrencilere polis plastik mermi ve göz yaşartıcı bombayla çok sert müdahale etti. Basının bildirdiğine göre,  kız öğrenciler cinsel tacize maruz kalarak gözaltına alındı.

Anayasa’da güvence altına alınan ifade ve gösteri özgürlüğü sınırları içinde süren protestolar ülke çapında yayılıp hükümete yönelmesinden korkulduğu için gençlerimize orantısız güç kullanarak şiddetle müdahale edip ezmeye çalışıyorlar. Yandaş medya ve küçük ortağın açıklamalarından anlaşılan bu. Ezilmek istenen bu gençler, geleceğimizdir! Gelecek yok edilebilir mi?

CHP, BUON öğrencilerini demokrasi mücadelesinde yalnız bırakıyor. Buna karşılık TTB, DİSK, KESK TMMOB ortak açıklamayla tepki gösteriyor.

Peki, rektör M. Bulu kim, merak eder misiniz? 2003’de AKP’ye girdi. 2009’da Ataşehir belediye başkan aday adayı oldu. 2015’te İstanbul 1. Bölgeden milletvekili aday adaylığı için başvurdu.  Ne belediye başkanlığı, ne de milletvekili adaylığına layık görüldüğü basına yansıdı. Gelin görün ki, BOUN’e rektör atanması uygun bulundu.

Boğaziçi Direnişi’nin, kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla yayınladığı videoda özce şu görüş dillendirildi: 

Düzenlenen açık hava sergisine pek çok sanatçının gönderdiği 300’den fazla yapıt sergilendi. Tartışma konusu eser anonim yapıtlardan biriydi. Amacımız kesinlikle toplumun değerlerine saygısızlık etmek değildir. Direnişimiz… en başta LGBTİ + bireyler olmak üzere öğrencileri yalnız ve haksız göstermeye çalışarak çarpıtıldı.

Bir BOUN Öğretim Üyesi medya ile siyasetin tutumuyla ilgili değerlendirmesi şöyle: Haklı ve barışçıl gösteriyi suç gibi göstermek, toplum içindeki hassasiyetlere, bir nevi düğmelere basarak öğrencileri suçlu göstermek çok tehlikeli bir çaba.

Bu anayasal hak olan demokratik, haklı, barışçıl direniş, nitelikli bilimsel bilgi üretim için üniversitelerin siyasal otoritenin aracı yapmanın sakıncaları, anlayana bir örnek/katkı olabilir.

Gerçek şu ki, bu süreç nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, öğrencilerine sahip çıkan onurlu bilim insanlarının, öğrencilerin bu meşru hak arama direnişi, eğitim tarihimizde “başı dik, demokratik bir direniş” olarak yer bulacaktır!

Sağlıcakla, sevgiyle Atatürk ile kalınız!



Durmuş Sığırcı
14.02.2021 11:39:24
Yaşar bey yazınızı henüz okuyabildim. Kusura bakmayınız. O nedenle rahatsızlığınızdan da yeni haberim oldu. Geçmiş olsun, sağlığınıza kavuşöanız en büyük dileğim. Sağlıklı olun ki yazılarınızı okuma şansımız olsun, selam, sevgi ve saygılar.

YAZARLAR

  • Pazar 33.8 ° / 19.7 ° Açık hava
  • Pazartesi 33.7 ° / 21.3 ° Bulutlar
  • Salı 32.7 ° / 21.1 ° Açık hava
  • BIST 100

    1.385%-1,20
  • DOLAR

    8,8726% 1,26
  • EURO

    10,4675% 1,54
  • GRAM ALTIN

    499,48% 1,75
  • Ç. ALTIN

    824,142% 1,75