Vahit ŞAHİN


ATATÜRK EL VERDİ


Trenden Ankara istasyonuna sırtında heybe, beyaz seyrek sakallı,70 yaşında Uşaklı bir köylü indi. Rastladığı ilk üniformalıya “Gazipaşa'ya görmek istiyorum” dedi.

Adam demir yolcuydu. Direksiyon binasını gösterdi:

“Şu binaya gelir herkeste konuşurdu. Ama şimdi Cumhurbaşkanı oldu. Gelir mi, konuşur mu, konuştururlar mı. Bilemem."

Zorlukla Özel Kalem Müdürü Hayati Bey’in yanına girdi. Niye geldiğini kısaca anlattı. Gazi bugün gelecekti. Hayati Bey bu yaman köylüyü Gazi ile konuşturmayı kabul etti. Bir de kahve ikram etti.

Gazi öğleden sonra geldi. Bekleyen çoktu. Hayati Bey hepsini atlatıp yaşlı köylü içeride soktu. Gazi köylüyü ayakta karşıladı. Oturttu:

“ Buyur Nuri Efendi.”

“Teşekkür ederim Gazi Paşam. Ben Uşak'ın Kalfa köyündenim. Babamdan helva ile haşhaş yağı imalathanesi kaldı. Askerliğimi İstanbul'da yaptım. Gözümü kulağımı açtım. İstanbul'da çok şey öğrendim. Avrupa'dan mektup zarfı içinde pancar tohumu getirttim. Bu tohumları köyümdeki toprağıma ektim. Pancar elde ettim. Pancarlar rendeleyip kaynattım. Pekmez yaptım. Şeker elde ettim. Onunla köpük helvası imal ettim. Pancardan şeker yapabileceğimize inandım. Mehmet Hacim Bey'in önderliğinde 51 kişi birleştik Terakki-yi Ziraat Türk Anonim Şirketi adıyla bir şirket kurduk. 600 bin lira sermayemiz var paşam! Bize  el ver şeker fabrikamız kuralım. Köylü ister pancar yetiştirir, ister fabrikada çalışır. Karnı doyar yüzü güler. Biz de belki biraz para ve sevap kazanırız. Uşak şenlenir. El verir misin?”

 Cumhurbaşkanı yerinden fırladı Nuri Efendiyi sevgi ile saygı ile kucakladı.

“Hepiniz var olun! Türkiye'yi bu azim bu istek bu şevk kurtaracak. Ben seni şimdi bir yaverle Başbakana yollayacağım. O da seni belki bir iki bakanla konuşturur. Hepsine bana anlattıklarını iyice anlat. Bir sorun olursa aldırma bana gel,kapım her zaman sana açık olacak.”

Nuri Efendi’yi yanaklarından öptü.

Heybeli köylü Türkiye'nin ilk şeker fabrikası kurucularından ünlü Nuri Şeker olacaktı.

X x x

Bu olayı Turgut Özakman’ın “Cumhuriyet-Türk Mucizesi” adlı kitabından ne zaman okusam, nedendir bilmiyorum, ayrı bir heyecanlanıyorum.

İlk şeker fabrikasının temeli 1926 yılında Uşak’ta atıldı. Aynı yıllarda İstanbul’da ve daha sonraları da Eskişehir ve Turhal’da devam etti.

1953 yılında Adapazarı, 1954 yılında Amasya, Konya ve Kütahya, 1955 yılında Burdur, Susurluk, Kayseri, 1956 yılında ise Erzincan, Erzurum, Elazığ ve Malatya Şeker Fabrikalarının açılmasıyla 1956 yılında fabrika sayısı onbeşe ulaştı. 1962 yılında Ankara Şeker Fabrikası ve 1963 yılında da Kastamonu Şeker Fabrikası, sanayiimizin geliştirilen bir makina fabrikası ile iki atölyede %65'i imal edilerek işletmeye alındı. Ülkemizin nüfus artışına paralel olarak artan şeker ihtiyacını temin etmek amacıyla yeni şeker fabrikaları kurulması öngörülerek 1977'de Afyon, 1982'de Muş ve Ilgın, 1983'de Bor, 1984'de Ağrı ve 1985 yılında da Elbistan Şeker Fabrikalarının %95'e varan makina ve tesisleri mevcut beş makina fabrikasında imal edilerek işletmeye alındı.Daha sonra sırasıyla 1989 yılında Erciş, Ereğli ve Çarşamba Şeker Fabrikaları, 1991 yılında Çorum, 1993 yılında Kars, 1998 yılında Yozgat ve 2001 yılında ise Kırşehir Şeker Fabrikaları işletmeye açılmıştır.

X x x

Bir Uşaklı Köylünün Atatürk’e “Bize el ver şeker fabrikamız kuralım. Köylü ister pancar yetiştirir, ister fabrikada çalışır. Karnı doyar yüzü güler. Biz de belki biraz para ve sevap kazanırız. Uşak şenlenir. El verir misin?” cümlesi ile başlayan şeker üretimi tüm Türkiye’’ye yayıldı.

Binlerce kişi pancar üretti, kazandı.

Binlerce kişi fabrikalarda çalıştı.

Kuran da üreten de kazandı.

Ülke kazandı.

Atatürk Cumhuriyeti böyle kurdu ve geliştirdi.

 



YAZARLAR

  • Pazartesi 33.7 ° / 21.3 ° Bulutlar
  • Salı 32.7 ° / 21.1 ° Açık hava
  • Çarşamba 31.8 ° / 21.3 ° Açık hava
  • BIST 100

    1.385%-1,20
  • DOLAR

    8,8674% 0,00
  • EURO

    10,4002% -0,27
  • GRAM ALTIN

    499,48% 1,75
  • Ç. ALTIN

    824,142% 1,75