(DEFTER) Büyükelçi Hasan Sevilir AŞAN


AB’NİN BALKANLARDA TÜRKİYE ENDİŞESİ

‘’Aynı saflarda yer aldığımız Avrupa Birliğinin Türkiye’nin Balkanlardaki varlığından endişe duymasından daha şaşırtıcı olanı bunun giderek ilan edilmeyen resmi AB yaklaşımına dönüşmesi’’


      Karşılıklı güven zafiyeti yaşayan Türkiye ve AB, Balkanlarda karşılıklı olarak birbirinden endişe duyar görünmekte.

     Balkanlarda kökleri tarihten kaynaklanan ve zaman zaman iç siyasete yönelik ‘’Osmanlı’’ ve ‘’büyük ağabey’’ çağrışımlı söylemlerle dozu artan bir Türk endişesinin bulunduğu sır değil. Öyle ki bu duygu, Balkan milletlerinden çok bu coğrafyaya hâkim olmaya çalışan Avrupa Birliğinde görülmekte.

     Balkanlarda Türk izleri 5. yüzyıla kadar uzanır. Osmanlı da esasen bir Balkan devleti olarak serpilip, gelişmiştir. Beş yüzyıl süren beraberlik, geçen yüzyılın başlarında Osmanlı bölgeden çekilirken hazin şekilde sona ermişti.

     Türklerin Balkanlardaki tarihi ve kültürel bağları Osmanlı yönetiminden sonra da devam edegelmiştir. Bugün Balkanlardaki soydaş sayısı ortalama bir ülke nüfusundan fazladır.

     Aynı cephede yer aldığımız Avrupa Birliğinin Türkiye’nin Balkanlardaki varlığından memnun olmak yerine endişe duyması ve bunun giderek ilan edilmeyen bir AB yaklaşımına dönüştürmesi şaşırtıcıdır.

NOVİ BALKANS

     Geçen yüzyılın başlarında Osmanlı’dan kopan Balkan coğrafyası ikinci büyük savaşa kadar çalkantılı müstakil devlet yapılanmaları ile var olmaya çalışmış, savaş sonrasında Türkiye ve Yunanistan hariç tamamı yarım asır sürecek Doğu Blokunun nüfuz alanına girmişti.

     İki kutuplu dünya düzeninin Berlin Duvarıyla birlikte yıkılması ve Yugoslavya’nın dağılması sonucunda Balkan Coğrafyası yedi yeni Cumhuriyetle tanışır.

     Halen istikrara kavuşamayan Balkanlar her ülkenin yekdiğerinde azınlığı olan, sınırları tartışmalı bir coğrafya olup içeriden ve dışarıdan kışkırtmalarla, özellikle de küresel zıtlaşmaya dönüşen Rusya - Ukrayna gelişmeleri karşısında eski sıkıntılı günlere dönme riskini taşımaktadır.

     Yeni Cumhuriyetleri şemsiyesi altında birleştirmeyi beceremeyen AB’nin ‘’hem suçlu hem güçlü’’ kurnazlığıyla bölgedeki Rusya, Çin ve Türkiye’nin faaliyetlerinden rahatsızlık duyması acı bir tebessüm yaratmıyor değil.

     Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, geçenlerde Rusya, Çin ve Türkiye’nin bölgedeki faaliyetlerini öven çıkışıyla, AB’nin sinir uçları ile oynayarak Balkanlarda ellerini çabuk tutmalarını hatırlatmıştır.

ENDİŞE     

     Balkanlardaki Türkiye endişesi, tüm Balkan çözümlerinde başından beri çok taraflı masalarda yer alıp barışçı yaklaşımları destekleyen, bölge hissiyatına yakınlığını uluslararası toplumla paylaşa gelmiş olan Türkiye’ye haksızlıktır.

     Nitekim AB, anlaşılması zor endişesi neticesinde Türkiye’yi bölgeden siyaseten hariç tutma yönünde hayali bir ‘’Batı Balkanlar’’  tanımlamasına sığınmış görünmektedir. Türkiye’yi şimdiden Balkanların doğusu veya Doğu Balkanlar olarak konumlandırma gayreti gözlerden kaçmamaktadır.

     AB içi tartışmalarda, yarattıkları boşluklardan Rusya, Çin ve Türkiye’nin yararlandığı, Türklerin daha çok Arnavutluk, Bosna, Kosova ve Makedonya’da nüfuzunun arttığı uyarısı yapılmaktadır.

     Avusturya, AB’nin Balkanlardaki rakiplerinin Türkiye, Rusya ve Çin olduğunu sesli olarak dile getirmiştir.    

     Daha sonra Fransa da benzer şekilde Türkiye, Rusya ve Çin’in Fransa’yı Afrika’da neo-kolonyalist olarak niteleyip karalama kampanyaları yürüttüğü iddiasıyla Batı Balkanların Rusya ve Türkiye etkisine girmesini jeopolitik risk olarak tanımlamıştır.

     Avrupa Konseyi Başkanı Tusk, Balkan turunun Arnavutluk ayağında Başbakan Edi Rama ile ortak basın toplantısında, “Osmanlı’yı Avrupa’dan uzak tutan İskender Bey gibi siz de başarı elde edeceksiniz ” diyebilmiştir.

HİSSİYAT

     AB’nin Balkan hassasiyetlerini anlayamadığı gibi anlamak için de çaba göstermediği doğrudur.

     Türkiye - Balkanlar ilişkisinin tarihten, ortak birliktelikten, dil, din ve kültür bağları ile soydaşlık hissiyatından kaynaklandığını göz ardı etmektedir.

     Batı Balkanlar tanımlamasının, bekleme odasındaki ülkelerin tamamı AB’ye girse bile Türkiye’yi AB dışında tutma niyetini yansıtmakta olup AB karar alıcılarının Türkiye’nin Balkanlarda ön almasını kabul edemediğinin işaretidir.

     Avrupa değerlerine şüpheyle yaklaşıp, ev ödevini yapmayan Türklerin AB bekleme odasındaki ülkeleri olumsuz etkileyebileceği, 500 yıllık Osmanlı mirasının korunmasındaki radikal İslam tehlikesi AB çevrelerinde islamofobik önyargılarla sorgulanır görünmektedir.

     ‘’Türkler için AB kapılarında esasen bir engel yok, kendileri istediği kadar Avrupalı olacaktır’’ diyen AB, birlik içinde olmadığı Türkiye’yi arka bahçesinde görmek istememektedir. S-400, doğal gaz ve Şanghay üzerinden Rusya’yla flört ve Osmanlı Büyük Ağabey söylemleri de bu endişeyi katmerleştirmektedir.

      Kısacası, karşılıklı güven zafiyeti içindeki Türkiye ve AB Balkanlarda karşılıklı olarak birbirinden endişe duymaktadır.

YAZARLAR

  • Cuma 19.1 ° / 8.9 ° Güneşli
  • Cumartesi 19.7 ° / 10.1 ° Güneşli
  • Pazar 17.9 ° / 8.6 ° false
  • BIST 100

    9312,12%-0,35
  • DOLAR

    31,01% 0,31
  • EURO

    33,59% 0,39
  • GRAM ALTIN

    2018,65% 0,33
  • Ç. ALTIN

    3321,24% 0,33