“TÜRK SİNEMASI VE ARTİSTLERİ” KİTABI ÇIKTI

Heykeltıraş Savaş İlhan, insanın karanlığa yürüyüşünü anlattı

Adana Ressamlar Derneğİ'nden 24 Kasım Karma Resim Sergisi

“Ah şu mikroplar” tiyatro oyunu çocuklarla buluştu

Uygur, ATAFOD’un konuğu oldu

2020 DÜNYA FELSEFE GÜNÜ MESAJI

Ecdet Güvel’den  “İnce Sözle Yarenlik” kitabı

10. MALATYA ULUSLARARASI FİLM FESTİVALİ’NE BAŞVURULAR BAŞLADI!

YÜREĞİR FİLM AKADEMİSİ BAŞLADI

Hacivat-Karagöz yetim kaldı.

Şehir Tiyatroları sezonu açıyor

“ATATÜRK’ÜN FOTOĞRAFLARININ HİKAYESİ” SERGİSİ AÇILDI

ARATOS FELSEFE OKULLARI’NDA DERS BAŞLADI

Timur Selçuk hayatını kaybetti

ULUSLARARASI KAHRAMANMARAŞ ŞİİR VE EDEBİYAT GÜNLERİ’NE BÜYÜK İLGİ

GESAM’dan “Cumhuriyet İlelebet Payidar Kalacaktır” resim sergisi

ÇDSO’DAN, CUMHURİYET BAYRAMI KONSERİ

Hikmet Karagöz yaşamını yitirdi

Türk Telekom’dan az gören çocuklara sanat atölyesi

YAYINEVİ VE EDİTÖR ESER SEÇER Mİ?

Ressam Müge Süel, “Dans” konulu kişisel resim sergisini açtı

Tiyatro Sanatçısı Aslı Sevi, “Dünyanın tek derdi şu an sanat değil, sağlık ve ekonomi”

Aslı Sevi, “Hepimiz hiç beklemediğimiz bir zamanda olmadık sorunlar içinde bulduk kendimizi. Kimimiz işsiz kaldı, hasta oldu, yakınlarını kaybetti, kimimiz güneş görmeyen evlerde günlerini geçiriyor, kimimiz karnı aç yatağına giriyor” dedi.

RÖPORTAJ:VAHİT ŞAHİN

Tiyatro sanatçısı, TV programcısı, İletişim Fakültesi mezunu Aslı Sevi ile Koronavirüslü günlerde sanat üzerine bir söyleşi yaptık. Sevi, “Hepimiz hiç beklemediğimiz bir zamanda olmadık sorunlar içinde bulduk kendimizi. Kimimiz işsiz kaldı, hasta oldu, yakınlarını kaybetti, kimimiz güneş görmeyen evlerde günlerini geçiriyor, kimimiz karnı aç yatağına giriyor. Elbette dünyanın tek derdi şu an sanat değil, sağlık, ekonomi. Ama bu günler de geçecek ve o tertemiz ve refah günler gelince biz bir yerlerde sizi bekliyor olacağız, kimimiz ekranlarda, kimimiz sahnede. Ve başka başka yerlerde. O vakit geldiğinde hep birlikte aldığımız her nefese daha çok şükredip daha sıkı sarılacağız birbirimize” diyor.

İşte röportajı sunuyoruz:

YENİ ADANA - Bugünkü konuğumuz Tiyatro sanatçısı, oyuncu Aslı Sevi, merhabalar öncelikle, bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

ASLI SEVİ - Merhabalar... Elbette, kendimi bildim bileli müzik ve tiyatroyla ilgilendim. Mutlu bir çocuktum. Bolca oyun oynadım ve çokça da yara aldım. -Tanrı’ya şükür ki sadece dizlerime- Kendimi rahatça ifade edebildiğim ve dinlendiğim bir evde büyüdüm.

İlgi alanlarıma dair özel eğitimler alırken lisansımı da İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde tamamladım. Zira memleketimizin yolları puslu, bir kadın olarak biraz daha sıkı tutunmak gerek diyerekten. İyi ki de öyle yapmışım. Farklı bir alanda eğitim almak bana çok şey kattı. -Her ne kadar çok alakasız olmasa da- Beraberinde sunuculuk TV işleri derken müzik daha geri planda kaldı ama her daim özelimde çalışmalarıma devam ettim, hala da ediyorum. Zaten içinizde olan karmakarışık bir aşka ‘Hadi sen de çözül herkes yoluna.’ diyemiyorsun.  O bir örgü gibi uyum içinde sürüp gidiyor.

Şimdilerde birçoğumuz gibi bolca vaktim var malumunuz, ben de tatlı tatlı okumalar, dinlemeler yapıyorum. Bin yıldır izleyemediğim filmleri oyunları izliyorum.  Yazıyorum...

YENİ ADANA - Öncelikle sizi kendi yazdığınız ve oynadığınız “....lı Kadınlar” isimli oyundan tanıyoruz, biraz oyundan bahseder misiniz?

ASLI SEVİ -...LI KADINLAR kendini yazdıran bir oyun oldu. Hoş ürettiğim birçok şey de aslında bana ait değilmiş gibi hissediyorum. Sanki ben bir köprüymüşüm, onlar da beni kullanıyor.

Bu coğrafyada doğup büyümüş bir kadın olarak çocukluğumdan bu yana gözlemlediğim birçok şey var. Elbette bunlardan başlıcası toplumun bir kız çocuğunu oğlan çocuklarından farklı bir yere koyması. Oysa çocuk çocuktur ve çocukluğunu yaşamalıdır. Yetişkinlerin çoğu büyüyünce unuturlar bir zamanlar çocuk olduklarını ve algılarının ne çok açık olduğunu. Çocuklar en az yetişkinler kadar çevresinde olup bitenden haberdardır. Ve ben de çocukken gördüğüm bu ayrımcılığın farkında olarak büyüdüm. Algıda seçicilik malum, hep kadın sorunları beni daha çok etkiledi. Tüm kadınların acılarını içimde hissedip potansiyellerini de keşfetmek arzusu duydum. Uzun zaman bu böyle devam etti ve 2015’te bu oyun ortaya çıkıverdi. Elbette taslak sonrası araştırmalar ve gözlemlerle derinleştirdim. Ve 2019 Şubatında da prömiyerini yaptık.  Oyun Neşe ve Fatma adında, farklı ortamlarda ve kültürde yetişmiş iki karakterin yaşamlarındaki travmaları, bunlarla başa çıkma hikayelerini ve yollarının kesişmesiyle yaşamlarının dönüşümünü işliyor. Sıradan gibi gelebilir zira her gün onlarca kadının katledildiği bir toplumda yaşıyoruz. Ama her insanın direnişi başka ve biricik. Hiçbiri asla bir rakamdan ibaret değil. Olamaz da. Bu oyun da okyanustaki milyonlarca kum tanesinden birkaç tanesine mercek tutuyor.

Spoiler* kadınlarımız katledilmiyor.

YENİ ADANA - Tiyatronun sanat içindeki yeri hakkında hakkında ne düşünüyorsunuz?

ASLI SEVİ - Sanata aşık biriyim. Klişe gibi gelebilir ama sanatı sadece icra edilen yerlerde değil, gökyüzünde, kuşların cıvıltısında, ağaçların kurumuş dallarında ve daha birçok yerde gören biri olarak söylemeliyim ki tiyatro benim için mükemmel bir araç. Estetik kaygısı gütmeden karakter ve durum için olması gereken neyse onu veren, en önemlisi de birçok derdi tasayı mutluluğu tüm çıplaklığıyla aktarabildiğimiz nefis bir sanat dalı. Bazen uzun bir hikayeden bir an, bazense kısacık bir andan uzun bir oyun çıkarabildiğiniz, görmezden gelinen ya da susulan birçok konuya cesurca değinip izleyenleri sarsabildiğiniz ya da tüm dertlerini unutturabildiğiniz, seyirciyle hemhâl olunan, nefes alan bir sanat.

YENİ ADANA - Eğlendirmeyi seviyor musunuz? Sahnedeyken seyircinin size ne hissettirdiğini, O heyecanı bizimle paylaşır mısınız?

ASLI SEVİ - Seyirci! Ah hele bir de reaksiyon yüksekse değmeyin keyfime. Öyle bir an geliyor ki onlar beni kucaklarına alıp avutmak istiyorlar, bakışlarındaki içtenlik karakterimi sarıp sarmalıyor ve o an onun ihtiyacı olan şey de o. Bazı sahnelerde de alıyorum sazı elime onlar kahkaha attıkça ben daha çok coşuyorum. Seyirciyle yakınsan daha iyi benim için, şimdiki özel sahneler de buna çok müsait. Oyundan sonra da kocaman sarılıyoruz birbirimize. Bin yıldır aynı duyguları paylaştığımızı yeniden hissetmenin verdiği coşkuyla. Daha ne olsun!

YENİ ADANA - Yazılı bir eseri sahneye çıkıp beden ve sözlerle seyirciye aktarmak zor olsa gerek, zaten tiyatroyu diğer türlerden ayıran en önemli unsur bu, siz buna kendinizi nasıl hazırlıyorsunuz?

ASLI EVİ - Ustalarımdan zamanında öğrendiğim bazı teknikler var beden ve zihnimi hazırlamama yardımcı olan. Bunlar benim anahtarlarım. Ruhumun anahtarları. Performans hazırlık döneminde ve performanstan önce beni ısıtıp sarıp sarmalıyorlar, karakterlerime gidiş yollarımı kısaltıyorlar ta ki karakterle aramda bir mesafe kalmayana dek. Onlar ben, ben onlar oluyorum.

YENİ ADANA - Tiyatronun hayatınızdaki yeri nedir?

ASLI SEVİ - Tiyatro benim ilk heyecanlarımdan. Ve hala heyecanım olmaya devam ediyor. İzlemeye de bayılıyorum. Sahnedeki oyuncuların heyecanını yaşarım her zaman. Oynamak ve izlemek. Son yıllarda da tiyatro için yazmak. Benim için çok özel.

YENİ ADANA - Tiyatroda oynamadığınız fakat oynamak istediğiniz bir oyun var mı?

ASLI SEVİ - Dario Fo oyunları beni çok çekiyor.  Seçmek gibi bir düşüncem olmadı ama onun nefis kadın oyunlarından birini oynamayı çok arzu ediyorum.

YENİ ADANA - Televizyon hakkında düşüncelerinizi ve projeleriniz hakkında okuyucularımızı bilgilendirir misiniz?

ASLI SEVİ - TV  uzun zaman hayatımızın başköşesinde olmuş ama son dönemlerde raflara kalkmaya hazırlanan bir yayın aracı.  Benim de deneyimlemeyi sevdiğim bir araç. Ama özellikle globalleşen Dünyanın interaktif yayın araçları gittikçe daha fazla tercih ediliyor ve herkes bir nevi kendi televizyonuna sahip. Benim de en son KRT TV de yaptığım bir kültür-sanat programım vardı. 72 bölümün ardından bu yıl sona erdi. TV dizilerinde oynamak keyifli olabilir ama tv programcılığı benim için hep çok anlamlı oldu. Çünkü farklı dallardan insanlar tanımak onları ağırlamak, yeni şeyler öğrenmek, tanıtmak, benim için çok güzel. İnsanı geliştiren bir yanı var. Şimdilik yeni proje görünmüyor. Zira şu şura önümüzü iyi göremediğimiz bir dönemdeyiz. Bakalım, şu günler bir geçsin sonrasında neler olacak ben de merak ediyorum.

YENİ ADANA - Okuyucularımıza vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

ASLI SEVİ - Hepimiz hiç beklemediğimiz bir zamanda olmadık sorunlar içinde bulduk kendimizi. Kimimiz işsiz kaldı, hasta oldu, yakınlarını kaybetti, kimimiz güneş görmeyen evlerde günlerini geçiriyor, kimimiz karnı aç yatağına giriyor. Elbette dünyanın tek derdi şu an sanat değil, sağlık, ekonomi. Ama bu günler de geçecek ve o tertemiz ve refah günler gelince biz bir yerlerde sizi bekliyor olacağız, kimimiz ekranlarda, kimimiz sahnede. Ve başka başka yerlerde. O vakit geldiğinde hep birlikte aldığımız her nefese daha çok şükredip daha sıkı sarılacağız birbirimize. Anneannem şöyle dedi bugün; ‘Kara gün kararıp kalmaz, bu da geçecek.’ Tabii ya! Bu da geçecek. Yeter ki ruhumuz, bedenimiz sağ olsun. İyi ki bu röportaja vesile olan sanat var iyi ki okuyucularınız var, ve sizler varsınız. Bu keyifli sohbet için çok teşekkür ediyorum. Sağlıkla, huzurla kalın.”


Haber Kaynak : ÖZEL HABER