Adana muhtelif alanlarda nazım imar planı, revizyon, ilave değişiklik hazırlanması hizmeti alıancaktır

Teras poliürea su yalıtımı yaptırılacaktır

Nihat Ziyalan, Yazı Tamircisi Atölye'nin konuğu oldu.

Mehmet Doğan Karakuş : MERHABA;

BİR ŞİİRİN ÖYKÜSÜ veya GELENEKSEL BİR ÖYKÜNÜN ŞİİRİ.

Sarkaç / Onur Sakarya

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: Yasemin YAZICI...

Tarkan Toka:  SAYIKLAMALAR

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: Nursel DURUEL..

Söyleşi: Gül PARLAK

Deneme: ŞAHİN TAŞ

Levent Karataş

Söyleşi: Bayram Sarı

2021 Dünya Öykü Günü Bildirisi

GÜLSER KUT-ARAT : 68 ve 78 KUŞAĞINDA AŞKA VE CİNSELLİĞE FEMİNİST BAKIŞ AÇILARI.

Öykü: Tayfun AK

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: Şükrü ERBAŞ...

Öykü: Recep NAS

ŞİİR: NİHAT ZİYALAN - BALIKLAMA

Öykü: İlknur GÜNEYLİOĞLU - TÜRKİYE HARİKALAR DİYARINDA

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: YEKTA KOPAN...

Minimal Öyküler: Onur SAKARYA

Minimal Öyküler: Onur SAKARYA

Minimal Öyküler: Onur SAKARYA

güve

yatağın üzerinde oturuyordu. üzgündü. ayrılıyorduk artık. birden bir güveye dönüştü. perdeleri yedi. halıları yedi. beyaz eşyaları yedi. bibloları yedi. beni yedi. açık pencereden uçtu, gitti.

tabut

her şey bittiğinde kentlerde binalardan çok mezarlık olacak, dedi kadın. adam gülümsedi. binalar da mezarlıktan farksız değil mi, dedi. doğru belki ama en azından gülümseyip bunu söyleyebiliyorsun, dedi kadın. ölüler gülümsemez mi, dedi adam. belki, dedi kadın, ekledi: ama konuşamazlar! adam durdu durdu ve bir tabuta dönüştü. kadın tabutun içine girdi ve gülümsedi.

bal kabağı

televizyon açıktı. bir taraftan çekirdek çitliyor bir taraftan dizi izliyordu. saat gece on ikiye yaklaşıyordu. kocası halen gelmemişti. bir taraftan çekirdek çitliyordu bir taraftan dizi izliyordu. çok hızlı çitliyordu. çekirdek kabuklarını hiddetle tükürüyordu etrafa. saat on ikiye geliyordu. dizi bitiyordu. çekirdek de bitiyordu. saat tam on ikide zil çaldı. kocasıydı. dizi bitti. son çekirdek tanesi kalmıştı tabakta. son çekirdeği de çitledi. dizi bitti. çekirdek bitti. zil çalmaya devam ediyordu. kadın birden bir bal kabağına dönüştü.

diş

dişi ağrıyordu. ne fena bir ağrı. işaret parmağını ağzına soktu. ağrıyan dişini buldu. oymaya başladı. parmağını ağzından geri çektiğinde işaret parmağının ucunda ufacık bir adam gördü. işaret parmağında öylece oturuyordu. ayağa kalktı. sen mi çıkardın beni, dedi. evet, dedi adam. ağrı geçmişti. sen mi ağrıtıyordun lan benim dişimi, dedi dişi az önce fena halde ağrıyan adam. hayır, ben sadece heykel yapıyordum, dedi ufaklık. ben bir heykeltıraşım, diye de ekledi. az önce dişi fena halde ağrıyan adam ufacık heykeltıraşı, başparmağının ve işaret parmağının arasında ezerek öldürdü.

kalp

ayrılıyorduk. bitmişti her şey. geriye sadece benim kapıdan çıkıp gitmem kalmıştı. kapıyı yavaşça açtım. arkamdan geliyor musun gelmiyor musun diye kontrol ettim. gelmiyordun. üç katlı apartmanın merdivenlerini hızla indim. bir taksi çevirdim. tam bineceğim bağırdın. ilk önce ne dediğini duyamadım. arkamı döndüm. dibimdeydin. elinde kanlar içinde bir kalp vardı. bunu komodinin üstünde unutmuşsun, dedin. göğsüme baktım. göğüs kafesim parçalanmıştı. kalbim yerinde yoktu. sende kalsın, dedim. taksiye bindim ve gittim.