Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?


ZEMHERİ


         Bilmem bu feleğin bende nesi var
         Her gittiğim yerde yar ister benden
         Sanki benim mor sümbüllü bağım var
         Zemheri ayında gül ister benden"

 

         Orta Anadolu türküsüdür bu. Halkımızın dilinden düşmez. Küçük, büyük herkes bilir bu türküyü. Çoğunlukla sevgilinin halden anlamadığını anlatmak için söylenir. Çünkü sevgiliye gül vermek değil zor olan, zemheri ayında gül bulmak zordur. Çünkü zemheri de gül bulmak imkânsızdır.

          Zemheri ayı çoğunlukla aralık ayı veya ocak ayı için söylenir, Ama iklim değişikliği nedeniyle birazcık şubat ayına kaymıştır. Zaten bu üç ayda kış ayı olarak bilinir. Ortak özellikleri çok soğuk olmasıdır. Belki bizim Akdeniz bölgesinde havalar çok soğuk olmaz, ama İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgeleri en soğuk günlerini yaşar.

          Bu aylarda o bölgelerde yollar kapanır. Ulaşım kar üzerinde ve tipide gerçekleşir. Üç metre önünü göremezsin. Sıcaklık eksi 30’larda 40’larda hatta 50’lere kadar ulaşır. Yani İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinin içeri kapandığı, kış uykusuna yattığı bir mevsimdir zemheri ayı.

          Bizde Doğu Anadolu deyince akla Van gölü gelir, Ağrı ili gelir. Erzurum gelir. Benim birader orada Köy Hiz. Bölge Müdürlüğü yapmıştı. O vakitler cep telefonları yeni çıkmıştı. Van’ın Bahçesaray ilçesine gitmiş oradan arıyordu.

            “Ahmet .”diyordu.”Şu anda nerdeyim biliyor musun?”

            Ahmet nerden bilsin biraderin Bahçesaraydan aradığı.

           “Yok.”diyorum.”Nerden bileceğim ki ?”

            “Bahçesaraydayım.”diyor.

            Ben o vakitler Bahçeşehir’i biliyordum. Çünkü orada Bankanın yaptırdığı lüks evler vardı. Bizde banka personeli olarak o evlerin pazarlamasını yapıyorduk. Ve o günlerde ev başı milyon liralardan bahsediliyordu. Bahçesaray’ı ise Fatma Girik’in Şişli Belediye Başkanlığından biliyordum. Sanırım oralara yardım götürmüşlerdi. Ve yollarının olmadığını Türkiye ye göstermişlerdi.

            Ve birader devam etmişti konuşmasına. Diyordu ki;

            “Buraların yolu yok Ahmet.Yol yaptırıyorum dağın tepesine. Buralarda ceviz ağaçlarından başka ağaç da yok. Onlarda kendi kendine bitmiş. İnsanlar çok fakir. Bu güne kadar yolları hiç yapılmamış.”

            Belki eksik anlatmış olabilirim. Ama bildiğim kadar yolu olmayan bir ilçeydi Bahçesaray. Belki o vakitler yaz dönemiydi. Etrafta kar yoktu. Ama zemheride oraya kar yağardı. Çığ düşerdi. Soğuk ve tipi çok olurdu. Oraya insanlar arabayla gidemez, gitse bile geri gelemezlerdi. Hele bir devlet yetkilisi ya da devletin hizmet araçları gitmek istemezdi. Daha anlatayım mı? İşte bu zemheri ayında orada bir felaket oldu. Kırk bir tane vatandaşımız karın altında can verdi. Bunların on biri asker, dokuzu korucu ve diğerleri gariban vatandaşlardı.

            Böyle bir felaket karşısında, İnsan düşünmeye başlıyor, düşünmenin para etmediği bu memlekette. Zemheri ayında, karda, kışta, tipide orada ne işi vardı bu insanların? Yol desen yol yok. Var olan yolu bulmak ise mümkün değil. Ama birileri devletin askerini, korucusunu ve gariban itfaiye erlerini oraya gitmeye zorlamıştı. Devletin kurumları da ölüm pahasına gitmeye mecbur kalmışlardı. Bütün tavsiyeleri ve yol göstermeleri geçersiz sayılmıştı.

                          Ne için?

          Sorulara kimse cevap veremiyor. Gazetelerde haberin yapılmasını da yasaklamışlar. Bazı yalaka basın hiç söz etmek istemiyor. Ama şaşalı cenaze namazlarını da göstermeden edemiyor. Şehitlerimiz diye flaş haber yapıyorlar televizyonlarında ve gazetelerinde, Ama neden ordalar diye kimse açıklama yapamıyor.

           İyi ki sosyal medya var. İyi ki açıklama yapacak cesarette birkaç televizyonumuz, gazetemiz var. Onlarda olmasa şehidimiz var diye sevineceğiz. Şehidimiz var diye evlere bayrak astığımızı haykıracağız. Ne kadarda arzularmışız şehitlerimizin çoğalmasını.(Özür dilerim bakınca öyle görünüyor.)

            Allah’ım aklıma mukayyet ol. Bu kadar şehit haberleriyle yaşamak beni çok üzüyor. Felaket haberlerine dayanamıyorum artık. İnsan sevdiğine gül vermekten şikâyet eder mi? Ben gül bulamıyorum etrafımda. Çok üzülüyorum. İsyan ediyorum. Memleketin her tarafını kırmızı beyaz güllerle süslemek bana acı veriyor.

       Dün yine İdlip denen yerde beş askerimiz şehit, beş de yaralımız var. Kim vurmuş dediklerinde;“Rejimin askerleri.” diyorlar.

       Rejim kim? Suriye’nin resmi hükümeti. Pekâlâ, İdlip nerenin şehri? Rusya’nın mı?  Yoksa” arabuluculuk yapalım.” diyen İran’ın mı? Yoksa Irak’a mı? Kime ait İdlip? Bilen var mı?

         Sürçü lisan ettim ise af ola. İsterim ki insan önce insan ola.

          



YAZARLAR

  • Cuma 35 ° / 25 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Cumartesi 33 ° / 25 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Pazar 33 ° / 23 ° Fırtına
  • BIST 100

    1.061%2,53
  • DOLAR

    7,2958% 0,93
  • EURO

    8,6309% 0,21
  • GRAM ALTIN

    471,03% -1,75
  • ÇEYREK ALTIN

    777,1995% -1,75