YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-10
Tarih: 15.10.2015 10:41:36 / 910okunma / 0yorum
Cumali KARATAŞ

***AĞITLARLA ELEŞTİREL-DENEME***

                                                                      Cumali Karataş

*SARIKAMIŞ:

            Sarıkamış denince, hele o felâket hareketle birlikte akla neler gelmez ki… Sarıkamış, Allahuekber, Altın Bulak, Soğanlı, Çil horoz dağı, kanlı kanlı akan Bardız deresi…. Cıbıltepe´nin yaban rüzgârı gidin bakın neler görür de söyleyemediği.

            Savaşta Sarıkamış içindeki meşelerin hep yakıldığından söz edilen bir ağıda ek olarak, diğer bir dörtlükte “Sarıkamış saza döndü/Dağları gülüzara döndü/…” girişiyle, o dağlarda her biri birer gül olan Mehmetçiklerimiz ağlayan bir güle benzetilirken, “İbrişimin kozaları/Battın Avşar kazaları/…” diye başlayan diğer bir dörtük, gülüzara dönen dağlardaki körpe Mehmetçiklerimiz için:”…/Sarıkamış´ta kırıldı/Gonca gülün tazeleri.” gibi hak edilen bir benzetmeyi yapmaktadır Kara Zala´ca…

            Altın Bulak, geçişlerin olduğu, askeri yönden stratejik önem taşıyan bir Sarıkamış köyü… Yine Kara Zala´ca bir söylemle:”Sarıkamış Altın Bulak/Soğanlıyı biz ne bilek/…” diyen Zala; “Sarıkamış´ta var maşın (makine)/Urus yığmış ağır koşun/Bizim uşak açık, çıplak/Dağlarda büyüdü kışın” dizeleri karsısında; “…/Bizim uşak göycek gezer/Ağca zıbın, kara yelek” dizelerinde kaygıya kapılarak, bizim oğlanlar bir yelek bir gömlekle gezer, Sarıkamış´ın o dağlarında n´edecekler diye dövünüp durur. “Sarıkamış ne aralı/Kimi ölmüş, kimi yaralı/…” derken de; “Yalan dünya kurulalı” böyle bir felaketin duyulmadığı da dile getirilir. Yine bir ağıtta, “Soğanlı´da soğan olur/Kar, tipisi boran olur/…” derken; “Bardız deresi kan çağlar/…” der bir diğer dörtlükte; “Ordudan, Sarıgamış´dan/Bir haber verin Memiş´den/…” dizelerinin anlam olarak uzantısı; “…/Bir Sarıkamış uğruna/Doksan bin fidanın kırılmasının”, ”…/Yalan dünya kurulalı” böyle bir dramın görülmediği vurgusuyla tamamlanır. Bu ara, bir yandan zamana oynamak, bir yandan uzatmadan noktalamak istediğimiz Sarıkamış dizi yazısında yer alan ve tanıklığın somut bir işlevini de yerine getiren Sarıkamış ağıtlarının en önemli kaynağı kuşkusuz Kara Zala´dır. Yöresel sözcükler üzerinde de zaman zaman görüş alışverişinde bulunduğumuz bir yöre insanı olarak yazımızı aydınlatan sevgili ozan Yavuz Bildik´le de bunu da paylaştığımızda, Kara Zala´nın İmami´nin bibisi, ebesi olduğunu bizzat İmami´nin ağzından duyduğunu söyledi. Bibi de sonuçta teyze anlamına geliyor yanılmıyorsam Çukurova´dan Güneydoğu´ya doğru gitikçe bu anlamda kullanıldığı görülür G.Antep, Kilis, K. Maraş yöresinde yaygın rastlanır.        

            *ALLAHUEKBER DAĞLARI:

            “Gökten ateş dökülse de Ali Osman´ların kar, boranda yayan tırmanırken yılmadığı, döşünde bin şehid yatan ey Allahuekber dağları” kim sever seni, kim korkar?... “Potini aldım elime/Bağını çaldım belime/Ben oğlumu asker gördüm/Kurban olaydım ölüme” diyen yurtsever Mehmetçik anaları vardır. Ve sonra bu analar; “Oğlum talime çıkmış da/Maşallah oğlum maşallah/Onbaşı olmuş diyorlar/Zabit olursun inşallah” derlerken yüreklerinin en güzel sevgi güllerini nazar değmesin diye yavrularının göğsüne takarlar üstüne bir de zılgıt çekerekten…  Vatan için, ulus için  gözünü kırpmadan canını veren yiğit evlâtlarını subaylığa ve şehadet düzeyine layık gören bu analar, diğer analara da örnek olmak isterlercesine, “Çantasını alan savuşsun/Hasret olan kavuşsun/Burada oğlumu eğleme/Sefer uğruna dövüşsün” telkininde bulunmaktan alıkoyamazlar yalnızca kendilerini… Ardısıra; “Çantayı sırtına vurup, şubenin önüne vardıklarında, asker olan dört oğulları için aldıkları aferini bir onur madalyası gibi açık alınlarında taşıyabilmenin mutluluğunu yaşarlar. Gerçek bir yurtseverlik,yurttaşlık görevlerini de yerini getirmenin övgüsüyle mutlu olurlar karşılığında can bedelleri verirlercesine.    

            Anaların ağıtlarının gülücüklü yanının yanı sıra kaygılı, hüzünlü, kendilerince haksız buldukları yerlere direnen, sitem eden, eleştiren yanları da vardır kuşkusuz. Kapımızda binek taşı/Oturum karşı karşı/Ben oğlumu görücüyüm/Elin/i öpem yüzbaşı//Ağzında ışıldar dişi/Alnında parlardı kaşı/Ben getirip teslim ettim/Geri bana ver yüzbaşı” diye feryat figan eder can pazarında. Ve sonra.. “Şarkışla Sarıkamış´tan/Bir haber verin Memiş´den/ağır indir arabacı/Hastam inemez inişten.” dörtlüğünün başka bir dörtlükte, “Sivas´tan Sarıkamış´tan/Yatamıyom kara düşten/Hastam zayıf arabacı/Yavaş indirin inişten” örneğinde görüldüğü üzere, halk şiirlerinde de zaman zaman rastlanabilecek bir ‘kaynak sapması´ gibi birkaç bir karışıklık da görülmekte..

            Bedel konusu sonra… Orduya ekonomik anlamda destek olsa da her zaman için bir adaletsizliği, haksızlığı vurgular gibidir bedel yatıramayan askerin gözünde..İşte, “Bahçemizde lale bitmez/Dalında bülbüller ötmez/…” derken, “emir sıkı bedel yatmaz”  der belki bir başka asker anası.. Ve ardından, bilinçaltında yer eden o haksızlığı, yine bir halk müziği türküsünün benzeri olan; ”Gittikleri yol takırdan/Karavanası bakırdan/Zengin olan bedel verir/Hep ölen böyle fakirden” örneği eleştirel olan güzel dizelerle dile getirir.                                                            

            Bedel yatmaz, “O uğru kışta Sivas´a dolu gidip boş gelen kağnının” kaygısı ola ola… Mehmetçiğin ısırdığı simit duvara asılıp, arkasından su dökülerek, binbir sevinç ve kaygılarla davul, zurna askere uğurlanır. Peşinden de analar “Yat da dizimde nazlayım/Kara kekilin düzleyim/Sene bir de, yıl on iki ay/Hangi bir gün yol gözleyim” diyerek vurur hasretin gözüne.     

            Ve burda tabii, Bedri Rahmi´yi şairliğinden utandıracak derece, halk dili sözcüklerle sağlamlaşan güzel deyişler var; zaten ağıtın kökeni de halk şiiri, edebiyatı değil mi? İşte bu koşutta, “Hasıla yavrum hasıla/Mehmedim gitti yesire/…” diyen anacığının, “Kutlu döşeklerde yatan” oğluna “Nasıl dayandın hasıra” sorusuyla karşılaşıyoruz.    

            Analar ne güzel şeyler söylemişler, yakmışlar Mehmetçiklerine… Burada tabii ki sanatsal vurgularda var çok güzel halk dili söylemlerini yer yer daha otantik ve yöreselliğe taşıyan dizelerin sunduğu imgelem güzel gözüküyor, “Murat oğlumun iyisi/Çavuş gölgemin koyusu” der ana.  

            “Yüksek hükümet sarayı/Var mı bu işin kolayı/Gardaşı asker etmişler/Nerde taburu, alayı” diyerek yollara düşen bacılar, gardaşlar da vardır ki, onlar:”Gadanı alayım çavuş/Nerede ettiniz dövüş/Daşına gurban olduğum/Gardaşın yattığı koğuş” diye diye yollara düşerlerken, dilerinden de düşmez nice ağıtlar:          

            Dokuz kardeşi ölenin

                Benim gibi olur bacısı

                Sivas´a tabur dökülmüş

                Beşi anamın kuzusu                                                                                                                                                                                                                                                                                                                      

            *SAVAŞA DOĞRU:  

            Yurtseverlik, vatan borcu, özgürlük sözleri geçerliliğini korusa da savaş zor bir şeydir. “Aman Gazim, aman gazim/Norman dağlarında kuzum/…” diyen “yedi çocuk analarının gözlerinin hiçbirini görmediği”… gibi, savaş sabahına uyanan Mehmetçikleriyle birlikte akıllarına neler gelmez ki:”Motora gönlüm motora/Topu yükledik katıra/Sabahaçak yatamıyom/neler geliyor akla “ hesabı, gözlerini beşe onları sayılan ahşap tavana diker dururlar kaygılı kaygılı. “Yusuf´um asker olunca /Sakal tutmamış dayısı/…” diyen anası, kızı, kızanı bir merak içinde savrulur dururlar. Düşüncelerindeki kaygıları “Yağan karların altında/Gara çadır var mıydı/Top gürleyip gelirkene/Siper yerin dar mıydı?” dizeleri sorulaştırır da sorulaştırır. Çıkıp bakarlar ölümün kol gezdiği Sarıkamış´ın bembeyaz dağlarına. Orda, “İnce ince yağan karda” Sarıkamışlı annelerin gördüklerini kendileri de görürler. “Yatan şehitler ışıldar” orda.

            On altılı on yedili  

                Alayından alim uşak

                Gadanı alayım binbaşı                                                                                                                                      

                Belini yara eylemiş kuşak.                                                                                 

            “Gine kavga sesleniyor/On altılı isteniyor”; “Redifler toplanır/Onlar da kaçmak derdindedir”; “Gidenlerin biri gelmez/Silahları paslanıyor” gerçeği vardır; seferberlik kolay değildir… Gözünü kırpmadan canını veren yürekler; 16´lı, 17´li Mehmetçikler vardır savaş meydanlarında. Kiminin yaşları büyültülmüş, daha çocuk her biri. Ağıtta dediği gibi:”On yedili dedikleri/Yen(a) açılan gül değil mi? O zamanlar da bilinmektedir seferberliğin ne demek olduğunu; seferberlik gerçeğinin acısını yaşayan insanlar:

            Mızıkalar çalınıyor

                Asker olan gelsin deyi

                On yedili asker olmuş

                Topluyorlar ölsün deyi.        

            Yazımızın burasında, tam da on altılı, on yedili konusu açılmışken, bu vurguya açıklık getirmek üzere, şiirselliği mükemmel güzel bir ağıtı da ekleyerek, yararlı bir alıntıya başvuruyoruz yine…

            “Seferberliğin ne demek olduğunu anlayabilmek için askere çağrılan gençlerin 15-16-17´li olarak belirtilmesine dikkat edilmesi gerekir. Zira Onbeşliler, 1315 doğumlular olup Birinci Dünya Savaşı sırasında 16-17 yaşında olanlardır. Diğerlerinin yaşları onlardan dahi küçüktür.”       

            Kaygılıdır savaş, gariptir Mehmetçik… Dahası “Top başından gürleyerek/Alıp gitmişse yarısını/Atı içeri çekilir/Edem satar dorusunu” “Yaslı deli gönlüm yaslı/Acep nedir bunun aslı” diyen kahırlı diller, yine de cennet bahçesine girer gibi ölüme giden, “kana belenmiş kardeşleri, “Kara don gülgülü fesli” güzellemesiyle uğurlarlar. 

            *SAVAŞ VE KADIN:

            Masalarda “hasta adam” kaşesi yeyen Osmanlı İmparatorluğu´nun direnmesinin kanlı bedeli yalnızca Çanakkale ve Sarıkamış değildir.  Trablus´tan Süveyş´e, Yemen´den Balkanlar´a uzanan bir savaş bölgesinde verilen yüzbinlerce can, bu direnmenin çok boyutlu bir acı bedeli olsa gerek.

Bahçemizde lale bitmez

                Dalında bülbüller ötmez

                Emir sıkı, bedel yatmaz  

                Aman Gazim aman Gazim

            93 Harbi, Yemen, Süveyş Kanalı, Trablusgarp, Çanakkale, Sarıkamış (özellikle Sarıkamış) derken, bu ölüm kalım savaşında Avşarlar da oldukça kayıp verirler… Öyle ki, cenazeleri kaldırmada bile yeterli cemaat bulunamayıp, başka köylerin Avşar gençlerinin beklendiği söylenir. Tabii kolay da olmamış yeniden ayağa kalkış, 50 yıl sürdüğü belirtiliyor.

Murat oğlumun iyisi

 Çavuş gölgemin koyusu    

 Yusuf´um asker olunca

Sahal tutmamış dayısı

            Savaş kaygılıdır, acıdır, yıkımdır… “On yedili istenince/Bilmem gelin hayledici” derdine düşürür insanı.. Kolay mıdır bu?... 93 Harbi, Yemen, Süveyş Kanalı, Galiçya, Balkanlar, Çanakkale, Sakarya, Dumlupınar, Sarıkamış… Osmanlının çökme dönemine direnen yüzbinlerce insan kıyımı. Zaten Türkiye´nin nüfusu ne ki? İnsan kalmayan Türkiye ekonomisini yönetemeyecektir. Savaşın ardında kalanlar ise çocuklar, yaşlılar ve kadınlardır. Kadınların acı ve isyan içinde haylettiği, “Adamı olanın tarlayı herk (tarlayı sürmek) ettiği/ Olmayanların terk ettiği” görülür. “Her nereye vardıysan/Kadınların çifte gittiği” görülür. Burda da tabii, ağıtlar arasında kaynak sapması var; “Kız, gelin çifte gidiyor” dizesi, aynı benzerlik taşıyan ağıtta “Gelinler çifte gidiyor” diye geçer. Ve doğrudur da gelinler çifte gider… Çünkü savaş insanıyla birlikte hayvanını da alıp götürmüştür. Döneme özgü bu acı görsellik böyle yaygınlaşıp gider:

            Mızık(a) öter boruynan

                Al sancaklı nuruynan

                Her nereye vardıysam

                Bir gelin var karıyınan.(1)   

 Tabii ki yukardaki dörtlükte de o kaynak sağması denen olay var… “Uşak gider sürüyünen/Asker kalkar boruyunan/Hangi eve vardıysam/..” şekliyle ilk 3 dize farklı birbirinden.      

Hasıla yavrum hasıla  

Memmetim gitti yesire

Kutnu döşeklerde yatan   

Nasıl dayandın hasıra   

            Savaşın ardında kalan dramatik tabloda, “…/edem bunu hayleylesin/Üç yetim de bir gamer” dizesinde de yetimlerin aya benzetilirken; “Anşa bekâr, Zeynep bekâr/Acemi, talime çıkar/Dört oğlum sefer ağzında/Topalım kahrımı çeker.” vurgusu yapılır. “Sarıgamış alkan olurken/Kara giyip saçın yolan/Kimsesiz dul gelinler/…” dizesinin aynı benzerinde ise “…/Sahipsiz kaldı gelinler/Gara giyip saçın yoldu.” olarak geçer.  Bu ara, Em. General Ziya Yergök´ün “Sarıkamış´tan Esarete” adlı kitabındaki anılarında yer aldığı ve de Tüccar Vahey´in Türkiye´de askerlik yapmayan ayrıcalıklı bir insan olarak nasıl rahat ettikleri ve ihanet eden Ermenileri suçladığı üzere, çağa tarihlik eden ozanlar ve ağıtlarda da “Serçe canlı Ermeniler/Hepisi şahbaz döndü” vurgusu geçer güzel bir benzetmeyle.

Yağan karların  altında

Gara çadır var mıydı?

Top gürleyip gelirkene   

Siper yerin dar mıydı?        

            *ENVER PAŞA:

            Bu bağlamda dönemin başarılı subayı, tek adamı, saray damadı Enver Paşa´nın yer tuttuğu konumu da anımsamak, bakmak gerekir… Sarıkamış Harekâtı´nın mevsim kaynaklı Hocası Hasan İzzet Paşa´ya yaptığı ölümcül çıkış, Sarıkamış odaklı bu tekerrüre gösterilebilecek somut bir örnek olsa gerek.  

 

            “…/Yedi düvel baş kaldırdı/Anca Osmanlı dayandı” dizelerinde de özetlediği üzere, tarihi perspektifinin başlangıç noktasını oluşturduğu süreç, sonuç olarak da, yine o kadın olgusuna gönderme yapılarak, “Bizi koydu eli bacılı/Nere gitti Enver Paşa” dizelerinin yanı sıra; “Kör olasın Enver Paşa/Gelinleri el alıyor” dizeleriyle noktalanır.

            Enver Paşa hücum dedi

                Yarıldı Moskof´un ödü.  

                Zalim Allahüekber dağı  

                Niçe yiğit asker yedi.

             Sayın Prof. Dr. Bingür Sönmez´in de üzerinde durduğu gibi, çağının tanığı olan ozanlar ve ağıtlar, savaş taktiğindeki yanlışlar olmasa, Osmanlı´nın Rus´u yenebileceği gerçeğini, “…/Benim korkum Ruslar değil/Kara kışa kurban verdim”; “…/Biz Urus´u alt ederdik/Sebep oldu Enver Paşa” dizeleriyle özetlerken; Hakkı Paşa´ya da “kör olası” vurgusuyla gerekli göndermeyi yapmaktadır.

            Allah(hü)ekber başı duman.

                Olduk Urus´a perişan.

                Kör olasın Hakkı Paşa.

Sen eyledin bizi pişman

.           Rus, Urus ve o dönemde ağırlıklı olarak da Moskof olarak da anılan Ruslar´a karşı da, “…/Kör olasıca Moskoflar/Nice ocaklar batırdı/…” dizeleriyle yine o “kör olası” nitelemesi yapılırken; türkü olduğu da söylenen bir ağıtta ise savaştaki akıl almaz asker kaybı konusunda Enver Paşa suçlanır.  

             Oltu´dan girdik de Sarıkamış´a.

                Akıl ermez orda yatan üleşe.

                Askeri kırdıran Enveri Paşa.

                Kitlendi kapılar mekân ağladı.                                                                    

            Sarıkamış şehitlerimizi saygı ve rahmetle anarak yazımıza son verirken, internetten alıntı yaptığımız alıntıların kaynaklarına da yer verip, ozan ve yazarlarımızı saygıyla selamlıyoruz. Diliyoruz artık ne Sarıkamış´lar, Ne Çanakkale´ler, Ne Hiroşima´lar, ne Nagasaki´ler, hiçbiri hiçbiri olmasın… Savaşlara son verelim, savaşlar yapmak zorunda kalmayalım, barışa dönelim yüzümüzü. Sarıkamış şehitlerimizi

           

 

           

 ***KAYNAKLAR:           

*(Sarıkamış´tan esarete/Sami Önal/Remzi Kitabevi/Mart 2007/8.Basım/262 sayfa)

*Sarıkamış Harekâtı/Necati Bölükbaşı/2014/108 sayfa)

*(Cumhuriyet Gazetesi/sayfa:12/15.01.2015)

*Oktay Akbal/Cumhurieyt Gazetesi/08.01.2006)

*(Zeynep Aksoy/Radikal Gazetesi Kitap Eki/06.01.2006)

*(Zülfi Livaneli/Vatan Gazetesi/22.03.2006)

**(Atlas Tarih/Aralık 2014)

*(Siyasal Birikim Gazetesi/Sayı:495/Ocak 2015)

*(Sarıkamış Kültür Edebiyat ve Haber Dergisi/Sayı:12/Şubat 2005)

*Sarıkamış Allahuekber Dağlar Milli Parkı/Sarıkamış Harekâtının 100. Yılı Broşörü)

*Sarıkamış Bildik motel Broşörü)

*Sarıkamış Ağıtları: Ağıtlarından yaralandığımız bu konuda en önemli isim olarak tanınan Pınarbaşı İlçesi Sindel (Kayabaşı) köyünden Kara Zala´dır. Zala´nın ağıdının Musa Eroğlu ve Âşık İmami´nin eserlerinde de yer aldığına değinilmekle birlikte; Nazir Ayaz, Çetin Önal, Ömer Akbaş, Duran Aydın, Mustafa Önder tarafından söylenegelmiş. Kaynak olarak ise, Adana´lı Fevzizade Bekir Sıdkı´nın “Sarıkamış Ağıdı”nı (Ahmet Şükrü Esen; Anadolu Ağıtları, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara 1982, s.146-147) Ahmet Şükrü Esen; Mustafa Önder ve Ahmet Köksoy´dan “Sarıkamış´ta Ölenlerin Ağıdı” adıyla yer verdiği “Öyküleriyle Ağıtlar”ı (Ahmet Z. Özdemir, Öyküleriyle Ağıtlar, Kültür Bakanlığı, Ankara 1994, s.43-46) Ahmet Z. Özdemir; “Afşar Ağıtları”nı (Emir Kalkan, Afşar Ağıtları, s.22) tarafından Nazir Ayaz´dan isimsiz “10” numarayla Emir Kalkan derlemiş. Yılmaz Ilık (Yılmaz Ilık; Dikenin Gülü Avşarlar, Simge Yayınları, Ocak 2005, s.29-31) ise Ali Tutar´dan “Gine Ardı Kış Geliyor”; Yrd. Doç. Erdoğan Altınkaynak´ın Fırat Üniversitesi nezdinde (Erdoğan Altınkaynak; Pınarbaşı-Sarız-Tomarza Avşar Ağıtları, Fırat Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, basılmamış doktora tezi, Elazığ 1997) “Sarıkamış Ağıdı”nı kaynaklaştırmış.                                                                                                 

            *1-(http://www.kenthaber.com/Haber/Genel/Kose/erdem-yucel/kubilay-olayini-ve-sarikamis-faciasini-toplum-yeterincebiliyor-mu-/a9e4b51c-da4a-4d2c-82af-267a50c0be98)                                                                     

                *2-(Daha Sarıkamış savaşı başlamadan on binlerce Mehmetçiğimiz şehit oldu. Sağ kalanlar da Ruslar tarafından esir edilerek, Gediksatılmış köyündeki esir kampına konulmuş. İşte bu esir kampındaki askerler şehit olan arkadaşlarının ardından, o günden bugüne söylenen,   yürekleri dağlayan, yanık bir ağıt yaktılar.)

                *3-Sarıkamış AğıtıKaynak:http://www.kenthaber.com/Haber/Genel/Kose/erdem-yucel/kubilay-olayini-ve-sarikamis-faciasini-toplum-yeterincebiliyor-mu-/a9e4b51c-da4a-4d2c-82af-267a50c0be98)    

*( 22.06.2015) 

                                                                                                                                                                                            -son

Anahtar Kelimeler: YÜZYILIN, AĞIDI, SARIKAMIŞ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
*** ASLAN İLE KARTAL *** (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Çocuk öyküleri (02 Mayıs 2017 - Salı)
ÇUKUROVA VE TRT´NİN ONURU SUAT YILDIRIM (17 Nisan 2017 - Pazartesi)
SANAT SAYFASI YILLIĞI 2016-2017 24. YIL (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
ADANA´DAN BİR BİLGE ÖZGEN GEÇTİ (31 Ocak 2017 - Salı)
*** AHMET REMZİ DESTANI *** (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
“SEVENLER ANLAR” NEYZEN BESTEKÂRI (19 Aralık 2016 - Pazartesi)
ADANA´DA BİR MESAM GÜNÜ (05 Aralık 2016 - Pazartesi)
ŞARKININ “OKYANUS”UNDA BİR TALAT ER (24 Ekim 2016 - Pazartesi)
BİR TÜRKÜ USTASI ALİ LİMONCU… (26 Eylül 2016 - Pazartesi)
ABDURRAHMAN KESKİNER İLE RÖPORTAJ (12 Eylül 2016 - Pazartesi)
YAPI MESLEK LİSELİLER BULUŞTU (11 Temmuz 2016 - Pazartesi)
ÇUKUROVA´DA BİR ORHAN PAMUK (26 Haziran 2016 - Pazar)
***DERGİCİ LİSELİLER*** (09 Mayıs 2016 - Pazartesi)
BİR GURBET ÖYKÜSÜ (03 Mayıs 2016 - Salı)
***ERDAL YALÇIN İLE RÖPORTAJ *** (18 Nisan 2016 - Pazartesi)
“RESMİN GÖZYAŞLARI …” (11 Nisan 2016 - Pazartesi)
MESAM´DA BAŞKANLAR DÖNEMİ (28 Mart 2016 - Pazartesi)
DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ KUTLANDI (22 Şubat 2016 - Pazartesi)
ÇOCUKLARA İMZA GÜNÜ (17 Şubat 2016 - Çarşamba)
ÇİÇEKLERİN DİLİYLE BİR BİTKİ SOHBETİ (08 Şubat 2016 - Pazartesi)
PORTRELERİN FOTOĞRAFÇISI ALİŞER AVCI (01 Şubat 2016 - Pazartesi)
ZEKÂYİ GÖKKAYA İLE RÖPORTAJ (26 Ocak 2016 - Salı)
ARİF KESKİNER´İN YAŞAR KEMAL´I (18 Ocak 2016 - Pazartesi)
“ŞİİR HAYATIN BURASINDA” (18 Ocak 2016 - Pazartesi)
ADANA´NIN KURTULUŞU ŞARKIYLA KUTLANDI (11 Ocak 2016 - Pazartesi)
TOROSLAR´DA BOZLAK TEŞEKKÜRÜ (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
RESSAM SUAVİ NUMANOĞLU İLE GÖRÜŞME (02 Kasım 2015 - Pazartesi)
ÖDÜLLERLE ADINI DUYURAN BESTEKÂR (19 Ekim 2015 - Pazartesi)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-9 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-8 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-7 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-6 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-5 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-4 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-3 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-2 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-1 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
OZAN BİLDİK´LE GÖRÜŞTÜK… (15 Ekim 2015 - Perşembe)
KIBRIS DENİNCE… (07 Ekim 2015 - Çarşamba)
TED´İN SANAT ÇOCUKLARI (07 Ağustos 2015 - Cuma)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
‘PAVYON KUŞU´ OLUŞUMA DAİR
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
Çocuk Öyküsü*** TAVŞAN YUVASINDA YANGIN ***
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
ADANA HER ŞEYİN EN İYİSİNİ HAK EDİYOR
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞININ ÖZGÜRLÜK VE EGEMENLİK GÜNEŞİ 19 MAYIS 1919 SABAHI KAHRAMANLAR DİYARI SAMSUNDA DOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
İNANMAK BU OLSA GEREK.
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
DÜŞÜNCENİN BİLİM, SANAT VE GERÇEĞE UYGUNLUĞU-Fikri Akdeniz (*)
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
KÜÇÜK YAŞTA EVLENMELER
Ahmet  DUMAN
Ahmet DUMAN
CHP Bir Siyasi Partidir…
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
ÖRNEK BİR EĞİTİM SİSTEMİ: KÖY ENSTİTÜLERİ…
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Cihat OVALI-SPOR YORUM
MAVİ ŞİMŞEKLER 34 PUANA DEMİR ATTI
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
DÖRDÜNCÜ SANAYİ DEVRİMİ VE TÜRKİYE
İlhan ALPER
İlhan ALPER
ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR…
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
İnsanlığın Derinleşen Sosyal Sorunlarını Çözecek Olan İnsan Beyni mi? Yapay Zeka mı?
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
EĞİTİM VE EDEBİYAT
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
“ARTIK MECLİS VAR !”
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Celal Topkan
Celal Topkan
BÜYÜK BİR BİLGE VE DÜNYA LİDERİ ATATÜRK´Ü ANLAMAK VE KAVRAMAK -3
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
İNTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
YENİ ve BULUNMAZ (!) KOMŞULARIMIZ
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
ABD-TÜRKİYE VE BÖLGE
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Hayallerim Var!
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
CENNET KADIN
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
İŞ PARAYLA YAPILIR
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
SİZ HİÇ MAVİ BULVAR´DAN GEÇTİNİZ Mİ?
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
İHTİYARLAR PERİŞAN EDİLMESİN
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
ÇOCUĞA ŞİDDET
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
14 °C
Perşembe
15 °C
Cuma
16 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2017-5/23/1458036914194.jpg