YÜZ YILLLIK HİKAYE - MERHABA TÜRKÇE
Tarih: 20.12.2017 10:02:09 / 933okunma / 0yorum
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?

           Kapıyı açtığında Ahmet Remzi Ağa masanın üzerindeki yazıyı okuyordu. Yüzü asıktı. Düşmanın kovulduğu günden bu yana ilk defa bu kadar üzgün görünüyordu. Üzgün hali bütün yüz hatlarını etkilemişti. Çevrede herkes ona Ahmet Ağa derdi. Gerçi öyle Adana Ağalarına benzemezdi. Sert duruşunun arkasında yumuşacık bir insanlığı vardı. Konuşurken insanı üzmezdi. İşçilerine sert konuşmaz, onları katiyen hor görmezdi.

          Gerçi yanında çalışan işçiler genellikle kendi yakınlarıydı. Yabancı olan tek kişi Hüseyin Efendiydi. Hüseyin Efendi matbaanın bütün işlerini bilirdi. Diğer çalışanlar sadece bir iki işi yaparken, Hüseyin Efendi her işi yapardı. Ayrıca Hüseyin Efendi Adana´da en hızlı matbaa dizgisi yapan ustaydı.

            Adana´nın ünlü matbaa ustası Tevfik Efendiden ders almıştı. Tevfik Efendi Adana matbaacılarının bir numaralı ustasıydı. Ayrıca matbaacıların başıydı. Başı sıkışan ondan yardım isterdi. Savaşta ölünce ustalık işi Hüseyin efendiye kalmıştı. Zor bir zanaattı matbaacılık.

             İçeri girdi. Pencereleri açtı. Odanın gazlı havası dışarı çıkarken, Ahmet Remz, Ağa´ya tekrar baktı. Ahmet Remzi Ağa hala masanın üzerindeki yazıyı okuyor, kendi kendine yorum yapıyordu.   

            Yazı resmi kanaldan gelmişti. Üzerinde Adana Valiliği yazıyor, alt tarafında Vali Bey´in kırmızı mührü görünüyordu. Bu mührü gazeteciyim diyen herkes bilirdi. Böyle bir yazının gelmesi demek yüksek makamlardan emir gelmiş demekti. Çoğunlukla hükümetin yeni çıkardığı kanunlarla ilgiliydi. Her gazeteci yeni kanunlara uymak zorundaydı. Kimse.

            “Ben bu kanunu bilmiyordum.”deme zevkine sahip değildi.

              Yanına yaklaşınca Ahmet Remzi Ağa başını kaldırdı ve Hüseyin Efendinin gözünün içine baktı. Ağlamaklı bir sesle:

             “Gel Hüseyin Efendi” dedi. “Artık gazetecilik hayatımız bitiyor. Zaten zor yaşıyorduk,  bundan sonra  “yaşamayın, ölün” diyorlar.

               Sanki kurtuluş savaşını biz vermedik.

               Sanki Fransızlara karşı ayaklanmadık.

               Sanki millet savaşa giderken, biz karşı taraftaydık. Hepsini elimizden aldılar işte.            Her şeyimizi aldılar. Biricik ekmek teknemizi aldılar. Varımızı, yoğumuzu, geleceğimizi aldılar. Hem de basit bir kanunla aldılar. Bundan sonra dünyamızı yeniden kuracakmışız.

 Bütün bildiklerimiz yok artık. Her şey yeniden başlayacak. Her şey yeni düzene göre oluşacak. Kolay mı bütün bunlar...Ne sanıyor insanlar gazeteciliği... Olacak iş değil bu…

 Öldük biz Hüseyin Efendi öldük…”

               Hüseyin Efendi, Ahmet Remzi Ağa´nın konuşmasını bir süre dinledikten sonra cevap vermeden tekrar matbaa odasına girdi. İçeri bayağı havalanmıştı. Bir yerlerde eksiklik olup olmadığını gözden geçirdi. Hiç bir eksiklik yoktu. Sadece duvarın dibinden içeriye su sızmış, makinenin yan tarafı nemlenmişti. O da her yağmurda olan şeylerdendi. Hiçbir şeye zararı yoktu. Koskoca Ahmet Remzi Ağa´yı kızdıran başka şeyler olmalıydı. Yoksa gazetedeki  yazılan haberlerde bir hata mı vardı? Valilikten bu güne kadar ne geldiyse hepsi basılmıştı. Basılmayan ya da tereddüt edilen bir durum olsa, bütün çalışanların haberi olurdu. Öyle bir durum da yoktu. Acaba Ahmet Remzi Ağa´nın sabah ki korkusu neydi? Yoksa köşe yazarlığı yapan Hocalardan biri hata mı yapmıştı. Valilik sert bir yazı yazarak Ahmet Remzi Ağa´yı neden üzüyordu?

             Tekrar Ahmet  Remzi Ağa´nın yanına döndü. Bu arada Erkek Lisesi Başmüdür Yardımcısı Hasan Bey içeri girmiş, Ahmet Remzi Ağa´nın yanına oturmuştu. Hüseyin Efendi onlara yaklaşırken Ahmet Remzi Ağa kahve söylemesini işaret etti. Yüzü sabahki kadar sert  değildi. Biraz yumuşamış, sakinleşmişti.

               Hüseyin Efendi dışarı çıktı. Yan tarafta çaycılık yapan Şaban´a iki kahve yapmasını söyledi. Sonra tekrar içeri girdi. Hasan Bey ile Ahmet Remzi Ağa kendisine bakarak gülüyorlardı. Onların gülümsemesine sevindi. Hasan Bey:

                ”İşte sana adam.”dedi ve tekrar gülmeye başladılar.

                  Gülmelerinin arkasında garip bir hava vardı. Neye güldüklerini bir türlü çözemiyordu Hüseyin Efendi. Yoksa Valilikte yapılması gereken bir iş mi vardı. Ya da gizli bir görev mi verilmek isteniyordu. Savaş yıllarında birçok göreve gitmişti. Birinde Milis kuvvetlerine; takviye Fransız askerlerinin geldiği ve Maraş´a gidecekleri haberini bildirmişti. Kimse bu haberi kendisinin bildirdiğine inanmamıştı. Bu defa da öyle bir görev olabilirdi. Yalnız böyle bir görev verilmesi ile Hasan Bey´in ne ilgisi vardı.

                  Kahveler gelince Şaban´ın elinden aldı ve yanlarına doğru yürüdü. Kahveyi alan Hasan Bey;

              “Hüseyin Efendinin yaşı bayağı var ama içinden çıkar.”dedi.

              “İnşallah.”dedi Ahmet Remzi Ağa.

                Kahveleri verdikten sonra Hüseyin Efendi kenara çekilip konuşmaları dinlemeye başladı. Bulunduğu yerden tam olarak anlaşılamıyor, dudak harekâtlarıyla çözmeye çalışıyordu.

              Ahmet Remzi Ağa;

             “Benim korkum da o.” dedi. “Ben de öğrenmek istiyorum ama yaşım bayağı geçti. Bu yaştan sonra öğrenmek o kadar kolay iş değil. Genç birini bulmalı, onu göndermeli. Yedi sekiz yaşlarında olmalı gidecek kişi. On yaşından sonra öğrenmek bayağı zor olur. O yaşta birini nasıl bulacağız. Bulsak bile on yaşındaki çocuğa “Gel de bizim matbaada çalış” diyemeyiz ki. Çocuk ne anlar matbaa işinden.”

              Hasan Bey kahvesinden bir yudum aldıktan sonra:

            “Aman Ahmet Ağa.”dedi. “Sen hala okumayı bizim Elif Cüzi mi sanıyorsun? Elif Cüzi´ni yedi yaşında zor anlardık, yetmiş yaşında anlamak daha zor. Dediklerine göre bu yazı ona benzemezmiş. Öğrenmesi daha kolaymış. Ayrıca okuryazar olanlar için daha kolay oluyormuş. Mustafa Kemal Paşa Samsun´da At arabacısına öğretmiş. Hem de yaşlı bir arabacıya. Arabacı kaç yaşındaymış biliyor musun? Tam altmış beş yaşındaymış. ”

            “O büyük adam.”dedi Ahmet Remzi Ağa. “Keşke benim de öyle bir Hocam olsa. Gecemi gündüzüme katıp öğrenirim yeni yazıyı. Hiç gam yemem harcadığım çabaya.”

           “Herkes öğrenecek” demiş Gazi Mustafa Kemal Paşa.”dedi Hasan Bey. “Bir gazeteci sormuş Paşaya. “Paşam” demiş. “Gel bunu birkaç yıla yayalım. O zaman ülke çapında öğrenilmesi daha kolay olur. “Hayır” demiş Gazi Mustafa Kemal Paşa. “Bu iş ya altı ayda olur, ya da hiç olmaz. Bu yılsonuna kadar mutlaka bitirmeliyiz. Yoksa başarılı olmamız imkânsız.”

           “Paşa çok kararlı.”dedi Ahmet Remzi Ağa. “Çok kararlı da benim bütün geçmişimi bir anda yok etmeye çalışıyor. Koskoca Osmanlıyı “unutun” diyor bize. Osmanlıyı bir anda çöpe atmak kolay mı? Dev bir Çınar ağacı o. Koskoca bir kültür abidesi.”

            “Anlıyorum.”dedi Hasan Bey.

             Bu arada Hüseyin Efendi ve diğer yeni gelmiş çalışanları etrafına çağırarak dinlemelerini söyledi. Etrafında beş altı kişi vardı. Hepsi de Hasan Bey´i sever sayardı. Ayrıca Hasan Bey gazetenin köşe yazarlarındandı. Günün yorumlarını o yapar, başyazıyı o yazardı. Ahmet Remzi Ağa bile onun fikrine hürmet ederdi. Hiç bir zaman Hasan Bey´e patronluk yapmamıştı. Gerçi kimseye patronluk yapmazdı. İstese herkese de yapardı. Buna kimse itiraz da edemezdi. Arkasında fikir danışan birçok devlet erkânı vardı. Bir dediğini iki etmezlerdi. Ama Ahmet  Remzi  Ağa yine de bir karıncanın belini incitmezdi.

            Herkes toplanınca Hasan Bey masanın üzerinde duran kâğıdı yanına çekti:

           “Arkadaşlar.”dedi. “Bugün Valilikten bir yazı geldi. Belki kurulu düzenimize ters gelebilir. Fakat ülkemizin geleceği için, İstiklal harbi kadar önemli. Nasıl hepimiz düşmana karşı topluca savaştıysak, yeni yazıyı öğrenmek için de topluca savaşacağız. Bu Başkomutanımız Mustafa Kemal Paşa´nın Millete verilmiş bir emridir. Yoksa bir kanun kuvveti değildir. Biz inanıyoruz ki Emperyalist güçleri ve kültür düşmanlarını bu harflerle yerin dibine gömecek şanlı tarihimize ve kimliğimize tekrar kavuşacağız. Şanlı tarihimize diyorum çünkü şu ana kadar Osmanlı Hanedanlar tarihini tanıyorduk. Hâlbuki bizim de kendi tarihimiz ve dilimiz vardır. Başka Milletlerin diliyle kültür gelişemez. Bizim dilimiz Türkçedir. Arapça, Farsça karışımı Osmanlıca bizim dilimiz değildir. Yeni kurulan Cumhuriyet artık sizlerindir. Sizlerde bu dile ve yazıya sahip çıkacaksınız. Çıkacaksınızda Cumhuriyetin bayrağını sonsuza dek dalgalandıracaksınız. İşte bütün bunlardan dolayıdır ki gece demeden, gündüz demeden, çoluk, çocuk yaşlı, ihtiyar, kadın, erkek demeden hepimiz Millet mekteplerine gidecek, Atatürk´ümüz altı ayda öğreniriz sözünü yerine getireceğiz. Bizim ve Cumhuriyetin geleceği buna bağlıdır. Bu savaş bir kültür savaşıdır. Bundan pes etmek “Ben bunu öğrenemem” demek kimseye, hele Türk Milletine hiç yakışmaz. “Türk Milleti zekidir. Türk milleti çalışkandır.” Bunu ben söylemiyorum, Mustafa Kemal Paşamız söylüyor. Onu mahcup etmeyelim. Adanalı Gazeteciler olarak bayrağı en önde biz taşıyalım.”

                 Hasan Bey´in konuşmaktan ağzı kurumuştu. Hüseyin Efendinin getirdiği bir bardak suyu içtikten sonra:

                ”Tamam, mı Hüseyin Efendi?”dedi.

                  Hüseyin Efendinin gözlerinden yaş akıyordu. Ellerinin ucuyla gözlerini sildikten sonra:

                 “Paşam Emreder de olmaz mı?”dedi.

                  Matbaa odasına girdiğinde bütün çalışanlar ağlıyordu. Ahmet Remzi Yüreğir bey bile yönünü duvardan tarafa dönmüş ağladığını saklamaya çalışıyordu. Mustafa Kemal Paşanın Milletine verdiği görev tebliğ edilmiş herkes, “Ne yaparım” telaşına düşmüştü. Sabah gazete çıktığında yeni harflerle yazılmış  “MERHABA TÜRKÇE” yazısı bütün Çukurova´yı ve Adana´yı selamlıyordu. Tarih…./…./                     

 

 

 

 

Anahtar Kelimeler: YILLLIK, HİKAYE, MERHABA, TÜRKÇE
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
AL BAŞINA BELAYI (19 Şubat 2019 - Salı)
BU ADALET DEĞİLDİ (12 Şubat 2019 - Salı)
GÜLE GÜLE AYŞE (29 Ocak 2019 - Salı)
UÇAN KENGERLER HİKÂYESİ (22 Ocak 2019 - Salı)
AT (15 Ocak 2019 - Salı)
OKUMAK ÜZERİNE (08 Ocak 2019 - Salı)
LEYLAYI DÜŞÜNMEK (01 Ocak 2019 - Salı)
BABAMI GÖTÜRDÜLER (25 Aralık 2018 - Salı)
KEDİ KAZASI (18 Aralık 2018 - Salı)
VEYSEL GARANİ (04 Aralık 2018 - Salı)
ŞEYH MUHİTTİN ARABÎ (27 Kasım 2018 - Salı)
LOKMAN HEKİM EFSANESİ (13 Kasım 2018 - Salı)
HATIRLADIM (06 Kasım 2018 - Salı)
BİRAZCIK DÜŞÜNMEZ MİSİNİZ? (30 Ekim 2018 - Salı)
ZALA (23 Ekim 2018 - Salı)
GÜLLÜ İLE KELOĞLAN (16 Ekim 2018 - Salı)
MEVLANA (09 Ekim 2018 - Salı)
ŞEYTANI GÖREN ÇOCUK (02 Ekim 2018 - Salı)
YANGIN YERİ (25 Eylül 2018 - Salı)
DİŞLİ KEMAL (11 Eylül 2018 - Salı)
YUSUF GİTTİ HOCAM (04 Eylül 2018 - Salı)
YAYLA YOLLARI (03 Temmuz 2018 - Salı)
SİYASET (26 Haziran 2018 - Salı)
İYİ Kİ TARLADAYIM (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
EMEVİ SİYASET (12 Haziran 2018 - Salı)
HENDEK SAVAŞI (05 Haziran 2018 - Salı)
UHUD SAVAŞI (29 Mayıs 2018 - Salı)
BEDİR SAVAŞI (22 Mayıs 2018 - Salı)
FİL EFSANESİ (15 Mayıs 2018 - Salı)
HUZURLU OLMAK İÇİN (08 Mayıs 2018 - Salı)
BU VATAN BİZİM (01 Mayıs 2018 - Salı)
HASAN DEDE KÖPRÜSÜ (24 Nisan 2018 - Salı)
YARIMCA MUSKASI (17 Nisan 2018 - Salı)
ORMANA AĞIT (10 Nisan 2018 - Salı)
ANKARA (03 Nisan 2018 - Salı)
15 DAKİKA EDEBİYAT (27 Mart 2018 - Salı)
ELVEDA LEYLA (21 Mart 2018 - Çarşamba)
HASAN DEDE (13 Mart 2018 - Salı)
BİZDEN SÖYLEMESİ (06 Mart 2018 - Salı)
OKUL KAYDI (27 Şubat 2018 - Salı)
KİTAP´IN HİKÂYESİ-2 YILDIZ ELMASI (20 Şubat 2018 - Salı)
SEVGİLİLER GÜNÜ (13 Şubat 2018 - Salı)
TİRŞİK (06 Şubat 2018 - Salı)
VATAN SAĞOLSUN (30 Ocak 2018 - Salı)
TEĞMEN (23 Ocak 2018 - Salı)
DEVLET KAPISI- 2018 (09 Ocak 2018 - Salı)
BEŞ OCAK ve ADANA (02 Ocak 2018 - Salı)
BİZ VE İLİM (26 Aralık 2017 - Salı)
YAHUDİLER (12 Aralık 2017 - Salı)
ALİİİİİİİİİİİİ (05 Aralık 2017 - Salı)
BU SAVAŞ BİTMELİ (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
KREDİ (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
HOCALARIN DÜĞÜNÜ (14 Kasım 2017 - Salı)
CHP KAPATILSIN MI ? (07 Kasım 2017 - Salı)
BAKMAK ve GÖRMEK (31 Ekim 2017 - Salı)
BESİME TEYZE (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
BİZİM KÖY´ÜN HALLERİ (NAR) (18 Ekim 2017 - Çarşamba)
EKONOMİNİN ÇİVİSİ (10 Ekim 2017 - Salı)
AY (03 Ekim 2017 - Salı)
KOKAR (26 Eylül 2017 - Salı)
DOSTLAR BENİ HATIRLASIN (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
AĞA VE EŞKİYA (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
EMİN AMCA (29 Ağustos 2017 - Salı)
KÖYDE BİR SABAH (20 Ağustos 2017 - Pazar)
KÖYDE BİR SABAH (07 Ağustos 2017 - Pazartesi)
EŞKİYA VE KARETE (ÇUKURAĞALI-Roman) (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
NİHAT ARTIK YOK (24 Temmuz 2017 - Pazartesi)
YEMEN NERE? KOZAN NERE? (18 Temmuz 2017 - Salı)
BAŞKAN ve BEN (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
ÇİĞŞAR ve OBALAR (28 Haziran 2017 - Çarşamba)
TÜRKÇE KONUŞMAK (19 Haziran 2017 - Pazartesi)
CİN HİKÂYELERİ (01 Haziran 2017 - Perşembe)
CİN HİKÂYELERİ (30 Mayıs 2017 - Salı)
CENNET KADIN (23 Mayıs 2017 - Salı)
HAKSIZLIK KARŞISINDA (16 Mayıs 2017 - Salı)
GECE YANIĞI (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
ROMAN YAZMAK (02 Mayıs 2017 - Salı)
ERGENEKONCULAR (25 Nisan 2017 - Salı)
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI (18 Nisan 2017 - Salı)
ARAP ve TÜRKLER (11 Nisan 2017 - Salı)
GELECEK NESİL (04 Nisan 2017 - Salı)
YAZIK ÇOK YAZIK (28 Mart 2017 - Salı)
ZÜBEYDE HANIM (21 Mart 2017 - Salı)
TÜRKLERİN İNSANLIK TARİHİ (14 Mart 2017 - Salı)
İKİ KADIN ve AYRILIK (07 Mart 2017 - Salı)
2B LER VE HİKÂYESİ (28 Şubat 2017 - Salı)
BİBERLER NEDEN KURUDU (21 Şubat 2017 - Salı)
MUTLULUK BÖYLE BİRŞEY (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
SAĞDUYU (31 Ocak 2017 - Salı)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
22.HAFTADA BİRER PUANLA YETİNDİK
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
BEYLİKDÜZÜ´NDEN SEFAKÖY´E İSTANBUL TÜYAP KİTAP FUARI
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
‘ŞİRK DİNİ´ VE BU DİNİN İLAHLARI
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
ADANA RESMİNE BAK
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ATATÜRK İLKELERİNİN VE DEVRİMLERİNİN ÖLÜMSÜZ VE SADIK BEKÇİSİ UĞUR MUMCUNUN ŞEHADETİNİN 26.YIL DÖNÜMÜ
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
TOPLUMSAL AYRIŞMA VE EĞİTİM
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Dost acı söyler sayın Kılıçdaroğlu
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Yılmaz Özdil´in “Mustafa Kemal´i”
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
SOSYAL DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİMLER
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
SAVCI DOĞAN ÖZ´Ü SAYGIYLA ANARKEN...
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİ YÖNETİMİNİN SORUMLULUĞU ARTIYOR!
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
FRANSA´DA SARI-YELEKLİLER, YENİ BİR UYGARLIK TASARIMI ARIYORLAR - ARADIKLARI, ATATÜRK´ÜN UYGARLIK TASARIMI OLMASIN?! -
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
BU NE PERHİZ BU NE LAHANA TURŞUSU
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Nasıl Bir Eğitim Sitemimiz Olsaydı Ar-Gör Ceren Şenel Öğrencisi Tarafından Öldürülmezdi
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Ata Alp And
Ata Alp And
DOSTLAR HATIRLANDIKÇA-2
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
İDLİP
EĞİTİMCİNİN KALEMİNDEN-Kemal Çelikkaya
EĞİTİMCİNİN KALEMİNDEN-Kemal Çelikkaya
Gözlemler…İzlenimler…
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
BÖLGEYE PANORAMİK BAKIŞ
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
KENDİ KÜLTÜRÜNDEN KORKMAK
Celal Topkan
Celal Topkan
Dünya için Atatürk´ün anlamı ne
ALİ TAŞ ADN.
ALİ TAŞ ADN.
“DOSTLAR BİZİ HATIRLASIN”
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
ATATÜRK 30 AĞUSTOS´U ANLATIYOR
İlhan ALPER
İlhan ALPER
HÜLYA ŞENKUL VE EDEBİYAT
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
YENİ ADANA GAZETESİNİN KUVAYI MİLLİYE RUHUYLA 100. YILI
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Tarihten Ders Almak
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
AL BAŞINA BELAYI
Adil OKAY
Adil OKAY
ADİL OKAY YAZDI: “ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*
Özcan İNCEOĞLU
Özcan İNCEOĞLU
DEMİRSPOR´DA ÜMİTLER TÜKENİYOR
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
ADANALI OLUNMAZ ADANALI DOĞULUR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
DÜNYA FAZİLET SAHİPLERİ İLE ŞEREFLİ VE MUTLUDUR
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
PREVEZE Mİ İNEBAHTI MI
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
ADANA DEMİRSPOR´A BAŞARILAR DİLERİZ
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Volgada 11 gün-23
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
SEÇİM RENKLİ GEÇİYOR
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2019-2/18/1521222535101.jpg