Ahmet Yaşar Aktaş


Yoksulluk ile Değerlerimiz

Okyanus ötesinden esen yeniliberalizm yelleri yaşamın her alanında belirleyiciliğiyle değerlerimizi, insan ilişkilerimizi, dahası toplumun sınıfsal yapısını da değiştiriyor.


Geliniz birlikte bu duruma aşağıdaki örnek temelinde göz atalım.

Tüik’e göre yoksul sayısı, 550 bin aratarak 12 milyona dayandı. Ülke genelinde, yoksulluk %14,4’e çıktı. Eşsöylemle kovid 19 siyasası resmi verilere göre, son bir yılda, 550 bin yurttaşımızı yoksullaştırdı.

Uluslararası finans enstitüsü (İİF) bu yıl “derin bir resesyon (durgunluk)” beklediğini, küresel ekonominin %4’e yakın daralacağını tahmin etmektedir.

Ayrıca uzmanlar, salgının en az iki yıl daha süreceğini dillendiriyor. Bunun anlamı nedir?

Yoksulluk sayısının en az iki katına çıkacağı varsayılabilir. Adana’nın da içinde bulunduğu Akdeniz bölgesindeki yoksulluk artış oranı %13,3’e sıçradı. Moda kavramla söylersek, yoksulluk korona bahanesiyle giderek tavana pik (doruk) yapacak!

İşten çıkarmalar yasaklansa da, pek çok çalışan işsiz. İnsanlarımız çok düşük bir gelirle yaşamak zorunda kalacak…

Tepki gösterirler mi? Sanmam. Neden mi? Aile, çalışma ve sosyal hizmetler bakanlığına göre, geçen yıl toplam işçi sayısı 14,2 milyona ulaştı. Bu çalışanların ne kadarı sendikalarda örgütlü dersiniz?

Sıkı durun, yalnızca 1,9 milyon. Eşsöylemle bin işçiden yalnızca 136‘sı örgütlü. Örgütsüz bireysel tepkilerin fiyasko ile biteceğini yazmama gerek var mı?

Toplumun yarıdan çok fazlası borçlu!

2019 verilerine göre, son yılda borç/taksit ödemesi olan yurttaşlarımızın oranı %71’e yükseldi. Özcesi, yüz kişiden yetmiş biri borçlu. Sayı olarak 59 milyon kişi! 2020’deki durum bu rakamlara henüz yansımadığını düşünürsek, durumun ne denli hassas olduğu apaçık ortaya dökülüyor.

İsterseniz tüik verileri temelinde bir karşılaştırma yapalım.

En yüksek gelire sahip yüzde yirmilik toplum kesimi (özcesi, en varsıllar), ekonomiden en düşük gelire sahip olan yüzde 20’lik yurttaşlarımızdan 7,4 katı daha fazla pay aldı. Eşsöylemle daha da varsıllaştı! Çok eşitlikçi değil mi?

Kuşkusuz yalnızca yurdumuzda değil! Dünyada da benzer bir gelişim var. Bu gelir dağılımındaki bozukluğun temeli nedir? İktidarların varsıllar lehine uyguladığı ekonomi politikalar… Ayrımcılık, Anayasa’ya göre, suç…

Gelir dağılımındaki derin eşitsizlik, içinde yaşadığımız ekonomik/siyasal/toplumsal yapının doğal bir ürünü. Bu yapı, eşitlikçi, paylaşımcı değil; ardından koşulan ama ulaşılamayan para insanları, kurnaz, doğallıktan uzak, içten pazarlıkçı, başkalarını ezip geçmeyi hedefleyen, dahası yalancı olmaya itmektedir. Nasıl mı?

Okulda, sokakta, iş yaşamında aldığımız eğitim değerleri bizi insanlıktan uzaklaştırıyor! Anılan yapı, bize eğitim yoluyla verilen değerleri her alanda oluşturup dizgeleştiriyor. Ne var ki, bu şırınga edilen bu değerler insan özüyle uyumlu değil!

Eşsöylemle yeni kuşaklara kardeşlik, eşitlikçi, paylaşımcı, dayanışmacı değerler dizgesel öğretilmiyor. Sanki başka ölçütler, değerler, insan davranış kalıpları yokmuş gibi bize benimsetiliyor. Sorgulama yasağı doğumla başlayıp soyocakta (aile) oturuyor, iş yaşamında pekişiyor. Soru soran, sorgulayan dışlanmıyor, iftiraya uğramıyor mu?    

Yoksulluğun doğal sonucu olarak da, her 4 kişiden üçünün borçlu duruma gelmesine hayret etmemeli miyiz, diye düşünmek yanlış mı?

Toplantılarını 5 yıldızlı otellerde düzenlemesine tam bir milyon 44 bin TL harcayan ve 274 bin liralık hediye çikolata paketi alan merkez bankası verilerine göre, son 12 ayda cari işlemler açığı 14 milyar 941 milyon dolar oldu.

Densiz, emperyalist Moody’s Türkiye’nin kredi notunu tarihin en düşük düzeyine indirmesine karşı sevindirici (!) bilgi, akp genel başkanı ve cumhurbaşkanı’ndan geldi “Türkiye şu anda ekonomide pik yapıyor.”

Demek ki, belki yarın, belki de yarından daha yakın zamanda, dolaylı/dolaysız vergiler inecek, dahası asgari ücrete, işçi, emekli aylıklarına zam gelecek!!!

Dış mihraklar çatlasın patlasın kıskançlıklarından…

Bir zamanlar uluslararası para fonu (imf) bizden borç istedi, denmişti. Hani biz de inanmıştık. Saflığımızın sınırı var mı?

Tatil siteleri

Yasal sınırları aşan miktarda ihaleye çıkan sitelerin yüklenici şirketle yaptığı sözleşmenin noter onaylı olmadığı da belirtiliyor. Usulsüzlük var, vergi ödenmiyor, deniyor. Sanırım bu hal, Mersin il sınırlarındaki ilgili devlet kuruluşlarının sorumluluk alanına giriyor.

Sağlıcakla sevgiyle Atatürk ile kalınız!



YAZARLAR

  • Salı 28 ° / 18 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Çarşamba 28 ° / 17 ° Fırtına
  • Perşembe 30 ° / 16 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.209%0,34
  • DOLAR

    7,8965% 0,23
  • EURO

    9,3233% 0,52
  • GRAM ALTIN

    483,94% 0,34
  • Ç. ALTIN

    798,501% 0,34