PROF. DR. FİKRİ AKDENİZ - BİLİM DÜNYASI


YAZININ TARİHSEL GELİŞİMİNE BAKIŞ

Prof. Dr. Fikri Akdeniz - YAZI NEDİR? - Yazı, belirli bir yapısal düzeyde, dile dair görsel işaretlerin kullanıldığı bir tür iletişim aracıdır.


Bu tanım prensipte yazının düşüncelerin değil, "dilin" bir temsili olduğu olgusuna dikkat çeker. Yazı; duygu ve düşüncenin form, sembol, işaret ve harflerle ifade edilen, çeşitli materyallerle biçimlendirilerek farklı ortamlara kaydedilen, bir iletişim aracıdır. Ağızdan çıkan seslerin, dolayısıyla dili oluşturan sözcüklerin gözle görülebilen ya da elle dokunulabilen işaretler, simgeler halinde biçimlendirilmesidir. Sözcüklerin, uzağında bulunan kişilere ulaştırılması ya da gelecek kuşaklara aktarılması ancak onların biçimlendirilmesi ile mümkün olabilmektedir. Sözle aktarma yazıyla aktarma kadar etkili olmadığından İnsanoğlu yazıyı mutlaka bulmalıydı.  Kazanılan kültür birikimleri söz gibi uçup gitmeyen yazı ile kayıt altına alınarak gelecek kuşaklara aktarmanın önü açılmıştır. Yazı; insan topluluğunun ortak eseridir ve binlerce yıllık bir gelişme sonunda bugünkü şeklini almıştır.

Uygarlığın, bilimin, sanatın ve insanlığın gelişiminde, duyguların düşüncelerin ve olayların saptanıp aktarılmasını ve gerektiğinde yeniden öğrenilmesini sağlayan yazı, insanoğlunun en büyük buluşlarından biri kabul edilmektedir. Yazının bulunuşu tarihçilere göre tarih denilen sürecin başlangıcı olarak kabul edilir. İnsanların yaşadıkları olaylar yazının bulunması ile kayda alınmış ve günümüze kadar korunmuştur.

         YAZININ TARİHSEL GELİŞİMİ:

         Bugün yeryüzünde çok farklı yazıların yani alfabelerin kullanıldığını biliyoruz. Yazının ilk bulunuşundan günümüzdeki "harf yazısı" durumuna gelinceye kadar genelde 5 aşamadan geçtiği kabul edilmektedir: Madde yazısı, Resim yazısı, Düşün yazısı, Ses yazısı, Harf yazısı.

1)Madde Yazısı: Anlatılmak istenen şeyin çevrede bulunan çeşitli maddelere, sembollere başvurarak belirtilmek istenmesi. (Örneğin, Taş dikmek mezar anlamına gelmektedir.)

2)Resim Yazısı: Anlatılmak istenen nesnenin resminin yapılmasıdır. Piktografi denilen resim yazısı ilk kez Mezopotamya da ardından Mısır'da bulunmuştur.

3)Düşün Yazısı: Düşüncelerin belirli simgelerle anlatılması demek olan bu tür resim yazısının gelişmesi sonucunda bulunmuştur. Sümer çivi yazısı ve Mısır hiyeroglifi bunun belirgin örnekleridir.

4)Hece (Ses) Yazısı: Şekil yazısından "ses"lerin hecelerin belirtildiği yazıya geçer. Yazı tarihinde ikinci büyük gelişmeyi yansıtmaktadır.

5)Harf Yazısı (Alfabe): Yazının gelişmesindeki son aşamadır. Tek heceli sözcüklerin, zamanla "sesli" elemanlarını yitirip "tek ses" işareti haline gelmeleri durumudur.

         Bu genel bilgilerin ışığı altında alfabenin tarihsel gelişimi yazımızın sonundaki tabloda gösterilmiştir. Tablodan görülebileceği gibi, İngiliz tarihçi Arnold Toynbee (1889-1975)  ve onunla birlikte kültür filozofları arasında kabul edilen teze göre tarihin ilk tohumları Mezopotamya’da atılmıştı. Sümerler M.Ö.3200'lerde yazıyı icat ettiler. Geleneksel öğretilerde insanların ilk olarak düşüncelerini yazıya aktarma çabaları o zamanlar Fırat ve Dicle arasındaki bölgede yaşayan Sümer halkına aittir. Mezopotamya’da piktografi denilen resim yazısı çivi ve hiyeroglif olarak iki karakterde gelişmiştir. Alman araştırmacı Mısır tarihi uzmanı Günter Dreyer (1943-2019) e göre insanlar arasındaki haberleşmeyi yazı biçimine dönüştürme fikri ilk olarak Mısır’da ortaya çıkmıştır. Nil yakınlarındaki kral mezarlarında yapılan kazılardaki bulgulara göre Mısır’da yazının başlangıç tarihi daha öne alınmalı, tahminen M.Ö. 3400 lere çekilmelidir.(Gökdoğan, M.D. Cumhuriyet Bilim Teknik, Sayı 620, Sayfa:5, 6/2/1999)

Sümer erken yazısından etkilenen ikinci kol, Mısır hiyeroglif yazısıdır. Bugünkü alfabenin bulunmasını sağlayan kaynak olmuştur. Yazının tarihsel gelişiminde asıl büyük aşama, resim yazısından heceye geçişte olmuş, bu da Ortadoğu da Fenikeliler tarafından gerçekleştirilmiştir. Fenike hece yazısından sonraki atılım harflere geçiş olmuştur. Ortadoğu da Yunan ve Arami alfabeleri olarak iki yönde başlayan gelişmeler, bugün yeryüzünde kullanılan alfabenin çok büyük bir kısmını oluşturmuştur. Yunan alfabesinden çıkarılan Latin ve Slav alfabeleri, Avrupa ve Amerika kıtalarını kapladıktan sonra öteki kıtalara da yayılmaya başlamıştır.

         Arami kolundaki gelişme ve değişmeler de İbrani, Lohud, Ermeni ve Arap alfabelerini doğurarak daha çok Ortadoğu da yaygınlık kazanmış ve Afrika'yı etkileyebilmiştir.

         Çinde ve Japonya'da kullanılan resim/hece yazılarının Mezopotamya'dan kaynaklanmadığı, bunların bağımsız bir gelişme olduğu kabul edilmektedir

Dostça kalın

KAYNAKLAR

 Hümeyra Gümüşhanı (2018) Yazının tarihsel gelişimi ve bu süreçte yazının çeşitli yüzeylere uygulanabilirliği 6. Uluslararası matbaa ve teknoloji simpozyumu, İstanbul Üniv.1-3 Kasım 2018, 1127-1141.

Murat Özbay (2005) Bilim ve kültür aktarıcısı olarak yazı, Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları, Sayı 2, 67-74.

 

 



YAZARLAR

  • Çarşamba 35 ° / 25 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Perşembe 35 ° / 25 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Cuma 35 ° / 25 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • BIST 100

    1.087%0,01
  • DOLAR

    7,0397% 2,04
  • EURO

    8,3948% 2,81
  • GRAM ALTIN

    462,04% 3,38
  • ÇEYREK ALTIN

    762,366% 3,38