VATAN SAĞOLSUN
Tarih: 30.1.2018 12:11:35 / 1379okunma / 0yorum
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?

            O gün hava sıcaklığının -25-30 derecede olacağı tahmin ediliyordu.

            Bu haberi TRT den dinlemiştik. Hepimiz biliyorduk ki bu dereceler, bulunduğumuz yerler için normal sayılır. Hatta bölük termometresinde gördüğümüz dereceler bunlardan çok çok daha fazlaydı.

            Akşamüzeri Alaydan bir yazı geldi. Asker nöbetlerinin yarım saate indirildiği yazıyordu. Bu demekti ki; Her asker gece en az üç defa nöbete gidecek. Üzerlerine kışlık beyaz mont giyecek. Gözlerine kar gözlüğü takacak. Nöbette yatmak, uyumak mümkün olmayacak.

              Bölükte ben hariç herkes nöbet tutuyordu.

              Ben bölük yazıcısıydım. Ayrıca en kıdemli çavuşlardandım. Yüzbaşı eve gittikten sonra bölüğün bütün yönetimi ve kontrolü benim elimdeydi. Hastalananları revire gönderiyor, nöbete gidenleri, gelenleri takip ediyordum. Nöbetçi çavuşu ve onbaşılar vukuatlarını anında bana bildiriyor, bende tedbir alıyordum. Her saatim doluydu. Çalışmıyor görünsem de üzerimdeki yük çok büyüktü.

             BölüK nöbetini ben yazıyordum. Nöbet yerlerini değiştirmek, gidemeyenlerin yerine adam ayarlamak, benim işimdi. Benden izinsiz kimse nöbet yeri değiştiremez, değiştirmeye de kalkamazdı. Başkasının yerine nöbete gidilemezdi. Yazılan nöbet çizelgesine harfiyen herkes uyulacaktı.    

             Bu yetkileri, Yüzbaşı bana vermişti. Çünkü her sabah tekmili benden istiyordu. Bende gecelik vukuatları ona bildiriyordum. Bölüğün bunlardan haberi bile olmazdı.

             Arkadaşım Mükerrem termometrenin başında derecenin yükselişini takip ediyordu. Üzerini daha değişmemiş, yatağın üzerine boylu boyuna uzanmıştı. Yanındaki  ranzaya oturdum;

            “Ne yapıyorsun ?”dedim.

             Yatağın üzerinden bana bakarak.

             “Ne yapmamı bekliyorsun?” dedi. ”Bu gün üç tane nöbetim var. Dışarı buz gibi.”

              Tabi benim dışarı ile alakam olmadığından fazla önemsemedim. Mükerrem de benim gibi bir çavuştu. Benden kıdemsiz olsa da, bölüğün ileri gelen saygı değer çavuşlarındandı. Onu seviyordum. Temiz bir arkadaştı. Tarsusluydu. Hemşeriydik. Her işte birbirimize daha saygılı oluyorduk. Akşamları birlikte vakit geçirir, sabahları aynı masada kahvaltı yapardık..

            “ Kimle nöbetin  var?”dedim.

             “İsa Sıvat ´la. “dedi.

              “İyiymiş.” dedim. ”İsa iyi çocuktur.”

               İsa Sıvatlı Siirtliydi. Benim de tertibimdi. Bu güne kadar bir saygısızlık yapmamıştı. Tertip olduğumuzdan mı? Yoksa başka nedenlerden dolayı mı? Bilmem, ama bana karşı saygılıydı. Ne desem onu yapardı. Hatta bir gün bile bana;

               ”Neden şurayı yazıyorsun? Ve ya yazmıyorsun?”  gibi bir serzenişte bulunmamıştı. Belki de o yönünü bildiğim için Mükerrem´e;

             “İyiymiş.” dedim.

             Mükerrem bir süre düşündükten sonra.

            “Ne iyisinden bahsediyorsun?” dedi. “ Adam hasta. Nöbete zor gelip gidiyor.”

            “Neyi varmış ?”dedim.

            “Bilmiyorum.” dedi. ”Kendine sor.”

            Aslında ben; Mükerrem´i neşelendireyim düşüncesindeydim. Yanına onun için gelmiştim. Arada sırada böyle şakalar yapar, ondan da, garip cevaplar alırdım. O da benim hoşuma giderdi. Bir süre başında durdum. Sonunda dayanamadı. Ranzanın üzerine oturdu.

             “Neye canın sıkkın?” dedim. ”Bir şey mi oldu? “

             Yerinden kalktı. Pencerenin dışına koyduğu termometreyi önüme koydu. Termometrede ısı,  -48 dereceyi gösteriyordu. Tekrar yerine koydu.

              “Gördün mü ?”dedi. ”Neden canımın sıkkın olduğunu?”

              Söyleyecek söz bulamadım.-48 derece çok büyük bir rakamdı. Bu havada dışarıda nöbet tutmak, yarım saat oralarda kalmak, kolay değildi. Bazen televizyonda gösteriyorlar ya, Askerler, karda, tipide PKK lı arıyorlar. Onları görünce şaşmıyorum. Askere ne emir verilirse,  yerine getirmek mecburiyetindedir. Asker bundan zerre kadar çekinmez. Korkmaz. Kendine dert etmez. Ama bir adaletsizlik varsa, adam kayırılıyorsa, görev hep birilerinin üzerine atılıyorsa,  çok zoruna gider. Mükerrem´in yaptığı gibi bana ters ters cevaplar verir.

             Biliyorum ki Mükerrem kardeşimde nöbete gitmekten çekinmez. Eksi 48 derece değil, yüz sekiz derece olsa, yine aldırmaz. Ama bu gün bir tuhaflık var onda. Bir türlü dışarıya vuramıyor. Birilerine canını sıktığı aşikar. Yüzüne baktım. Gülücü numarası yaptım. Takmadı bile.

           “Mükerrem.”dedim. ”Orhan´ı sever misin?”

            “Severim.” dedi yılışarak.

            “O zaman.” dedim. ”Sana Orhan´dan bir şarkı söyleyeyim de rahatla.”

            “Olmaz.” dedi.

             “Hani severdin?” dedim.

             “Ben Orhan´ı severim.” dedi. ”Seni sevmem.”

              Mükerrem´i ancak bu kadar konuşturabildim. Daha sonra oradan ayrıldım. Kendi yatağıma geldiğimde Askerler: nöbetten gelip, nöbete gidiyorlardı. Hiç birinin yüzü gülmüyordu. Gerçekten dışarısı çok kötüydü. O havada değil yarım saat kalmak, on beş dakika bile durulamazdı. Nöbetçiler sadece gidiyorlar. Birde geri geliyorlardı. Gidip gelene kadar nöbet bitiyordu. Onlara;

                “Bir sorun var mı ?”dedim.

                 “Şimdilik yok .”dedi Onbaşı Zikri. ”Rahatça yatabilirsin.”

                 Bu konuşmada Mükerrem´in konuşmasına benziyordu. Fakat onunla uğraşacak, polemiğe girecek tıkadım yoktu. Yatağıma vardım ve elbiseyle uzandım. Yanımda bir kitap vardı. Onu sessizce okumaya başladım. Okuduklarım kafama girmiyordu. Bir süre sonra nevresimi üzerime çektim ve uyumaya çalıştım. Ne kadar uyudum, ya da uyumadım bilemiyorum. Nöbetçi çavuş´u paldır küldür yanıma geldi. Üzerinde kar elbisesi vardı. Nöbetten  yeni gelmişlerdi.

                 “Ne oldu?” dedim.

                 ”Nöbetçi hastalandı.” dedi. ”Yerine kimi gönderelim?”

                 Korktuğum başıma gelmişti. Nöbet yazarken bütün bölüğü karşıma almış, içte dışta görevli kim varsa herkese nöbet yazmıştım. Birini kaydırsam o gün sabaha kadar herkes dörder defa nöbete gidecek, bütün düzen değişecekti.

                 “Kim hasta?” dedim.

                  “İsa hasta.” dediler.

                   Yerimden kalktım. İsa´nın bulunduğu diğer koğuşa gittim. Kapının giriş sırasında, İsa ranzanın üzerine uzanmış yatıyordu. Beni görünce kalkmak için uğraştı. Kalkamadı. Elimle kalkmamasını söyledim. Karşı ranzanın üzerine oturdum.

                   “Ne oldu İsa?” dedim.

                     Ağlamaklı bir sesle;

                     “Ayağım bükülmüyor.” dedi.

                    İsa´nın durumu kötüydü. Bir süre etrafıma baktım. Yerine adam bulmaya çalıştım. Hiç kimseyi bulamadım. Onbaşıdaki nöbet çizelgesini aldım. İsa´nın bulunduğu yerlerin üzerini çizdim. Kendi adımı yazdım. Yanına da parafımı attım.

                     İsa´ya yatmasını söyledim. Nöbetçi Onbaşıya da;

                     “Nöbete ben gidiyorum.” dedim.

                     İsa ayağa kalkıcı gibi yaptı. Yan tarafa dönüp kalkabildi.

                       “Olmaz tertip.” dedi. ”Seni nöbete gönderemem.”

                      Onu tekrar yerine oturttum.

                      “Sen yat bu gün.” dedim. ”Benden izinlisin.”   

                     Çoktan beri giymediğim kar elbisesini üzerime geçirdim. Kar gözlüğünü gözüme taktım. Silahımı kuşandım ve yola çıktık. Havada öyle bir rüzgâr esiyordu ki sanki kar damlaları kurşun olmuş, yüzlercesi, binlercesi üzerimize yağıyordu. Nöbet yerine ancak binaların duvarlarına dayana dayana gidebildik. Sonunda zor bela nöbet yerine vardık. Yanımda Mükerrem vardı. Baş başa kalınca;

                 “Şimdi Orhan´dan söyleye bilirsin?” dedi.

                   Bende ona cevap olarak;

                   “Ben Orhan´ı sevmem.” dedim. ”Ferdiden söyleyeceğim.”

                   “Olsun.” dedi. Onu da severim.”

                    O gün Mükerrem´le birlikte üç defa nöbete gittik. Sabahleyin Yüzbaşıya durumu anlattım. Bana öyle bir baktı ki, ben onun bakışını iyi bilirim.

                   “Kendine nöbet yazan ilk yazıcısın.” dedi.

                    Vatan sağ olsun Komutanım.” dedim. “Bende bu bölüğün bir askeriyim.”

                    Yüzbaşı bir şey söylemedi, fakat çok memnun kaldığı gözlerinden okunuyordu.

Anahtar Kelimeler: VATAN, SAĞOLSUN
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
AL BAŞINA BELAYI (19 Şubat 2019 - Salı)
BU ADALET DEĞİLDİ (12 Şubat 2019 - Salı)
GÜLE GÜLE AYŞE (29 Ocak 2019 - Salı)
UÇAN KENGERLER HİKÂYESİ (22 Ocak 2019 - Salı)
AT (15 Ocak 2019 - Salı)
OKUMAK ÜZERİNE (08 Ocak 2019 - Salı)
LEYLAYI DÜŞÜNMEK (01 Ocak 2019 - Salı)
BABAMI GÖTÜRDÜLER (25 Aralık 2018 - Salı)
KEDİ KAZASI (18 Aralık 2018 - Salı)
VEYSEL GARANİ (04 Aralık 2018 - Salı)
ŞEYH MUHİTTİN ARABÎ (27 Kasım 2018 - Salı)
LOKMAN HEKİM EFSANESİ (13 Kasım 2018 - Salı)
HATIRLADIM (06 Kasım 2018 - Salı)
BİRAZCIK DÜŞÜNMEZ MİSİNİZ? (30 Ekim 2018 - Salı)
ZALA (23 Ekim 2018 - Salı)
GÜLLÜ İLE KELOĞLAN (16 Ekim 2018 - Salı)
MEVLANA (09 Ekim 2018 - Salı)
ŞEYTANI GÖREN ÇOCUK (02 Ekim 2018 - Salı)
YANGIN YERİ (25 Eylül 2018 - Salı)
DİŞLİ KEMAL (11 Eylül 2018 - Salı)
YUSUF GİTTİ HOCAM (04 Eylül 2018 - Salı)
YAYLA YOLLARI (03 Temmuz 2018 - Salı)
SİYASET (26 Haziran 2018 - Salı)
İYİ Kİ TARLADAYIM (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
EMEVİ SİYASET (12 Haziran 2018 - Salı)
HENDEK SAVAŞI (05 Haziran 2018 - Salı)
UHUD SAVAŞI (29 Mayıs 2018 - Salı)
BEDİR SAVAŞI (22 Mayıs 2018 - Salı)
FİL EFSANESİ (15 Mayıs 2018 - Salı)
HUZURLU OLMAK İÇİN (08 Mayıs 2018 - Salı)
BU VATAN BİZİM (01 Mayıs 2018 - Salı)
HASAN DEDE KÖPRÜSÜ (24 Nisan 2018 - Salı)
YARIMCA MUSKASI (17 Nisan 2018 - Salı)
ORMANA AĞIT (10 Nisan 2018 - Salı)
ANKARA (03 Nisan 2018 - Salı)
15 DAKİKA EDEBİYAT (27 Mart 2018 - Salı)
ELVEDA LEYLA (21 Mart 2018 - Çarşamba)
HASAN DEDE (13 Mart 2018 - Salı)
BİZDEN SÖYLEMESİ (06 Mart 2018 - Salı)
OKUL KAYDI (27 Şubat 2018 - Salı)
KİTAP´IN HİKÂYESİ-2 YILDIZ ELMASI (20 Şubat 2018 - Salı)
SEVGİLİLER GÜNÜ (13 Şubat 2018 - Salı)
TİRŞİK (06 Şubat 2018 - Salı)
TEĞMEN (23 Ocak 2018 - Salı)
DEVLET KAPISI- 2018 (09 Ocak 2018 - Salı)
BEŞ OCAK ve ADANA (02 Ocak 2018 - Salı)
BİZ VE İLİM (26 Aralık 2017 - Salı)
YÜZ YILLLIK HİKAYE - MERHABA TÜRKÇE (20 Aralık 2017 - Çarşamba)
YAHUDİLER (12 Aralık 2017 - Salı)
ALİİİİİİİİİİİİ (05 Aralık 2017 - Salı)
BU SAVAŞ BİTMELİ (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
KREDİ (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
HOCALARIN DÜĞÜNÜ (14 Kasım 2017 - Salı)
CHP KAPATILSIN MI ? (07 Kasım 2017 - Salı)
BAKMAK ve GÖRMEK (31 Ekim 2017 - Salı)
BESİME TEYZE (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
BİZİM KÖY´ÜN HALLERİ (NAR) (18 Ekim 2017 - Çarşamba)
EKONOMİNİN ÇİVİSİ (10 Ekim 2017 - Salı)
AY (03 Ekim 2017 - Salı)
KOKAR (26 Eylül 2017 - Salı)
DOSTLAR BENİ HATIRLASIN (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
AĞA VE EŞKİYA (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
EMİN AMCA (29 Ağustos 2017 - Salı)
KÖYDE BİR SABAH (20 Ağustos 2017 - Pazar)
KÖYDE BİR SABAH (07 Ağustos 2017 - Pazartesi)
EŞKİYA VE KARETE (ÇUKURAĞALI-Roman) (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
NİHAT ARTIK YOK (24 Temmuz 2017 - Pazartesi)
YEMEN NERE? KOZAN NERE? (18 Temmuz 2017 - Salı)
BAŞKAN ve BEN (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
ÇİĞŞAR ve OBALAR (28 Haziran 2017 - Çarşamba)
TÜRKÇE KONUŞMAK (19 Haziran 2017 - Pazartesi)
CİN HİKÂYELERİ (01 Haziran 2017 - Perşembe)
CİN HİKÂYELERİ (30 Mayıs 2017 - Salı)
CENNET KADIN (23 Mayıs 2017 - Salı)
HAKSIZLIK KARŞISINDA (16 Mayıs 2017 - Salı)
GECE YANIĞI (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
ROMAN YAZMAK (02 Mayıs 2017 - Salı)
ERGENEKONCULAR (25 Nisan 2017 - Salı)
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI (18 Nisan 2017 - Salı)
ARAP ve TÜRKLER (11 Nisan 2017 - Salı)
GELECEK NESİL (04 Nisan 2017 - Salı)
YAZIK ÇOK YAZIK (28 Mart 2017 - Salı)
ZÜBEYDE HANIM (21 Mart 2017 - Salı)
TÜRKLERİN İNSANLIK TARİHİ (14 Mart 2017 - Salı)
İKİ KADIN ve AYRILIK (07 Mart 2017 - Salı)
2B LER VE HİKÂYESİ (28 Şubat 2017 - Salı)
BİBERLER NEDEN KURUDU (21 Şubat 2017 - Salı)
MUTLULUK BÖYLE BİRŞEY (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
SAĞDUYU (31 Ocak 2017 - Salı)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
22.HAFTADA BİRER PUANLA YETİNDİK
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
BEYLİKDÜZÜ´NDEN SEFAKÖY´E İSTANBUL TÜYAP KİTAP FUARI
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
‘ŞİRK DİNİ´ VE BU DİNİN İLAHLARI
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
ADANA RESMİNE BAK
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ATATÜRK İLKELERİNİN VE DEVRİMLERİNİN ÖLÜMSÜZ VE SADIK BEKÇİSİ UĞUR MUMCUNUN ŞEHADETİNİN 26.YIL DÖNÜMÜ
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
TOPLUMSAL AYRIŞMA VE EĞİTİM
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Dost acı söyler sayın Kılıçdaroğlu
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Yılmaz Özdil´in “Mustafa Kemal´i”
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
SOSYAL DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİMLER
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
SAVCI DOĞAN ÖZ´Ü SAYGIYLA ANARKEN...
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİ YÖNETİMİNİN SORUMLULUĞU ARTIYOR!
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
FRANSA´DA SARI-YELEKLİLER, YENİ BİR UYGARLIK TASARIMI ARIYORLAR - ARADIKLARI, ATATÜRK´ÜN UYGARLIK TASARIMI OLMASIN?! -
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
BU NE PERHİZ BU NE LAHANA TURŞUSU
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Nasıl Bir Eğitim Sitemimiz Olsaydı Ar-Gör Ceren Şenel Öğrencisi Tarafından Öldürülmezdi
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Ata Alp And
Ata Alp And
DOSTLAR HATIRLANDIKÇA-2
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
İDLİP
EĞİTİMCİNİN KALEMİNDEN-Kemal Çelikkaya
EĞİTİMCİNİN KALEMİNDEN-Kemal Çelikkaya
Gözlemler…İzlenimler…
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
BÖLGEYE PANORAMİK BAKIŞ
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
KENDİ KÜLTÜRÜNDEN KORKMAK
Celal Topkan
Celal Topkan
Dünya için Atatürk´ün anlamı ne
ALİ TAŞ ADN.
ALİ TAŞ ADN.
“DOSTLAR BİZİ HATIRLASIN”
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
ATATÜRK 30 AĞUSTOS´U ANLATIYOR
İlhan ALPER
İlhan ALPER
HÜLYA ŞENKUL VE EDEBİYAT
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
YENİ ADANA GAZETESİNİN KUVAYI MİLLİYE RUHUYLA 100. YILI
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Tarihten Ders Almak
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
AL BAŞINA BELAYI
Adil OKAY
Adil OKAY
ADİL OKAY YAZDI: “ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*
Özcan İNCEOĞLU
Özcan İNCEOĞLU
DEMİRSPOR´DA ÜMİTLER TÜKENİYOR
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
ADANALI OLUNMAZ ADANALI DOĞULUR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
DÜNYA FAZİLET SAHİPLERİ İLE ŞEREFLİ VE MUTLUDUR
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
PREVEZE Mİ İNEBAHTI MI
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
ADANA DEMİRSPOR´A BAŞARILAR DİLERİZ
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Volgada 11 gün-23
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
SEÇİM RENKLİ GEÇİYOR
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2019-2/18/1521222535101.jpg