ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞI´NDAN SONRA ÇAĞDAŞ YENİ BİR TÜRK DEVLETİNİN DOĞUŞUNA NEDEN OLAN LOZAN BARIŞ KONFERANSI ANLAŞMASI
Tarih: 22.7.2015 11:36:29 / 1470okunma / 0yorum
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY

 

LOZAN BARIŞ KONFERANSINA KATILMAK MAKSADIYLA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN ALDIĞI TARİHİ KARAR

/resimler/2015-7/22/1138275309174.jpg

17 Kasım 1922´de İngiliz savaş gemisi ile ülkeyi terk eden son Osmanlı Padişahı Vahdettin.

Mudanya Ateşkesi ile askeri bakımdan sonuçlandırılan Kurtuluş savaşımızın, siyasi alanda kesinlik kazanması gerekiyordu. Batılı devletler, 27 Ekim 1922 günü, TBMM. Hükümeti´ne Barış Konferansının 13 Kasımda İsviçre´nin Lozan kentinde toplanmasını önerdiler.

İlgili devletler, barış görüşmelerine, TBMM. Hükümeti üyelerinin yanı sıra, İstanbul hükümetinden de temsilci çağırdılar.

 

Böylece Avrupalılar daha ilk aşamada, Türkler arasında ikilik çıkarmayı amaçlıyorlardı. Ayrıca onlar, TBMM´nin kuruluşundan beri Türk ulusunun egemenliğine kavuştuğunu, hele zaferin kazanılmasından sonra, Osmanlı Hükümetinin Türklerle hiçbir ilgisi kalmayan köhne bir yönetici kadrosu olduğunu anlamak istemiyorlardı. Öte yandan, Sadrazam Tevfik Paşa´nın hiç çekinmeden "TBMM. Hükümeti ile Lozan da nasıl işbirliği yapılacağını" Ankara´dan sorması, Büyük Önder´in harekete geçmesine neden oldu. Nitekim 30 Ekim 1922 deki Meclis toplantısında Mustafa Kemal Paşa ve seksen milletvekilininin imzasını taşıyan, saltanatın kaldırılmasını içeren önerge, gündeme alındı. Karşılıklı tartışmalardan sonra 1 Kasım 1922 de Osmanlı Saltanatı kaldırıldı. Padişahlık ve Halifelik birbirinden ayrıldı. Geleceğin kendisi için hiç iyi gözükmediğini ve Türk ulusuna hesap vereceğini anlayan Vahdettin, 17 Kasım 1922 de İngilizlere sığınarak İstanbul´dan Malta´ya kaçtı.

            LOZAN BARIŞ KONFERANSINA KATILACAK HEYET  NASIL TESPİT EDİLDİ?

 /resimler/2015-7/22/1138551715841.jpg

Lozan Konferansına katılan Türk heyeti üyeleri

Kurtuluş savaşı bitmişti ama dünya savaşları bitmemişti. artık onun yerini küresel, ekonomik ve stratejik savaşlar alacaktı. Askeri bağımsızlığımızı sağladıktan sonra siyasal bağımsızlığın da elde edilmesi gerekiyordu. Bin yıl sonra yeniden doğan Türkiye Devleti´nin uluslararası bir kimlik ve Anadolu´nun bir bağımsızlık belgesi bulunmalıydı.

            Bunun için Lozan anlaşması hazırlıkları yapıldı. Mustafa Kemal bu görüşmelere güçlü birisini göndermesi gerektiğini biliyordu. Çünkü daha önce Bekir Sami´yi göndermiş, Bekir Sami Avrupalılar lehine saf değiştirmişti Londra´da.

            İsmet Paşa ise diplomatik rüştünü Mudanya Ateşkes Anlaşması´nda göstermiş,  Trakya ve İstanbul´u Mudanya´da masa başında almıştı. Ayrıca Mudanya Mütarekesi´nde kıyıda karşılama töreni isteyen yabancı komutanlarına "Ben galip devletler komutanıyım!" diyerek ayağına kadar getirmişti. Ve işgal komutanları Mudanya´daki imzadan sonra dış basına küçülmüş bir şekilde şu açıklamayı yapmıştı:

            "İsmet bize mağlup devletler muamelesi yaptı."

            Bu yüzden Mustafa Kemal, Lozan´a İsmet İnönü´yü uygun gördü.

            İsmet Paşa Başkanlığındaki Kurulda, Sağlık Bakanı Rıza Nur ve Hasan (Saka) delege olarak bulunuyordu. Ayrıca kurulda 21 danışman, 2 basın danışmanı, 10 tercüman ve genel sekreter olarak Reşit Saffet Bey görev almışlardı.

BARIŞ KONFERANSI NASIL BAŞLADI VE SONUÇLANDI?

Lozan´da, Türk ulusunun haklarını savunacak olan bu kurulun hangi ilkeler çerçevesinde, bu görevleri yapacakları önceden saptanmıştı. Gerçekten de 14 maddeden oluşan bu ilkeler, yeni Türk Devletinin tam bağımsızlığını ve Misak-ı Milli sınırlarından kesinlikle ödün verilmemesini içeriyordu.

Türk Delegeler Kurulu, 13 Kasım 1922 de toplanacak konferansa katılmak üzere zamanında Lozan´da bulundu.

Görüşmeler 21 Kasım 1922 günü saat 11:00 da, İngiliz Baş delegesi, Lord Curzon´un başkanlığında toplandı.

Bu konferansta Türkiye´nin karşısında; İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya devletleri bulunuyordu. Boğazlara ait işlerin tartışılmasında ise, Karadeniz´de kıyısı bulunan, Sovyetler Birliği ile Bulgaristan delegeleri de katılmıştır. Amerika Birleşik Devletleri sadece bir gözlemci göndermiştir.

21 Kasım 1922´de açılan konferans çalışmaları çok tartışmalı geçiyordu. Türk haklarını tanıyan olumlu bir sonuç görülmüyordu. Büyük Ata´nın söyleyişi ile "Bu pek doğaldı. "Çünkü Lozan barış masasında söz konusu edilen sorunlar, yalnız üç dört yıllık yakın bir geçmişe bağlı kalmıyordu. 100 yıllık hesaplar görülüyordu. Bu denli eski, bu denli karışık, bu denli bulaşık hesapların içinden çıkmak, elbette öyle engelsiz ve kolay olmayacaktı."

Görüşmelerin bu aşamasında, Bulgar ve Yunan sınırlarının saptanması, Çanakkale Boğazının askersizleştirilmesi gibi konular çözüme kavuştu. Ancak Kapitülasyonlar, Musul sorunu, genel borçlar (Düyunu umumiye) ve Türkiye´ye çok yakın adaların durumu konusunda, bir anlaşma sağlanamadı. Karşı taraf delegelerinin istekleri, TBMM. Hükümetinin önceden belirlenen ilkelerine ters düştüğü için görüşmelerde kesilme belirtileri başladı. İsmet Paşa raporunda şöyle diyordu: "Ya bizleri yakacaklar, eski şekilde bir Sevr yaratacaklar, ya biz onları yıkacağız, her uygar ve bağısız ulus gibi bir barış yapacağız…….."

Böylece görüşmeler, 4 Şubat 1923 günü kesildi. Temsilci kurulları ülkelerine döndüler. Bu arada Türk Ordusu, Boğazlar, Trakya ve Musul üzerine gerekirse harekete geçmek üzere hazırlandı. İsmet Paşa, TBMM´de geniş açıklamalarda bulundu. Durum çok gergindi. Yoğun diplomatik görüşmeler yapıldı. Sonuçta, yeni bir savaştan her devletin zararlı çıkacağı düşünülerek; konferansın yeniden toplanması kararlaştırıldı.

23 Nisan1923 de Lozan´da görüşmelere yeniden başlandı. Konferansın bu aşamasında karşı taraf daha anlayışlı idi. Çünkü.Yeni Türk Devletinin önceden saptadığı ilkelerden asla ödün vermeyeceğini anlamıştı. Sorunlar, hızla çözümlendi. Bu arada, bizde barışın sağlanması için bazı özverilerde bulunuyorduk. Sonuçta ortak bir taslak hazırlandı. Yalnız Yunanistan´dan istenecek savaş zararı ödeme konusu çözümlenememişti. Mustafa Kemal Paşa´nın duruma el koymasıyla, zarar ödemeye karşılık Karaağaç ve dolaylarının bize verilmesi şeklinde bu anlaşmazlık çözümlendi. Yalnız, Musul ve Osmanlı devletinden kalan borçlar sorunu sonraya bırakıldı.

Sonunda Lozan Barış Antlaşması, üç ay süren bu ikinci aşama görüşmeleri ile 24 Temmuz 1923 de imzalandı.

LOZAN KONFERANSI´NIN İKİNCİ DÖNEMİNİN AÇILIŞINDAKİ MÜESSİF OLAY KARŞISINDA İSMET PAŞANIN ÖRNEK DEVLET ADAMI MEZİYETİ

Konferansın ikinci dönemi 24 Nisan saat 17:00 de Uşi Oteli´nde başladı.

İSMET PAŞALARLA Dr. Rıza Nur ve eşi, bu akşam bir değişiklik olsun diye yemek için yemek salonuna indiler. Salon kalabalıktı, herkes çok şıktı. Mevhibe Hanım yeni aldığı şapkayı ve tayyörü giymişti. Kalabalık korkusu oldukça azalmıştı.

Bir orkestra yemek müziği çalıyordu.

İşten söz açmamaya kararlıydılar ama Dr. Rıza Nur öyle sıkkındı ki dişlerini gıcırdattı:

"Entrika, hile, yalan, baskı, tehdit. Sanki barış konferansı değil, Manakyanın melodramlarından biri."

Otelin holünden bir uğultu yükseldi. İsmet Paşa´nın Yaveri Binbaşı Atıf Bey hızla salona girdi.

"Ne oluyor?"

"Efendim az önce Rusya Delegesi Vorovski´yi otelinde vurmuşlar."

"Neee?"

Dr. Rıza Nur "Lanet Osun.." dedi, "Bu melodramda bir suikast eksikti. O da oldu."

Olay önce otelde, sonra Lozan´da, daha sonra da İsviçre´de panik yarattı.

BU OLAY üzerine telaşlanan Lozan polisi İsmet Paşa için alınan güvenlik önlemlerini arttırdı. Ayrıca sınırdan kimliği saptanamayan birkaç kişinin geçtiği öğrenilince Polis Müdürü İsmet Paşa´yı ziyaret etti. Önemli bir isteği vardı:

"Suikastçıların dikkatini çekmemek için bir önlem olarak arabanızın önünde bulunan küçük Türk bayrağını kaldırmanızı rica edeceğim efendim."

İsmet Paşa Polis Müdürüne şöyle dedi:

"Bakınız, o benim özel filamam değil, o bayrak ülkemi temsil ediyor. Ona dokunamam. Öldürülürsem yerime biri gelir, görevi yürütür. Bayrak yerinde kalır."

 

LOZAN KONFERANSI MÜDDETİNCE İSMET PAŞA KARŞI HEYETE NASIL BİR STRATEJİ UYGULADI?

 /resimler/2015-7/22/1140023435954.jpg

                        Ve İsmet Paşa, devam etti yoluna. Lozan´daydı.

 

Tartışmalar, görüşmeler ve hileli pazarlıklar tüm hızla sürüyordu. Savaşta yenilen Avrupalılar, masa başında sırtını yere getirmeye çalışıyorlardı İsmet Paşa´nın.  

Ama o direniyordu.

Hileli pazarlıkları, çevirilen dolapları ve saygın görünen yüzlerdeki kurnazlıkları biliyordu. Agememnon zırhlısındaki Hüseyin Rauf Bey gibi aldanmıyordu.

Küçük cüssesiyle uslu bir dev gibi sakindi. Ve yine bir deniz gibi kabarmıştı içi.

İsmet Paşa Lozan´a gitti ama Avrupalılar yine bastırıyordu. Savaşta kaybettiklerini masa başında almak istediler. Ama İnönü bu oyuna gelmedi. Toprak mücadelesinde isteneni aldı. Ancak ekonomik ve siyasi mücadelede epeyce zorlanıyordu.

Lozan görüşmelerinde ABD´nin resmi temsilci John Grew ve arkadaşları, İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon´un odasında oturmaktaydılar. Birden içeri Lord Curzon girdi. İsmet Paşa´nın yanından geliyordu. Kızgın bir boğa gibiydi. Odadakilere bir süre baktı ve kendi kendine birilerini tehdit ederek odada sinirli bir şekilde dolanmaya başladı. Durmadan ter döküyor ve burnundan soluyordu. Belli ki Lord Curzon, İsmet Paşa´ya çok sinirlenmişti.

Birden bağırdı:

"Dört korkunç saatten beri burada oturduk ve İsmet her sözümüze şu adi sözlerle cevap verdi:

´Bağımsızlık ve ulusal egemenlik!´"

Odadakiler Lord Curzon´a İsmet Paşa´nın hangi konuda zorluk çıkardığını sordular. Curzon "hukuksal konuda" olduğunu söyledi. Ama İsmet İnönü "Ekonomik maddeleri de benimsemiyordu."

Her şey bitmişti.

Curzon ıstırap ve korku içinde idi.

Türklere istediklerini imzalatamıyordu. Lord Curzon İngiltere Hükümetine ve halkına nasıl hesap verecekti? Zaten savaşta kaybetmişlerdi. Ve milyarlarca sterlin İngiliz parasını boş yere heba etmişlerdi.

Odada bulunanlar toplu halde hemen İsmet Paşa´nın yanına gittiler. İsmet Paşa ile bir saat daha konuştular. Paşa korkunç derecede yorgun görünüyordu. Ekonomik maddelerin Türkiye´yi mali ve sanayi tutsaklığa sürükleyeceğini söylüyordu. Görüşmeyi fazla uzatmadan yarıdan kestikten sonra ayağı kalktı yorgun ve bezgin bir şekilde şu sözlerle odayı terk etti.

"Kalbim ağrıyor!"

İsmet İnönü, Lozan Anlaşması´ndan sonra Mustafa Kemal´in Cumhurbaşkanlığında uzun bir süre Başbakanlık yaptı. Lozan Anlaşması bir başarıydı. Mustafa Kemal öldükten sonra Türkiye Devleti´nin Cumhurbaşkanı oldu.

LOZAN BARIŞ ANLAŞMASI İMZA TÖRENİ

/resimler/2015-7/22/1140277499010.jpg

Lozan Barış Anlaşması İmza Töreni

24 Temmuz günü barış konferansına katılan kurulların katıldığı oteller, ana caddeler, üniversite çevresi renk renk bayraklar, çiçekler ile süslenmişti.

Tören 15:00 te başlayacaktı.

Saat 14:00 te Lozan Palasın önünde büyük bir kalabalık birikmiş, delegeleri götürecek otomobiller kapının önünde sıralanmışlardı. Otelin holu danışmanlar, uzmanlar. Gazeteciler, fotoğrafçılar, kameramanlar ve sivil polislerle doluydu. Gazeteciler sivil polisleri kabalıklarından tanıyorlardı.

İsmet Paşa salondan içeri seslendi:

"Hanımcığım. İffet Hanım geldi."

"Geliyorum."

Kapı açıldı Mevhibe Hanım yatak odasından çıktı. Başında siyah bir şapka üzerinde çok şık pardesü, kolunda zarif bir çanta vardı. İsmet Paşa hayranlıkla baka kaldı:

"Barış kadar güzelsin."

Şık, zarif,sağlıklı, kibar, çağdaş görünümüyle yeni Türkiye´yi temsil ediyordu. Çarşaflı, peçeli, topuksuz ayakkabılı, başı önünde yürüyen, ürkek Mevhibe çok geride, ezelde kalmıştı. Mevhibe Hanım, Paşa´nın elini tuttu:

"Törenden sonra belki hemen yanınıza gelemem. İzin verin sizi şimdiden kutluyayım."

Eğildi, İsmet Paşa´nın elini öptü.

Mevhibe hanım´la İffet Hanım önden gittiler. Töreni birinci sıradan izleyeceklerdi.

Masanın başına geldi. Altın bir dolmakalem çıkardı. Bu kalemi antlaşmayı imzalaması için M. Kemal Paşa vermişti. M. Massigli´nin önüne açtığı Lozan Antlaşmasını imzaladı.

Tarih 24 Temmuz 1923 Salı, saat 15:09 du.

SONUÇ OLARAK

Toplam, beş bölümlük, 143 maddeden oluşan Lozan Barış Antlaşması. Türk Kurtuluş Savaşını, uluslararası hukuk bakımından noktalayan siyasi bir zaferdir.

1. Dünya savaşına girip yenilen devletlerle yapılan antlaşmaların hepsi, yeniklere dikte ettirildiği halde, savaşı en ağır koşullarla bitirmiş ulusumuzun dört yıl gibi kısa bir sürede, nasıl onurlu bir antlaşma yaparak, varlığını kabul ettirdiğinin tarihte tek örneğidir.

Büyük özverilerle kazanılmış başarıyı, konferans masasında tanımama çabasına düşen Avrupa devletleri, düşünce ve isteklerinden, bu antlaşmayı imzalayarak vazgeçmek zorunda kaldılar. Gerçekten yeni Türk Devletinin, Ulusal Ant ilkeleri doğrultusunda, coğrafi sınırlarını, boğazlardaki haklarını tanıdılar. Öte yandan 28. madde ile, ekonomik bakımdan Türk Ulusunu sömürgeleştiren kapitülasyonlar, tüm direnmelere karşın kaldırıldı. Böylece ekonomik kalkınmamızı engelleyen en büyük bağ, koparılmış oluyordu.

KAYNAKÇA:

  1. TÜRKİYE CUMHURİYETİ VE TÜRK DEVRİMİ PROF. DR. AFET İNAN
  2. TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI FAHRİ DELEN
  3. TEK ADAM C.3 ŞEVKET SÜREYYA AYDEMİR
  4. İHANET BASINI AYDIN KELEŞOĞLU

 

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
18 MART ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ (17 Mart 2017 - Cuma)
YENİ ANAYASA KUMPASI (07 Haziran 2016 - Salı)
“ LAİKLİK,ADAM OLMAK DEMEKTİR.” (02 Mayıs 2016 - Pazartesi)
19 Mayıs 1919 SAMSUN VE İLK ADIM (18 Mayıs 2015 - Pazartesi)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
İSMET PAŞA´DAN ADANA MUCİZESİ
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
Çocuk Öyküsü*** TAVŞAN YUVASINDA YANGIN ***
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
ADANA HER ŞEYİN EN İYİSİNİ HAK EDİYOR
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞININ ÖZGÜRLÜK VE EGEMENLİK GÜNEŞİ 19 MAYIS 1919 SABAHI KAHRAMANLAR DİYARI SAMSUNDA DOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
İNANMAK BU OLSA GEREK.
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
DÜŞÜNCENİN BİLİM, SANAT VE GERÇEĞE UYGUNLUĞU-Fikri Akdeniz (*)
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
SİYASET VE GENEL DURUM
Ahmet  DUMAN
Ahmet DUMAN
CHP Bir Siyasi Partidir…(2)
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
ÖRNEK BİR EĞİTİM SİSTEMİ: KÖY ENSTİTÜLERİ…
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Cihat OVALI-SPOR YORUM
MAVİ ŞİMŞEKLER 34 PUANA DEMİR ATTI
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
DÖRDÜNCÜ SANAYİ DEVRİMİ VE TÜRKİYE
İlhan ALPER
İlhan ALPER
ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR…
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
İnsanlığın Derinleşen Sosyal Sorunlarını Çözecek Olan İnsan Beyni mi? Yapay Zeka mı?
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
DOĞA VE İNSANIN ÖLÜMÜ
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
“ARTIK MECLİS VAR !”
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Celal Topkan
Celal Topkan
Atatürk Dış Politika ve Liderlik
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
İNTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
YENİ ve BULUNMAZ (!) KOMŞULARIMIZ
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
NATO ZİRVESİNİN ARDINDAN
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Hayallerim Var!
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
CENNET KADIN
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
SURİYE, HATAY VE KIBRIS
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
SİZ HİÇ MAVİ BULVAR´DAN GEÇTİNİZ Mİ?
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
İHTİYARLAR PERİŞAN EDİLMESİN
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
ÇOCUĞA ŞİDDET
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
15 °C
Pazar
15 °C
Pazartesi
15 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2017-5/23/1458036914194.jpg