Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe


ÜÇLÜ ZİRVEDEN SATIR ARALARI

Ankara’da yapılan üçlü zirvenin ardından, Türkiye-İran-Rusya liderlerinin yaptığı açıklamalar oldukça dikkat çekiciydi.


Aslında güne damgasını vuran, Rusya lideri Putin tarafından, Kuran üzerinden yapılan örneklemeydi ki bu örnekleme, İslam coğrafyasında yaşananların dışarıdan nasıl göründüğünü ve ne denli anlamsız olduğunu ortaya koydu. Putin, “ Allah’ın sözlerini hatırlayınız, siz düşmansınız ama Allah sizin gönüllerinizi barıştırdı ve sizi dost yaptı. Sizi bölen konular arka planda kalmalı, manevi yakınlık ön plana çıkmalıdır. Şiddetin kabul edilemeyeceği Konusunda Kuran’da sözler var” dedi. Önemli bir paradoks: Tüm İslam âlemi inancı gereği kardeşken, neden birbirlerini öldürüyorlar ve bu önemli çelişkinin, Rusya liderince vurgulanması da ayrıca dikkat çekici.

Zirveden yansıyan genel tablo, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması ve egemenlik haklarının kabulü doğrultusunda. Ancak, satır aralarına yansıyan nüanslar, zirveden tam bir mutabakatın ortaya çıkmadığını gösteriyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ardından hem İran lideri Ruhani hem de Rusya lideri Putin tarafından sırayla yapılan açıklamalardan, esasen her ülkenin, bölgesel gelişmelerden ve özellikle ABD’nin bölgedeki varlığı ile muhtemel hedeflerinden sıkıntı duydukları anlaşılırken, Suriye’nin toprak bütünlüğü ile egemenlik hakları ve İdlip sorununda nüanslarla farklılaştıkları görüldü.

Genel ifadeler her konuda mutabık kalındığına yönelik olsa da gazetecilerin sorularına verilen yanıtlarda, özellikle Rusya lideri Putin’in ifadelerine tereddütsüz yansıyan gerçekler üzerinde düşünülmesi gerekiyor.

Fırat doğusuna yönelik olan soru, İran lideri tarafından doğrudan Rusya liderine yönlendirip, cevaptan kaçınılırken, Rusya liderinin, Suriye’nin toprak bütünlüğünü vurgulayıp, sonradan gelenlerin gitmesi gerektiğini belirtmesi, bu konuda, hem ABD hem de Türkiye için bir mesaj içeriyordu. Bir realite: Toprak bütünlüğünü savunurken, yabancı bir ülkenin toprağına ancak onun çağrısı üzerine ya da BM 51 Md. gereğince, meşru müdafaa ve takip ile girilebilir. Bu şu demek: Türkiye, bir süre sonra ve uygun konjonktür oluştuğunda, BM nezdinde halen meşru olan Suriye Hükümetinin talebiyle, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarıyla, ÖSO ile birlikte halen fiilen bulunduğu toprakları, Suriye Ordusuna bırakmak zorunda kalacak. Burada oluşması beklenen konjonktür, tamamen Türkiye istemleri doğrultusunda olmayabilir ki işte sorun da bu. Üstelik ÖSO, Rejim tarafından muhalif kabul ediliyor. Rusya da gelişmelerin takipçilerinden olacak. Yani, Türkiye-Rusya ilişkileri siyasi, teknolojik, ekonomik, askeri boyutta oldukça samimi bir görüntü veriyorsa da Suriye konusunda istemler esasen farklılaşıyor ve bu farklılaşma, dikkatli bir diplomasi ile kontrol altına alınabilir mi üzerinde çalışılmalı. Ayrıca, İran Cumhurbaşkanının soruyu Rusya liderine yönlendirmesi ve davranışlarındaki görünüm, Fırat doğusu için de Rusya’nın olmazsa olmaz olduğunu, bir kez daha ortaya koydu.

Bu arada Cumhurbaşkanı tarafından yeniden ifade edilen, güvenli bölge tesis edilmesinin ardından, Fırat doğusuna, batıdan doğuya uzanımda 450 Km.lik bir hatta Türkiye’den geri dönmesi planlanan Suriyeliler için yapılması hedeflenen 200-250 metrekare kapalı alanlı, 300 metrekare bahçeli evler oldukça cazip bir görünüm verirken, Türkiye’de halen bunca işsizlik varken, birçok aile derme çatma, gecekondudan bozma, hatta naylonlarla kaplanmış evlerde oldukça sıkıntılı olarak hayatını idame ettirmeye çalışırken, bunun halka nasıl anlatılacağı da merak konusu ki bu evlerin yapılmasındansa daha makul ölçülerde olması gerekliliği öne çıkabilir. Aslında açıklamadan, bu projenin, dış yardımlarla yapılmak üzere kurgulanmış olduğu anlaşılıyor. Ancak, proje başlangıcının hemen ardından veya kısa bir süre sonra, bir şekilde dış destek kesilirse, Türkiye bu projeden vazgeçecek mi, yoksa göçe yönelik AB yardım sürecinde olduğu gibi, elinde kalan projeyi bitirmek için, kendi imkânlarıyla devam mı edecek? Bu önemli bir soru ve proje hayata geçirilirse, haklı nedenlerle, iç siyasette çok tartışılacağa benziyor.

Bir başka soru da İdlip bölgesi ile ilgili geldi ve Rusya lideri Putin’in bu konudaki cevabı da oldukça dikkat çekiciydi. Putin, İdlip’te, Suriye Ordusunu destekleyeceklerini açıktan, tereddütsüz dile getirdi. Bu da şu anlama geliyor: Rusya, İdlip bölgesinde güneyden kuzeye cebren ilerleyen Suriye Ordusunu, ülkesini teröristlerden ve işgalden kurtarma maksatlı, toprak bütünlüğünü ve ülkede güvenliği sağlamak için operasyon düzenleyen, meşru ve haklı güç olarak görüyor. Bu durumda, Türkiye’nin İdlip güneyinde bulunan ve halen rejim kuvvetleri tarafından kuşatılmış görünümdeki kontrol noktalarındaki varlığı, sıkıntılı gelişmelere açık hale geliyor.  Yani Türkiye, bir şekilde mevcut Suriye rejimi ile doğrudan görüşme için sıkıştırılıyor. Zaten, Rusya lideri Putin, daha önce de bu konuda mevcut Ankara Anlaşmasına müracaat edilmesi gerekliliğini ortaya koymuştu. Yani Rusya, Ankara ile Şam’ın doğrudan görüşmesini istiyor. Otorite kabul edilen strateji uzmanları, bu konuyu defaten gündeme getirdi ama her seferinde, Rusya’nın kayıtsız şartsız kontrolünde olan Suriye rejimi ile görüşmenin anlamsızlığı üzerinde durularak tepki verildi. Ancak oluşan konjonktür, bu konuda daha fazla geç kalınmaması gerekliliğini ortaya koyuyor. Zaten yeniden düzenlenmesi için üzerinde çalışılan ve önümüzdeki birkaç yıl içinde hayata geçirilmesi planlanan yeni Suriye Anayasası, hukukun üstünlüğüne dayanan, eşitlik anlayışına sahip, etkin ve kapsayıcı olduğunda, bugünkü sorunların çoğu ortadan kalkacaktır. Yeter ki garantör güçler bu konuda tam destek versin.  

Görüşmelerde ABD’nin de bölgesel baş aktör olarak yerini koruduğu ve çalışmaların, genelde ABD’nin bölgesel hedeflerini kontrol altına alabilme maksatlı yönlendiği de anlaşılabilir ki ABD ile ilgili dile getirilen söylemler, ayrıca geniş bir tartışma konusu.

Günün, Türkiye iç siyaseti ve Türkiye’nin tarihsel dik duruşu açısından en anlamlı mesajı ise toplantı mekânının Çankaya Köşkü olmasıydı. Çankaya Köşkü, Milli Mücadele ve kuruluş yıllarının en güçlü simgelerinden biri olarak halen önemini korumaya devam ediyor ve bölgenin yeniden şekillenmesinde, figür olarak kullanılması önemli.

Can UĞURATEŞ          



YAZARLAR

  • Pazartesi 27 °C / 18 °C Güneşli
  • Salı 28 °C / 21 °C Parçalı bulutlu
  • Çarşamba 27 °C / 20 °C Parçalı bulutlu
  • BIST 100

    94.628%-4,44
  • DOLAR

    5,9353% 0,88
  • EURO

    6,5486% 0,87
  • GRAM ALTIN

    284,99% 1,18
  • ÇEYREK ALTIN

    470,2335% 1,18