PROF. DR. FİKRİ AKDENİZ - BİLİM DÜNYASI


TÜRKİYE’DE MATEMATİK ve MATEMATİKSEL ARAŞTIRMALAR     

Matematiğin yaşamla ve diğer bilim dallarıyla tümleşik yapısını anımsatmak amacıyla bu yazıyı sizlerle paylaşmak istedim.


21.yüzyılda gelişmiş ülkelerde ileri düzeyde matematik gerektiren alanlar hem sayısal olarak, hem stratejik önemleri açısından ciddi artış göstermiştir. İstatistik bilimi ve verinin kullanımı ile ilgili yepyeni meslekler ve ekonomik modeller ortaya çıkmıştır. Verinin toplanması, yapılandırılması, kullanıma hazırlanması çok ileri düzeyde matematiksel süreçler gerektirmektedir. Matematiksel bilimler alanındaki araştırmaların bir ülkenin gelişmesi, refahı, huzuru ve güvenliği açısından ne kadar önemli olduğunu gösterecek örnekler kolaylıkla çoğaltılabilir. 21. yüzyılda gelişmişlik, bilgi ve teknoloji ithali ile değil, bilgi ve teknoloji üretimi ile elde edileceği gerçeği asla unutulmamalıdır.

Uzun bir süredir neyin öğretildiğinden daha çok nasıl öğretildiğine odaklanan yaklaşımlar ülkemizde temel bilimlerin gelişimi açısından olumsuz bir sonuç vermiştir. Başta matematik olmak üzere temel bilimler açısından bakıldığında iç açıcı bir durum yoktur. Ülke gelişmesine katkısı dolaylı olduğundan temel bilimler ile ilgili eğitim gerek kamu gerekse kamu dışı kaynaklar tarafından hiçbir aşamada yeterli teşvik görmemektedir.  Üniversite giriş sınavlarına çoktan seçmeli odaklı uygulamalar tüm eğitimi bir test sonucuna bağlamıştır.  Bu duruma bazı günlük yaklaşımlar da eklenince eğitim, sorgulama ve yorumlamaya gerek duyulmadan ezber üzerine kurulu bir sisteme dönüşmüştür. Analitik düşünce sistemi, eğitim sistemimizin ana ögelerinden birisi olmaktan çıkmış ve bu durum nitelikli eğitim hedefinden uzaklaşılmasına neden olmuştur.

Son yıllarda bireysel çabalarla önemli ilerlemeler gerçekleştirilmiş olsa da  matematiksel araştırmalar açısından gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerle karşılaştırıldığında ortaya çıkan tablo ülkemiz açısından umut verici değildir. Son yıllarda 4-5 yıldızlı otellerde (bazıları birden fazla bilim alanını kapsayan) uluslararası ya da uluslararası katılımlı, bilimsel tartışma zayıflığı olan, kongreler düzenleniyor. Akademik teşvik alınması için predatory (yağmacı) açık erişimli dergiler yayın amaçlı olarak kullanılıyor. Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) un, para karşılığı yayın yapan ve ciddi hakemlik süreci olmayan dergilerde yayınlanan sözde bilimsel makalelerin, akademik yükselmelerde dikkate alınmamasını kararlaştırdığını da unutmayalım.  Editörler kurulu doğru bilgiler içeren,  akademik değeri yüksek dergilerde yayın yapılması bilimsel toplantılar için etkin bir güç olacaktır.

 Ülkemizin nüfusu ile karşılaştırıldığında çok küçük diye nitelendirilebilecek ülkelerde her yıl gerçekleştirilen ciddi uluslararası çalıştay,  sempozyum, kongre ve yaz okulu gibi matematik etkinliklerin sayısı ülkemizde gerçekleştirilenlerin çok üzerindedir. Önemle üzerinde durulması gereken nokta, bunların bir rastlantı olmadığıdır. Türkiye’nin tek teorik fizik ve matematik araştırma enstitüsü olan “Feza Gürsey Enstitüsü”nün 2011 de kapatılmasından sonra gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde birden çok sayıda bulunan matematik araştırma enstitülerinden,, ülkemizde 2017 de öğretim üyelerinin özel çabalarıyla Akkaya, Muğl’da kurulmuş ve kurumsallaşmaya gereksinimi olan Gökova Geometri Topolojı Enstitüsü dışında bugün başka bir matematik enstitümüz yoktur.  Kuruluşundan bu yana 97 yıl geçmiş olmasına karşın, Türkiye Cumhuriyeti’nin matematikle ilgili yeni ve belirgin bir stratejisi ya da vizyonu (ileriyi görüşü) yoktur. Temel nedenlerinden biri, Üniversiteler, TÜBİTAK, DPT gibi kamu kurumları tarafından sağlanan araştırma desteklerinde insandan çok araç ve gerece yatırım yapılmasıdır. Bu nedenlere bağlı olarak günümüzde, üniversitelerimizde bilimsel araştırma yapmak kişilerin özel hobileri düzeyine indirgenmekte ve birçok matematikçi araştırmadan kopmaktadır. Bir bilim insanının sahip olduğu birikimin uzun yıllar süren bir yetişme süreci sonunda oluştuğu düşünülürse, bu kopmaların ülkemiz için büyük bir ekonomik kayba da neden olduğu açıktır.

Türkiye’de matematiğin yeterince gelişmemiş olması, eğitimimizdeki genel ve yapısal sorunların bir türlü çözülememesine de bağlıdır. Matematik araştırmalarının dünyada ulaştığı düzey göz önüne alınırsa ülkemiz aleyhine daha çok fark olmaması için, matematiğe pozitif ayrımcılık yapılarak özel bir destek stratejisi geliştirilmelidir. Bilmemiz gereken önemli noktalardan biri: Ülkemizde atılacak adımların daha çok kişinin matematik bilgisi ve temel beceriler edinmesi bağlamında “matematik okur-yazarlığı”na sahip olmalarıdır. Düşünülmesi gereken önemli durum, bilgisiz diplomalıların yetiştirilmesinin önüne nasıl geçebiliriz.

 Eğitim ve öğretim sistemimizin her dönemde ideolojik önceliklerle ele alınmış olması, plansız ve tutarsız engellemelere neden olmuş ve dünyayı yakalayacak eğitim reformları yapılamamıştır. Türkiye eğitim alanında, dünyanın gelişmesine göre tutarlı bir şekilde eğitim ve öğretim sistemini yenileyen ve geliştiren ülkelerin gerisinde kalmıştır. Matematiksel araştırmaları daha ileriye taşımak için bilim politikalarını geliştirerek,  matematikte dünyanın ileri ülkeleri arasında yer almamız için beyin göçünün önüne geçilmelidir.   Günümüzde çok sayıda matematikçi, bilgisayar kullansa da, matematiğin esas olarak sadece kalem, kâğıt ve kitap gerektiren zihinsel bir etkinlik olduğu unutulmamalıdır. Sürekli sormak, yanıtı kestirip kanıtlamaya çalışmak üzerine kurulu matematiksel düşünce sistemi, eğitim sistemimizin ana ögelerinden birisi olmaktan çıkmış ve bu durum nitelikli eğitim hedefinden daha da uzaklaşılmasına neden olmuştur.

Sonuç olarak: Dünyayı bilimin yönettiğini unutmamalıyız. Bir ülkedeki matematik araştırmalarının kalitesi o ülkede yürütülmekte olan matematik yüksek lisans ve doktora programlarının kalitesi ile yakından ilgilidir. Kaliteli yüksek lisans ve doktora programları kaliteli bilim insanı yetiştirmenin en önemli ön koşuludur. Ancak kaliteli lisansüstü programlar da kaliteli bir ilk, orta ve yükseköğretimden geçmiş başarılı öğrencilerle gerçekleşebilir. Matematik öğretimi, bireylerde analitik düşüncenin geliştirilmesi için gereklidir. Analitik düşünme yeteneğine sahip nesiller, ezberci olmayan, soru sorma ve tartışma yeteneği üzerine kurulmuş bir eğitim sistemi ile yetiştirilebilir. Her düzeydeki eğitimin ideolojilerden arınması, ülkemizin bugün ve gelecekteki gereksinimlerine yanıt vermeyi hedeflemesi ve nitelikli uzmanlar tarafından değerlendirilip yönlendirilmesi için gereken adımlar mutlaka atılmalıdır..

Dostça kalın…….

KAYNAK:    Türk Matematik Derneği (2011-2018) yıllık raporları

 



YAZARLAR

  • Çarşamba 34 ° / 23 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Perşembe 32 ° / 21 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Cuma 32 ° / 21 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.123%0,00
  • DOLAR

    7,7863% -0,39
  • EURO

    9,1450% -0,37
  • GRAM ALTIN

    474,60% -0,41
  • Ç. ALTIN

    783,09% -0,41