TEBRİZLİ GENÇ
Tarih: 18.10.2016 13:09:03 / 214okunma / 1yorum
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!

 

Tebriz İran´ın Batı Azerbaycan vilayetinin merkezidir. Bir zamanlar Osmanlı toprağı da olan bu şehir ve çevresinde İran Azerileri yaşarlar. Yani nüfusunun kahir çoğunluğu Türk olan bir topraktır Tebriz.

Önceki yazımızda sınırdan izinsiz hayvan geçişlerini ve mücadelesini anlatmıştım. Bu yazımızda ise izinsiz insan geçişleri ile ilgili bir anımı paylaşmak istiyorum.

Biliyorsunuz her hangi bir ülkenin vatandaşı, bir başka ülkede yaşayabilmek, seyahat edebilmek için pasaport denilen, vatandaşı olduğu ülke yetkili makamlarınca verilmiş özel bir kimlik belgesi bulundurmak zorundadır. Bu belge yoksa kişi, bulunduğu ülkede “kaçak” muamelesi görür ve sınır dışı edilir. Bazen ülkeler, kişinin kendi ülkesinde öldürülmesi ihtimali karşısında daha insaflı davranırlar ve bu kişiler için geçici kimlik belgeleri düzenleyerek sınır dışı etmeyi erteleyebilirler. Hatta bazen sırf bu sebeple o kişi bulunduğu ülkede vatandaşlığa bile alınabilir.

İran´da 1978 yılındaki İslam Devrimi sonrası ülkede yaşayanlar çok sıkıntılı günler geçirdiler. Binlerce kişi öldürüldü, on binlerce kişi başka ülkelere sığındı. Bu çalkantılı dönem yaklaşık yirmi yıl sürdü.

Türkiye, İran´dan kaçanlar için genelde çok sert tedbirler uygulamadı. Onların çoğuna geçici sığınma hakkı verdi. Bu kişilerin pek çoğu uzun süreler Van ve Yozgat´taki mülteci misafirhanelerinde barındılar. Bir kısmı zamanla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçtiler, bir kısmı batılı ülkelere gittiler.

Yurdumuza giren kişilerin ikamet izinleri yoksa veya süresi dolmuş ve yeniden izin alamamışlarsa, bunlar Emniyet Genel Müdürlüğü vasıtasıyla geldikleri ülkeye geri gönderilirler. Eğer bu kişi İranlı ise uygulamada, İçişleri Bakanlığı kararıyla hakkında yurt dışına gönderilme kararı alınır. Bir yazı ile İran sınırındaki valiliklerden birine gönderilir. Valilik de bir yazı ile bu kişiyi sınır dışı edilmek üzere sınır ilçesi kaymakamlığına gönderir. Van´da bu sınır ilçesi genelde Özalp´tir. Valilikten memur eşliğinde gönderilen kaçak kişi İlçe Emniyet Amirliği´nce teslim alınır. Kaymakam imzasıyla “sınırın gayrı muayyen bir noktasından sınır dışı edilmek üzere” Sınır Jandarma Tabur Komutanlığı´na yazılır ve teslim edilir. Tabur Komutanlığı da kişiyi kendisine bağlı bir sınır bölüğüne yollar. Bölük Komutanlığı bağlı karakollardan birinin askerleri vasıtasıyla sınırın herhangi bir noktasından sınır dışı eder ve Bakanlığa iletilmek üzere “sınır dışı edilme tutanağı” kaymakamlığa gönderilir.

Sınırda (İran sınırı için geçerlidir bu yazdığım) genişliği 8-12 metre arasında değişen ve “iz tarlası” denilen bir sürülü alan vardır. Bu alan bütün sınır boyunca uzanır ve her gün kontrol edilir. Toprak yumuşak kalsın diye de sürümler zaman zaman yenilenir. Öyle ki ‘iz tarlası´ndan bir tilki geçse, ertesi sabah onun izi görülür. İnsan geçse insanın izi görülür. Geçiş esnasında “iz tarlası” bozulmuşsa, ertesi gün yeniden sürülerek, geçişler izlenebilir hale getirilir.

1990 yılının bahar aylarıydı. İlçe Emniyet Amiri: “-Kaymakam Bey, özel bir durum var size aktarmak istediğim,” dedi. “Sınır dışı edilmek üzere Van´dan gönderilen bir İran vatandaşını teslim aldıklarını; üniversite öğrencisi olan bu genci çok beğendiğini; aslen Tebriz´li ve Azeri olan bu genci İran´a teslim etmekle idamına yardım etmiş olacağımızı; bunu önlemek için bir çare bulup bulamayacağımızı” sordu. “-Yapılacak başka bir şey yok. Emir gelmiş uygulayacağız,” dedim. Ama merak ettiğimden, “İlgiliyi, memurlardan biriyle kaymakamlığa göndermesini, tanımak istediğimi,” söyledim.

Getirilen genç 1.80 boylarında, kumral tenli, geniş omuzlu ve yapılı bir vücudu olan; çok iyi Türkçe konuşan biriydi. Hikayesini anlatmasını istedim. Babası devrik şahın zamanında albay rütbesinde subaymış. Devrimden sonra “şah yanlısı denilerek” idam edilmiş, ailesinin pek çoğu gibi. Bu, o zamanlar küçük olduğundan annesi ve dayılarıyla yaşamaya devam etmiş. Üniversiteye girdiğinde pastarlar (İran Devrim Muhafızları) bunu “Devrim karşıtı” diye suçlayıp hapse atmışlar. Ama ellerinde bir delil olmadığından, dayısının girişimleriyle serbest kalmış. Dayısı, bir tır şoförüne yüklü bir para vererek Türkiye´ye kaçırmış. Bursa´da bir akrabasının yanına yerleşmiş ama kaçak giriş yapması yüzünden yerleşme izni alamamış. Yine bir dostları vasıtasıyla -ve biraz da illegal yollarla- İstanbul Üniversitesi´nin bir fakültesine öğrenci olarak kaydını yaptırmış. Okulda ülkücü grubun içerisinde sivrildiği, sevildiği ve hatta lider kadroda olduğu anlaşılıyor. Bir öğrenci kavgasına karışması sebebiyle Emniyet´e götürüldüğünde vatandaş olmadığı ve Türkiye´de kaçak yaşadığı anlaşılarak İran´a iadesine karar verilmiş.

Epeyce konuştuk. Samimiydi. Haftalardır banyo yapamamış, kirli çamaşırlarını değiştirememişti. Üstelik ne ülkemize, ne vatandaşlarımıza karşı bir suç işlememişti. Suçu, izinsiz Türkiye´de bulunmaktı. “İran´da yakalandığı anda idam edileceğini, kendisine, serbest kalması konusunda yardımcı olmamızı” istiyordu. “Kesin söz vermemekle birlikte yardımcı olmaya çalışacağımı ama kendisi hakkında araştırma yapacağımı” bildirdim. İstanbul´da üniversite çevresinden tanıdığı isimleri isteyip not ettim. Karakola geri gönderdim. Emniyet Amiri´ne “-İlgiliyi Tabur Komutanlığına teslim etmeyip, bekletmesini,” söyledim.

Karaisalı´da çalışırken yan komşumuz orman muhafaza memuru Yakup Yılmaz´ın oğlu İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi´nde okumaktaydı. Hatta İngiltere´den eşimi ve oğlumu Türkiye´ye gönderdiğimde, hava alanında o karşılamış ve Adana´ya yolcu etmişti. Telefonla kendisine ulaştım. Sınır dışı edilecek bu kişinin ismini ve verdiği isimleri bildirerek, “Bunların nasıl insanlar olduklarını araştırmasını,” istedim.

Seyfettin Yılmaz (şu anda Adana Milletvekili) ülkücü grubun içerisindeydi. İki gün sonra  bana döndü ve ismini verdiğim kişinin, söylediği gibi, “ülkücü grubun üyelerinden olduğunu, çok temiz, milletini seven milliyetçi duyguları taşıyan ve dava için mücadele eden biri olduğunu, kendisini şahsen tanımadığını ama öğrencisi olduğu fakültede iyi tanındığını; son 4-5 haftadır da kayıp olduğunu”, söyledi.

Aldığım bilgiler gencin anlattıklarıyla uyumluydu. Tabur Komutanı Binbaşı Tanju Dönmez´i arayıp; “-İkram ederse çayını içmek istediğimi” söyledim ve Sınır Jandarma Tabur Komutanlığı´na gittim. Olayı, yaptığım araştırma sonuçlarını ona anlattım. “Bir Türk milliyetçisi olan, pırıl pırıl bu genç adamı, İran´ın pastarlarına teslim etmek istemediğimi,” söyledim. “Kendisinin bilgisi altında, sınır dışı edilmiş gibi tutanak düzenlenerek, salıverilmesinin sağlanmasını,” istedim.

Bu, konusu suç olan bir eylemdi. Benim istemem kadar, onun uygulaması da suçtu. Binbaşı Dönmez´in samimiyetine güveniyordum. Resmi ilişkilerimizde uyumlu olduğumuz kadar, ilkokul öğretmeni olan eşi ile eşim de iyi anlaşırlardı. Aile ilişkilerimiz de iyiydi. Kendisine; “-Konusu suç olan bir eylemi alt kademelere emretmenin ne kadar zor olduğunu tahmin edebildiğimi; uygun görürse bu işi Örenburç Bölük Komutanı Jandarma Üsteğmen Hüseyin Bahçeci´ye birlikte söylememizi,” önerdim. Üsteğmen Bahçeci benim hemşerimdi. Beni kırmayacağını, ben oldukça komutanına karşı da bir tavır koymayacağını, biliyordum. Kabul etti, ertesi gün Örenburç´a birlikte gittik.

İş yerinden ayrılmadan eşimi arayıp “akşam yemeğine misafirimiz olduğunu” söyledim.

Tebrizli genci kaymakam konutunda akşam misafir ettim. Önce banyo yapmasını, tüm çamaşırlarını değiştirmesini sağladım. Benim giysilerimden verdik. Sonra birlikte yemek yedik. Kültürlü, okumayı seven, dünya meselelerine vakıf biriydi. Sovyetlerin çöküşünden, İran ve Dünya Türklüğü´nün geleceğinden konuştuk. Yarınki olacakları anlattım. “Kendisini, kağıt üzerinde İran´a göndermiş olacağımızı, ama serbest bırakıp Van´a dönmesine göz yumacağımızı,” söyledim. Paraya ihtiyacı olacaktı. Bir miktar harçlık verdim ve karakola gönderdim. Söylemeye gerek yok, elbette çok sevindi.

Ertesi gün, makam aracıyla Kapıköy Sınır Kapısı´ndan dönüşte, Çaybağı köyü çıkışında gördüm. Yaya olarak Özalp istikametinde geliyordu. Onu son görüşüm oldu. Hikayesinin devamını da bilmiyorum.

Bu bilgi bende yıllarca bir sır olarak kaldı. İfşası bile olaya karışanların canını yakabilirdi. Aradan 26 uzun yıl geçmiş!. Suç yirmi yıllık zaman aşımına uğramış. Geriye dönüp baktığımda, “doğru bildiğim yolda ne kadar da cesur işler yapmışım, risk almışım” diyorum. 

Yeni bir anıda buluşmak dileğiyle.

 

 

 

 

 

Anahtar Kelimeler: TEBRİZLİ, GENÇ
Okuyucu Yorumları (1 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Selim Özkök
24.10.2016 08:23:28
Yılmaz bey, tebrik ediyorum. Yazılarınız çok akışkan. Hayvan kaçakçılığı ile ilgili yazınızı okurken, kendimi diğerlerini de okurken buldum. Saygılar sunarım
Yazarın Diğer Yazıları
KÖMÜR TAŞIMA VE DAĞITIM İHALESİ (23 Mart 2017 - Perşembe)
TACİZ Mİ, İFTİRA MI? (19 Mart 2017 - Pazar)
TACİZ Mİ, İFTİRA MI? (19 Mart 2017 - Pazar)
EĞRİYE EĞRİ DİYEBİLMEK (15 Mart 2017 - Çarşamba)
ATAMA YETKİSİ CUMHURBAŞKANINDA OLMALIDIR (11 Mart 2017 - Cumartesi)
TURAN KÖY (05 Mart 2017 - Pazar)
HAKİM HASAN BEY (22 Şubat 2017 - Çarşamba)
İFTİRA ATIYOR, HAKARET EDİYORSUNUZ! (20 Şubat 2017 - Pazartesi)
APAÇİLERİN YOLU (19 Şubat 2017 - Pazar)
SÜRGÜN (05 Şubat 2017 - Pazar)
KARLA MÜCADELE (15 Ocak 2017 - Pazar)
ALMAN FÜHRERİ HİTLER (03 Ocak 2017 - Salı)
Ç İ N Ç İ N (26 Aralık 2016 - Pazartesi)
BÖYLE GELMİŞ BÖYLE GİTMEZ! (15 Aralık 2016 - Perşembe)
ALADAĞ KKKKK (02 Aralık 2016 - Cuma)
SAKINCALI ÖĞRETMEN (2) (24 Kasım 2016 - Perşembe)
SAKINCALI ÖĞRETMEN (1) (23 Kasım 2016 - Çarşamba)
KIZILDAĞ 1986 (11 Kasım 2016 - Cuma)
MEYVELİ AĞAÇ (04 Kasım 2016 - Cuma)
BİZ ONU GÜDEMEK, ARKASINDAN GİDEMEK (24 Ağustos 2016 - Çarşamba)
KARAİSALI´DA BİR MODEL DENEMESİ (29 Temmuz 2016 - Cuma)
YÜZÜNÜ DAHİ GÖRMEK İSTEMİYORUM (12 Temmuz 2016 - Salı)
TİN TİN GİDİP, TIN TIN DÖNMEK (28 Haziran 2016 - Salı)
ANGARYA YASAKTIR (27 Mayıs 2016 - Cuma)
DİLENCİSİ OLMAYAN İLÇELER (19 Mayıs 2016 - Perşembe)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
HAŞA MİN HUZUR
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
MÜZİSYEN BİR AİLENİN TEMSİLCİSİ ALİ CANBOLAT
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
İNSANI YÜCELTEN İZLER BIRAKTILAR
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
18 MART ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
İNANMAK BU OLSA GEREK.
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Celal TOPKAN- CUMHURİYETİN 93. KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE ATATÜRK´Ü ANLAMAK VE KAVRAMAK
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
DEVLETLER VE İNSAN
Ahmet  DUMAN
Ahmet DUMAN
Medyanın Halleri
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
YOL AYRIMINDA, DÜŞÜNME ZAMANI…
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
AKP´NİN KORKUSU
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Cihat OVALI-SPOR YORUM
OLMADI MI OLMUYOR
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
BÜYÜK TEHLİKE: SÜNNİ-Şİİ SAVAŞI
İlhan ALPER
İlhan ALPER
ARABESK
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
İnsanlığın Derinleşen Sosyal Sorunlarını Çözecek Olan İnsan Beyni mi? Yapay Zeka mı?
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
DEMOKRASİ VE YURTSEVERLİK
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
“ARTIK MECLİS VAR !”
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Celal Topkan
Celal Topkan
GELECEK SENİN DÜŞÜN VE ÖYLE KARAR VER
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
BAĞDAŞTIRMACILIK VE EĞİTİM
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
İNTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
GALİLEO GALİLE
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
CUMHURİYETİN DÖNÜM NOKTALARI (20)
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Takdir Senin Türkiye!
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
ZÜBEYDE HANIM
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
KÖMÜR TAŞIMA VE DAĞITIM İHALESİ
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
BİR EVET HİKAYESİ
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
İHTİYARLAR PERİŞAN EDİLMESİN
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
10 °C
Pazar
11 °C
Pazartesi
12 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2017-3/20/1347519475780.jpg