TARİHTE BU HAFTA (3) TUĞGENERAL ZİYA YERGÖK´ÜN SARIKAMIŞ ANILARI (2)
Tarih: 5.10.2013 09:35:11 / 400okunma / 0yorum
Ahmet ERDOĞDU

          Tuğgeneral Ziya Yergök´ün Anıları, 83 üncü Alay Komutanlığına atanmasıyla başlar. Albay Şerif İlden, bir üst komutanı olup Kolordu Komutanı Ahmet Fevzi Paşa´dır. Bu atamadan sonra Alay işleri ile gece gündüz uğraşmaya başlar. Osmanlı Devleti, 2 Ağustos 1914´te seferberlik ilan etmiş ( Yemen´deki 7. Kolordu ile 21. Asir Fırkası ve 22. Hicaz Fırkasında askerlik yapanlar çağ dışı tutulmuşlardır) ve bundan sonra Erzurum´un düşman taarruzuna karşı tahkimine (sağlamlaştırılmasına)  başlanmıştır. Alay Karargahındaki işlerini yoluna koyduktan sonra atına binip, taburların çalışmalarını ve erlerin eğitimini kontrol etmektedir.

Hasan İzzet Paşa seferberliğin 2. Ayının sonlarına doğru tatbikatları başlatır, zamanlı zamansız birliklere uğrar, tatbikatlar yaptırırdı. Bu arada yaşanan dini bayramdan sonra harbe girme ile ilgili ilk haberler alınır. Rus ordusunun sınırı geçmesi ile Türk-Rus Savaşı başlamış olur.

Ziya Yergök, bu savaş içerisinde yaşanan Köprüköyü Muharebesini ve kendisine verilen yanlış Emire rağmen 1905 rakımlı tepeyi boşaltmayarak bu muharebenin kazanılmasını şöyle anlatmaktadır:

KÖPRÜKÖYÜ MUHAREBESİ

“29-10-1330 [11 Kasım 1914] sabahı saat 07.30´a doğru taburlar geldi. Saat 08.00´de Fırka´dan gelen emirde, saat 10.00´da taarruza başlamamız isteniyordu. Emri tekrar tekrar okudum. Araziyi ince­ledim. Düşmanın ve bizim durumumuzu göz önüne aldım, düşün­düm ve karar verdim. Daha önceden yaver aracılığıyla çağırdığım Alay´ın subayları, taburların doktorlarına varıncaya kadar yanıma toplandılar. Alay da bir sırtın gerisinde dinleniyordu.

Alay emrini subaylara yazdırırken yaverim de bir suretini harp ceridesine geçmek üzere yazıyordu. Emir verdiğim yer yüksekte ol­duğu için düşman ve arazi görülebiliyordu.”

Emrin esas maddeleri şöyle idi:

ALAY TAARRUZ EMRİ

Kırdabaz Sırtları, 29-10-1330 Sabah saat: 9.00

“1 - Taarruz edeceğimiz düşman Köprüköy doğusunda gör­düğümüz sırtlarda iki grup halinde ve ancak bir tabur kadardır.

2.Alay saat 10.00´da bu düşmana taarruz edecektir.

3.1.inci Tabur sağdaki gruba, 3´üncü Tabur l´inci Tabur´un solundan soldaki düşman grubuna taarruz edecektir, irtibat 1.inci Tabur´dadır. 2´nci Tabur ile Makineli Tüfek Bölüğü em­rinde olarak yedekte kalacaklardır. Fırka topçusu arkamızdaki sırtta sipere girip Alay´ın taarruzunu destekleyecektir.

4.Büyük ağırlıklar şimdilik Sülügü´de kalacaktır.

5.Sargı yeri (Sıhhiye çadırı) Sülügü´nün bir kilometre doğu­sunda, yol yakınında kurulacaktır.

6- Ben, şimdilik burada kalacağım.

Daha sonra 60´tan fazla subayla Alay´ın ortasına gittim ve şunları söyledim:”

EY BENİM KAHRAMAN ARKADAŞLARIM!

“Şu karşınızda gördüğünüz düşmanın niyeti bizi mahvetmek, ırzımızı, namusumuzu berbat etmektir. İşte bugün bu saatte on­ları orada ezip mahvederek büyük bir bayram yapmış olacağız. Bizi insan yerine koymayan, hiçbir hakkı olmadığı halde mülkümüze ve canımıza göz diken bu din düşmanlarını kahret­tiğimiz anda yalnız 25 milyon Osmanlı milleti değil, 300 milyon İslâm bayram edecektir. Bizim kazanacağımız bugünkü zaferle Allah bizden razı olacak, Peygamberin ruhu şad olacaktır. 150 yıldan beri atalarımıza kan kusturmuş olan bu düşmandan şimdi onların intikamını alarak üstümüzde dolaşan ruhlarını sevindi­receğiz. Arkadaşlar, şurasını iyi bilin ki ölümden korkmayan öl­mez, şanla, şerefle yaşar. Karşımızdaki düşman da bizim gibi insandır, onlarda da ölüm korkusu vardır. Hangi taraf ölümden korkmazsa muhare­beyi kesinlikle o taraf kazanır, şan ve şeref onun hakkı olur. Yara­lanırsanız, eskimez, kaybolmaz, kutsal bir nişan ölünceye kadar vücudunuzda parlar, öldükten sonra da mezarınızı aydınlatır. Arkadaşlar, düşmanı kolaylıkla kahretmek için şimdiye kadar talimlerde öğrendiklerinizi muharebede uygulamayı unutmayın. Nişangâh düzenleyin, dikkatli nişan alın, düşmanı vurun. Çünkü iyi bilirsiniz ki vuran vurulmaz. Subaylarınızın kumandalarına uyun. Manevra yapar gibi, arslancasına düşmana saldırın. Artık hiç kuşku duymayın ki zafer bizim olacaktır… Taburlar emir ve talimata uygun olarak hemen açıldılar ve aşağı­ya koşarcasına aktılar. Benimle bağlantı kurarak, birbirlerini görecek ve seslerini duyuracak aralıklarla asker diktiler. Benden tabur komu­tanlarına doğru böylece üç bağlantı zinciri meydana geldi. Olan bi­ten her işi gördüğüm için bulduğum kusurları derhal düzeltmekte etkili oluyor, gerektikçe yaverim ve emir erlerimi koşturuyordum...Artık sedyelerle veya birbirine tutunarak yaralılar gelmeye başla­dı. Bunları uzaktan gördükçe yanlarına koşuyor, okşuyor "Berhudar ol oğlum! Vatan uğrunda aldığın nişan kutlu olsun! Sana ve çoluk çocuğuna bakmak milletin borcudur." gibi tatlı sözlerle gönüllerini hoş ediyor, sargı yerine gönderiyordum. Bu sırada Pirlepeli Faik Efendi´nin şehit olduğu, sınıf arkada­şım Yüzbaşı Sabri ile Erzurumlu Teğmen Pastırmacıyan Vahan Efendi´nin yaralandıkları haberi geldi.( Teğmen Pastırmacıyan´ın abisi de Rus birliklerinde gönüllü olarak Osmanlı´ya karşı savaşmaktadır.) Vahan´ın yarası bacağından ve hafifti. Askerlerimiz Köprüköyü hizasında iken Fırka Kurmay Başkanı Yüzbaşı Rifat koşarak, soluyarak yanıma geldi. "Komutan Paşa em­rediyor. Birlikler gelmedi. Alay yalnız başına tepelenmemek için ta­arruzu durdursun," diye sözlü bu emri tebliğ etti. Tepemden vu­rulmuşa döndüm ve çok kızdım. Ne olur ne olmaz diye yanım­da bulunan 2´nci Tabur Komutanı´na "Çarçabuk Köprüköy´e kar­şı iki bölük sevk et. Sen de beraber git!" emrini verdim. Ve Kurmay Başkanına dönerek "Şu anda düşmanın şiddetli ateşi karşısında, ta­bak gibi düz yerde Alay´ı durdurmak, ezdirmek ve yıldırmak demek­tir ki bunu yapamam. Komutanların bu emrini yerine getiremem. Bu işi topçularımızın yardımıyla başaracağımızdan eminim. Durum böyledir. Gördüğünü de arz et," dedim. Kurmay Başkanı da benim fikrimde imiş ki sevinerek gitti ve bir daha gelmedi. Sonradan anladığıma göre Balkan Harbi´nde bulunan Hasan İzzet Paşa oradaki askerimizin paniklemesinden yılmış. Birkaç gün önce de 18´inci Fırka´nın paniğinden korkmuş olması, yeni bir felâ­kete uğramak telaşı böyle bir emrin verilmesine neden olmuş. Benim maruzatım ve uygulamalarım kendilerine söylenince, Kolordu ve Fırka komutanlarımız da benim yaptıklarımı onaylamış olmalılar ki Hasan İzzet Paşa´yı ısrarından vazgeçirmişler. Her hâlde bizim fırkalar da daha gerilerde veya benim göreme­diğim yerlerde uğraşıyorlardı. Bu duruma göre 83´üncü Alay yalnız başına hedefe doğru ilerliyordu. Alay mensupları üzerlerinden ge­çen top mermilerinin seslerini duyduğu ve şarapnellerimizin düş­man başında paralandığını, düşman askerinin sağa sola ve ileri ge­ri kaçıştığını gördükçe şevke geliyor, manevradan döner gibi neşeyle yürüyor, biz de bu görüntüyü gururla seyrediyorduk. Güneş batımına bir saat kala hedeflere ulaşıldı. Askerin sırtlara tır­mandığını gördükçe, kesin sonuç anında birliklerin başında bulun­mak ve tehlikelere karşı hazır olmak için yaverim ve emir atlılarımla ileri fırladım, yedek kalan Makineli Tüfek Bölüğü ile diğer iki bölüğün de Köprüköyü´ne giderek 2´nci Tabur´la birleşmelerini emrettim.”

BÜYÜK BİR YANLIŞ

“Ben 1905 rakımlı tepeye çıkarken baktım ki yüzbaşılar ve bö­lük komutanları gerilerde kalan bölüklerini, kollarını kaldırarak ve "Toplanın!" komutuyla tepelerden aşağı indiriyorlar. Bu yanlış du­rumu gördüğüm zaman neye uğradığımı bilmeyerek dörtnala yüz­başıların yanına koştum ve haykırdım: "A sersem adamlar ne yapı­yorsunuz? Kanınız pahasına aldığınız tepeleri yeniden düşmana mı bırakıyorsunuz? Kendinizi manevrada mı sanıyorsunuz? Bir adım geri gelmenizin cezası idamdır. Haydi tepelere marş marş!" diyerek onları birer birer yeniden tepelere koşturdum. Bu sırada o kadar ba­ğırmıştım ki sesim kısılmıştı. En sonra tabur komutanlarına şöyle bir sözlü emir verdim: "Aldığınız tepelerden bir adım geri çekilmek kurşuna dizil­meyi gerektirir. (Sınır göstererek ve Arap taburunu hiçe sayarak) Aras Vadisinden şuraya l´inci Tabur, onun solundan şuraya ka­dar da 3´üncü Tabur tarafından korunup savunulacaktır. Geceleyin bir düşman baskını olursa her tabur kendi bölgesini savunacaktır. Yanlışlıkla askerimizi birbirine kırdırmamak için bir tabur öbürüne yardım etmeyecektir. Gerekirse yedeklerden yardım alınır."

Karanlıkta Köprüköyü´ne gelirken düzlükte Fırka Komutanı ile karşılaştım. "Allah senden razı olsun. Alnından öpecektim ama şimdi zahmet vermek istemiyorum. Ne yaptınız?" diye sordu. Aldırdığım tertibatı, bölüklerin yanlış işlerini, bunun için böyle bir emir verdiğimi söyledim, Köprüköyü´nden gelecek makineli tüfek hayvanlarıyla kendilerine yakacak odun göndereceğimi bildirdim. O da benim elimi sıkarak ayrıldı.

Ben de Köprüköyü´ne geldim.

Köprüköyü Muharebesinin Kazanılmasının Sebepleri

  “1.Hiç korku hissetmedim. Üstelik neşeliydim. Bana, tarihin bize öğrettiği başarılı komutanlar gibi şan ve şeref kazanmak hissimi gelmişti? Elime geçen bu fırsattan yararlanabileyim diye mi neşeliydim? Sözün kısası kendimde güç ve kudret bulmuş, zaferden başka hiçbir şey düşünememiştim. Zafer kazanacağımızdan emindim.

2.Emir verdikten sonra, muharebenin akışı sırasında ne şekilde hareket etmeleri gerektiği konusundaki telkinlerimin subayları etki­lediği inkâr edilemez.

3.Subayların huzurunda erleri cesaretlendiren sözler söylemem de etkili olmuştur.

4.Düşman topçunun eksikliği karşısında bizim topçumuzun üs­tünlüğü ve düşmana verdiği kargaşalık, erlerimizin gözleri önünde cereyan etmiş ve onları cesaretlendirmiştir.

5.Muharebe idare yerinden düşman tarafında olsun, bizim tara­fımızda olsun her türlü harekâtı görmem, yanlışlıklara, gecikmelere anında müdahalem çok etkili olmuştur.

6.Komutan paşaların taarruzu durdurmamız hususundaki emir­lerine uymayıp, iki bölüğü daha muharebeye sokmam askere daha büyük bir gayret ve cesaret vermiştir.

7.Görev bitti diye alman tepeleri terk ederek geride ve aşağılarda toplanmalara tam zamanında yetişerek engel olmam.

8.Tepelerin her ne pahasına olursa olsun elde tutulması, herke­sin kendi bölgesini savunup diğerine yardım etmemesi konusunda­ki yazılı ve sözlü emirlerimin etkisi.”

Ziya Yergök´ün anılarında gün gün Türk-Rus Savaşı yer alır. Bu arada Sarıkamış´ın alınması konusunda Enver Paşa ile ters düşen Hasan İzzet Paşa, görevden alınır. Enver Paşa onun görevini üstlenir. Ziya Bey, Enver Paşa ile karşılaştığında, Enver Paşa ona “ Köprüköyü´ndeki gayretinden memnun oldum. İleride senden çok mühim işler beklerim” demiştir.

Ordu, 21 Aralık 1914 tarihinde Sarıkamış´a yürüyüş emrini tebliğ eder. Bundan sonra, 2 Ocak 1915 tarihine kadar (bu tarihte Ziya Bey, Ruslara esir düşecektir) yaşanan olaylar yanlışıyla, doğrusuyla kitapta yer alır. Hava eksi 15-20 derece, askerin sırt ağırlığı 30-35 kilodur. Ağır yükün altında terleyen asker, dinlenmek için oturduğunda donup kalıyordu. Bu yürüyüş sırasında yük ve binek hayvanları da devriliyor, hayvanlar yükleriyle karlara gömülüyor, eldiveni olmayan, ayakkabıları sağlam olmayan, çorapları yırtık olan asker ölüyordu.

Sarıkamış´ın doğu sırtlarına kadar varılmıştır ama Sarıkamış, ele geçirilemeyecek ve bu arada Ziya Bey 2 Ocak 1915´te esir düşecektir.

Ziya Yergök, Sarıkamış Felâketini Doğuran Nedenleri şöyle açıklıyor:

l.Kış: Ordu bu yüzden felç olmuştur. Düşmanın top, tüfek ve kuvvet üstünlüğü ile bize verdirdiği kayıp korkunç kış mevsiminin verdir­diği kaybın onda biri kadardır.

2. Enver Paşa´nın tecrübesizliği ve çılgınca hareketleri:

a)Komutayı ele aldıktan sonra kolları, birlikleri birbirine bağlayacak, hareket birliğini sağlayacak emirleri pek seyrek vermiştir.

b)Ordu komutanlığını fırka komutanlığına çevirmiştir.

c) Kolordu ve fırka komutanlarını ıskartaya çıkarmıştır.

d) Tüm birliklere emir verip maiyetindekileri kontrol veya irtibat subayı olarak görevlendireceği yerde, alayları ayrı ayrı emirlerle biz­zat sevk ve idare etmiştir.

e) Bir Alay bozulduktan sonra aynı görevi öbür Alay´a vermiş, böylece başka alayların da tepelenmesine neden olmuştur.

f) Kışı, birliklerin durumunu düşünmeksizin, düşmanı da hi­çe sayarak hemen Sarıkamış´ı alabileceği kanaatini besleyen Enver Paşa, işin kolay olmadığını, planlarının suya düştüğünü gördükçe si­nirlenmeye başlamış, âdeta ne yapacağını şaşırmıştır.

3. Hafız Hakkı Paşa´nın tecrübesizliği ve çılgınca hareketleri:
Şöhret peşinde koştuğu için emir ve amaç dışında hareket edip10´uncu Kolordu´yu Allahüekber Dağlarında mahvetmiş, Sarıka­mış´a zamanında yetişememiştir.

4.Subaylar: Teğmeninden kolordu komutanına kadar subaylarımızda gö­rev aşkı yoktu. Namus, şeref ve izzetinefis duyguları noksandı. Muharebe demek, düşmanı yenme yollarını aramak, gerektiğin­de bu uğurda seve seve kan akıtmak demektir. Bizim subay arka­daşlar "Dostlar şehit, biz gazi," diyerek mümkün olduğu kadar ka­çamak yolu arıyorlardı. Subaylarımızdaki bu eksiklik yüz yıllardan beri iliklere işlemiş bir huy olarak devam ediyordu. Bu nedenle ko­mutanlar, görev yapanlarla yapmayanları iyi görüp ayırabilmelidirler. Bu da her şeyden önce emrindeki subayları yakından tanı­ma ile olur.

Şurası kesindir ki savaş usullerine uymak şartıyla ölümü gö­ze alan taraf galibiyeti elde eder. Ölümden kaçan yaşamaktan yok­sundur. Fedakârlık duygusu belki düşmanımızda da azdı. Alman ve Fransız ordularında olan fedakârlık duygusu ne bizde, ne de Ruslarda vardı. İki taraf da zoraki harp ediyordu.

5.Erlerimizin maneviyatları kırılmış, komutanlarına güvenleri
kalmamıştı. Ağır kış şartlarında aç, çıplak, uzun ve çetin yürüyüşlerle yorulmuş insanlar başka bir duyguya sahip olamazlardı.

Bardız´a geldikten sonra askerin açlığıyla, donarak ölmesiyle ilgi­lenen kıta komutanı pek azdı. Böyle askerde güven duygusu ve mo­ral kalır mı?

6.Sarıkamış bölgesinin ormanlık oluşu harekâtın görünmesini
engelliyor, birlikler de bin dereden su getirerek kendilerini haklı çıkarıyorlardı.

Demek oluyor ki kışı saymazsak suç genelleşiyor ve sorumlulu­ğun en büyüğü Başkomutan Vekili Enver Paşa´ya ait oluyor. Ki bu da doğru bir teşhistir. Düşmanı tanımak, kışa, bölgenin durumuna göre hazırlanmak, tedbirler almak onun göreviydi.

Enver Paşa askerimizi anlamamış, ordumuzu tanımamıştı. Düş­man ordusunu hiç tanımamıştı. Böyle bir komutanın komuta ettiği ordunun akıbeti de tabiidir ki böyle olur.

10´uncu Kolordu gelmeden Sarıkamış alınamaz mıydı?

Bana göre 14-12-1914 günü Sarıkamış alınabilirdi. Çünkü 13 Kânunuevvel [Aralık] akşamı 28´inci Fırka [Tümen] Sarıkamış´a gelmişti. Bizim üç fırkamız vardı. Düşmanın ise küveti bizimkinden çok azdı. Takviye birlikleri daha yollarda idi.

Eğer 14 Aralık 1914 için genel bir emir çıkarılsa, bu emre göre fır­ka komutanları birliklerinin başında harekâtı sevk ve idare etseler­di, Başkomutanlık karargâhı bir iki kurmay subayla yaveri fırkaları kontrolle görevlendirilseydi, cepheden, Çiftememeler Tepesinden ve Sarıkamış´ın güney sırtlarından çevirme harekâtı yapılsaydı kim­senin burnu kanamadan Sarıkamış düşerdi.

7. Çerkesköy topla tahrip edilmeden tüfek ve süngü ile alınmaya kalkışılmıştır. Bu da yanlıştı. 29´uncu Fırka´nın üç alayı burada bir­birini ardı sıra perişan oldu.

8. Âdi dağ toplarının işe yaramaması önemli bir faktördü. Bunların menzilleri kısa ve etkileri azdı. Çerkesköyü´nü bile etkile­medi. Sarıkamış´a getirilinceye kadar verilen emeklere yazık´ oldu. Çünkü bunların hiçbir yararı olmadı. Çerkesköyü´nü tahrip ede­cek vasıta olmadığına göre genel bir hareketle ve çevirme yaparak Sarıkamış´ı düşürmek gerekirdi.

14 Aralık´tan sonra fırsat kaçmıştı. Çünkü daha o günün akşa­mı düşman bizi çevirmeye başlamıştı. 10´uncu Kolordu zamanında gelseydi veya 9´uncu Kolordu çevirme ile karışık bir taarruzla Sarıkamış´ı alsaydı ne olurdu? Öyle sanıyorum ki sonuç daha büyük bir felaket olurdu.”

Tuğgeneral Ziya Yergök, anılarında savaşı objektif olarak değerlendirmiştir. Yaralanıp Ruslara esir düştükten sonra Sibirya kamplarındaki yaşam mücadelesini ve kaçış planlarını anlatır. Yurda dönüşünü Batum üzerinden Trabzon´a oradan da Erzurum´a geçişini anlatır. Dönüşte eşinin tifüs´ten öldüğünü öğrenen Ziya Bey, Kazım Karabekir tarafından Asker Alma Heyetine tayin edilir. Geçen hafta da anlattığımız gibi ikinci defa emeklilikten sonra 1 Haziran 1949 yılında vefat eder.

                                                                

 

                                                                                               Devam Edecek

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
ATATÜRK´ÜN İZİNDE (4) (09 Kasım 2016 - Çarşamba)
ATATÜRK´ÜN İZİNDE (3) (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
ATATÜRK´ÜN İZİNDE (2) (25 Ekim 2016 - Salı)
ATATÜRK´ÜN İZİNDE (1) (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
KURTULUŞ SAVAŞI GÜNLERİ (8) (24 Mayıs 2016 - Salı)
KURTULUŞ SAVAŞI GÜNLERİ (7) (16 Mayıs 2016 - Pazartesi)
KURTULUŞ SAVAŞI GÜNLERİ (6) (07 Mayıs 2016 - Cumartesi)
KURTULUŞ SAVAŞI GÜNLERİ (5) (02 Mayıs 2016 - Pazartesi)
“MİSAK-I MİLLİ ASGARİ PROGRAMDIR” (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
KIBRIS NEREYE GİDİYOR? (22 Şubat 2016 - Pazartesi)
CHP NEREYE GİDİYOR? (3) (08 Şubat 2016 - Pazartesi)
CHP NEREYE GİDİYOR? (2) (05 Şubat 2016 - Cuma)
CHP NEREYE GİDİYOR? (1) (05 Şubat 2016 - Cuma)
DR. SEDA BAYINDIR ULUSKAN´LA SÖYLEŞİ (25 Ocak 2016 - Pazartesi)
TÜRKİYE VE DÜNYADA ENERJİ SORUNU (01 Ocak 2016 - Cuma)
KURTULUŞ SAVAŞININ KAHRAMAN GAZETESİ (25 Aralık 2015 - Cuma)
ERİŞ ÜLGER İSTANBUL SÖYLEŞİSİ (28 Kasım 2015 - Cumartesi)
TARİHTE BU HAFTA 29 EKİM ÖZEL YAZISI (29 Ekim 2015 - Perşembe)
HEPİMİZ OSMANLICA ÖĞRENİYORUZ! (05 Ekim 2015 - Pazartesi)
ÇANAKKALE CEPHESİ (05 Ekim 2015 - Pazartesi)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2015 - Pazartesi)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2015 - Pazartesi)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2015 - Pazartesi)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
I. DÜNYA SAVAfiININ 100. YILI (05 Ekim 2014 - Pazar)
NEDEN 29 EKİM? (05 Ekim 2013 - Cumartesi)
TARİHTE BU HAFTA (05 Ekim 2013 - Cumartesi)
ERİŞ ÜLGER İSTANBUL SÖYLEŞİSİ (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
KALAYLI BAKIR SAHANDA ÇAY
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
İRFAN ATASOY, “İNCE CUMALİ”YLE SİNEMAYA GİRMİŞTİ
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
ATA´YA MEKTUP
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
MONDROS MÜTAREKESİNİ VE SEVR ANTLAŞMASINI RED EDEN, ÖZGÜRLÜK, EGEMENLİK VE ÇAĞDAŞLAŞMA GÜNEŞİ OLARAK 23 NİSAN 1920´de VAROLAN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ´nin DOĞUŞ VE VAROLUŞ NEDENLERİ
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
İNANMAK BU OLSA GEREK.
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Celal TOPKAN- CUMHURİYETİN 93. KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE ATATÜRK´Ü ANLAMAK VE KAVRAMAK
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
YÜKSEK SEÇİM KURULUNUN MAHİYETİ VE NİTELİĞİ
Ahmet  DUMAN
Ahmet DUMAN
“Yok, Hükmündedir” in Hükmü…
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
16 NİSANA DOĞRU, İZLENİMLER, DUYGULAR…
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Cihat OVALI-SPOR YORUM
82.DAKİKADA GÜÇ BİTTİ
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
BACASIZ FABRİKA TURİZM SEKTÖRÜ 2017´DE NE DURUMDA?
İlhan ALPER
İlhan ALPER
UÇAN ADAM İRFAN ATASOY
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
İnsanlığın Derinleşen Sosyal Sorunlarını Çözecek Olan İnsan Beyni mi? Yapay Zeka mı?
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
SOSYAL DEMOKRASİ VE EKONOMİ
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
“ARTIK MECLİS VAR !”
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Celal Topkan
Celal Topkan
GELECEK SENİN DÜŞÜN VE ÖYLE KARAR VER
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
GENÇLİK KÜLTÜRÜ VE BAŞARISIZLIK
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
İNTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
MİLLİ BURJUVAZİYE SEVABINA ÖNERİLER -1 –
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Hayallerim Var!
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
ERGENEKONCULAR
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
BUGÜN ÖĞRETMENLERİN MAAŞ GÜNÜ
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
ERDDOĞAN´IN MİTİNGİNDEN İZLENİMLER
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
İHTİYARLAR PERİŞAN EDİLMESİN
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
ÇOCUĞA ŞİDDET
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
16 °C
Cumartesi
13 °C
Pazar
13 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2017-4/25/1421274409282.jpg