TACİZ Mİ, İFTİRA MI?
Tarih: 19.3.2017 10:32:44 / 66okunma / 0yorum
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!

1987 ya da 88 yılıydı. Bir gün Örcün köyü muhtarı kaymakamlık makamındaki görevlilere, benimle özel görüşme yapmak istediğini söylemiş. Buyur ettim.

Üzüntülü, sıkıntılı ve tedirgindi. “- Sayın kaymakamım beni kurtarın,” diye başladı söze.

“- Hayırdır muhtar, ne demek istiyorsun?” dedim.

Anlatımına bakılırsa durum iç açıcı değildi. Muhtarın köyüne eğitim öğretim yılı başında yeni bir öğretmen atanır. Bayandır ve köy okulunda tek öğretmendir. Bu sebeple muhtarın ailesi, eşi ve kızları sahiplenirler yeni öğretmeni. Lojmanda yalnız kalmasın diye muhtar, kızlarından birini her gece öğretmene arkadaşlık etmekle görevlendirir. Bayan öğretmen bu ilgiden memnundur. Ne var ki öğretmen mesaisine gerekli titizliği göstermez. Cuma günleri okulu terk etmekte, pazartesi öğleden sonra gelmektedir. Bu durum velilerin tepkisini çeker. Muhtar da uygun bir üslupla bayan öğretmeni uyarır. Ama düzelme olmaz. Sonunda durumu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü´ne bildirmek zorunda kalır.

Milli Eğitim Müdürlüğü disiplin soruşturması başlatır. Bayan öğretmen artık muhtarın ailesiyle arayı açar. O da yetmez. Cumhuriyet Savcılığı´na “muhtarın, okul lojmanına gelerek kötü niyetle kendisini taciz ettiğini” bildiren bir dilekçeyle, şikayet eder.

Cumhuriyet Savcısı davet ettiğinde muhtar olanları anlatır. Başlangıçta önemsememiştir iddiayı. “- Olur mu öyle şey, o benim kızım yaşında. Yanına kendi kızımı arkadaş verdim,” der ama danıştığı avukatlar, durumun ciddiyetini anlatırlar. Dosyadaki suçlama ile ilgili olarak, “Mağdurenin beyanı inandırıcı ise başka delile gerek yoktur. Hiçbir bayan durup dururken kendisinin toplum içerisinde lekelenmesine yol açacak bir beyanda bulunmaz” düşüncesi Yargıtay´ın yerleşik içtihadıdır.

Savcılık iddiayı ciddi bulur ve dava açar. Dava kabul edilir.

Muhtar, mahalli ölçülerde orta halli sayılabilecek biridir. Bir avukat tutar. Avukat öğretmenin disiplin cezalarını lehe delil olarak mahkemeye sunar. Duruşma hakimi “-Konu ile ilgisi yoktur,” diyerek bu delili kabul etmez. Tanık dinletmek ister. “Davacının kendi beyanına göre suçun işlenişi sırasında gören olmadığından”, tanık dinlenmesine de ihtiyaç duyulmamış, avukatın talebi reddedilmiştir.

Öğretmenin görev yeri değiştirilir. Yeni görev yerinde de disiplinsizliği devam eden bayan öğretmene Milli Eğitim Müdürlüğü´nce, yeni görev yerinde ikinci defa bir disiplin cezası daha verilmiştir. Avukat bu durumu da delil olarak sunar. Ama dikkate alınmaz, değerlendirilmez.

Duruşmalar ilerlemiş, avukatının dediğine göre karar aşamasına gelinmiştir.

Bu arada muhtarın avukatı bir gün, bayan öğretmeni ilçe merkezinde hakimin öğretmen olan eşi ile birlikte adliye lojmanlarına girerken görür. Yaptığı araştırmada mağdure ile hakimin, her ikisinin de Sivas´ın aynı ilçesinden olduklarını tespit eder. Son çare olarak “reddi hakim” talebinde bulunacağını, ama mevcut delillerin “reddi hakim” için de yeterli olmadığını, söylemiştir.

Tüm bunları anlattıktan sonra muhtar: “- Kaymakam bey, beni sadece siz kurtarırsınız. Hakim bey sizi kırmaz. Ne olur bana yardımcı olun. Yoksa bu hakim beni yakacak!” dedi. Kendisine yardım etmem için yalvarmaktaydı.

Muhtara; “Adliye işlerine karışamayacağımı, konuyu hakime açmış olmamın, kendi lehine değil; bizatihi aleyhine bir ortam doğuracağını” anlatmaya çalıştım. O, ikna olmuyor, kendisine yardımcı olmam için ısrar ediyordu.

Prensip olarak yargıçların dosyadaki delillere ve vicdani kanaatlerine göre karar vermeleri gerektiğine inandım ve tüm meslek hayatım boyunca hiçbir adli konuda hiçbir yargıçtan talebi bırakın, ima yoluyla bile, bir ayrıcalık beklememeye özen gösterdim. Ben adalet dağıtan bu insanlara, herhangi, sıradan bir insandan çok daha farklı, çok daha fazla saygı ve ilişkilerimde özen gösterdiğime inanıyorum. Hatta yıllar sonra kendimi değerlendirdiğimde, bendeki saygının “gereğinden fazla, gerçekçi olmaktan da uzak” olduğunu değerlendirdim. Onların da insan olduklarını, hata yapabileceklerini, zaafları olabileceğini çok geç anladım.

………………………………………………

Olacak bu ya, muhtarın dosyası karara bağlanmadan ilçedeki ceza hakimi H.Ç.´nin tayini çıktı. Yerine de, lise yıllarında aynı okulda, aynı sınıfta birlikte okuduğum; aynı yatılılık şartlarını taşıdığım bir arkadaşım E.A. atandı. Ailece sevindik. Eşim de hakim arkadaşımın eşi ile iyi anlaşıyordu. Ailemiz genişlemiş gibi oldu.

Bir hafta sonu, hakim beyle eşini de alarak ailece şehrin dışında ormanlık bir alanda temiz hava almaya çıkmıştık. Hakim beyin henüz çocuğu yoktu. Hanımlar kendi aralarında sohbet ederken biz de, benim oğlanın sorularını cevaplandırmaya çalışıyor, havadan sudan konuşuyorduk.

Hakim arkadaşım:

“- Yılmazcığım, sana bir şey sormak istiyorum” dedi. “Örcün köyü muhtarını tanıyıp tanımadığımı, nasıl biri olduğunu,” sordu. Ben de:

Gayet iyi tanıdığımı, halim selim biri olarak bildiğimi; işi gücü yerinde, muhtar arkadaşları tarafından da sevilen, saygı duyulan biri olduğunu” söyledim.

Hakim bey devamla:

“- Elimde bir dosya var. Birkaç defa inceledim. Duruşmaları bitmiş. Karar aşamasında olan bir dosya. Ama bu dosyada beni huzursuz eden bir şey var! Rahatsızım. Dosya o kadar güzel hazırlanmış, o kadar iyi tertiplenmiş ki böyle düzenli dosya bulmak genelde zordur, ceza davalarında. Her şey mahkumiyeti işaret ediyor. Dosyanın bu kadar tertipli, düzenli olması da beni ürkütüyor. İlk defa böyle bir durumla karşılaşıyorum ve vicdanen rahat değilim,” dediğinde ben konuyu anladım. Sözünün başında muhtarı niçin sorduğuna anlam verememiştim.

“-Dosyanın konusunu biliyorum,” dedim. Ve bildiklerimi anlattım. “Kendisi sormamış olsaydı, bu konuyu ona açmayacağımı” da ekledim.

“- Demek ki rahatsızlığım boşuna değilmiş! O zaman, hakim değişikliği gerekçesiyle bir duruşma daha yapıp, karar öncesi başka bir delilleri ve diyecekleri olup olmadığını, taraflara ya da vekillerine bir de ben sorayım,” dedi.

………………………………………………..

Birkaç gün sonra muhtar yine uğradı, boynunu bükmüş vaziyette, çaresizliği kabullenmiş olarak: “- Kaymakam bey bugün duruşmam var. Kaderimde varsa, katlanırım. Ne yapayım?” dedi. Ben de; “Umudunu kesmemesini, adalete güvenmesini; ceza hakiminin değişmiş olmasının umut verici olduğunu; eğer karar verilirse, sonucunu merak ettiğimi,” söyledim.

Muhtar bir saat sonra uğradı. Çok seviniyordu. “Önceki hakimin reddettiği delilleri bu hakimin kabul ettiğini; öğretmenle arasının nasıl açıldığına dair tanık dinlemeyi de kabul ettiğini,” avukatın; “- Şeytanın bacağını kırdık!” dediğini aktardı.

İlerleyen zamanda, bir sonraki duruşmada muhtarın beraat ettiğini öğrendim. Kendisi ile birlikte ben de sevindim.

Hakim beyle yaptığımız konuşma aramızda sır kaldı. Muhtarın hiçbir zaman bilgisi olmadı.

Adaletli, huzurlu günler ve gelecekler temennisiyle.

Anahtar Kelimeler: TACİZ, İFTİRA
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
1982 ANAYASA REFERANDUMU (19 Nisan 2017 - Çarşamba)
TÜRK TİPİ BAŞKANLIK (3) (13 Nisan 2017 - Perşembe)
TÜRK TİPİ BAŞKANLIK (2) (12 Nisan 2017 - Çarşamba)
TÜRK TİPİ BAŞKANLIK (1) (11 Nisan 2017 - Salı)
MİLLİYETÇİLİK ÜLKÜCÜLÜK (09 Nisan 2017 - Pazar)
VALİLİK LOGOSU (06 Nisan 2017 - Perşembe)
BÖYLE Mİ OLMALIYDI ? (30 Mart 2017 - Perşembe)
PUTLAR VE İNSANLAR (29 Mart 2017 - Çarşamba)
KÖMÜR TAŞIMA VE DAĞITIM İHALESİ (23 Mart 2017 - Perşembe)
TACİZ Mİ, İFTİRA MI? (19 Mart 2017 - Pazar)
EĞRİYE EĞRİ DİYEBİLMEK (15 Mart 2017 - Çarşamba)
ATAMA YETKİSİ CUMHURBAŞKANINDA OLMALIDIR (11 Mart 2017 - Cumartesi)
TURAN KÖY (05 Mart 2017 - Pazar)
HAKİM HASAN BEY (22 Şubat 2017 - Çarşamba)
İFTİRA ATIYOR, HAKARET EDİYORSUNUZ! (20 Şubat 2017 - Pazartesi)
APAÇİLERİN YOLU (19 Şubat 2017 - Pazar)
SÜRGÜN (05 Şubat 2017 - Pazar)
KARLA MÜCADELE (15 Ocak 2017 - Pazar)
ALMAN FÜHRERİ HİTLER (03 Ocak 2017 - Salı)
Ç İ N Ç İ N (26 Aralık 2016 - Pazartesi)
BÖYLE GELMİŞ BÖYLE GİTMEZ! (15 Aralık 2016 - Perşembe)
ALADAĞ KKKKK (02 Aralık 2016 - Cuma)
SAKINCALI ÖĞRETMEN (2) (24 Kasım 2016 - Perşembe)
SAKINCALI ÖĞRETMEN (1) (23 Kasım 2016 - Çarşamba)
KIZILDAĞ 1986 (11 Kasım 2016 - Cuma)
MEYVELİ AĞAÇ (04 Kasım 2016 - Cuma)
TEBRİZLİ GENÇ (18 Ekim 2016 - Salı)
BİZ ONU GÜDEMEK, ARKASINDAN GİDEMEK (24 Ağustos 2016 - Çarşamba)
KARAİSALI´DA BİR MODEL DENEMESİ (29 Temmuz 2016 - Cuma)
YÜZÜNÜ DAHİ GÖRMEK İSTEMİYORUM (12 Temmuz 2016 - Salı)
TİN TİN GİDİP, TIN TIN DÖNMEK (28 Haziran 2016 - Salı)
ANGARYA YASAKTIR (27 Mayıs 2016 - Cuma)
DİLENCİSİ OLMAYAN İLÇELER (19 Mayıs 2016 - Perşembe)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
KERRÜSE
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
İRFAN ATASOY, “İNCE CUMALİ”YLE SİNEMAYA GİRMİŞTİ
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
ATA´YA MEKTUP
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
MONDROS MÜTAREKESİNİ VE SEVR ANTLAŞMASINI RED EDEN, ÖZGÜRLÜK, EGEMENLİK VE ÇAĞDAŞLAŞMA GÜNEŞİ OLARAK 23 NİSAN 1920´de VAROLAN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ´nin DOĞUŞ VE VAROLUŞ NEDENLERİ
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
İNANMAK BU OLSA GEREK.
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Celal TOPKAN- CUMHURİYETİN 93. KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE ATATÜRK´Ü ANLAMAK VE KAVRAMAK
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
HAYATIMIZDAN BİRKAÇ KONU
Ahmet  DUMAN
Ahmet DUMAN
Artık, Hiçbir Şey Eskisi Gibi Değil.
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
16 NİSANA DOĞRU, İZLENİMLER, DUYGULAR…
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Cihat OVALI-SPOR YORUM
82.DAKİKADA GÜÇ BİTTİ
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
BACASIZ FABRİKA TURİZM SEKTÖRÜ 2017´DE NE DURUMDA?
İlhan ALPER
İlhan ALPER
UÇAN ADAM İRFAN ATASOY
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
İnsanlığın Derinleşen Sosyal Sorunlarını Çözecek Olan İnsan Beyni mi? Yapay Zeka mı?
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
SOSYAL DEMOKRASİ VE EKONOMİ
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
“ARTIK MECLİS VAR !”
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Celal Topkan
Celal Topkan
GELECEK SENİN DÜŞÜN VE ÖYLE KARAR VER
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
GENÇLİK KÜLTÜRÜ VE BAŞARISIZLIK
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
İNTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
MİLLİ BURJUVAZİYE SEVABINA ÖNERİLER -1 –
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
BÖLGESEL OYUNDA KARTLAR YENİDEN DAĞITILIYOR
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Hayallerim Var!
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
ERGENEKONCULAR
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
1982 ANAYASA REFERANDUMU
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
ERDDOĞAN´IN MİTİNGİNDEN İZLENİMLER
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
İHTİYARLAR PERİŞAN EDİLMESİN
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
ÇOCUĞA ŞİDDET
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
13 °C
Perşembe
13 °C
Cuma
16 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2017-4/25/1421274409282.jpg