SÖYLEŞİ
Tarih: 13.3.2019 12:40:34 / 231okunma / 0yorum
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?

Bu günlerde gazeteciler soru sormuyorlar. Kimse kimsenin umurunda değil ama eskiden soru sorarlardı. Hele bir kitabın çıktığı zaman gazeteye çağırırlar, bir sandalyeye oturturlar, soru üstüne soru sorarlardı.

Bazen de sokakta karşılaşır, bir kenara oturur, hem çay içer hem de konuşurduk. Konuştuklarımızı da not ederler, gazetelerinde geniş bir şekilde yazıya dökerlerdi. Biz de o gazetelerden alır eşe dosta dağıtır, bir kaçını da evde saklardık. Çok da hoşumuza giderdi.

Şimdi o gazeteciler yok. Yeni bir kitabımız çıktığında basın bülteni düzenliyoruz. Belli yerlere kitapla birlikte dağıtım yapıyoruz. Onlar da bir resim çekiyor. Ülkenin her tarafındaki gazetelere duyuruyorlar. Gazeteler de, oradan aldıkları bilgilere ekleme yaparak gazetelerinde yayımlıyorlar. Buraya kadar güzel, ama bir sakıncası bütün gazeteler tek kendileri yazmış gibi aynı nakaratı kopyalıyorlar.

Yerel televizyonlar ise haber yapmıyorlar. Ulusal televizyonlar zaten kitap ve yazarların isminin geçmesini bile hazmedemiyorlar. Neymiş efendim reklama giriyormuş. Kültür bir toplumda yasak olabilir mi? Ne kadar saçma bir ahlak anlayışı.

Neyse konumuz, geçmiş zamanlarda yayımlanmış bir söyleşiden bahsetmek istiyorum. Söyleşi taraflarından biri DEMİRCAN soyadında bir gazeteci. Diğer tarafta ise benim. Yıllar önce ne sorulmuş, ne cevap vermişiz görelim.                       

DEMİRCAN: Sayın Ahmet DOKUZOĞLU sanat köşemize hoş geldiniz.

DOKUZOĞLU: Hoş gördük efendim.

DEMİRCAN: Her yazara sorulabilecek olan bir soru ile başlamak istiyorum; Neden yazıyorsunuz?

A.DOKUZOĞLU; Sayın Demircan, elbette ki birilerinin tehdidiyle yazmıyoruz. Zaten istense de zorlamayla yazı yazılmaz. Eğer zorlamayla yazılsaydı, herkes yazar olabilirdi. Ama etrafımızda o kadar da çok yazar yok. Araştırmalara göre ülkemizde on bin kişiye bir yazar düşüyor. Bu da gösteriyor ki yazar olmak kolay iş değil

  Yazar olmak için önce sevmek lazım, sonra okumak lazım. Daha sonra bir amaç olmalı. En sonunda cesaret ve para olmalı. Bu işe biraz da inat uğruna girdim sayılır.

 Şöyle ki, çocukların kitaplarına bakıyorum, ne doğru dürüst bir şiir, ne de doğru dürüst bir hikâye var. (Tabii ki hepsi değil.) O saçma sapan hikâyelerle ve şiirlerle yetişen çocuklarımızın varacağı yer belli. Onun için çocuklarımıza sevecekleri bir şeyler vermeliyiz düşüncesinde oldum.

Biz Karacaoğlan´la büyüdük. Bizim toplumumuzda “Karacaoğlan lama” diye bir söz vardı. Şiir yazan insanlar onun gibi söyleyerek hem şiiri sevdirir, hem de şiir söylerler. Bu da gösterir ki, insanımız şiir kültürünün bir parçası olurlar.

Zaten bütün amaç insanları ortak bir paydada hareket etmeye çağırmak değil mi? İşte sana bir vesile. Ayrıca biz Türk milletiyiz. Atalarıyla gurur duyan bizim gibi bir millet daha yoktur. Böyle olunca, atalarıyla saygı duyan, onlarla birlik beraberliği pekiştiren hikâyelere ihtiyacımız vardır.

 Bunun en son örneklerinden biri Ömer Seyfettin´dir. Ne güzel hikâyedir onlar. Her okuyan insan bu milletin bir parçası olmaktan gurur duyar. İşte onun gibi bu milleti bir araya getirici hikâyeler, öyküler, şiirler, romanlar yazmalıyız ki, Atatürk´ümüzün “Ne mutlu Türküm diyene. “sözünün arkasında olalım.

DEMİRCAN: Gördüğüm kadarıyla şiir ve öykü yazıyorsunuz. Bunun yanında fıkra denemeleriniz de var. Aynı zamanda bir kamu Bankasında yetkilisiniz. Bunları yakından tanıdığım için söylüyorum. Bütün bunlara nasıl zaman ayırabiliyorsunuz?

DOKUZOĞLU: Bazı insanlar söylerdi de inanmazdım, 24 saat çalışıyorum diye. Gerçekten tam 24 saat çalışıyorum. Belli saatlerde mesaideyim. Eve gelip televizyonda haber vs den sonra kitap okuyorum. Yatarken geceleri, “Acaba ne yazmalıyım” diye düşünüyorum. İnsanlara belki garip gelir, rüyalarımdan bile yararlandığım olmuştur. Geçenlerde de böyle bir şey oldu. Rüyamda bir yazıya başlamak istiyorum. Kafamdan geçen adaletsiz bir durumu yazıya dökmeye çalışıyorum. Yazıya giriş yapmak zor şeydir. İyi bir giriş, iyi bir sonuç getirir. Bu her yazarın başına gelir. Hele uzun yazmak istediğin bir yazı dizisi olursa o giriş daha da önemlidir. Yanlış bir giriş de bocalarsın, sıkışırsın, yazamazsın. Günlerce kafamda soru işaretleri bırakan giriş cümlesini o gece rüyamda yaptım. Ve uyandığımda o kadar çok sevindim ki. Aylarca kafamı kurcalayan sorunun cevabını bulmuştum. Bütün bunlar gösteriyor ki yirmi dört saat çalışmaktayım.

DEMİRCAN: Bazen “yazmak istemiyorum” dediğiniz oldu mu?

DOKUZOĞLU: Sayın Demircan, ben yalan söylenmesini sevmem. İkiyüzlülüğü, dalkavukluğu, insanlara kötülük yapmayı hiç sevmem. Bazen yüzüme karşı söyleyemiyorlar ama yaptıkları hareketleri seziyorum ve üzülüyorum. Gerçi o yapılanlar bizim gibi insanlara malzemedir de. Yine de üzülüyorum.

Bazen yarışmalara katılıyoruz. Her yazarın, şairin hakkıdır bunlar

“Yazdıklarım acaba nasıl etki yapıyor” düşüncesindedir insan. Birçok yerde gördüm ve yaşadım. Yarışmalarda başka şeyler istiyorlar. Yazının güzel olması değil de, ödüllerden beklenenler önem arz ediliyor. Satılan derginin tanıtımı amacıyla, yazarın fikri, dini, dünyevi görüşlerine göre ödül veriliyor. Bu da beni üzüyor. Tam yazı yazmayı bırakayım diyorum, bir mektup geliyor ki onların verecekleri ödülün bin katı güzellikte. İşte o zaman diyorum ki, ben yanlış iş yapmıyorum.

Bunlardan örnek verecek olursak, bir polis memuru arkadaşa 500 liraya bir kitap sattık. Onu da beraber çalıştığımız arkadaşlar sattı. Adam homurdanarak gitti. Belki de bana öyle geldi. Üç ay sonra geri geldi ve ne dedi biliyor musunuz?

“Ya Ahmet Abi” dedi. “Senin kitabı bütün apartman okumak için sıraya girdi.”

 Bu ne güzel bir övgü bilir misiniz? Bunun gibi birçok insan Türkiye´nin birçok yerinden arıyorlar. Bu bana yazma hevesi ve gücü veriyor. Onlara bin defa teşekkür ediyorum.

DEMİRCAN: Sayın Dokuzoğlu, konumuz edebiyat. Bize biraz kitaplarınızdan bahseder misiniz?

DOKUZOĞLU: Ben 70´li yıllardan bu yana şiir ve öykü yazıyorum. Her ne kadar çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanmışsa da ilk kitabımı 1995 yılında çıkardık. ‘Al Sevgini´ adlı bir şiir kitabıydı bu. O güne kadar yazılmış ve elimde kalan şiirlerimin derlemesiydi. Daha sonra ‘Yıldız Elması´nı çıkardık. Ben bu kitaba ‘70´li yıllardaki yaşamımızın belgeseli´ diyorum. Çok tutulan bir kitap oldu. Kültür Bakanlığı´nca satın alındı. Bütün devlet kütüphanelerinde var. Daha sonra ‘Çukurova´dan Fıkralar´ kitabım çıktı. Kitap çıktı, kriz oldu. İnsanlar o yıldan sonra gülmeyi unuttular sanki. Öyle olunca da dağıtım işi biraz yavaş oldu. Daha sonra ‘Ana Ocağı´ ve ‘Ayna Çiçeği´ kitaplarımızı bastık.

DEMİRCAN: Bunlar çok güzel çalışmalar, yazarlık çalışmalarınız iyi gidiyor diyebilir miyiz?

DOKUZOĞLU: İyi gidiyoruz da, başta konuştuğumuz yere döndük. İki şey bir arada bazen zor gidiyor. Kitap tanıtmakla, çalışmak ister istemez birini ihmal ediyorsun. O da kitaba zarar veriyor.

DEMİRCAN: Yani satışlar istediğimiz gibi olmadı mı diyorsunuz?

DOKUZOĞLU: Biraz da öyle. Gerçi yanımda satılacak kitabım da kalmadı ama okuyucuya yetiştiremediğim yerler de çok. Bu da beni üzüyor. Yardımcı bir adam istiyor kitap.

DEMİRCAN:  Çalışmalarınızı tek başınıza mı gerçekleştiriyorsunuz, yani tabiri caizse “Elimizden tutan yok mu?” diyorsunuz?

DOKUZOĞLU: İnsanlarımız henüz o kültürden biraz uzak. Kitaptan yararlanmayı bırak, ona el uzatmayı bile hoş görmüyorlar. Nerdeyse köstek olmaya çalışacaklar. Bunu da yapanlar ne yazık ki bu topluma yön vermeye çalışan insanlar. Adam siyaset yapıyor. Ona gidip;

“Şu kitabı okur musun?” diyorum, bana ne cevap veriyor biliyor musunuz?

“Ben hayatımda bir kitap bile okumamışım.” Böyle siyasetçilerden ne beklersiniz. Zaten o kişiler de siyasetçilerin ayak takımı olmaktan ileri gidemiyor. Neyse, o bizim işimiz değil. Bizim işimiz bu topluma bir kelime olsun öğretmek, sevdirmek, ondan sonrası, toplumun işi.

DEMİRCAN: Peki, Ahmet Bey, Orhan Pamuk için ne düşünüyorsunuz? Biliyorsunuz kendisi Nobel Edebiyat Ödülü´ne layık görüldü. Geçenlerde okuduğum bir habere göre; bu ödülü aldıktan sonra Pamuk´un kitap satışları Türkiye´de ve diğer ülkelerde artmış. Bütün bu konularda ne düşünüyorsunuz?

DOKUZOLU: Orhan Pamuk´un söylediği sözler kendisini bağlar. Bir yanlışlık varsa belgeleriyle yüzüne vurulur, çürütülür sözleri. Yalnız şunu söylemeliyim, kitabım satılsın diye bu tip dalkavukluk iyi bir şey değil. Bugün Avrupa´da iki de bir Ermeni soykırımı lafı ediliyorsa, bu onların kitaplarında yazdıkları dalkavukluktandır.  Bu tip teklifler bana da geldi. Bazı çevreler onlarla olmam karşılığında kitaplarıma sahip çıkacaklarını, ismimi dünyaya duyuracaklarını söylediler. Ben düşünmeden reddettim. Şahidim Abdulkadir Kaçar´dır.

DEMİRCAN:  Yolda ne gibi çalışmalar var?

DOKUZOĞLU: Yolda çok şey var. Romanım bitmek üzere, emekliliğimi bekliyorum. Ayrıca öykü dizisine devam ediyorum. 1900´lü yılların her on yılına iki öykü hazırlıyorum. Şu anda ellili yıllara geldim. İlginç bir serüven! Herkes okumalı. Yalnız şiir yazmaya ara verdim. Şiir yazmak toplumu açmıyor. Şiirin dünyası kapandı Türkiye´de. Herkes belli yerlere çekiyor şiiri. Kimse kimseyi dinlemiyor. Kimse de onları dinlemiyor. Bir garip durum var. Konuşmaya başlasam çok tabular yıkılır. Elbet onunda bir gün zamanı gelecek. Şiir hak ettiği yeri bulacak.

DEMİRCAN: Ahmet Bey, “Kimse kimseyi dinlemiyor” diyorsunuz. Peki, bu konuda toplumdan beklentileriniz nedir?

DOKUZOĞLU:  Sayın Demircan, ben toplumdan bir şey istemiyorum. Toplumla bir sorunum yok. Yetiştiğim yerler bana sevgisini gösteriyor. Benim sorunum elimi topluma uzatmamı sağlayacak yerlerle; Belediye başkanlarında, kültür müdürlüklerinde, radyolarımızda, televizyonlarımızda, gazetelerimizde ve köşe yazarlarımızda.

Bunlar kim, ne yazıyor, gerekli desteği vermelidirler. Bizler olmazsak birileri bu yerleri doldurur. Sonra da içinden çıkılamayacak durumlar meydana gelir. Herkes yetkisine, makamına göre sanatçısına sahip çıksın. Sanatsız bırakmasınlar bu ülkeyi.

DEMİRCAN:  Sayın Dokuzoğlu, bu güzel sohbetiniz için çok teşekkür ediyoruz.

 

Anahtar Kelimeler: SÖYLEŞİ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
MÜZİK VE BEN-2 (20 Mart 2019 - Çarşamba)
MÜZİK VE BEN-1 (16 Mart 2019 - Cumartesi)
DOĞRUDAN ZARAR GELMEZ (05 Mart 2019 - Salı)
TOMBUL AĞA (26 Şubat 2019 - Salı)
AL BAŞINA BELAYI (19 Şubat 2019 - Salı)
BU ADALET DEĞİLDİ (12 Şubat 2019 - Salı)
GÜLE GÜLE AYŞE (29 Ocak 2019 - Salı)
UÇAN KENGERLER HİKÂYESİ (22 Ocak 2019 - Salı)
AT (15 Ocak 2019 - Salı)
OKUMAK ÜZERİNE (08 Ocak 2019 - Salı)
LEYLAYI DÜŞÜNMEK (01 Ocak 2019 - Salı)
BABAMI GÖTÜRDÜLER (25 Aralık 2018 - Salı)
KEDİ KAZASI (18 Aralık 2018 - Salı)
VEYSEL GARANİ (04 Aralık 2018 - Salı)
ŞEYH MUHİTTİN ARABÎ (27 Kasım 2018 - Salı)
LOKMAN HEKİM EFSANESİ (13 Kasım 2018 - Salı)
HATIRLADIM (06 Kasım 2018 - Salı)
BİRAZCIK DÜŞÜNMEZ MİSİNİZ? (30 Ekim 2018 - Salı)
ZALA (23 Ekim 2018 - Salı)
GÜLLÜ İLE KELOĞLAN (16 Ekim 2018 - Salı)
MEVLANA (09 Ekim 2018 - Salı)
ŞEYTANI GÖREN ÇOCUK (02 Ekim 2018 - Salı)
YANGIN YERİ (25 Eylül 2018 - Salı)
DİŞLİ KEMAL (11 Eylül 2018 - Salı)
YUSUF GİTTİ HOCAM (04 Eylül 2018 - Salı)
YAYLA YOLLARI (03 Temmuz 2018 - Salı)
SİYASET (26 Haziran 2018 - Salı)
İYİ Kİ TARLADAYIM (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
EMEVİ SİYASET (12 Haziran 2018 - Salı)
HENDEK SAVAŞI (05 Haziran 2018 - Salı)
UHUD SAVAŞI (29 Mayıs 2018 - Salı)
BEDİR SAVAŞI (22 Mayıs 2018 - Salı)
FİL EFSANESİ (15 Mayıs 2018 - Salı)
HUZURLU OLMAK İÇİN (08 Mayıs 2018 - Salı)
BU VATAN BİZİM (01 Mayıs 2018 - Salı)
HASAN DEDE KÖPRÜSÜ (24 Nisan 2018 - Salı)
YARIMCA MUSKASI (17 Nisan 2018 - Salı)
ORMANA AĞIT (10 Nisan 2018 - Salı)
ANKARA (03 Nisan 2018 - Salı)
15 DAKİKA EDEBİYAT (27 Mart 2018 - Salı)
ELVEDA LEYLA (21 Mart 2018 - Çarşamba)
HASAN DEDE (13 Mart 2018 - Salı)
BİZDEN SÖYLEMESİ (06 Mart 2018 - Salı)
OKUL KAYDI (27 Şubat 2018 - Salı)
KİTAP´IN HİKÂYESİ-2 YILDIZ ELMASI (20 Şubat 2018 - Salı)
SEVGİLİLER GÜNÜ (13 Şubat 2018 - Salı)
TİRŞİK (06 Şubat 2018 - Salı)
VATAN SAĞOLSUN (30 Ocak 2018 - Salı)
TEĞMEN (23 Ocak 2018 - Salı)
DEVLET KAPISI- 2018 (09 Ocak 2018 - Salı)
BEŞ OCAK ve ADANA (02 Ocak 2018 - Salı)
BİZ VE İLİM (26 Aralık 2017 - Salı)
YÜZ YILLLIK HİKAYE - MERHABA TÜRKÇE (20 Aralık 2017 - Çarşamba)
YAHUDİLER (12 Aralık 2017 - Salı)
ALİİİİİİİİİİİİ (05 Aralık 2017 - Salı)
BU SAVAŞ BİTMELİ (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
KREDİ (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
HOCALARIN DÜĞÜNÜ (14 Kasım 2017 - Salı)
CHP KAPATILSIN MI ? (07 Kasım 2017 - Salı)
BAKMAK ve GÖRMEK (31 Ekim 2017 - Salı)
BESİME TEYZE (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
BİZİM KÖY´ÜN HALLERİ (NAR) (18 Ekim 2017 - Çarşamba)
EKONOMİNİN ÇİVİSİ (10 Ekim 2017 - Salı)
AY (03 Ekim 2017 - Salı)
KOKAR (26 Eylül 2017 - Salı)
DOSTLAR BENİ HATIRLASIN (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
AĞA VE EŞKİYA (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
EMİN AMCA (29 Ağustos 2017 - Salı)
KÖYDE BİR SABAH (20 Ağustos 2017 - Pazar)
KÖYDE BİR SABAH (07 Ağustos 2017 - Pazartesi)
EŞKİYA VE KARETE (ÇUKURAĞALI-Roman) (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
NİHAT ARTIK YOK (24 Temmuz 2017 - Pazartesi)
YEMEN NERE? KOZAN NERE? (18 Temmuz 2017 - Salı)
BAŞKAN ve BEN (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
ÇİĞŞAR ve OBALAR (28 Haziran 2017 - Çarşamba)
TÜRKÇE KONUŞMAK (19 Haziran 2017 - Pazartesi)
CİN HİKÂYELERİ (01 Haziran 2017 - Perşembe)
CİN HİKÂYELERİ (30 Mayıs 2017 - Salı)
CENNET KADIN (23 Mayıs 2017 - Salı)
HAKSIZLIK KARŞISINDA (16 Mayıs 2017 - Salı)
GECE YANIĞI (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
ROMAN YAZMAK (02 Mayıs 2017 - Salı)
ERGENEKONCULAR (25 Nisan 2017 - Salı)
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI (18 Nisan 2017 - Salı)
ARAP ve TÜRKLER (11 Nisan 2017 - Salı)
GELECEK NESİL (04 Nisan 2017 - Salı)
YAZIK ÇOK YAZIK (28 Mart 2017 - Salı)
ZÜBEYDE HANIM (21 Mart 2017 - Salı)
TÜRKLERİN İNSANLIK TARİHİ (14 Mart 2017 - Salı)
İKİ KADIN ve AYRILIK (07 Mart 2017 - Salı)
2B LER VE HİKÂYESİ (28 Şubat 2017 - Salı)
BİBERLER NEDEN KURUDU (21 Şubat 2017 - Salı)
MUTLULUK BÖYLE BİRŞEY (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
SAĞDUYU (31 Ocak 2017 - Salı)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
ŞİMŞEK ÇIKIŞA, KAPLAN DÜŞÜŞE DEVAM
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
sanat gündemi - KİTAPLAR VE FUARLAR
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
BEKA SORUNU VAR MI, YOK MU?
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
SARILIN O KALBE
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
18 MART ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ VE ÇANAKKALE ZAFERİNİN 104. YIL DÖNÜMÜ KUTLAMASI
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
OKUL YÖNETİCİLİĞİNDE EĞİTİM ESASTIR
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Dost acı söyler sayın Kılıçdaroğlu
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Hem Okudum Hem de Yazdım…
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
İHTİLALLER
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
SAVCI DOĞAN ÖZ´Ü SAYGIYLA ANARKEN...
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİ YÖNETİMİNİN SORUMLULUĞU ARTIYOR!
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
CEYHUN ATUF KANSU: GERÇEK BİR TÜRK DEVRİMİ OZANI
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
TÜRKİYE ‘DE MİLLİ İLAÇ SANAYİSİNİN KURULMAMASI KAPİTÜLASYONUN DANİSKASIDIR !
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
8 Mart Dünya emekçi kadınalar günü tüm çalışan-emekçi kadınlarımız için kutlu olsun.
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Ata Alp And
Ata Alp And
aktüalite ve edebiyat - KİTAP VE YAZAR OLMAK
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
İDLİP
EĞİTİMCİNİN KALEMİNDEN-Kemal Çelikkaya
EĞİTİMCİNİN KALEMİNDEN-Kemal Çelikkaya
ALTMIŞ BEŞ YAŞ ÜSTÜ YOLCULARI VE ÖZEL HALK OTOBÜSLERİ
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ
Celal Topkan
Celal Topkan
AKP´LİLER SORUYORUM
ALİ TAŞ ADN.
ALİ TAŞ ADN.
Kitaplık “ÇAVLANLARIN ÇIĞLIĞI”(*)
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
ATATÜRK 30 AĞUSTOS´U ANLATIYOR
İlhan ALPER
İlhan ALPER
HÜLYA ŞENKUL VE EDEBİYAT
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
YENİ ADANA GAZETESİNİN KUVAYI MİLLİYE RUHUYLA 100. YILI
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Tarihten Ders Almak
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
MÜZİK VE BEN-2
Adil OKAY
Adil OKAY
ADİL OKAY YAZDI: “ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*
Özcan İNCEOĞLU
Özcan İNCEOĞLU
TEMPOSUZ BİR TOROS KAPLAN!
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
ADANALI OLUNMAZ ADANALI DOĞULUR
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2019-3/19/1611549723586.jpg