Sevgili dostlar merhaba,
Tarih: 2.3.2017 13:04:27 / 805okunma / yorum
TANSEL ÇÖLAŞAN

Halk seçtiği Milletvekilleri ve Meclis vasıtasıyla kullandığı egemenliğini Anayasa değişikliği ile kaybetme noktasına getirilmektedir.

Hedefte Atatürk Cumhuriyeti, Kurucu İlkeleri ve GAZİ Meclis vardır.

Hayır diyeceğiz Cumhuriyet kazanacak.

Türkiye kazanacak.

Soru 1. Sizden başlayalım, Anayasa değişikliği süreci ile ilgili olarak Atatürkçü Düşünce Derneği neler diyor?

Cevap 1. Derneğimiz, bu gibi halk oylamalarından önce kamuoyunun yeterince bilgilendirilmediğini ya da yanlış bilgilendirildiğini, yönlendirilmeye çalışıldığını tespit ederek, uzun bir süredir bilgilendirme çalışmaları yapıyor. Bu öngörümüz, kamuoyu araştırmalarında  %78 oranında bilgi eksikliğinin olduğunun ortaya çıkmasıyla da doğrulanmıştır.

Değerlendirmelerimizin özünü çok kısa ifade etmek gerekirse; kazanacağımıza inanıyoruz. Halkımızı bu kez çok daha inanmış, kararlı ve özgüvenli görmekten mutluyuz. Hedef kitlemiz MHP deki, AKP deki ve tüm ülkemizdeki Cumhuriyete bağlı, rejimi yaşamak isteyenlerdir.

Soru 2. Anayasa değişikliği ile Rejim değiştirilmek isteniyor diyorsunuz. Önce Cumhuriyet rejiminden birkaç cümle ile bahseder misiniz?  Cumhuriyet rejimi denince genel anlamda ne anlıyoruz?

Cevap 2. 1. Dünya Savaşından yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu´nda emperyalizme karşı, Mustafa Kemal önderliğinde verilen topyekun halk mücadelesi sonunda kurulan Cumhuriyet rejimi, Halkın egemenliğine dayanan, onun seçtiği meclis ve hükümetlerle yönetilen, halkı eşit ve özgür, temeli halka dayandığı için güçlü bir yapıdır. Bu temelin sarsılması felaketlerin çağrılmasıdır. Hitler halk oylamalarıyla yetkilerini artırmış, ama sonuç, kendisi için de, ülkesi için de çok acı olmuştur.

Bugün Anayasa değişikliği yoluyla son verilmek istenen bu rejim, aslında bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için, bağımsızlık ve ulusal, planlı kalkınma modelinin oturtulacağı bir zemindir.

Sanayinin yurt ölçeğinde, bölgesel dengeleri gözeterek dağıldığı, kamunun planlama ve lokomotifliğini yüklendiği, ilerlemenin, gelişmenin iklimi Cumhuriyet rejimidir.

Ekonomik kalkınma yanında, halkımızın emeğinin en yüce değer olduğu, evrensel hak olan parasız sağlık, parasız eğitim gibi sosyal devlet olmanın gereklerinin yerine getirilmesinde etkili bir ortamdır.

Ülkemizi çağdaş ülkelerin seviyesine taşıyacak  çalışmaların yapılmasına imkân verecek bir temel yapıdır. “Halk egemenliği” çağdaşlaşmanın ve kalkınmanın ilk harcıdır.

Soru 3. Cumhuriyet rejimi halkın egemenliğine dayanır dediniz. Anayasa değişikliğini bu noktadan değerlendirir misiniz?

Cevap 3. En kısa ve özlü şekilde ifade etmek gerekirse, Türk milleti 100 yıla yakın bir süredir kendini yönetecekleri “seçerek” ülkenin başına getirmektedir. Bu Anayasa değişikliği ile 140 yıllık Meclis sistemi, 97 yıllık TBMM yönetimi, 93 yıllık Cumhuriyet birikimi, 70 yıllık çok partili siyasi yaşamın birikimleri yok sayılarak, Cumhuriyet rejiminin yerine, tek kişi, tek ses, tek fikir rejimi kurulmaya çalışılmaktadır.

Halk oylamasına sunulacak Anayasa değişikliği ile, tek bir kişiye ülkeyi tek başına yönetsin diye ölçüsüz ve denetimsiz yetki vermemiz isteniyor. Halk haklı olarak kaygı duyuyor. Ülkeyi 14 yıldır tek parti hükümetleri olarak yönetenlerin getirdiği yer belli; terör, her gün patlayan bombalar, şehitler, sokağa çıkmaktan korkan, hakkını alamayan, işsiz, yoksul insanlar, zengin-fakir uçurumu, halkı birbirine düşman kılan, ayrılıkçı politikalar, kısacası güvenliksiz bir ortamda, hukuki, ekonomik, siyasi krizler ve bölgemizde güvenilirliğimizin azaldığı bir noktadayız.

En çok milli birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olduğu bir süreçte, böyle bir paketin gündeme getirilmesi toplumu bölmüştür. Kabul edilirse ülkenin de bölüneceği endişesini çok kuvvetli olarak hissettirmiştir. Yaratılan fiili durumlar, her yönden geriye gidiş, halkı gerginleştirerek, huzursuz etmiştir.

Halk, seçtiği milletvekilleri ve meclis vasıtasıyla kullandığı egemenliğini, Anayasa değişikliği ile kaybetme noktasına getirilmektedir. Çünkü Meclisin yetkileri elinden alınmış, milletvekilleri görev yapamaz noktaya getirilmişlerdir. Halkın seçtiği vekillerden oluşan “hükümet” ortadan kalkmıştır. Cumhurbaşkanınca atanmışlardan oluşan bir “yapı” getirilmiştir. Ülkeyi yönetenler halktan kopmuştur. Halk, sorunlarını ileteceği Milletvekillerinin yetkisiz, etkisiz olduğunu görecek, ihtiyaç ve sorunlarını çözmek için çaresiz kalınca kime derdini anlatacaktır?

Soru 4. Ama Partili Cumhurbaşkanlığı “hükümet sistemi” değişikliğidir, “Rejim değişikliği” değildir, diyorlar?

Cevap 4. Bu, millete söylenen kocaman bir yalandır. Demokrasinin temelinde iktidar gücünün sınırlanması vardır. İktidar gücü Anayasamızda da yazıldığı gibi, yasama, yürütme ve yargı organları arasında paylaşılarak kullanılır. Böylece gücün tek elde toplanması ve keyfi kullanılması önlenir. Buna kuvvetler ayrılığı denir. Demokrasi varsa kuvvetler ayrılığı ve etkin bir meclis var demektir. Kuvvetler ayrılığının yerine kuvvetler birliğini öngören, Türk Milletine ait olan egemenlik hakkının kullanılmasını doğrudan tek kişiye veren bu Anayasa değişikliği, bu hali ile bir Devlet Başkanlığı rejimi yaratmaktadır. Bütün diktatörler Devlet Başkanıdır. Siz bakmayın partili Cumhurbaşkanı vs söylemlere, onlar halkın gerçeği görmesini engellemek için bulunmuş argümanlardır. Aslında getirilmek istenen bir Rejim değişikliğidir. Bu nedenle hem Anayasamızın başlangıç bölümü ile Cumhuriyetin genel esaslarını düzenleyen hükümlerine, hem de temel hak ve ödevlerle, Cumhuriyetin temel organlarını düzenleyen hükümlerine aykırıdır.

 

Soru 5. Anayasa değişikliği ile ilgili dikkat çekmek istediğiniz başka konular var mı?

Cevap 5. Az önce söyledim. Hükümet sistemi diye getirilmek istenen değişiklikle, milletin egemenlik hakkı tek kişiye devrediliyor, kuvvetler ayrılığı, kuvvetler birliğine dönüşüyor, Meclis sözde var, ama işlevsiz ve yetkisiz kılınıyor. Yargı´da yürütmeye bağlanmış. Bu hali ile demokrasi yerine otoriter bir rejim getiriliyor, önemli olan bu. Anayasayı ayrıca madde madde tartışarak ona meşruiyet kazandırılmamalı diye düşünüyorum.

Soru 6. Ama Meclis yetkisiz kılınıyor diyorsunuz. Bu çok önemli. Meclisin yetkileri nasıl sınırlanıyor? Kamuoyunu bilgilendirmek gerekmez mi?

Cevap 6. Pekala, önce şunu tespit edelim: aslında az önce söyledim. Cumhuriyet Rejimi Sonlandırılıyor. Rejim değiştiriliyor. Ama hep bir hükümet şekli imiş gibi algılatılmaya çalışıldığı için, önce başkanlık dediler, şimdi de partili Cumhurbaşkanlığı diyorlar. Aslı, tekrar söylüyorum; Tüm yetkileri elinde toplamış Devlet Başkanlığı modelidir. Rejim değişikliğidir. Zaten başkanlık deseler de, Amerikan başkanlık sistemine benzemiyor. Oradaki gibi güçlü bir meclis, denge, fren mekanizmaları filan yok. Amerika´da Trump´a karşı yargının, yasamanın tepkilerini basından izliyoruz. Biz de tam tersine meclisin tüm yetkileri sınırlanmış, Meclisin “Münhasır Kanun Yetkisi” bile, Başkana devredilmiş bir model, Başkan tek başına yasama yetkisi kullanabiliyor, çıkaracağı kararnamelerle bir bakanlık kurup kaldırabilir, Devlet personel rejimini yeniden düzenleyebilir, hatta İL esası yerine, özerkliğe ve bölünmeye yol açacak Bölge esasına gidişe yol açacak kararnameler çıkarabilir.

Buna karşılık meclisin artık Başkanı yok. Devleti temsil ve Başkana vekâlet yetkisi yok. Yine, kendi içinden seçtiği hükümeti, başbakan ve bakanları da olmadığı için bu gün var olan Meclis - hükümet ilişkisi de yok. Bu ne sonuç doğuruyor? Şöyle; Mecliste kanunların ağırlıklı çoğunluğu devlet bürokrasisi ile hükümet ilişkisine dayanan hükümet tasarıları olarak meclise gelir, görüşülür, tartışılır, ortak akılla yasalaşır. Bizde kavgalı kötü örnekleri bir yana bırakın. Bir demokraside olması gereken kanun yapma sürecinden bahsediyorum. Yeni sistemde bürokrasi - meclis ve hükümet - meclis ilişkisi yok. Meclis, Milletvekili teklifleri üzerinden sınırlı sayıda kanun çıkarabilecek. Başkanın kararnameleri ise, sekreterya olarak çalışacak ve Başkan tarafından atanıp, görevden alınacak sadece ona karşı sorumlu bakanların sunduğu teklifler üzerinden doğrudan Başkanın kabulü ile mecliste görüşülmeden, Meclisin hiç katkısı olmadan yürürlüğe girecek. Sadece adı “kanun” değil “kararname” olacak, ama kanun hükmünde olduğundan ancak AYM´de iptal davasına konu olabilecek. Aslında (ferman) dense daha doğru. II. Abdülhamit´in bile kararname yetkisi yoktu. Atatürk 1924´te Tek Parti döneminde böyle bir yetki almamıştır.

Yine bakanların meclisle hiçbir siyasi bağı olmadığı için Meclisin de bu bakanlar üzerinde siyasi denetimi yok. Değişiklikte şimdikine benzer adlar konarak meclis denetimi varmış gibi gösterilmeye çalışılsa da, hepsi “bilgi” vermekle sınırlı olup “denetim” söz konusu değil.

Başkanın ve bakanların, görevleriyle ilgili konularda cezai sorumlulukları ise, öylesine zor koşullara bağlanmıştır ki, Başkanın,  mutlak ağırlığı ile oluşacak 600 milletvekilli mecliste, 400 milletvekili bulup ta yüce divan yolunu açmak neredeyse imkânsızdır.

Tabi, Meclisin çıkaracağı kanunlar, (bugün olduğu gibi) başkanın kabulü halinde yürürlüğe giriyor. Ama başkanlık kararnameleri meclise uğramadan doğrudan yürürlüğe girmekte, ama başkan kanunları veto ederse, bugünden farklı olarak meclis ancak üye tam sayısının salt çoğunluğu (301 milletvekili) ile ısrar edebilmekte.

Yine başkan bugün ancak belli şartlarda kullanabildiği fesih yetkisini, değişiklikle, gerekçe göstermeksizin tek imza ile kullanabilecek, ama meclis bu yetkisini ancak 360 milletvekili (3/5) oyu ile kullanabilecektir. Kısacası 97 yıllık GAZİ Meclis yetkisizleştirilerek sonlandırılmaktadır. Başkan yürütme yetkisi dışında ağırlıklı olarak yasama yetkisini de kullanıyor. Bütün bunlar Meclisin sonlandığını Meclis Sisteminin ve kuvvetler ayrılığının sonlandırıldığını gösteriyor. Bu bir rejim değişikliğidir. Gerisi teferruattır.

 

Soru 7. Son olarak, söylemek istedikleriniz?

Cevap 7. Bugün OHAL amaç ve kapsamını çoktan aşan KHK uygulamaları Anayasa değişikliği ile getirilmek istenen düzenin habercileridir. Milletimiz bunu görmelidir.

Ayrıca Torba yasa tekniğiyle anayasa değiştirilmesi, herhalde dünyada ilktir ve tek başına iptal gerekçesidir.

Bu değişiklik, Türkiye´nin yönetimini her yönüyle Ortaçağa götürmeyi amaçlayan çok acımasız bir Rejim değişikliğidir. Türk Milletine ait olan egemenliği, bir kişinin mutlak iradesine bırakmayı amaçlayan bu değişiklik, tarih boyunca yüksek medeniyetler yaşamış Türk milletine hakarettir. Milletinin aklı ile alay etmektir. Türk Milleti, kendilerini “sürü” olarak gören bu anlayışı şiddetle reddetmelidir.

Bugün Cumhuriyet rejimini yaşatmak, en haklı en yaşamsal ve en çok ortaklaştığımız davamızdır.

93 yıllık birikimimiz ile önümüze sürülen halk oylaması tuzağını aşmalıyız.

Bizlere miras bırakılan Cumhuriyet Rejimini, çocuklarımıza torunlarımıza aktarabilmek, tüm yurttaşların en başta gelen görevi ve sorumluluğudur.

Halk oylamasında “iş başa düşmüştür.” Halkımız kararlıdır. Bütün engellere karşın hep beraber çalışacağız ve kazanacağız.

İktidar yanlısı kimi anket firmaları daha şimdiden halkımızda “nasılsa evet çıkacak” algısı yaratarak, kaybedilmişlik ya da boş vermişlik duygusu ile sandığa katılımı azaltmaya çalışıyorlar.

Gerçekten küsüp ya da boş verip sandığa gitmemek, karşı tarafa 1 oy kazandırmak anlamına geldiği gibi, katılımın düşüklüğü daha az oyla kazanmayı sağlıyor. Halkoylamalarında katılım oranı %70´lerde dolaşıyor. Hepimiz bu oranı %95´lere çıkartmakla görevli olmalıyız.

Cumhuriyet Rejimini yaşatmak en haklı mücadelemizdir. Seçmeni ikna edeceğiz. Sandığa götüreceğiz ve Başaracağız.

Cumhuriyet kazanacak.

 

Tansel ÇÖLAŞAN

Genel Başkan

Atatürkçü Düşünce Derneği

Anahtar Kelimeler: Sevgili, dostlar, merhaba
Yazarın Diğer Yazıları
OHAL, TEZKERE, FIRAT KALKANI… (15 Kasım 2016 - Salı)
OHAL (29 Ağustos 2016 - Pazartesi)
CUMHURİYETİ YAŞATACAĞIZ. (09 Mayıs 2016 - Pazartesi)
ANAYASA TUZAĞI (07 Mart 2016 - Pazartesi)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
TEL KAFES VE KUYU
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
DUVARA KARŞI YÜRÜMEK
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
”ÇUKUROVA´DAN SESLER-1” ALİ LİMONCU
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
GİRİŞİMCİ İDARECİLİK
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
ŞİMDİLİK HOŞÇA KAL CANIM, GÜZEL İZMİR
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞININ ÖZGÜRLÜK VE EGEMENLİK GÜNEŞİ 19 MAYIS 1919 SABAHI KAHRAMANLAR DİYARI SAMSUNDA DOĞDU
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
ÜNİVERSİTELERDE ÖRGÜTSEL ADALET
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
İNANMAK BU OLSA GEREK.
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
DÜŞÜNCENİN BİLİM, SANAT VE GERÇEĞE UYGUNLUĞU-Fikri Akdeniz (*)
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
YENİ ADANA 100. YILI RÖPÖRTAJI
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
AYRICALIKLI OLAN KİM?
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
TARİHİN VERDİĞİ DERS VE ADALET YÜRÜYÜŞÜ
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
MANİSALI ALİ BEY
İlhan ALPER
İlhan ALPER
ALİ LİMONCU VE “ÇUKUROVA´DAN SESLER”
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Böylesi Ancak Bizde Olur Dedirtecek Bir Memleket Durumu
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
“ARTIK MECLİS VAR !”
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
ORTADOĞU GELİŞMELERİ
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
İNTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE
Celal Topkan
Celal Topkan
ERDOĞAN FETÜLLAH GÜLEN İLİŞKİSİNİ, AMACINI VE SONUCUNU DOĞRU ANLAMAK VE KAVRAMAK GEREKİYOR
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Ben, Sen, O. Biz, Siz, Onlar
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Cihat OVALI-SPOR YORUM
MAVİ ŞİMŞEKLER 34 PUANA DEMİR ATTI
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
YEMEN NERE? KOZAN NERE?
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
ÜNİVERSİTE VE ELİF HOCA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
ADANA´DA FUTBOL
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
İHTİYARLAR PERİŞAN EDİLMESİN
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
PROMOSYON NEDİR?
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
25 °C
Pazartesi
25 °C
Salı
25 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg