“SEVENLER ANLAR” NEYZEN BESTEKÂRI
Tarih: 19.12.2016 12:02:41 / 581okunma / 0yorum
Cumali KARATAŞ

Burhan Paker ”Dünya Ne Hâle Gelmiş”, “Yürüyorum Sokaklarda”(Sevenler Anlar) gibi dile düşen şarkılarıyla tanınan Adanalı bir bestekâr…

Bestelerinin 25 kadarını Müslüm Gürses için hazırlayan Paker; tasavvufun yolunu açtığı 50 kadar da enstrümantel eseri bulunan bir ney sanatçısıdır. Bugün biz onunla konuşup, söyleştik… Nerde doğup, büyüdünüz diye onun çocukluk günlerine uzanan anlamlı bir soru soruyoruz ki, sanat/yetenek bağlamındaki yanıtların da bu sorunun arkasında olduğunu umarak…   Cumali Karataş

 

            -1946´da Adana´da doğdum. Adana´nın eski mahallerinden olan İstiklâl mahallesinde oturuyorduk. Milli Mensucat İlkokulu, İstiklâl Ortaokulu ve Adana Erkek Lisesi´nde okudum…

            ***Çocuklukta kalırsak, nasıl bir aileydiniz, babanız ne iş yapardı?

---Orhan, Burhan, Hatice, Halime Tahir ve Fatma Zehra olmak üzere altı kardeştik, ben iki numaraydım. Babamız, sonradan ismi Marsa olan Nebati Yağ Fabrikası´nda çalışıyordu.

***Müziğe nasıl heves ettiniz? 

            ----Mahallemizdeki portakal bahçesinin bekçisinin oğlu olan Garib abinin kaval çalması dikkatimi çekerdi. Sonra bir gün,  ilkokula gittiğim o yıllarda yolda, çamurda bir kaval buldum, yıkadım çaldım kavalı. Zaman zaman çalarak da kavalı geliştirdim. Ortaokulda derste öğretmen “haydi çal” dediğinde çalıyordum. 

/resimler/2016-12/19/1152152480547.jpg            ***Lise yıllarında müzik çalışmalarınız oldu mu?

---Liseyi Adana Erkek Lisesi´nin 6 Edebiyat F´de okudum, numaram 3731 idi. Aynı sınıftan arkadaşım olan ve Adana Radyosu´na da devam eden Yaşar Akgüneş aynı zamanda okulda da koro kurmuştu. Benim de koroya katılmamı söylediler. O yıllarda çalgıcıya iyi gözle bakılmadığı için tepki verdim, kıpkırmızı oldum, utanıyordum,”yok” dedim. Yaşar sonra beni ikna etti; ben de çaldım, beğendiler. Onlara dahil oldum bir  süre.. Adana Radyosu yöneticileri geldi sonra okula. Okul müdürünün odasında görüştük. Adana Radyosu´na gitmeyi kabul ettim.

***Demek Adana Erkek Lisesi´ndeki grupta sizi dinleyenler beğendi ve yolunuz açıldı öyle mi?..

---Lisedeki koroda beni dinleyenler beğenince Adana Radyosu´na gelmemi istediler.

***Kim diyor bunu? Aklınızda kalan bir isim var mı?

---Hangisiydi bilemiyorum.  Müdür Kemal Bey´di o zamanlar, Tonmeister Soner Baykara vardı.

***Bundan sonra mı radyo çalışmalarınız başladı?

/resimler/2016-12/19/1152523951755.jpg---Anlattığım gibi işte, lisedeyim, beni beğendikten sonra radyoya götürdüler… Fahri Işık, Necla Babacan, Canan Işık, Sadık İçlises ve yurtdışına giden bir arkadaş ile kebapçı Bahri Hazinses gibi ses sanatçıları vardı. Sazlardan ise Şaban Gen, Devran Baba, Halit Araboğlu ve Mithat Ateş gibi isimler vardı.  Şefimiz Yaşar Akgüneş´ti. Ondan önce de, o sıralarda İstanbul´da bulunan Selahattin Sarıkaya ile Kazım Karaörs gibi müzik ustaları vardı. Selahattin Sarıkaya aynı zamanda iyibir bestekârdı. Odeon Plak kendisine bağlayınca,Kazım Karaörs´ü de götürmüştü yanına İstanbul´a…

***Burda Kazım Karaörs´e bir parantez açalım isterseniz… Detaylı bir bilgi yok onun hakkında.. Hatta onu araştırıp, bir yıldönümü zamanlamasında burda analım sizin de katkınızla…

***Tabii olabilir… Hatta çok güzel olur… Kısaca şöyle diyeyim onun hakkında. Ben lisedeyken, Aydın Cangürgen´in Yuvam Sazevi´nde bedava çalıştığım yıllarda Kazım Karaörs´de aynı saz evinde saz dersleri veriyordu. Mükemmel bir bağlama virtiözüydü, notistti aynı zamanda, çok da bilgiliydi. Benim ilk bestemi o notaya aldı. Şöyle bir hatıram var o yıllardan kalma… bir gün, Kazım Karaörs böyle ders verirken adamın biri dükkâna geldi, oturdu. Kâzım Karaörs hoca saz taksimi yaparken adam bağırırcasına böğürmeye başladı. Ben korktum, dışarı kaçtım. Böyle bir şey görmedim gerçekten… Sonra… İstanbul´da bulunduğum yıllarda bir gün Selahattin Sarıkaya:”Bakın hele n´oldu, bu adam 2-3 günden beri görünmedi” demesi üzerine Burhan Bilgin´le ben onun evini gidip arayıp, bulduk. İstanbul´un apartmansız bir kenar semtindeydi. Öldüğünü öğrendik sonuçta, iki gün olmuş. Kazım Karaaörs´ün ölüm haberini ilk biz aldık, allah rahmet eylesin. Gelip Selahattin Sarıkaya´ya söyleyince adam dondu kaldı öyle.      

***Radyo dışındaki çay bahçesi vb. özel çalışmalara da katıldınız mı?

---Adana ve Ceyhan´da sık sık yazlık sinemaları kiralar, konserler verirdik. Sonra da Elazığ ve Malatya´da da konser eğlencesi oldu. Bunlar dörder ay sürdü.

/resimler/2016-12/19/1153268151470.jpg***Adana Radyosu´nda ne kadar kaldınız?

---Adana Radyosu´nda üç yıl kaldım. Yaşar Akgüneş yönetimindeki Çukurova´dan Sesler” korosunda yer aldım. Ne kadar gizlesem de ismimi sonunda babam duymuş. Daha doğrusu bir arkadaşı duyup, babama söylemiş. İşte o çalgıcılık meselesi… Benim adımın radyoda geçtiğini öğrenen babam bana çok kızdı, evden kovdu, evlatlıktan reddetti, benim öyle bir evladım yok diye. Kaç kişi araya girdi. Sonunda ben radyoevine girmeyeceğim diye söz verdim babam öyle eve aldı. Bu yüzden radyoyu bıraktım. O ara lise de bitmişti. Üniversite sınavları yaklaşıyordu. 

***O zamanlar öyleydi… Çalgıcıya kız da vermezlerdi Adana´da.

-Çocukken karışmazdı babam, radyo işin içine girince karıştı… Maksat bizi adam etmekti… Akşam eve geç geldik mi babamızdan dayak yerdik.

***Rahmetli kardeşiniz de sizin gibi eserleri olan tanınmış bir söz yazarı ve besteciydi. Aileden gelen bu tepkilere birlikte mi hedef olurdunuz?

---Kardeşim 6 ay önce vefat etti allah rahmet eylesin… Tepki daha çok bana gelirdi, onun büyüğü de olduğum için… Daha önce babam beni kovmuştu. Kardeşim de işin içine girince, babam:”Sen yetmiyor gibi bir de kardeşini aşıladın” diyerek ikimizi de kovdu.

***Kardeşiniz Tahir Bey nasıl başladı müziğe, sizden mi etkilendi, öğrendi? Kısa bir özet verebilir misiniz?

---Ben evde çalınca etkilenirdi. O da benim kavalımla çala çala öğrendi. Ben askerdeyken evden gelen mektupla bana bildirmişlerdi Tahir İstanbul´a kaçtı diye. Müzik hayatına orda başladı Tahir. Adana´ya tekrar dönünce Burhan Bayar´ı da İstanbul´a kaçırmış. Anası da bizim eve baskına gelmiş. Derken ikisi de büyük sanatçı oldular. Rahmetli kardeşim Tahir´in birkaç yüz tane eseri var galiba. İbrahim Tatlıses, Müslüm Gürses ve Mahsun Kırmızıgül başta olmak üzere birçok sanatçı eserlerini okudu. Şarkılarına film çekildi. “Hemşerim” dizisinde Mahsun´la oynadı. “Mutlu Ol Yeter”, ”Yalan” ve “Anlatamam” gibi eserleri hemen aklıma gelen eserleridir. 

/resimler/2016-12/19/1153556087968.jpg***Lisede okuduğunuz o yılların Türkiye´sinde öğrencilik nasıl gidiyordu?

---Liseden çıkardık, yürüyüş yapardık. Adana´ya ne lazım, üniversite mi lazım, onun için yürürdük, polisler müdahale ederlerdi. Böyle öğrencilik hayatımız oldu.  Polis coplardı, hoca döverdi; eve geldiğimizde bir de babamdan dayak yerdik.

***Hukuk fakültesini bitirmek isterdiniz değil mi? Sonra pişman oldunuz mu? Bir ukde olarak kaldı mı gözünüzde?

--- Hukukta okuyordum, 2. sınıftan ayrıldım. … Bizler İstanbul´da özgürlük ortamı olunca, gönül meselesi olunca, para kazanınca ve loş ışıkları görünce yoldan çıktık. Burda kalsak o büyük şarkıları yapamazdık. Ukde konusuna gelince… İsterdim tabii… Onun için İstanbul´a okumaya gitmiştim. Fakat imrendiğim savcı, avukat olan okul arkadaşlarımla karşılaştığım da onlar da bana imreniyorlardı.

            ***Müzisyenlik ve beste konusunda yararlandığınız isimler oldu mu?

            ---Hiç hocam olmadı üflemeli çalgılarda. Ama beste konusunda Selahattin Sarıkaya ve Orhan Gencebay´dan etkilendim, yararlandım.

            ***İstanbul´da müzik konusunda neler yaptınız?

---İstanbul´da neyle başladım. Üniversiteyi kazanıp İstanbul´a gittiğimde Selahattin Sarıkaya:”O zaman oğlum sen üniversiteyi okuyacan, ne iş yapacan?..  Haa sen radyoda çaldın, dur telefon edim.” dedi. Daha sonra da Ahmet Sezgin´e telefon etmiş. O zamanlar kendi dallarında en tanınmış ses sanatçıları olarak Nuri Sesigüzel ile Ahmet Sezgin vardı. İkisi de program yaptığı gazinoları doldururlardı. Ahmet Sezgin´le karşılaşınca şaşırdım. “Adanalı…” dedi, fıkra anlatınca rahatladım. “Sen üniversite okumaya geldin. Velin kim okulda” dedi. Velim yoktu. Daha sonra da Ahmet Sezgin velim oldu. O zaman bir ciddiyet, ağırlık vardı. Takım elbise verdi Ahmet Sezgin… Programa çıkmadan önce de pudralıyordu kendisini. Bizi de pudralıyordu. Bize ters geldi, garibime gitti, Adanalıyık ya; dedim ne bu pudra falan.. ”Siz ne kadar temiz olursanız, dinleyiciler o kadar memnun olur, saygı duyar dedi…

/resimler/2016-12/19/1154198881859.jpg***Müziğin zirvede olduğu o devirde iyi de para kazanmışsınızdır…

---Çok iyi para kazanmaya başladım. Aileme, sıkıştıkça para gönderiyordum. İstanbul´da çok iyi bir çevrem olmuştu. Arif Sağ´la canciğer arkadaştık. Bir yatakta yattık. Orhan Gencebay´la, Mine Koşan´la beraberdik.

            ***Müziğin gündemde olduğu o yıllarda talep gereği çok yoğun ve seri bir üretim temposu içindeydiniz değil mi? 

            ---Şöyle diyeyim… Selahattin Sarıkaya İstanbul´da kaldığımız eve gelip parayı koydu, yarına dört şarkı lazım dedi, gece yapardık fabrikasyon gibi ama tutardı.

***Askerlikte müzikle ilgili miydi göreviniz?

-- Askerde beni sahaya alıyorlardı, bandoya alın dedim notayı öğrenmek için. Acı bir gerçek ki, 100 bestekârın 85´i nota bilmiyor. Onun için 2-3 ses aralığı kalıyor eserler. Ben bir şey bildiğim için değil bilmem ama bilemeyenin hatasını da çıkarırım.

***Ne zaman evlendiniz?

            ---İstanbul´a geldim. Altı yıl nişanlıyım. Eşime demişler bu seni almaz İstanbul´lu oldu falan. Öyle mi dedim… O yaz Adana´ya döndüğümde evlendim. Salon tuttuk, paramız yoktu. Müslüm, düğünümde ”Sevda Yüklü Kervanlar”ı mikrofonsuz olarak okudu. 

 /resimler/2016-12/19/1154526190617.jpg           ***Bestekârlık ne zaman başladı?

---Adana Radyosu döneminde bestekârlık başladı. Sabah okula gidip, öğleden sonra da Eski Vilayet´in karşısında bulunan Aydın Cangürger´e ait Yuvam Sazevi´ne gidiyordum. Aydın Bey Zirai Donatım´da memurdu. Hiçbir bedel almadan onun dükkânına bakıyordum müzik sevgisi için. Akşam babam eve dönmeden de ben eve dönüyordum.

***İlk besteniz hangisiydi? Kim okudu?

--- İlk bestem olan “Böyle Gelmiş Böyle Gider”i Sadık İçlises okudu.

***Müslüm Gürses hangi eserinizi okudu, nasıl oldu bu?

---İstanbul´a gittiğimde,Müslüm, Bebili Memet´in“Sevda Yüklü Kervanları”nı okumuştu. Benim şarkı yaptığımı duyunca dedi:”Bir dinleyelim.” Bunun üzerine Müslüm´e okudum. “Bir daha oku” dedi. Bir daha okudum, yine okumamı isteyince sen bu kadar kalın kafalı mısın? Dedim. “Bir daha oku.. Ben okuyacam” dedi. Bunun üzerine “Sevenler Anlar” diye de tanınan “Yürüyorum Sokaklarda” adlı bestemi okudu. Bu sefer ben şaşırdım… O nüanslar, o yorumlar; şarkım kocaman oldu. Büyük ilgi gördü bu bestem, dillere düştü… Türkiye´nin müzik mecmuası olan Hey´in müzik listesinde 1,5 yıl 1.sırada kaldı. Müslüm Gürses, ilk filmi olan “İsyankâr”da da okumuş bu şarkımı.     

***Ne güzel anılar bunlar… Önemli bir sesti, aramızdan ayrıldı ne yazık ki…

            ---Müslüm Hollandalı bir kızla evlenecekti. Kız Adana´ya geldi. Cemal Gürsel caddesinde evleri de vardı. Ben nikâh şahidi oldum. Öyle de bir hatıramız var.

/resimler/2016-12/19/1155231668133.jpg            ***Bu ara biz de halk dili konuşalım… Çalgı durumu nasıl?

            ---Bağlama ve ney…Ney birinci sazım. Piyano başına otursam ya da başka enstrümanları da elime alsam çalarım ama asıl çaldığım ney ve bağlama. Bağlamayı da beste yaparken kullanıyorum.

            ***Hocam olmadı dediniz… Notayı askerde öğrendiniz ama diğer müzik  bilgilerini nerde, ne zaman ve kimden öğrendiniz?

---Çok okuyan bir insanım. Evim kitap dolu. Müzikle ilgili de çok kitap okudum.

            ***Batı Müziği ile de ilgilendiniz sanırım…

            ---Batı Müziği benim ruhuma hitap etmiyor.

            ***Türk Müziği ile Batı Müziği´ni karşılaştırdığınızda nasıl bir sonuca varıyorsunuz?

            ---Türk Müziği Batı müziğine göre çok zengin. Batı müziğinde bir tam ses aralığı ikiye ayrılıyor. Bizde dokuza ayrılmış. Onun için Türk Müziği ruha hitap ediyor. Bir koma ses bile fark yaratabilir müzikte.

            **Peki, çok sesli müziğin Türk Sanat Müziği´ni daha iyi bir yere getirebileceği zaman zaman gündeme geliyor ne dersiniz?

---Kan uyuşmazlığı olur… Batı Müziği, dediğim gibi bir tam ses aralığı majör ve minör olarak ikiye ayrılmış, bizde dokuza ayrılmış. Biz de 590 makam var ayrıca. Olmaz kesinlik”le, yapsınlar da görelim… Özelliği ve özgünlüğü bozulur. O duyguyu veremez. Deniyorlar, niye olmuyor? Çünkü olmaz kere olmaz. Yanlış anlaşılmasın… Çok seslinin karşısında değilim. Müstakil olarak bestelenebilir. Mevcut eserlere çok sesli olarak dokunduğunuzda okul müsamere parçası gibi olur. Bizim müziğimiz muhteşem ve çok zengin. Çok sesliye de ihtiyacı yok.        

***Şimdiye kadar kaç besteniz oldu, okunan birkaçını sayabilir misiniz?

            ---Tahminen 50 bestem var. Bunlardan bazıları okundu ama en çok tanınanları ”Dünya Ne Hâle Gelmiş” ve ”Yürüyorum Sokaklarda” (Sevenler Anlar) adlı şarkılarımdır.  

/resimler/2016-12/19/1156054542329.jpg            ***Müslüm Gürses için yaptığınız şarkılar vardı bir de…

            ---25 tane bestemi Müslüm Gürses için hazırlamıştım. Onu kaybettikten sonra İbrahim Tatlıses telefon etti: “Ben okuyacağım” dedi. İbo´nun o üzücü olayından sonra öyle kaldı.

            ***Neden yalnızca Müslüm Gürses ya da İbrahim Tatlıses?.. Dostluktan dolayı mı, başka nedeni mi var? Ayrıca sizin, kimseye eser vermeyeceğim gibi bir sözünüz de var.

            ---Kimseye eser vermeyeceğim dedim evet. Bunu da şunun için; şarkılarımı okuyacak ustalıkta ses sanatçısı yok diye dedim… Sıradan ses sanatçılarının okuyabileceği şarkılar değil bunlar. Hepsi 1.5 - 2 oktavlık eserler. Hançere yetmez buna.

            ***Başka hangi sanatçılar okuyabilir bu bestelerinizi?

            ---Mine Koşan ve Kibariye olabilir…

            ***Peki başka okuyan oldu mu bestelerinizi?

            ---Var tabii.. Aklıma gelen Özdemir Erdoğan, İsmail Polat, Mahmut Taş gibi isimler… Bir de Yıldız Tilbe ile İzzet Yıldızhan kasetlerine almışken çıkarmak zorunda kaldılar, izin vermedim okumalarına.

            ***Neden?

            ---Bestemi okuyamayacaklarını düşündüm.

 /resimler/2016-12/19/1156372990565.jpg           ***Besteleriniz devam ediyor mu? 

            ---Tasavvufla ilgileniyorum… Son yıllarda bir döngü oldu. Sözsüz müzik yapmaya başladım. Meditasyon gibi şeyler üretiyorum. Uçuk uçuk ney müziği yazıyorum. Caz gibi düşünün. Son beş yılda gönlüm enstrümantal eserlerde. Bunlar 50 tane kadar oldu. 100 tane olunca kitap yapacağım.

            ***Bestelerinizin güftelerini de siz mi yazıyorsunuz? Bunlara şiir denilebilir mi?

            ---Evet ben yazıyorum beste sözlerimi;  edebiyat kolu mezunuyum.

            ***Bestelerinizi nasıl bir ortamda yapıyorsunuz?

            ---Her ortamda yapıyorum… Yolda yürürken bir ezgi gelse, eve gelince hemen notaya alıyorum.

            ***Ney yapımı nerden aklınıza geldi?

            ---Üniversitedeki öğrencilerimin neylerinden yanlış yanlış sesler gelince ney yapmaya karar verdim. Bunun üzerine de ney yapmaya başladım.

 /resimler/2016-12/19/1157100221979.jpg           ***Çok özel ve ince detaylar gerektiren bir şey olsa gerek ney yapımı değil mi?

---Öğretmenlik yaparken aldığım neylerin sesi bozuk olunca birbirini tutmuyordu. La´nın içinde la, ses içinde ses arıyordum. Her kamış olmuyor… Et kalınlığı ne kadar ince olursa o kadar iyidir; kalın olursa cızırdar. Eğri kamış ısıyla doğrulur. İçinin boğumu açılır. Her ney 9 boğum olur. Boğum aralıkları her neye göre değişiyor. 12 ney bir takım neydir, yani la´dan la´ya kadar olan.

***Üniversiteden önce mi Belediyede çalıştınız?

---Üniversitedeyken Adana B.Şehir Belediyesi Konservatuvarı´ndan teklif alınca 2000-2006 yılları arasında orda öğretim üyesi olarak çalıştım. 2006´da Belediye´den istifa ettim. 

***Çukurova Üniversitesi´nde uzun yıllar öğretim üyesi olarak hizmetiniz oldu. Bu konuda ne diyeceksiniz?.. 

---Üflemeli Çalgılar Bölümü´nde İlk defa 6 kişiyle başladık 1990´da. 2008´de 300 kişi oldu. Enstrümantal olarak konser verdik. Rektör de şaşırdı…”Bu millet ne, sen tarikat mı kurdun” diye şaka yaptı.

            ***Adana türküleri konusunda bir muhabbetimiz olmuştu Arif Sağ bağlantılı anımsadınız mı?

---İstanbul´da Arif Sağ:”Adana´ya gidince sor bakim, Adana´nın türküleri niye az.” dedi. Şimdi bir türkü duyduğun zaman bu Adana´nın türküsü diyemiyorsun. Adana türküsünün bir mızrabı, tarzı yok. Ben bunu Selahattin Sarıkaya´ya sordum. O da: ”Lan get o sorana söyle ki, bizim elimizde saz olduğu zaman pezevenk diye kovalıyorlardı. Yola çıkamıyorduk saz elimizde, taşlıyorlardı. Nerden Adana türküsü yapacan, nerden bulacan?”

***Günümüz müziği hakkında ne düşünüyorsunuz?

---Her tür müzik dinlerim THM ve TSM başta olmak üzere.Özel kanallar THM ile TSM´ni öldürdü bir defa. Bu gençlik THM´den, TSM´den koptu ama bu gençliği biz bitirdik yanlış eğitim politikaları yüzünden. Benim yaptırım gücüm olsa pop müziğini şu an yasaklarım. Benim müziğim değil.

            ***Şiirle ilgili bir kitap çıkarmayı düşünüyor musunuz?        

            ---Ben yalnızca beste sözleri yazıyorum, öyle bir düşüncem yok.  

            ***Müzikle ilgilenen gençlere söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

            ---Müzik ile uğraşan gençlerin notayı bilmeleri gerekir. Müzik bir ilimdir. Formülü bu… Nota öğrenildiğinde müziğin özgürlüğü başlar. Hele neyzense bu öbür müziğe daha rafine olması gerekir. Ayrıca gençler kendi müziklerini önce öğrensinler..

***Sanatçı kime denir? Sanatçının üç olmazsa olmazı desem siz neler sıralarsınız?

---Önce insan olmak lazım. Sonra da müziğin akademik olarak kurallarını bilmek gerekir. Ayrıca, toplumda örnek davranışlara sahip olmak gerekir.

***Müzikte, şiirde beğendiğin isimler kimlerdir?

---Orhan Gencebay müzik yönünden heykeli dikilecek bir müzik adamıdır. Şiirde ise Mehmet Akif Ersoy ile Necip Fazıl Kısakürek beğendiğim şairlerdir.

***Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

--- Herkes kendi işini yapmıyor… Herkesin haddini bilmesi gerekir. 

***Zevk ve hobileriniz nelerdir?

---Balık tutmak ve kitap okuma çılgınlığı var  

***Röportajımız için teşekkür ederken bir anınızla bitirmek isterdim eğer varsa anlatabileceğiniz bir şey..

---Ben teşekkür ederim size… 1965 yılıydı sanırım… Organizatör Yogi Kazım bizi bir yaz sezonu, dört aylığına önce Elazığ´a, sonraki yılda Malatya´ya konsere götürdü. Şaban Gen, eşi Necla Babacan, Devran Baba ben Müslüm Gürses, Sadık İçlises, İzzet Altınmeşe, hepsi vardı. Konser için yola çıkacağımız o gün, hareket noktamız olan ve benim de çalıştığım, Eskivilayet karşısındaki Yuvam Sazevi´ydi. Baktım zayıf bir çocuk, elindeki filede giyeceği çamaşırları var. Benden de 2-3 yaş küçüktü.

-Sen neyi bekliyorsun oğlum dedim.

-Ben de Elazığ´a gideceğim dedi.

-Ne yapacan Elazığ´da?

-Dedi abi ben türkü okuyacam.

-Ne okuyacan?

-Abi uzun hava okuyacam.

Bağlamanın birini alıp hicaz taksim yaptım. Bir satır okudu beynim döndü. Nasıl okuma öyle o.

-Dedim sen kimsin?

-Müslüm dedi.

 Müslüm Elazığ´da korkunç bir isim yaptı. Her gün kaldığımız otele dalak, ciğer, et, yemek tepsiyle geliyor akşama şu uzun havayı oku diye. Müslüm´ün Müslüm olacağı o zamandan belliydi. Elazığ´ı, Malatya´yı teslim aldı.

                                                ***BURHANPAKER***

Üç kız, üç erkek kardeş olan, babası Nebati Yağ Fabrikası´nda (Marsa) çalışan Burhan Paker 1946 yılında Adana´da doğdu. Milli Mensucat İlkokulu, İstiklâl Ortaokulu ve Adana Erkek Lisesi´nde öğrenimini tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2. sınıfından müzik çalışmaları yüzünden ayrıldı. Üç yıl kadar çalıştıktan sonra askerliğini Manisa´da (1969) bandocu olarak yaptı. Daha sonra yeniden İstanbul´a giderek yedi yıl kadar müzik çalışmalarını sürdürdü. Bu ara Adana´ya dönüp evlendi. Daha sonra döndüğü Adana´da Yıldız, Maksim ve Grand gibi gazinolarda sanat hayatını sürdürmeye başladı. Çukurova Üniversitesi Güzel Sanatlar Nefesli Çalgılar Bölümü´nde öğretim üyesi olarak 1990-2008 yılları arasında görev alan Burhan Paker, bu süre zarfında Adana B.Şehir Belediyesi Konservatuvar Bölümü´nde de öğretim üyesi olarak altı yıl kadar görev aldı.(2000/2006) Özel dersler de veren Burhan Paker, Hayriye Hanım ile evli olup … ve .. adlarında iki çocuğu bulunmaktadır.

Mahallesindeki portakal bahçesinin bekçisinin oğlunun kaval çalmasından etkilenen Burhan Paker okula giderken çamurda bulduğu bir kavalla müziğe başladı. Ortaokul yıllarında öğretmeninin isteği üzerine kaval derste çalıyordu. Üflemeli çalgılarda hiç hocası olamayan Paker, Yüksek öğrenim için İstanbul´a gittiğinde neyle tanıştı. Ortaokul yıllarında, müzik sevgisi onu Aydın Cangürger´e ait olan Yuvam Sazevi´ne sürükledi. Ailesinden gizli olarak bir bedel almadan çalıştığı o saz evinde ders veren Adana Radyosu ve Çukuruva´dan Sesler´in şefi Kazım Karaörs´ün de öğrencisi oldu. Sınıf arkadaşı Yaşar Akgüneş´in kurduğu Adana Erkek Lisesi Korosu´nda yer aldıktan sonra da, gelen istek üzerine Adana Radyosu´nda da üç yıl kadar görev aldı. Radyoya gittiğinde Fahri Işık, Necla Babacan, Canan Işık, Sadık İçlises ve Bahri Hazinses gibi ses sanatçılarının yanı sıra Şaban Gen, Devran Baba, Halit Araboğlu ve Mithat Ateş gibi saz sanatçılarıyla birlikte program yaptı. Adana ve Ceyhan´da kiralanan yazlık sinemalarda verilen konserlere katıldı. Radyoda yaptığı programlar sonucunda babası adını duyduğunda kızıp, evden kovdu. O yıllarda çalgıcılık toplumda sevilmezdi. Bu yüzden babası büyük bir tepki vermişti. Daha sonra radyoevine girmeyeceği yolunda söz verince babası kendini affetti. Bu olayın ardından kendisi gibi söz-yazarı besteci olan ve altı ay kadar önce yitirdiğimiz kardeşi Tahir´i de müziğe aşıladı diye bu kez ikisini birden evden kovdu.

Daha sonra üniversiteyi kazanıp, İstanbul Hukuk Fakültesi´nde öğrenim görmek üzere İstanbul´a gittiğinde, hemşerisi olan bestekâr Selahattin Sarıkaya kanalıyla tanıştığı dönemin en popüler Türk Halk Müziği ses sanatçılarından biri olan Ahmet Sezgin´le birlikte çalıştı.   Ahmet Sezgin aynı zamanda velisi de oldu. Müziğe ağırlık vermesi nedeniyle Hukuk Fakültesi 2. sınıfından ayrıldı. İlk İstanbul deneyiminden ve Hukuk Fakültesi´nden ayrıldıktan sonra askerliğini yaptığı Manisa´da, bando takımında notayı da öğrendi. Askerlik sonrasında yeniden gittiği İstanbul´da başta Arif Sağ, Orhan Gencebay, Mine Koşan olmak üzere birçok sanatçıyla ciddi müzikal çalışmalar ve dostluklar içinde oldu. Daha sonra Adana´ya dönüp, profesyonel olarak çalışamaya başladı. 1990 yılında Çukurova Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü Nefesli Çalgılar Öğretim Üyesiyken bir yandan THM İcra Heyeti´nde neyzen olarak görev aldı, diğer yandan da 1990´da 6 öğrencisiyle başladığı neyzen gurubunu 2008´de 300 kişi olarak enstrümantal konserler verdiler. ”Dünya Ne Hâle Gelmiş”, ”Yürüyorum Sokaklarda” (Sevenler Anlar) gibi çok tanınan eserleri bulunan Burhan Paker son yıllarda tasavvufla ilgilenip, 50 kadar enstrümantel müzik yapmıştır. Özel olarak da dersler veren Burhan Paker ney imalatı da yapmış.  

             

                       

 






Anahtar Kelimeler: SEVENLER, ANLAR, NEYZEN, BESTEK
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
SELAHATTİN SARIKAYA ANILAR (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
USTALARDAN - MUSTAFA KEMAL´İN KAĞNIS (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
60. SANAT YILINDA CAHİT SEYHANLI (18 Haziran 2017 - Pazar)
***SELAHADDİN YANIKSES´LE RÖPORTAJ*** (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
ADANA ÖZGENTÜRK´ÜNÜ UNUTMADI (30 Mayıs 2017 - Salı)
*** ASLAN İLE KARTAL *** (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Çocuk öyküleri (02 Mayıs 2017 - Salı)
ÇUKUROVA VE TRT´NİN ONURU SUAT YILDIRIM (17 Nisan 2017 - Pazartesi)
SANAT SAYFASI YILLIĞI 2016-2017 24. YIL (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
ADANA´DAN BİR BİLGE ÖZGEN GEÇTİ (31 Ocak 2017 - Salı)
*** AHMET REMZİ DESTANI *** (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
ADANA´DA BİR MESAM GÜNÜ (05 Aralık 2016 - Pazartesi)
ŞARKININ “OKYANUS”UNDA BİR TALAT ER (24 Ekim 2016 - Pazartesi)
BİR TÜRKÜ USTASI ALİ LİMONCU… (26 Eylül 2016 - Pazartesi)
ABDURRAHMAN KESKİNER İLE RÖPORTAJ (12 Eylül 2016 - Pazartesi)
YAPI MESLEK LİSELİLER BULUŞTU (11 Temmuz 2016 - Pazartesi)
ÇUKUROVA´DA BİR ORHAN PAMUK (26 Haziran 2016 - Pazar)
***DERGİCİ LİSELİLER*** (09 Mayıs 2016 - Pazartesi)
BİR GURBET ÖYKÜSÜ (03 Mayıs 2016 - Salı)
***ERDAL YALÇIN İLE RÖPORTAJ *** (18 Nisan 2016 - Pazartesi)
“RESMİN GÖZYAŞLARI …” (11 Nisan 2016 - Pazartesi)
MESAM´DA BAŞKANLAR DÖNEMİ (28 Mart 2016 - Pazartesi)
DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ KUTLANDI (22 Şubat 2016 - Pazartesi)
ÇOCUKLARA İMZA GÜNÜ (17 Şubat 2016 - Çarşamba)
ÇİÇEKLERİN DİLİYLE BİR BİTKİ SOHBETİ (08 Şubat 2016 - Pazartesi)
PORTRELERİN FOTOĞRAFÇISI ALİŞER AVCI (01 Şubat 2016 - Pazartesi)
ZEKÂYİ GÖKKAYA İLE RÖPORTAJ (26 Ocak 2016 - Salı)
ARİF KESKİNER´İN YAŞAR KEMAL´I (18 Ocak 2016 - Pazartesi)
“ŞİİR HAYATIN BURASINDA” (18 Ocak 2016 - Pazartesi)
ADANA´NIN KURTULUŞU ŞARKIYLA KUTLANDI (11 Ocak 2016 - Pazartesi)
TOROSLAR´DA BOZLAK TEŞEKKÜRÜ (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
RESSAM SUAVİ NUMANOĞLU İLE GÖRÜŞME (02 Kasım 2015 - Pazartesi)
ÖDÜLLERLE ADINI DUYURAN BESTEKÂR (19 Ekim 2015 - Pazartesi)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-10 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-9 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-8 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-7 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-6 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-5 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-4 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-3 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-2 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-1 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
OZAN BİLDİK´LE GÖRÜŞTÜK… (15 Ekim 2015 - Perşembe)
KIBRIS DENİNCE… (07 Ekim 2015 - Çarşamba)
TED´İN SANAT ÇOCUKLARI (07 Ağustos 2015 - Cuma)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
KALAYLA ALAY EDİLEMEZDİ Kİ!
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
SPORDA MAZİYE DÖNÜŞ PROJESİ
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
SELAHATTİN SARIKAYA ANILAR
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
AT BİNİCİSİNE GÖRE KİŞNER
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
YENİ TÜRKİYE´NİN ÖNSÖZÜ
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
POZATTI´DAKİ TOPLANTI YAHUT POZANTI KONGRESİ 5 AĞUSTOS 1920
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
YARATICILIK VE EĞİTİM
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
DR.ERCAN ATALAY VE ASKF
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
DÜŞÜNCENİN BİLİM, SANAT VE GERÇEĞE UYGUNLUĞU-Fikri Akdeniz (*)
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Hadi Gözünüz Aydın...
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
AYRICALIKLI OLAN KİM?
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİYE HAYAT ÖPÜCÜĞÜ
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
NEO –LİBERALİZM SEVGİSİZLİĞİ KÖRÜKLÜYOR MU ?
İlhan ALPER
İlhan ALPER
SELAHATTİN SARIKAYA´NIN ARDINDAN
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
İnsanın Kendini Tanıması için Okumak Şart
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
LOZAN´IN 94. YILDÖNÜMÜNDE DÜŞÜNDÜKLERİM: İHANETLERİN HESABI MUTLAKA SORULACAKTIR.
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
KARADENİZ´DE PKK
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
İNTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE
Celal Topkan
Celal Topkan
BU NASIL BİR MÜSLÜMANLIK ANLAYIŞI?
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Ben, Sen, O. Biz, Siz, Onlar
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Cihat OVALI-SPOR YORUM
MAVİ ŞİMŞEKLER 34 PUANA DEMİR ATTI
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
KÖYDE BİR SABAH
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
YARATICILIK
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
ADANA´DA FUTBOL
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
İHTİYARLAR PERİŞAN EDİLMESİN
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
ÇOCUK GELİNLER
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
25 °C
Pazartesi
22 °C
Salı
22 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg