SAĞDUYU
Tarih: 31.1.2017 11:27:07 / 377okunma / 1yorum
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?

         Yeşilçam filmlerinin meşhur olduğu dönemlerde, bir toplum mühendisliği yapılırdı. Bir tarafta halktan kopmuş zenginler dünyası, diğer tarafta halk dediğimiz; mahallenin gariban, yoksul ama birbirini seven, birbirleriyle iç içe yaşayan, elindeki bir dilim ekmeği birlikte paylaşan, insan yığınları.

          Zenginlerin tek düşüncesi olurdu; Mahalle sakinlerinin evlerini ucuz fiyata alıp, lüks konutlar yapmak, bunu yaparken de; para gücünü kullanarak devletin imkânlarını yanlarına çekmek. Sıkıştığı yerde onları halkın üzerine sevk etmek. O güç sayesinde başarı kazanıp,  çok zengin olmak.

           Bu hikâyelerde bir dram yaşanırdı. Ya zengin şahsın kızı, bir yiğide gönül verir, ya da oğlu halk içinde bir kızı sever, babasına karşı gelirdi. Bu arada bir jön çıkar, mahalleliyi arkasına alır, onları kapitalist sistemin yıkıcı gücüne karşı korur, halk da ona destek verir, onu başlarına taç yapardı. Bazen o yıkıcı güç, kapitalizmin temsilcisi, halkın gücü karşısında eğilir, onlardan biri olmak için her şeyini feda ederdi.

            Bizim yaşımızdaki insanlar o filmlerle büyüdü. O filmlerin etkisinde kalarak, içlerinde sağduyu dediğimiz düşünceyi korumaya çalıştı.

           Ama olmadı.

            O iyi niyetli; sağduyu düşüncemiz, gerçekteki yaşamımıza hiç uymadı. Çok haksızlıklar yaşadık. Yaşadığımız haksızlıklara sahip çıkacak ne bir halk yığını bulabildik, ne de yakışıklı bir jön. Kendi mücadelemizi kendi ailemize bile anlatamadık. Ama içimizdeki o güzelim düşünceler, hiçbir zaman bizi terk etmedi. Her zaman kafamızın bir köşesinde bulunmaya devam etti.

          Geriye dönüp baktığımızda,dünya görüşümüzün hiçbir şeye yaramadığını öğrendik. O halk yığınının hiç olmadığını, olanlarında Kapitalist sistem içinde vurguncuların, soyguncuların, hazine avcılarının ve din tüccarlarının egemenliğine girdiklerini, oranın bir parçasıymış gibi yaşadıklarını gördük. Bu yaşamın, içimizdeki iyi niyetli, sağduyularımızla barışık olmadıklarını keşfettik. Ne kadar yenmek için mücadele etsek de beceremedik.

          Dünya eskisi gibi değil.

          Şimdi yüzlerce televizyonlar var. Yüzlerce televizyonlarda, yüzlerce diziler var. O halk yığınları şimdi bu dizileri seyrediyor. Bende onlardan birisiyim ve her akşam bir dizi seyretme alışkanlığındayım.

          Çünkü yapılacak başka bir iş yok. Kitap okumuyoruz(Ben hariç), sohbet edemiyoruz, kahvelerde okey oynama devrimiz bitmiş. Eski siyasi kalıntımızın peşinden koşarken, halkla iç içe olmayı unutmuşuz. Bir araya gelince çeşitleniyoruz. Her şahsın kendi görüşü doğru. Piyasada yüz görüş varsa, yüzü de ayrı ayrı doğrular. Çok korkunç bir dünya.

          Dizilerde öyle enteresan şeyler oluyor ki, akıl fikir işi değil. İnsan, olaylara isyan ediyor. Bir taraftan da aynı olayların dedikodusu etrafta yayılıyor. Birçok insan; olmayan olayları, olmuş gibi kabulleniyor. Ve kendi kendilerine;

          “Burası Türkiye.”diyor.”Her şey olabilir.”

          Bütün bunlar toplum mühendislerinin işimidir?

          Eğer onların işiyse ne yapmak istiyorlar? Ülkenin en güvenilir kurumlarını yıpratmakla ellerine ne geçecek?

          Bazı örnekler vermek istiyorum. Her insanın başına gelebilecek örnekler.

          Mesela;

          Kadının biri geldi, yanında bir çocuk var.

         “ Bu çocuk filancadan.”dedi.

          Filanca dediği insan bizden biri. Ya da zengin bir iş adamı. Ya da bir siyasetçi. Bilim adamı. Yani ünlü biri. Bu durumda o şahıs ne yapar?  

         Elbette DNA testine tabi tutturur çocuğu. DNA testini kim yapar? Ülkenin saygın bir kurumu olan; yani olması gereken, ADLİ TIP yapar.

          Buraya kadar yapılacakta bir sorun yok. ADLİ TIP yanlış karar verebilir mi?

          Vermemesi gerekiyor.

          Verirse güvenirliliği biter. Onun güvenirliliğinin bitmesi demek, toplum için bir felaket demektir. Çürümüşlük demektir. Adaletsizlik demektir.

           Başka bir örnek.

           Ağasınız. Paşasınız. Bakan veya güçlü bir milletvekilisiniz. Ya da ünlü veya ünsüz bir kabadayısınız. Başınıza bir iş geldi. Hapse mahkûm oldunuz.

           Bunlar herkesin başına gelebilir.

           Siz hapisten istediğiniz zaman dışarı çıkabilir, istediğiniz zaman dışarıdakilere emir verebilir misiniz? Hatta adam ayarlayıp dışarıda ahkâm kesebilir misiniz? Olabilir mi bütün bunlar?

            Olmaması gerekiyor. Olursa toplumun felaketi olur. Her şey o güçlerin esiri olur. Buna hiçbir toplum dayanamaz.

           Dahası var?

           Bir bakan, Bir Savcı, Bir hâkim, Bir General, Bir başbakan, Hatta bir Cumhurbaşkanı gizli örgütlerle karanlık iş çeviremez. Üç kuruşluk menfaati için küçülemez. Onlar bu memleketin en saygın örnek insanlarıdır. Öyle olmaları toplum barışımız için zaruridir.

           Küçülürse ülke için bir felaket olur. İnsanların güvenebileceği hiçbir kurum ve şahıs kalmaz. Mafya türer. Eşkıya türer. Adaletin yerini onlar alır. Onların elinde olan bir toplum yok olur. Olmaya mahkûmdur.

           Yukarıda anlatılanların hepsi, seyrettiğimiz dizilerde mevcut. Böyle dizilerde verilen örnekler toplumun bilinçaltına yerleşir ve gerçekmiş gibi algılanmaya başlar. İşte o zaman insanın insana güveni kalmaz. Adalet kaybolur ve ahlaki çöküş başlar. Bu tip hataların derhal durdurulması gerekiyor. Ülkenin geleceğini inşa etmek, ahlak düzeninden geçer. Ahlaktan yoksun bir toplum´un geleceği yoktur. İtibarı olmaz.

           Bu ülkeyi şekillendirmeye çalışan, Âlimlerin, Memurların, Siyasetçilerin ve en önemlisi Eğitimcilerin ve Toplum mühendislerinin bu konuları görmesi şarttır. Yoksa öğündüğümüz birçok değerlerimizi heba etmiş oluruz. O zaman yazık olur kafamızdaki sağduyumuza.

 

Anahtar Kelimeler: SAĞDUYU
Okuyucu Yorumları (1 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Huseyin DORU
31.1.2017 11:26:55
Mükemmel akıcı pek çok çirkinliği bile guzel ifade eden bir yazı kaleminize yüreğinizde sağlık DORU beyle birlikte değerlendirdik. Biz çok beğendik.
Yazarın Diğer Yazıları
ZÜBEYDE HANIM (21 Mart 2017 - Salı)
TÜRKLERİN İNSANLIK TARİHİ (14 Mart 2017 - Salı)
İKİ KADIN ve AYRILIK (07 Mart 2017 - Salı)
2B LER VE HİKÂYESİ (28 Şubat 2017 - Salı)
BİBERLER NEDEN KURUDU (21 Şubat 2017 - Salı)
MUTLULUK BÖYLE BİRŞEY (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
TELEFON ISTIRABI
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
MÜZİSYEN BİR AİLENİN TEMSİLCİSİ ALİ CANBOLAT
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
İNSANI YÜCELTEN İZLER BIRAKTILAR
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
18 MART ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
İNANMAK BU OLSA GEREK.
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Celal TOPKAN- CUMHURİYETİN 93. KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE ATATÜRK´Ü ANLAMAK VE KAVRAMAK
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
ŞIMARIK VE ŞAŞKIN AVRUPA
Ahmet  DUMAN
Ahmet DUMAN
Medyanın Halleri
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
YOL AYRIMINDA, DÜŞÜNME ZAMANI…
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
AKP´NİN KORKUSU
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Cihat OVALI-SPOR YORUM
OLMADI MI OLMUYOR
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
BÜYÜK TEHLİKE: SÜNNİ-Şİİ SAVAŞI
İlhan ALPER
İlhan ALPER
ARABESK
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
İnsanlığın Derinleşen Sosyal Sorunlarını Çözecek Olan İnsan Beyni mi? Yapay Zeka mı?
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
DEMOKRASİ VE YURTSEVERLİK
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
“ARTIK MECLİS VAR !”
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Celal Topkan
Celal Topkan
GELECEK SENİN DÜŞÜN VE ÖYLE KARAR VER
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
BAĞDAŞTIRMACILIK VE EĞİTİM
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
İNTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
GALİLEO GALİLE
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
CUMHURİYETİN DÖNÜM NOKTALARI (20)
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Takdir Senin Türkiye!
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
ZÜBEYDE HANIM
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
KÖMÜR TAŞIMA VE DAĞITIM İHALESİ
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
BİR EVET HİKAYESİ
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
İHTİYARLAR PERİŞAN EDİLMESİN
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
13 °C
Salı
12 °C
Çarşamba
11 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2017-3/20/1347519475780.jpg