Prof. Dr. Özer OZANKAYA


RUHİ SU'YU SAYGI İLE ANARKEN, TÜRK DEVRİMİNİN MÜZİK BOYUTU!

Türk müziğini, Türk'ü aşağılayan Osmanlı gerici baskıcılığının dayattığı folklor düzeyinde kalmaktan kurtarıp, sanat düzeyine yükseltmede de yolumuzu açan Atatürk başta olmak üzere, Ruhi Su'ları, Saygun'ları, Rey'leri, Erkin'leri, Akses'leri ve daha nice müzik sanatı değerlerimizi saygıyla, sevgiyle anıyoruz.


Türk Devrimi'nin, hem tüm yönleriyle çağdaş, hem de çağa yön gösteren bir uygarlık tasarımı olduğunu hep söylüyoruz.

Bu gözlemin çok temel önemdeki bir kanıtı da, Türk Devriminin müzik alanında yapmak istediği ve 25 yıl önce bugün sonsuzluğa yükselen Ruhi Su'nun ve başta Türk Beşlileri olmak üzere daha nice değerlerin çalışmalarında kanıtlandığı gibi, önemli ölçüde gerçekleştirdiği atılımdır.

Türkülerimizi, yani Veysel'in "Türküz, türkü çağırırız" özdeyişinde saptadığı gibi gerçek Türk müziğini insanlığın müzik varlığı içindeki saygın yerine yükseltmede ve uluslararası düzeyde kendini kanıtlaması sürecinde çok değerli katkı yapan sanatçılarımızdan birisi olan opera kökenli Ruhi Su'yu saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Menderes-Bayar Demokrat Partisi gericiliğinin ve onu sürdürenlerin tüm alanlarda olduğu gibi müzik alanında da önünü kestiği Türk Devriminin bu alandaki ereğini Atatürk'ün çok öğretici ve uyarıcı anlatımıyla dile getirmek, Ruhi Su'ların yaptığı değerli katkıyı anlamak ve saygıyla anmak anlamına da gelecektir : 

Atatürk, tarihsel kişilikler üzerine araştırmalar yapan Alman yazar Emil Ludwig'le 1 Kasım 1929 günü yaptığı görüşmede Türk Devriminin müzik alanındaki ereğini açıklarken şunları söylüyordu:

"Montesquieu'nün 'Bir ulusun müzikçilikteki eğitimine önem verilmezse, o ulusu ilerletmeğe olanak bulunamaz' sözünü okudum, onaylarım. Bunun için müzikçiliğe pek çok özen göstermekte olduğumu görüyorsunuz.

"Ülke­mizde çalınan, Türk müziği değildir, Bizans işidir. 

"Bizim ulusal müziğimiz Anadolu halkında işitilebilir.

"Batı mü­zikçiliğinin bugünkü düzeyine gelmesi dörtyüz yılda oldu diyorsunuz. Bizim bu kadar bekleyecek zamanımız yok..."

Atatürk, 1 Kasım 1934 günlü Meclis açış konuşmasında da yapılmak isteneni şu düşünceyle açıklıyordu:

"Güzel sanatların hepsinde ulus gençliğinin ne türlü ilerletilmesini istediğinizi bilirim; bu yapılmaktadır.

"An­cak bunda en çabuk, en önde götürülmesi gereken Türk müziğidir.

"Bir ulusun yeniyi almasında ölçü, müzik deği­şikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir.

"Bugün dinletilmeğe yeltenilen müzik, yüz ağartacak de­ğerde olmaktan uzaktır. Bunu açıkça bilmeliyiz.

"Ulusal ince duyguları, düşünceleri anlatan yüksek deyişleri, söyleyişleri toplamak, onları bir gün önce günün son mü­zik kurallarına göre işlemek gerekir. Ancak bu düzeyde Türk ulusal müziği yükselebilir, evrensel müzikteki ye­rini alabilir.

"Bugünkü Türkler, müzikten, yüksek ve duyarlı başka ulusların beklediği hizmeti bekliyorlar. İşte bu bakımdan klasik Osmanlı müziğini canlandırmaya çalışanların çok dikkatli bulunmaları gerekir."

Müziksiz ulus olamaz; ancak müziği, eğitimsiz bırakılmış kırsal nüfusunun "çığırdığı" düzeyde tutulup işlenmekten alıkonulmuş, onun yerine kendisine Bizans-Arap kırması saray müziği dayatılmış bir halk da "müzik sahibi halk" sayılamaz ve "ulusal toplum" düzeyine yükselemez.

Türk müziğini, Türk'ü aşağılayan Osmanlı gerici baskıcılığının dayattığı folklor düzeyinde kalmaktan kurtarıp, sanat düzeyine yükseltmede de yolumuzu açan Atatürk başta olmak üzere, Ruhi Su'ları, Saygun'ları, Rey'leri, Erkin'leri, Akses'leri ve daha nice müzik sanatı değerlerimizi saygıyla, sevgiyle anıyoruz.

Bknz.: Özer Ozankaya, Cumhuriyet Çınarı: Mustafa Kemal'i "Atatürk" Yapan Uygarlık Tasarımı, CEM Yay.

 

...

 



YAZARLAR

  • Salı 28 ° / 18 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Çarşamba 28 ° / 17 ° Fırtına
  • Perşembe 30 ° / 16 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.206%0,03
  • DOLAR

    7,9050% 0,33
  • EURO

    9,3095% 0,37
  • GRAM ALTIN

    483,16% 0,18
  • Ç. ALTIN

    797,214% 0,18