Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY


ÖLÜMSÜZ ATATÜRK İLE SONSUZA DEK

"Büyük adamlar yetiştiren bir ırk, herhalde büyük ırktır. Bir kavmi anlamak için, onun ırkını, liderini tetkik etmekten daha iyi vasıta yoktur.


            "Büyük adamlar yetiştiren bir ırk, herhalde büyük ırktır. Bir kavmi anlamak için, onun ırkını, liderini tetkik etmekten daha iyi vasıta yoktur. Bugün herhangi bir yerde, kendisinden üstün bir devlet adamı bulunmayan Mustafa Kemal gibi büyük, liyakatli bir zatı Türkler yetiştirdiler, Türkiye’yi tetkik etmek için arayacağımız en iyi yol, onun başındaki zatla işe başlamak; kurtarıcı ve milli kahraman olduğu kadar, dünya ölçüsünde devlet adamı olan Cumhurreisini tetkik etmektir.
Carles H. Sheril
            Vatanımız ve Türk Ulusunu hürriyet ve istiklaline kavuşturan, Cumhuriyeti kuran, Cumhuriyet devrimlerinin yaratıcısı Mustafa Kemal Atatürk'ün ebediyete intikalinin 81. yılında saygıyla, minnetle ve özlemle anıyoruz.
            Bugün yüce Türk ulusunun, onun önderliğinde 19 Mayıs 1919 da başlayan 9 Eylül 1922’ye kadar devam eden ulusal kurtuluş zaferiyle, bizlere özgürlük ve egemenliğimizi veren, 29 Ekim 1923 Tarihinde 624 yıllık çağdışı Osmanlı Devletinin meşrutiyet yönetimine son verip ülkemizi örnek Cumhuriyet idaresine kavuşturan, ulu önder Atatürk’ün ebediyete intikalinin 81. yıldönümüdür. Yüce milletimizin başı sağ olsun!
"İNSAN, KENDİNİ YAPMA KUDRETİNİN BİR HAMMEDİSİDİR."
            Tek Adam, bu hammaddeyi yoğurarak hem kendini yaratan, hem zuhuru:milletinin, kavminin, çağının tarihinde bir dönüm noktası olan adamdır.
Mustafa Kemal tek adamdı.Çünkü şartlar,olaylar ve yaşadığı atmosfer içinde kendi hammaddesini yoğurarak kendi kendini yarattı.Mücadelesi,milletinin kaderine damgasını vurdu.Ve hayatı,çağımızın yön tayin edici hadiselerinden biri oldu.
           Mustafa Kemal ( Atatürk )  de, tarihi bir şahsiyettir.Bu şahsiyetin de tarihin akışında bir rolü vardır.Hem de,içinden çıktığı Türk toplumunun kaderine damgasını vuracak ve çağının olaylarına yön verecek kadar güçlü ve etkili bir rol.Bu bakımdam milletinin kaderine olan müdahalesi şüphe götürmez.
            Çağımızın gelişmelerine olan müdahalelerine gelince :onun Türkiye´de başardığı ve bütün sömürge,yarı sömürge ülkelerin milli kurtuluş hareketlerine önder olan,yön tayin eden siyasi ve iktisadi egemenlik savaşı dediğimiz hareket,onun çağdaş hüviyetinin,diğer orijinal cephesidir.
            Yani Mustafa Kemal,hem toplumumuzun ve devrimizin bir eseridir.Hem kendisini yaratan bu toplumun ve çağın hayat ve kaderine tesir ederek onlara yön ve şekil vermiştir.Bu yön ve şekil verişte de bittabii ve herşeyden önce kendi beşeri varlığını ortaya koymuştur.Kendi hammedisini, kendi kabiliyet ve kudret ve ihtiraslarye yoğurmuştur.Bu süratle ve bu akış içinde her tarihi şahsiyet gibi o da, kendini yaratmıştır.Zaten tek adam demek bu demek değil midir?

DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOL ? "ÖLÜM"

            9 Kasım 1938 günü Atatürk ikinci komaya girmiştir ve artık uyanmayacaktır.Koma karnındaki suyun ikinci defa alınışından sekiz saat sonra başlamıştır.Tam 36 saat sürer.Doktorların ve arkadaşlarının, başının ucunda çırpınmaktan ve ağlamaktan başka yapacakları birşey yoktur .Son komaya girmeden biraz önce Atatürk´ün son suali:
           "_Saat kaç?" demek olur.
           Nihayet 10 Kasım Perşembe günü sabahı derin bir dalgınlık içinde hayata gözlerini yumar:
           Saat 09:05 tir.Atatürk ölmüştür.
ÖLÜMSÜZ ATATÜRK
            Atatürk, 21 Ekim 1925 te Afyon´da ?Görevim bitmemiştir,bitmeyecektir.Ben toprak olduktan sonra da devam edecektir.´demişti.

 "Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır." Diyen Atatürk´ün,aynı zamanda "Görevim(...) ben toprak olduktan sonra da devam edecektir demesine bir anlam verebilmek için Atatürk´ün, İki Mustafa Kemal açıklamasını bilmek gerekir."
            Atatürk şöyle diyor :  "İki Mustafa Kemal vardır: biri ben et ve kemik, geçici Mustafa Kemal...ikinci Mustafa Kemal, Onu ben kelimesi ifade edemem; o´ ben değil bizdir! O,memkeletin her köşesinde yeni fikir yeni hayat ve büyük bir ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur.Ben onların rüyasını temsil ediyorum.Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir.O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan yaşaması başarılı olması gereken Mustafa Kemal O´dur!"
            Görüldüğü gibi Atatürk´e göre, "İki Mustafa Kemal" vardı. Bunlardan biri geçici, ölümlü, diğer ise geçici olmayan, ölümsüz Mustafa Kemal'di. İşte Atatürk, "Ben toprak olduktan sonra da görevim devam edecektir!"  derken bu "Geçici olmayan" ikinci Mustafa Kemal´den bahsediyordu.
            Ölümsüz Atatürk "et ve kemikten" oluşan geçici bir fani değil , "Memleketin her köşesinde yeni fikir yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydıncı ve savaşçı bir topluluktu." Atatürk´e ölümsüzlük kazandıran, aslında Türkiye Cumhuriyet´inin kuruluş ayarlarına sahip çıkan insanlardır." Yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan insanlar var oldukça Atatürk de var olmaya devam edecektir.
            Ölümsüz Atatürk fikirdir, düşüncedir. Bu nedenle Atatürk "Beni görmek demek beni behemehal yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi benim düşüncelerimi anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir" demişti.

ATATÜRK ÖLÜMÜNDEN SONRA YÜCE TÜRK MİLLETİNE NASIL BİR ESER BIRAKTI ?
            Atatürk Devriminin ölümsüzlüğü, kültürel, siyasal, ekonomik bütünlük içinde Türk toplumunun insanca ve çağı aşan bir yaşam kurmayı amaçlamasından kaynaklanır. Taşıdığı evrensel özün de nedeni budur. Bu bütünlük kavranamadığı için Türk devrimi de, Atatürk de gereği ölçüde anlaşılmış değildir. Evrensel bir gerçektir ki Atatürk yalnızca Türkiye Cumhuriyet'inin değil, İnsanlığın geleceğinde de yaşamaktadır.
            Bu gerçeği kavrayamadık, yolumuza bu gerçeğin ışığını tutamadık, tam bir bilinçle bu gerçeğin aydınlığında yürüyemedik. Bunun somut örneğini 15 Kasım 1938 de Atatürk´ün ölümünden 5 gün sonra Peyami Safa'nın Cumhuriyet gazetesindeki yazısından alınan şu sözlerden yola çıkarak görebiliriz.
          "Atatürk´ten evel Türkiye, bütün dünyada Kızıl Sultanıyla ile, fesiyle ile, çarşafıyla, İstanbul´un köpekleri ve yangılarıyla, Eyüp´ün mezarlıklarıyla meşhurdu.
Bugün Atatürk´ün zamanından bahseden bütün dünya gazeteleri. O'nun kurduğu Yeni Türkiye'nin milli ve medeni haklarını sayıyorlar. Zaferler, inkılaplar, bozkırlar ortasından yükselen modern şehirler, fabrikalar. Ve Bütün Dünyaya örnek,yalansız bir sulh politikası. Dün Mustafa Kemal´i bir Eşkıya Reisi telkki etmiş olan Avrupa bugün O´nu, kendi beşeri davasına hizmet etmiş, büyük evlatlarından biri gibi selamlıyor ve kaybolmasına yanıyor."
            Türk toplumu, Atatürk´ün 1923 Cumhuriyet Aydınlanması ve devrimleriyle başlayan büyük yürüyüşü içinde, tüm engellemelere karşın çağı aşmaya yönelik büyük bir kültürel birikim ve güçlü toplumsal yapı oluşturmayı başarmıştır. Bu yapı artık insanca bir yaşamın demokratik ilkelerinden vazgeçilmeyeceğini; insanlık için ayakta kaldıkça, hiçbir gücün Türkiye Cumhuriyet'inin demokratik gelişmesini engellemeyeceğini tartışmaya yer bırakmayacak ölçüde kanıtlamıştır.
            Çünkü, "Tam bağımsızlık" ilkesinden doğan Türkiye Cumhuriyeti; "Yurtta Barış, Dünya´da Barış!" ilkesiyle beslenmekte, çağdaş ve insanca yaşamın tam insanlığa mal olmasını beklemektedir.
            Kurtuluş Savaşı'nın ağır koşullarında bile, ulusun egemenlik ilkesine ,parlamenter demokrasiye bağlılığını ve özgürlük içerisinde kendi kendine yetebilme yeteneğini bütün dünyaya göstermiş olan Türk Ulusu Atatürk´ün hedeflediği çağdaşlığı ve kalkınma savaşını da demokratik rejim içinde zafere ulaşarak kazanacaktır.
            Cumhuriyet, bağımsızlık ve özgürlük bayrağını elimizde sağlam ve yüksek tutmak, onu her zaman, herşeye karşı korumak; bunu yapabilmek için; kafamızı bilimle, yüreğimizi umutla ve yurt sevgisiyle, benliğimizi hürriyet ve istiklal heyecanı ile doldurmak; iyiye, güzele, doğruya bağlanmak, çağı yıllar önce yakalayan Mustafa Kemal´in çağdaşlığına varabilmek!
            İşte Atatürk'ümüze karşı borçlu olduğumuz minnet ve şükran hislerini böyle ödeyebiliriz, acımızı böyle unutabiliriz.Atatürk her zaman Türk milletine güvendi, ona inandı.Türk Milleti de bugüne kadar. O´nu yalancı çıkarma
            Yaşamı boyunca her savaşta alnı açık çıktı .Yarın da böyle olacaktır.Savaş bitmedi.Bunu Atatürk söylüyor: "Yaptıklarımızı asla kafi göremeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en mamur ve medeni memleketlerin seviyesine çıkaracağız. Milletimiz en geniş refah vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız."
    Ordularını taa Hindistan´a kadar götüren Büyük İskender 32 yaşında öldüğü zaman arkasında ne bırakmıştı?
            Bir hiç.
            Avrupa´yı bir kasırga gibi altüst eden ve Moskova´ya kadar uzanan Napolyo, ölümünden sonra arkada ne bıraktı ki?
            Yıkık dökük bir Avrupa,Fransa´ya karşı kinle dolu bir dünya.
            Hatta müstakil bir millet kuran Washington bile arkasında nihayet müstakil bir millet bırakmıştı.
            Halbuki Atatürk, İdealini hakikat sahasına çıkaran nadir bahtiyarlardan ve ender dehalardan biridir.
            O, eşsiz eserini tamamlamış ve onu bizlere ebedi miras olarak bırakmıştır
            O bize müstakil bir vatan bıraktı.
            Genç ve zinde bir  Cumhuriyet bıraktı...
            Hamleli ve atılgan bir devrim bıraktı
            Milletine bu kadar büyük bir miras bırakan, hayata gözlerini rahatça kapayan pek az adam yetişmiş veya hiç yetişmemiştir.
            İşte bu nedenledir ki Çağdaş Atatürk´ün Türkiye´si olmak,ilk ve tek hedefimizdir. Ve bu hedef gerçekleşecektir.
            Yeryüzünde destan yazan, yazılması gereken, yıllar öncesinden çağı aşan çok az insan vardır. O insanlardan biri de Mustafa Kemal'dir.

AMERİKALI PROFESÖR ARNOLD LUDWİG, 1900 - 2000 YILLARI ARASINDA YAŞAYAN 1941 LİDERİ 18 YIL SÜREYLE İNCELEDİ LİSTELEDİ 1 NUMARADA ATAMIZ VAR. 20. YÜZYILIN EN BÜYÜK LİDERİ ÜNVANINI ATAMIZA VERDİ. PROF. DR. ARNOLD LUDWİG'İN ATATÜRK HAKKINDA VE ÖZET GÖRÜŞÜ ŞÖYLEDİR
BAŞARILARI ONU ÖLÜMSÜZ BİR KONUMA GETİRDİ

            SORU: Geçmiş yıllardaki olumsuz davranışlar, küçümsemeler, haksız suçlamalar ve son günlerde gördüğümüz iftira ve hakaretler Türk toplumuna ve dünyaya Atatürk'ü unutturabilir mi?

            (AL): Ben bir psikiyatrist, insan davranışı araştırmacısı, bilim adamı olarak şunu net biçimde söyleyebilirim: Baskı ve manipülasyonlar size, gerçek değeri olan hiçbir şeyi unutturmaz, tam tersine daha çok bağlanırsınız. Örnek olarak, öğrencilerime veya hastalarıma “Gözlerinizi kapayın ve ne yaparsanız yapın, mor bir fil düşünmeyin” derim. Siz de bunu deneyin. Benim söylememle düşünceleriniz değişecek mi? Somut olarak Atatürk'ün cephede ve daha sonra devlet adamlığında kazandığı başarılar onu tarihin hafızasında ölümsüz ve efsanevi bir konuma getirmiştir.

MODERN TÜRKİYE'Yİ YARATTI DEVRİMLER GERÇEKLEŞTİRDİ
            SORU: Ana hatlarıyla politik büyüklük ölçeğini oluşturan öğeleri anlatır mısınız?
            (AL): Bunlardan bir tanesi hiç yoktan bir şey var etmektir. Atatürk burada en yüksek puanı aldı, çünkü bitmiş, yok olmuş bir Osmanlı'dan yeni modern Türkiye'yi yarattı. Hiç yoktan var etti. Bir diğer öğe öncesine göre daha fazla toprak kazanması veya kaybetmesi. Burada Atatürk Sevr Antlaşması ile kaybedilen toprakları Lozan Antlaşması ile kazanarak yeni sınırları belirlemesiyle en yüksek puanı aldı. Bir diğer öğe dış destek olmadan ve hukuksuzluğa başvurmadan uzun yıllar iktidarını koruması. Tarihe geçmiş tüm başarılı liderlerin kazandığı savaşlar, yani savaş başarısı ve ülkesine kattığı topraklar var. Özetle askeri muvaffakiyet. Atatürk de Çanakkale'de başlayıp Kurtuluş Savaşı ile doruğa çıkan askeri başarısıyla yine en yüksek puanı alıyor. Bu en önemli noktalardan birisi. Bir başka öğe de sosyal mühendislik: yani daha önce örneği görülmemiş yasal yenilikler getirmek. Atatürk'ün yaptığı harf, kıyafet, medeni kanun, kadına seçme-seçilme hakkı, laiklik gibi devrimler sosyal mühendisliğe işaret ediyor. Diğer öğeler ekonominin iyileşmesi, devlet adamlığı, diplomatik ilişkiler, komşularla ve diğer ülkelerle iyi geçinilmesi, ideoloji, bıraktığı siyasi miras ve ahlaki örnek olması. Yani liderin yozluk yapmaması, çalıp çırpmaması, hanedan gibi hareket etmemesi gibi tutumlarıyla bütün öğelerden Atatürk tam puan alıyor. Bir başka deyişle “Efsane lider” oluyor.
            SORU: Bu kadar kapsamlı ve detaylı bir çalışmanın sonunda sizi en çok etkileyen lider hangisiydi? Neden?
            (AL): Beni en çok etkileyen iki lider Atatürk ve Roosevelt idi. Atatürk'ün savaş başarısının ötesinde, sosyal mühendislik olarak topluma katkılarını çok etkileyici buldum. Harf devrimi, kadın hakları, kadına verdiği değer ki burada Latife Hanım'ın da katkısının çok olduğunu eklemek gerek, kıyafet devrimi, medeni kanun, bunların her biri yadsınamayacak katkılar. İşte Atatürk böyle bir vizyoner liderdi.
MUSTAFA KEMAL PAŞA'NIN ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞI ZAFERİNİN BAŞKOMUTANI OLARAK VE DAHA SONRA ULUSA YAPTIĞI ÖLÜMSÜZ VE ÇAĞDAŞ ESERLERİNE KARŞILIK TBMM O'NU KALICI VE DEĞİŞMEZ NASIL BİR SIFATLA ÖDÜLLENDİRDİ
            21 Haziran 1934'te, Türk aile hayatını ilgilendiren önemli bir kanun çıkarıldı. Bu kanun, Soyadı Kanunu'dur.
           24 Aralık 1934'te bir de soyadı nizamnamesi çıkarıldı. Kanunun uygulama şekli belirtildi. (1759) Buna göre her aile iki yıl içinde soyadı alacaktı.
Kanunun tatbikatından olarak Gazi Mustafa Kemal'e de soyadı verilmesi muamelesi tamamlandı. 24 Kasım 1934 günü çıkarılan ve "Kemal öz adlı cumhurreisimize verilen soyadı" hakkındaki kanuna göre Gazi Mustafa Kemal'in soyadı "Atatürk" oldu. Böylece de, 1881'de hayata gözlerini açan ve Mustafa olarak adlandırılan reisicumhurun resmi kimliği: Kemal Atatürk oldu. 17 Aralık 1934'te bir kanun daha çıkarılarak, bu soyadını, önüne veya ardına bir şeyler katmak suretiyle başkalarının kullanması da yasaklandı(). O günden sonra onu şöyle tanıdık: Kemal Atatürk...
            Bilindiği gibi Atatürk'ün asıl adı "Mustafa"dır. Rüştiyede (orta mektepte) Matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa efendi sınıftaki talebelere zor bir soru sorar. bu soruya Mustafa hariç hiç birisi cevap veremez Mustafa'nın gösterdiği bu başarıyı kutlayan öğretmeni Mustafa Bey "Oğlum, senin adın Mustafa. Benim de öyle bu böyle olmayacak. Arada bir fark bulunmalı. Bundan sonra senin adın Mustafa Kemal olsun." dedi. O günden sonra da Mustafa'nın adı Mustafa Kemal oldu.
             Gözlerini hayata bir Osmanlı çocuğu olarak açtı. Kendisine benzeyen, memur veya asker bütün Osmanlı aileleri gibi, onun ailesinin de, yerli ve yerleşik bir yurdu yoktu çocukluğu, Osmanlı ülkesi içinde bir uçtan bir uca konmalar, göçmelerle geçti bu göçüp konmalar içinde bu çocuğun en vefalı hocası, gene kendisi oldu. Denebilir ki, kendi kendini işledi. Kendi kendini yetiştirdi.
            1902 yılında Harbiye'yi bitirip Teğmen oldu. Harbiye'yi parlak bir derece ile bitirdiği için ordu hizmetine gönderilmedi. Kurmay tahsili için Harp Akademisi'ne başladı.
            1905 yılında Harp Akademisini bitirip Yüzbaşı rütbesi ile Suriye'de göreve başladı.
            1911 - 1912 yıllarında Trablusgarp'ta (Libya da) İtalyanların buraya asker çıkarması üzerine gönüllü olarak buradaki milis kuvvetleri ile onlarla savaştı. Gösterdiği başarılarından dolayı rütbesi Binbaşı'lığa yükseltildi.

            1914 - 1916 yıllarında Çanakkale'de önce Yarbay rütbesi ile 19. Tümen komutanı olarak İtilaf Devletleri ile mücadele etti. 25 Nisan 1915 tarihinde "Ben size Taarruz etmeyi değil, ölmeyi emrediyorum" dediği Arıburnu muharebesinde 90 bin kişilik Anzak Kolordu'suna Tümeni ile taarruz etti. Onlara büyük zayiat verdirerek ilk zaferini gerçekleştirmiş oldu.

          1 Nisan 1915'te Albay oldu. Albay rütbesi ile 10 Ağustos 1915'te 8 Tümenden teşekkül eden Anafartalar gurup komutanı olarak büyük bir zafer daha kazandı. Bu muharebede sağ göğsünden bir şarapnel mermisi ile yaralandı. Kurşun sağ göğsündeki saate çarptı. Allaha şükür ki kendisine bir şey olmadı.
           21 Ocak 1915'te 2. Anafartalar muharebesinde 8 tümenle yaptığı taarruz neticesinde düşman kuvvetlerine en büyük darbeyi vurdu. Düşmanın artık savaşma gücü ve kuvveti kalmadı. Bu durum karşısında İtilaf kuvvetleri  Çanakkale'yi terk etmek için mevcut silah, araç ve teçhizatı yüklemeye başladı. En son olarak düşman askerleri de gemilere bindiler. İşte o 8 Ocak 1916 günü akşamı düşmanın Çanakkale'den ayrılacağını anlayan Milli Şair Ali Ulvi Elöve Ulu önder Atatürk'ün En sevdiği (Dağ başını duman almış, Gümüş dere durmaz akar, güneş ufuktan şimdi doğar, yürüyelim arkadaşlar) marşını yazdı.
          Düşman 9 Ocak 1916'da böylece Çanakkale'yi terk etmek zorunda kaldı.
            1 Nisan 1916'da Tuğgeneral oldu.
            23 Nisan 1920'de TBMM'yi kurdu ve aynı tarihte Meclis Başkanı seçildi.
            Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı yönetmek için 5 Ağustos 1921'de TBMM tarafından Başkomutanlık görevine getirildi.
            23 Ağustos - 13 Eylül 1921 tarihinde Sakarya Meydan Muharebesi zaferini kazandıktan sonra kendisine TBMM tarafından Mareşal rütbesi ve gazilik unvanı verildi.
            26 - 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesinde Yunan Ordusunu yendi. Başkomutanlarını dahi esir alarak 9 Eylül 1922'de düşmanı denize düktü.
            29 Ekim 1923'te Türkiye Cumhuriyetini kurdu ve ilk Cumhurbaşkanı seçildi.

            Daha sonra Cumhuriyet devrimlerini sırayla bir bir gerçekleştirdi.
            TBMM'si Mustafa Kemal Paşa'nın ülkesi ve milleti için gösterdiği ölümsüz başarı ve eserlerini değerlendirerek ona uygun bir soyadı vermek için 24 Kasım 1934'te toplandı. Bu tarihi toplantı sonunda nihayet "Atatürk" soyadı kanunlaştı. Kemal Atatürk oldu. Bu soyadı, yalnız onun soyadı olarak kaldı. Böylece TBMM ulu önderi ebedi ve değişmez Atatürk sıfatı ile ödüllendirmiş oldu. Atatürk de, İsmet Paşaya İnönü soyadını kendisi verdi. Bunu, 26 Kasım 1934'te Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde yayınladığı bir açık mektupla yaptı. Aynı gün, Türkiye'de Bey, Paşa, Efendi gibi lakap ve unvanların kullanılmasını yasaklayan 2590 numaralı kanun çıkarıldı...
            Halktan biri olarak doğdu. Bir adsızdı. Adını kendi yaptı. ama öldüğü gün ona:
            - Milletin en büyük evladı, dediler. Çağın ve insanlığın büyük evladı, dediler... Şimdi hem soydaşları, hem bütün dünya, U'nu böyle anarlar...
          Türk Milletini Hürriyet ve İstiklaline kavuşturan, bu aziz Türk Milletine mutlu ve gurur günlerini yaşatan Ulu Önder Atatürk ve onu yetiştiren Atatürk'ümüzü Zübeyde Hanım'ın manevi huzurlarında saygı ve hürmetle eğiliyoruz . Ruhları şad olsun!

 
KAYNAKÇA:

  1. TEK ADAM CİLT 1,2,3  ŞEVKET SÜREYYA AYDEMİR
  2. ATATÜRK´DEN HATIRALAR VE BELGELER .PROF.DR.AFET İNAN.
  3. ATATÜRK´Ü ANLAMAK VE TAMAMLAMAK.PROF.DR.CAHİT ORAN TÜTENGİL.
  4. 1923 KURULUŞ AYARLARINA DÖNMEK.SİNAN MEYDAN
  5. YÜZYILIN KİTABI . SİNAN MEYDAN
  6. ATATÜRK İÇİN DİYORLAR Kİ . SELAHADDİN ÇİLLER
  7. İHANET BASINI . AYDIN KELEŞOĞLU
  8. ATATÜRK FOTOĞRAFLARI ALBÜMÜ HANRİ BENAZUS
  9. ATATÜRK´ÜN DE ÇOCUKLARI VARDI ALİ KUZU
  10. SÖZCÜ GAZETESİNİN 19 MAYIS 2017 TARİHLİ UĞUR DÜNDAR'A AİT KÖŞE YAZISI


YAZARLAR

  • Cuma 21 ° / 16 ° Fırtına
  • Cumartesi 22 ° / 15 ° Sağanak
  • Pazar 20 ° / 13 ° Güneşli
  • BIST 100

    103.781%0,00
  • DOLAR

    5,7567% 0,13
  • EURO

    6,3504% 0,15
  • GRAM ALTIN

    271,86% 0,65
  • ÇEYREK ALTIN

    448,569% 0,65