(DEFTER) Büyükelçi Hasan Sevilir AŞAN


MÜLTECİLİK ZOR ZANAAT (SURİYE VE GÜNEY SUDAN)

‘Her ikisi de iç istikrarsızlıklarla başlayan Suriye ve Güney Sudan insani krizlerinin diğer ortak yanı da küresel güçlerin siyasi nüfuz ve enerji paylaşım savaşı coğrafyalarında yer almaları ve dış müdahaleler karşısındaki kırılganlıklarıdır’


Zorunda kalmazsa hiç kimse yerini, yurdunu terk etmez.

Bir anda evin, yurdun, geçmişin, anıların yok artık. Sahip olduğun hiç bir değeri bir daha görememek, depremden, yangından daha derin izler bırakabilir.

Dilini, kültürünü, aşını ekmeğini bilmediğin coğrafyalarda, el gibi yaşayıp, hayata tutunmaya çalışmak zor bir zanaat.

***

Yerlerinden edilen kişiler için sığınmacı, mülteci, göçmen gibi hukuki statüleri dışına çıkan adlandırmalar da yapılabilmekte.

Göçmen, kabul eden ülkenin izin ve bilgisi dahilinde, kendi iradesiyle başka bir ülkede yaşamayı tercih eden kişidir.

Sığınmacı, zorunluluk karşısında ‘can havliyle’ emniyette hissedeceği başka bir ülkeye gidenlerdir. Sığınmacılık geçici bir uluslararası koruma statüsüdür. İlke olarak, koşullar düzeldiğinde ülkesine dönmesi beklenir.

Mülteci ise, geçerli mücbir nedeni haklı bulunarak, sürekli sığınma başvurusu kabul edilen kişidir.

***

Sığınmacılar savaş, işgal, iç çatışma şiddetine veya dini inancı, kültürü, milliyet ve etnik aidiyeti veya siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğradığına inanılan kitlelerdir.

Günümüzde, dünyada yaklaşık 70 milyon insanın zorunlu göçlerle yerlerinden edilmiş olduğu tahmin edilmektedir.

Yeni zamanların en büyük kitle göçleri Suriye, Irak, Afrika Boynuzu ülkeleri, Afganistan ve Myanmar kaynaklıdır.

Afrika Boynuzu olarak da bilinen, uluslararası güç odaklarının yeni paylaşım alanı Doğu Afrika bölgesindeki Burundi, Orta Afrika, Eritre ve Somali’de yaşanan krizlerin en büyüğü Güney Sudan’dakidir.

Türkiye, çatışmalı Orta Doğu coğrafyası ile Avrupa arasındaki köprü konumuyla, Afganistan, Irak, İran, Pakistan, Suriye ve Somali kaynaklı mülteci ve sığınmacı dalgalarının adresi olmuştur.

SURİYE

2011 yılında iç çekişmelerle başlayan siyasi hareketliliğe uluslararası aktörlerin burnunu sokması Suriye’yi vekâlet savaşları kaosuna sürüklemiştir.

Siyasi ve askeri nüfuz, enerji kaynakları ve stratejik toprak paylaşımı mücadeleleri ülkeyi, büyük insani sorunların yaşandığı topyekün bir savaşın içine sürüklemiştir.

20 milyonluk Suriye nüfusunun yarısından fazlası, 13 milyonu zorunlu göçle, yerinden olmuştur.

7 milyon Suriyeli komşu ülkelerde sığınmacı, 6 milyonu ise bir kısmı çatışmalı kontrol dışı bölgelerde olmak üzere, ülke içinde yer değiştirmiştir.

***

Türkiye’ye sığınan Suriyeli sayısının 5 milyonu geçtiği ifade edilmektedir. Mülteci olarak adlandırılsalar da devletler hukuku bağlamında ‘geçici koruma altında sığınmacı’ statüsündedirler. Suriye koşulları düzeldiğinde, geçici koruma statüsü kaldırılarak, ülkelerine dönmeleri beklenmektedir.

Geçici sığınma statüsü ancak ülkelerine kesin dönüşle sona ermektedir. Statünün, mültecilik başvurularının kabulü veya vatandaşlık vermek suretiyle sonlandırılması devletler hukukunun kabul etmediği, tartışmalı fiillerdir.

Bu tasarrufların, Suriye’deki koşullar değiştiğinde tabiiyet, kişi hakları ve siyasi koruma bağlamında sonucu kestirilemeyen çetrefilli hukuki ve diplomatik sorunlar çıkarabileceği akılda tutulmalıdır.

Suriyeli sığınmacıların ülkelerine gidip tekrar dönmeleri, geçici statüleri ve uluslararası hukuk uygulamaları ile bağdaşmamakta olup siyasi bir tasarruf olarak görülmektedir.

GÜNEY SUDAN

Güney Sudan, 2011 yılında Sudan’dan koparak, tarihinde ilk kez bağımsız olmuştur.

Yüzlerce yıl süren bağımsızlık mücadelesi, kabile savaşları ve etnik temizlik sarmalı, enerji paylaşım savaşları veren büyüklerin de katkısıyla, bağımsızlık sonrası dönemde de devam etmiştir. Bu kırılgan yapıya ekonomik iflas, açlık, kıtlık ve salgın hastalıklar eklendiğinde, 2013 yılından itibaren Afrika’nın en büyük mülteci krizi yaşanmaya başlamıştır.

Bölge istikrarını da tehdit eden Güney Sudan kitle göçleri, Suriye ve Afganistan’dan sonra dünyanın üçüncü en büyük mülteci krizidir.

12 milyonluk Güney Sudan’ın yüzde 80’i zor koşullarda yaşamaktadır. Nüfusun yarısından fazlası zorunlu göçlerle yerlerinden edilmiştir.

Halen, 4 milyona yakın Güney Sudanlı, Uganda, Etiyopya, Sudan ve Kenya gibi komşu ülkelere sığınmış olup 5 milyonu da ülke içinde yer değiştirmiştir. Acımasız bir etnik savaşın sürdüğü kontrol dışı bölgelerde sayıları yüzbinleri bulan topluluklar ormanlara gizlenmiştir.

***

Her ikisi de iç istikrarsızlıklarla başlayan Suriye ve Güney Sudan insani krizlerinin bir diğer ortak yanı da küresel güçlerin siyasi nüfuz ve enerji paylaşım savaşı coğrafyalarında yer almaları ve dış müdahaleler karşısındaki kırılganlıklarıdır.

Suriye rakamları daha yüksek görünse de, çevresel koşulları daha acımasız olan, açlık ölümlerinin rapor edilmeye başladığı Güney Sudan’daki insani krizin, kritik eşiğe geldiğini söylemek mümkündür.

İnsan marifeti mevcut krizin, Afrika’da kolay ortam bulan sarıhumma, sıtma, kolera, ebola gibi ölümcül salgınlarla buluşması halinde tarihin en büyük insanlık dramlarından birinin yaşanması işten bile olmayacaktır.



YAZARLAR

  • Cuma 16 ° / 10 ° Sağanak
  • Cumartesi 17 ° / 11 ° Fırtına
  • Pazar 18 ° / 9 ° Fırtına
  • BIST 100

    110.115%2,03
  • DOLAR

    5,7759% -0,23
  • EURO

    6,4616% 0,19
  • GRAM ALTIN

    273,64% -0,53
  • ÇEYREK ALTIN

    451,506% -0,53