“MOZART, TÜRBAN, BİRA “… VE “İSTANBU´A İHANET ETTİK” DİYEN AKP YÖNETİCİLERİ İÇİN ATATÜRK´ÜN 3 OCAK 1920 ANKARA KONFERANSININ GÜNCELLİĞİ!
Tarih: 12.1.2019 14:15:38 / 200okunma / 0yorum
Prof. Dr. Özer OZANKAYA

  (ÖZET:

1.    “Efendiler, bir ulus varlığı ve hakları için bütün gücüyle, bütün düşünsel ve maddi güçleriyle ilgilenmezse, bir ulus kendi gücüne dayanarak varlık ve bağımsızlığını sağlamazsa, şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz. Ulusal yaşamımız, tarihimiz ve son dönemdeki yönetim biçimimiz bunun pek güzel kanıtıdır. Bu nedenle örgütümüzde ulusal etken ve ulusal istencin egemen olması kabul edilmiştir.”

2.    “Her halde ulus, hükümetin gözeticisi olmalıdır. Çünkü hükümetlerin işlemleri olumsuz olup da ulus ona karşı koymaz ya da onu düşürmezse, bütün yanlışlık ve kötülüklere ortak olmuş demektir. Gerçekten, şunun, bunun oyuncağı olabilen uluslar, haklarının bilincinde değiller demektir ve böyle bir ulus, denetim altında bulundurulmayı hak etmiş olur.”)

 
“Efendiler, savaşın son döneminde Amerika Cumhurbaşkanı Wilson ondört maddelik bir programla ortaya çıktı. .. Bu programın 12. Maddesi yalnız Türkiye´ye, devletimize ve ulusumuza ilişkindir. 
Wilson, bu madde ile, Türkiye´nin, ulusumuzun tam egemenliğe sahip olması gereğini belirttikten sonra bir iki not da eklemiştir. Bu notlar, aramızda yaşayan müslüman-olmayan ögelerin güvenliklerini ve gelişme özgürlüklerini sağlamak. Bir de Boğazların ulaşıma açık bulundurulmasıdır.
İşte devletimiz, ancak bu koşullar içinde silah bırakışması anlaşması yapma kararını verdi… 
Bu anlaşmanın içeriği ile uygulaması arasında hepinizin bildiği büyük farkları bir daha dikkatinize sunmak isterim.
Bağlaşık devletler iki noktada bu anlaşmaya aykırı davranıyorlar: Birincisi, Wilson´un Türkiye´ye yaşam ve gelecek güvencesi tanıyan onikinci maddesini gözden uzak tuttular. İkincisi, şeref ve namusları üzerine imzalamış oldukları bırakışma sözleşmesinin hiçbir maddesine uymadıktan başka, devletimizi koruma altına almak, dahası tümden parçalamaya dek ileri gittiler. 
Silah bırakışmasında özgür ve bağımsız yaşamaya değer bir Osmanlı halkı kabul ettikleri halde, aradan bir iki ay geçtikten sonra bu görüşlerinden sıyrıldılar. 
Bunun nedeni şöyle açıklanabilir: Yabancılar, kendi siyasal ve ekonomik çıkarlarını gidermek için bize karşı iki düşünce ortaya attılar: 
Birincisi, ulusumuzun müslüman olmayan ögeleri eşitlik ve adalet ilkesine göre yönetmek yeterliğinden sözde yoksun olduğu.
İkincisi de ulusumuzun sözde genellikle yeteneksiz olduğu, bahçe durumundaki yerlere girip oraları yıkıntıya çevirmiş olduğu.
Birincisiyle ulusumuz kıyıcılıkla, ikincisiyle de yeteneksizlikle nitelenip suçlanıyor. 
Eğer bu iki görüş gerçekten geçerli olsaydı, ulusumuzun bağımsız yaşamaya hakkı olduğu ileri sürülemezdi. 
Gerçekten kıyıcılık, uygarlıkla bağdaşamaz. 
Yeteneksizlik te bağışlanabilir bir şey olamaz. Çünkü uluslar, üzerinde bulundukları toprağın gerçek sahibi olmakla birlikte, insanlığın vekilleri olarak da orada bulunurlar. O toprağın zenginlik kaynaklarından hem kendileri yararlanırlar ve dolayısıyla bütün insanlığı yararlandırmakla yükümlüdürler. Bu ilkeye göre, buna yeterliği olmayan ulusların varlık ve bağımsızlığa değer olmamaları gerekir.

Oysa bu iki düşünce bizim bakımımızdan kesinlikle yanlıştır. Her ikisi de tümden karaçalmadır. Ulusumuzun yeteneksiz olmadığını tarih de, mantık da kanıtlamaktadır. ..

Avrupa devletleri silah bırakışmasından önce ulusumuzu bilmiyorlar mıydı?..

Ulusumuz ana yurdunda büyük güçlükler içinde bir imparatorluk kurdu ve altıyüzyıl boyunca tam bir ululuk ve görkemle yaşattı. .. Böyle bir eylem, yalnız ordu örgütünün değil, bütün yönetim dallarının olağanüstü yetkinliğinin ve ulusumuzun yeteneğinin kanıtıdır.

Ulusumuzun kıyıcı olduğu savı da tümden karaçalma ve yalandır.

Efendiler, hiçbir ulus yabancı ögelerin inanç ve geleneklerine bizim ulusumuzdan daha çok saygı göstermemiştir. Bunun da ilerisinde, denilebilir ki başkalarının din ve ulusluğuna saygılı davranmış olan tek ulus, bizim ulusumuzdur.

Ülkemizde yaşayan müslüman-olmayan ögelerin başına ne gelmiş ise, kendilerinin yabancı kışkırtmalarına kapılarak ve ayrıcalıklarını kötüye kullanarak korkunç biçimde izledikleri ayrılık politikasının sonucudur. .. Şunu da kesinlikle belirtebilirim ki bu durum, Avrupa devletlerinde azınlıklara karşı nedensiz olarak işlenen onca kötü davranışlara göre çok daha küçük ölçektedir.

Bir kez daha belirteyim, bize karşı öne sürülen görüşlerin yanlış olduğu tarihçe de, mantıkça da kanıtlanmaktadır. 
BU OLGUYU YALNIZ BATIYA DEĞİL, KENDİ YURTTAŞLARIMIZA BİLE ÖNEMLE ANIMSATMAK GEREĞİNİ DUYUYORUM. Çünkü, seyrek de olsa, üzülerek duyuyoruz ki ulusun tarihini okumamış, ya da ulusal duygudan yoksun kalmış olması gereken kimi kişiler, yabancıların bize karşı öne sürdükleri suçlamalara karşı çıkmadıktan başka, yurtlarını suçlu görmekten çekinmiyorlar. Bugün bile Sultani okulunun salonlarını bize karşıt konuşma yaptırmak için açık bulunduranlar var; bu gibilere yazıklar olsun…

Ama efendiler, her halde şu evrende bir hak vardır. Ve hak, gücün üzerindedir.

Ancak, ulusun, haklarını kavrayıp korumak konusunda her türlü özveriye kararlı olduğunu dünyaya göstermek gereklidir. 
İşte düşmanlarımızın davranışı, ulusumuzu bu kavrayıştan ve bu özveri duygusundan yoksun sandıklarından ileri gelmiştir. 
ULUSUMUZUN, KENDİSİNİN BÖYLE GÖRÜLMESİNE MEYDAN VERMESİNDE PEK BİR BÜYÜK YANLIŞI VARDI: MERKEZİ HÜKÜMETİN YAPTIKLARINA VE AVRUPA´NIN NÂMUSUNA AŞIRI GÜVEN GÖSTREMİŞ OLMASI.

Ulusumuz, işte bu yanlışından dolayı, kendi değerini, niteliğini, erdemlerini unutturmak durumuna düşmüştür. …

İzmir trajedisinden sonraydı ki, ulusumuz gerçekten duyarlı oldu, uyandı. Derin uçuruma sürüklendiğini kavradı. Ve onun üzerine haklarını kendisi savunmaya karar verdi. Kuşkusuz bunu yapabilmek için bir biçim almak, örgütlenmek gerekirdi. .. Önce Erzurum ve Sivas Kongrelerinde bütün birliğimiz ortaya çıktı. Bu Kongrelerin bütün dünyaya karşı bildirgesi ve tüzüğü önemlidir. .. Amaç, yurdun bütünlüğünü ve ulusal bağımsızlığın dokunulmazlığını sağlamak üzere Ulusal Güçleri egemen kılmaktır.

Efendiler, bir ulus varlığı ve hakları için bütün gücüyle, bütün düşünsel ve maddi güçleriyle ilgilenmezse, bir ulus kendi gücüne dayanarak varlık ve bağımsızlığını sağlamazsa, şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz. Ulusal yaşamımız, tarihimiz ve son dönemdeki yönetim biçimimiz bunun pek güzel kanıtıdır. Bu nedenle örgütümüzde ulusal etken ve ulusal istencin egemen olması kabul edilmiştir.

Her halde ulus, hükümetin gözeticisi olmalıdır. Çünkü hükümetlerin işlemleri olumsuz olup da ulus ona karşı koymaz ya da onu düşürmezse, bütün yanlışlık ve kötülüklere ortak olmuş demektir. Gerçekten, şunun, bunun oyuncağı olabilen uluslar, haklarının bilincinde değiller demektir ve böyle bir ulus, denetim altında bulundurulmayı hak etmiş olur.

Efendiler, ulusal örgütümüzün bugün izlediği amaç, yurdu bölünmekten, ulusu tutsaklıktan kurtarmaya yöneliktir. .. 
Ama (bununla) görevini bitirmiş sayılacak mıdır? Bence bundan sonra da yurt ve ulusa pek önemli görevimiz vardır. Özetle iç durumumuzu düzeltip uygar uluslar arasında etkin bir öge olabileceğimizi eylemli olarak kanıtlamak gereklidir. Bu amaçta başarılı olabilmek için siyasal çalışmadan çok toplumsal çalışmaya gerek vardır.”

(Bknz. Atatürk´ün Söylev ve Demeçleri, C. II, s. 4 – 15, Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Yay., 1959)

 

 

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
3 MART LAİKLİK YASALARI 95 YAŞINDA! (04 Mart 2019 - Pazartesi)
ÖZELEŞTİRİ DE GEREKLİ! (03 Haziran 2018 - Pazar)
PROF. BERNARD LEWİS (22 Mayıs 2018 - Salı)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
ŞİMŞEK ÇIKIŞA, KAPLAN DÜŞÜŞE DEVAM
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
sanat gündemi - KİTAPLAR ARASINDA
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
BEKA SORUNU VAR MI, YOK MU?
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
SARILIN O KALBE
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
18 MART ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ VE ÇANAKKALE ZAFERİNİN 104. YIL DÖNÜMÜ KUTLAMASI
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
OKUL YÖNETİCİLİĞİNDE EĞİTİM ESASTIR
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Dost acı söyler sayın Kılıçdaroğlu
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Hem Okudum Hem de Yazdım…
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
İHTİLALLER
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
SAVCI DOĞAN ÖZ´Ü SAYGIYLA ANARKEN...
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİ YÖNETİMİNİN SORUMLULUĞU ARTIYOR!
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
CEYHUN ATUF KANSU: GERÇEK BİR TÜRK DEVRİMİ OZANI
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
TÜRKİYE ‘DE MİLLİ İLAÇ SANAYİSİNİN KURULMAMASI KAPİTÜLASYONUN DANİSKASIDIR !
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
8 Mart Dünya emekçi kadınalar günü tüm çalışan-emekçi kadınlarımız için kutlu olsun.
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Ata Alp And
Ata Alp And
aktüalite ve edebiyat - KİTAP NE DEĞİLDİR?
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
İDLİP
EĞİTİMCİNİN KALEMİNDEN-Kemal Çelikkaya
EĞİTİMCİNİN KALEMİNDEN-Kemal Çelikkaya
ALTMIŞ BEŞ YAŞ ÜSTÜ YOLCULARI VE ÖZEL HALK OTOBÜSLERİ
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ
Celal Topkan
Celal Topkan
AKP´LİLER SORUYORUM
ALİ TAŞ ADN.
ALİ TAŞ ADN.
Kitaplık “ÇAVLANLARIN ÇIĞLIĞI”(*)
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
ATATÜRK 30 AĞUSTOS´U ANLATIYOR
İlhan ALPER
İlhan ALPER
HÜLYA ŞENKUL VE EDEBİYAT
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
YENİ ADANA GAZETESİNİN KUVAYI MİLLİYE RUHUYLA 100. YILI
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Tarihten Ders Almak
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
MÜZİK VE BEN-2
Adil OKAY
Adil OKAY
ADİL OKAY YAZDI: “ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*
Özcan İNCEOĞLU
Özcan İNCEOĞLU
TEMPOSUZ BİR TOROS KAPLAN!
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
ADANALI OLUNMAZ ADANALI DOĞULUR
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2019-3/19/1611549723586.jpg