Mahmut TEBERİK- AYRAÇ


Meslek Örgütleri ve Yaşananlar

AKP Hükümeti, kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerinin yasalarıyla oynayıp en azından onları susturmak, güçsüzleştirmek, kolunu kanadını kırmak istiyor.


Çok da haksız sayılmazlar. AKP bütün kurumları; yasama, yürütme, bürokrasi, yargı, ordu, basın, vb. ele geçirdi, bir tek onlar muhalefet ediyor, sanki son samuraylar gibi direniyorlar.

AKP hükümetinin güya rahatsız olup dile getirdiği iki temel konu:

  1. Vay efendim, bu örgütlerin yönetiminde üyeler yeterince temsil edilmiyormuş da.
  2. Vay efendim, bu örgütler mesleğin dışında işlerle, siyasetle uğraşıyorlarmış da, vs, vs.

İşte bu mesnetsiz, dayanaksız gerekçelerle bu örgütleri susturmak istiyorlar.

1.Öncelikle şu temsil meselesine bir açıklık getirelim. Bu konuda TMMOB Makina Mühendisleri Odası Adana Şubesini anlatayım.

Örgüt yöneticileri nasıl seçilir?

Şube seçimleri aylar öncesinden ilan edilir. Zaten iki yılda bir, Ocak ayında olduğunu her üye bilir.

Bir Cumartesi genel kurul yapılır, Pazar günü seçimleri İlçe Seçim Kurulu yapar.

Sandıklar kurulur, her sandıkta üç seçim kurulu görevlisi yerlerini alır.Oy vermeye gelen her üye, girer kapalı bölmeye, adaylardan kimi isterse özgür iradesine göre yazar.

Gizli oy, açık tasnif ilkesine göre isteyen her üyenin görebileceği şekilde oylar sayılır.En çok oy alanlardan 7 kişi yönetim kurulunu oluşturur. Yine en çok oy alanlardan 7 kişi de yedek seçilir.

Bu arada Oda merkezinde görev yapacak Oda Genel Kurul delegeleri de seçilir. Öyle ya, Ankara’ya seksen bin üye gidemeyeceğine göre Şubelerde üyeleri temsil edecek delegeler de seçilir.

Oda Merkezi Genel Kurulunda da aynı yazma yöntemi uygulanır ve Oda Yönetim Kurulu, Oda Denetleme Kurulu, Oda Onur (disiplin) Kurulu, vb. organlara elle yazarak yöneticiler ve TMMOB Genel Kurul delegeleri seçilir.

İşte size dolaylı değil, doğrudan demokrasi.

Bu süreçlerde seçime giren adaylar kendi aralarında gruplar oluşturarak üyeleri bilgilendirebilir. Ancak bu grupların tüzel kişiliği olmadığı için yani resmi bir özellikleri olmadığı için oylar gruplara değil kişilere verilir.

Peki burada yanlış bir şey var mı? Size bana göre yok. AKP ye göre var.

AKP ye göre;

Cumhurbaşkanlığı seçiminde oy kullanan yüz kişiden 50 artı birin oyunu alanın seçilmesi normal mi? EVET.

Genel seçimlerde yüzde 9.9 oy alan bir partinin oyları boşa gidiyor. Demokratik mi? EVET.

Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu, Anayasa Mahkemesi, Yüksek yargı organlarına tek kişinin yaptığı atamalar demokratik mi? EVET.

200küsür üniversitenin rektörünü tek kişinin ataması demokratik mi? EVET.

Üyelerinin özgür iradesini bire bir ortaya koyduğu TMMOB nin seçimleri demokratik mi? HAYIR.

2. “Bu örgütler mesleğin dışında işlerle, siyasetle uğraşıyorlar” suçlamalarına gelince,

Diğer mesleklerde; örneğin berber, kasap, marangoz, vb. meslek mensuplarıyla her konuyu tartışıp kendi düşüncelerinizi yansıtabilirsiniz.

Ancak doktorlar, mühendisler ve de avukatlar, bu üç meslek ve bu mesleği icra edenler kendine özgüdür. O mesleğe özgü özel eğitim almışlardır, o mesleğin uzmanıdırlar.

Gidersin bir doktora, derdini anlatırsın, alır reçeteyi eline ve yazar. Şu iğneyi günde bir defa, bu hapı günde üç defa içeceksin. 10 gün sonra bana kontrola geleceksin. (Gerçi şimdi o da bitti ya!)

Girersin bir avukatın bürosundan içeri. Anlatırsın sorununu. Başlar sana şu kanunun şu maddesi falanca kanunun falanca maddesi, Yargıtay içtihatları, Anayasa mahkemesi kararları, vb.

Hiçbirşey anlamazsın. Ne derse kabuldür.

Gidersin bir mühendisin bürosuna. İsteğini söylersin. O sana bir fiyat söyler, üç aşağı beş yukarı anlaşırsın ve o işi yaptırırsın. İşiyle ilgili fikir yürütemezsin. Bir ev yaptıracaksın, iki demir eksik koy, üç torba çimento da olmayıversin diyemezsin. Çünkü statik hesabı o biliyordur.

Bir tek mimarlara itiraz edebilirsin. Balkon alanı şu kar olsun, evin cephesi şöyle olsun, diyebilirsin.

İşte bu üç mesleğin kendine özgülüğü nedeniyle meslek disiplinini sağlamak, kamunun ve halkın çıkarlarını koruyabilmek için devlet Anayasaya hüküm koyar, kanunlar çıkarır.

Bu meslek sahipleri mesleki etik ilkelerine uymadıkları zaman bunların bağlı oldukları odaları, birliklerin disiplin kurulları devreye girer, para cezasından tutun meslekten mene kadar yaptırımlar uygular.

Bu örgütler mevzuatta “kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu” olarak düzenlenmiştir. Yani Anayasa ve kanunlara göre; kamu çıkarlarını koruyup kollamak zorundadırlar.

Örneğin Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği (TMMOB);

1954 yılında kurulmuştur.Türkiye sınırları içerisinde meslek ve sanatlarını icraya kanunen yetkili olup da mesleki faaliyette bulunanyüksek mühendis, yüksek mimar, mühendis ve mimarları örgütü içinde toplayan,tüzel kişiliğe sahip bir kuruluştur.

TMMOB nin kuruluş amacı;

  • Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının ortak gereksinmelerini karşılamak, mesleki etkinlikleri kolaylaştırmak,
  • Mesleğin genel yararlara uygun olarak gelişmesini sağlamak,
  • Üyelerinin birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere, meslek disiplinini ve ahlakını korumak;
  • Kamunun ve ülkenin çıkarlarının korunmasında, yurdun doğal kaynaklarının bulunmasında, korunmasında ve işletilmesinde, çevre ve tarihi değerlerin ve kültürel mirasın korunmasında, tarımsal ve sınai üretimin artırılmasında, ülkenin sanatsal ve teknik kalkınmasında

gerekli gördüğü tüm girişim ve etkinliklerde bulunmak.

Madalyonun İki Yüzü

TMMOB; bir yandan üyelerinin hak ve çıkarlarını savunup bu uğurda mücadele verirken, diğer yandan halkın ve kamunun çıkarlarını da -gerekirse kendi üyelerine karşı - savunmak durumundadır. Meslek disiplini ve meslek ahlakı her zaman ön planda olmak zorundadır.

Ülkenin bütün kaynakları betona gömülürken TMMOB elbette “bilim ve teknoloji temelinde sanayileşmiş bir Türkiye” yi savunacaktır.

Adana Dilberler sekisindeki çamlık otel yapılmak istenirse, TMMOB nin Adana birimlerinin bu konuyu mahkemeye taşıması bir zorunluluktur.

Cumhuriyetin bütün değerleri satılırken TMMOB nin buna sessiz kalması düşünülemez.

Şehir hastanelerinin yapımında yandaşlara ballı börek sunulurken, kredi bulabilmek için uluslararası tahkim sözleşmeleri geçerli kılınırken Tabip odaları susamaz.

Ülkede “hukukun üstünlüğü” değil, “üstünlerin hukuku” uygulanırken baroların buna sessiz kalması varlık nedenlerine aykırıdır.

Çünkü bu işlere karışmazlarsa Anayasa ve kendi kuruluş kanunlarına aykırı hareket etmiş sayılırlar.

Anayasa ve yasalar diyor ki:

Türkiye'de mühendislik, mimarlık, doktorluk, avukatlık meslekleri mensupları;mesleklerinin icrasını iktiza ettiren işlerle meşgul olabilmeleri vemeslekî tedrisat yapabilmeleri içinihtisasına uygun bir odaya kaydolmak ve azalık vasfını muhafaza etmek mecburiyetindedirler…

Yukarıda sayılan nedenlerle bu üç mesleği icra edenlerin kendi odalarına ve birliklerine üyelikleri zorunludur. Bu örgütlenmeler kanarya sevenler derneği, vb. sivil toplum kuruluşu değildir.

Ancak 1983 yılında 12 Eylül sonrası o olağanüstü dönemde Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK)yapılan istisnalar vardır. Bunlar;

Kamu Kurumu ve Kuruluşları ile İktisadi Devlet Teşekkülleri ve KİT lerde asli ve sürekli olarak çalışan mühendis ve mimarların odalara üye olmaları isteklerine bağlıdır.Ancak bunlar, görevlerinin gereği olan işleri yaparken, mesleki bakımdan, Oda üyelerinin yetkileriyle haklarına sahip ve onların ödevleriyle yükümlüdürler…

Peki AKP nin derdi ne? AKP için problem ne?

Her ne hikmetse seçimlerde oy veren üyeler kahir ekseriyette çağdaş düşünceli insanları yönetici olarak seçer. Bu da doğaldır. Çünkü bu üç mesleği icra edenlerden;

Mühendisler ve doktorlar doğmatik değil bilimsel bilgi ile donanırlar. Mesleki yaşamları bilimin temeli olan “nasıl?” sorusunun yanıtını aramakla geçer. Analitik düşünürler.

Avukatlarda yine sosyal bilimlerle hukuk, sosyoloji, psikoloji, vb. ile iç içedir.

Dahası, doktorlar üniversite sınavlarında yüzde bire girerler. Yani ülkenin en zeki, en çalışkan insanlarıdır.Yine ülkede en yüksek puanı alanların çoğu mühendislik mesleğini tercih eder.

AKP nin asıl derdi demokrasi vb. değil, bu örgütlerde kendilerini dinleyecek, sözünden çıkmayacak, sürekli alkışlayacak yönetici olmasıdır.En azından yönetimlere bir iki kişi sokarak bu yönetimleri tıkamak, işlevsel hale getirmek istiyorlar.

AKPherşeyi deniyor, olmuyor. Eğitimde 4+4+4 ü getiriyor, imam hatipleri tek alternatif olarak dayatıyor, ülkenin neredeyse her ilçesinde bile üniversite birimleri açıyor ama bu makus talihi yenemiyor.

AKP aslında bu üç meslek örgütünden çekinmiyor.Ama bu mesleklerin niteliğinden, saygınlığından çekiniyor, eziklik duyuyor. Üniversiteler hükümete karşı saygıda kusur etmezken, o üniversitelerden mezun bu insanlar eğilmiyor, bükülmüyor.

AKP kendi zihniyeti, düşünce yapısına göre çok haklı.

Çünkü bu örgütün yöneticileri yalakalık yapamaz.

Yönettikleri örgütleri, istisnalar hariç kendi çıkarları için kullanamazlar.

Peki bu örgütlerde hiç yanlış adam yok mudur?

Elbette vardır. Zaten olmaması eşyanın tabiatına aykırıdır. Dünyanın ve ülkenin bozulduğu bu süreçte mutlaka olacaktır.Bakkal dükkanı gibi mühendislik fakültesi, Almanyadan fazla hukuk fakültesi, parası çok aklı kıtlara tıp fakültesi açarsanız bu mesleklerde de bozulma kaçınılmaz olur. Düzene uyan tipler çıkar.

Ancak bu tipler örgütlerin genel kurullarında deşifre edilir ve ayıklanır, istisnalar hariç yönetici yapılmaz.

İşe AKP nin hazmedemediği, kabullenemediği budur.Gerisi laf-ı güzaf. Yani boş laf.

Sonsöz: Bu düzene aklını kullanan birey değil, ne söylenirse inanacak, iman getirecek, düşünmeden yukarıya biat edecek teba ya da kul gerekiyor.

14 Mayıs 2020

Mahmut TEBERİK

Endüstri Mühendisi



YAZARLAR

  • Çarşamba 28 ° / 16 ° Fırtına
  • Perşembe 29 ° / 16 ° Güneşli
  • Cuma 32 ° / 15 ° Güneşli
  • BIST 100

    108.097%0,77
  • DOLAR

    6,7131% 0,12
  • EURO

    7,5116% 0,14
  • GRAM ALTIN

    372,89% -2,11
  • ÇEYREK ALTIN

    615,2685% -2,11