LOKMAN HEKİM EFSANESİ
Tarih: 13.11.2018 11:35:00 / 562okunma / 1yorum
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?

              Evvel zamanda Misis civarında bir köy varmış. O köyde gariban mı gariban, sefil mi sefil ama dürüst bir çoban yaşarmış. Köylüler toplanmışlar dağa odun kesmeye gitmişler. Yanlarında gariban çobanı da götürmüşler. Nerde ağır iş varsa ona yaptırmışlar.

              Herkes bir yere dağılıp odun kırarken, aniden bir yağmur bastırmış. Yağmurda bir mağarada toplanmışlar. Büyük bir mağaraymış. Mağaranın ortasında, yuvarlak ve yassı, değirmen taşına benzer büyük bir taş varmış. Köylüler durup dururken bu taşa kafayı takmışlar.

             Kimi demiş ki; ” Bu değirmen taşı.”

             Kimi demiş ki; ” Bu heykelcilerin taşı.”

             Kimi de sessiz sedasız seyretmiş. İçlerinden biri duramamış;

            “Gelin.”demiş.”Bu taşı yerinden oynatalım.”

             Biri “Oynar.”demiş

             Diğeri,”Oynamaz.”demiş.

             Bir kısmı da ona, buna bakıp gülmüşler.

            Derken,  taşı oynatmaya uğraşmışlar. Kestikleri odunla altına üstüne, mertek sokup taşı kıpırdatmışlar. Daha sonra da yerinden kaldırmışlar. Taşın altından bala benzer bir nesne görünmüş. Hepsi de tadına bakmaya korkmuşlar. Daha sonra, hep birlikte çoban´a bakmışlar. Çoban durumu anlamış.

           “Yok” dese, dövecekler.

           ”Var” dese, zehirlenme korkusu var. Sonunda tatmaya mecbur kalmış. Nesneye parmağını batırmış ve ağzına sürmüş ki, ne görsün gerçek bir bal. Balı, yemeye başlamış.

          Çobanın yediğini ve ölmediğini gören köylüler kendileri de parmaklarını batırıp tadına bakmışlar ki bal! 

           Derhal eve adam yollamışlar. Ne kadar kap, kacak varsa getirmişler. Balı kendi aralarında taksim yaparak paylaşmışlar. Ama bal o kadar çokmuş ki, aldıkça aşağıya doğru akmaya başlamış. 

           Köylüler, kuyu, aşağıya doğru derinleştikçe, korkmaya başlamışlar. Sonunda Çobanın beline ip bağlayıp aşağı indirmişler. Çoban, aşağıdan kapları doldurup yukarı göndermiş. Bütün kaplar dolunca, çobanı orada unutmuşlar. Üstüne de taşı kapatmışlar.

          Çoban kuyunun içinde günlerce kalmış. Ne yapacağını şaşırmış. Bir süre karar verememiş. Aşağıdan bağırmış, çağırmış ama kimseye duyuramamış. Derken cebinden çakısını çıkarmış. Toprağı deşmeye başlamış. Günlerce, deşe deşe bayağı ilerlemiş. En sonunda küçük bir delik görmüş. Deliğin arkasına kadar gelip dışarıya bir bakmış ki ne görsün, yüzlerce,  büyük yılan dolaşıyormuş.

             Aralarında büyük bir yılan varmış. Başı, tıpkı insan kafasına benziyormuş. Gözleriyle, kafasıyla diğer yılanlara tavır koyuyor, diğer yılanlar da onun tavrına uyuyorlarmış. Etrafta dolaşan yılanların biri çobanı görmüş. Deliğin karşısına geçmiş ve

            “Çık oradan insanoğlu.”diye inlemiş. Sesi etrafta yankı yapmış. O sesle birlikte bütün yılanlar çobanın karşısına geçmişler, çobanın ortaya çıkmasını beklemişler. Çoban ortaya çıkınca, insan başlı yılanın yanına gelmesini istemişler. Çoban da korkarak onların dediklerini yapıyormuş.

             Yılanların şahı, insan başlı yılan, çobanı karşısına almış,  O´na;

             “Ey insanoğlu.”demiş, ”Kuyudaki balımızı yedin. Şimdi yakalandın. Cezanı nasıl çekmek istersin?” 

             Çoban yılanın bütün konuşmalarını anlıyormuş. Ona demiş ki;

            “Yılan kardeş, ben gariban bir çobanım. Malım, mülküm, evim barkım bile yok. Para karşılığı, karın tokluğuna çobanlık yapıyorum. Mal sahipleri ne derlerse ben ona uyarım. Onlar beni zorla bal kuyusuna atıp gittiler. Onlardan olsa idim burada olur muydum ?”

            Yılanların şahı İnsan başlı yılan Çoban´ın halini anlamış, yılanlara emir vermiş.

           “Buna kimse dokunmasın. Etrafta ne isterse yapsın. Sadece buradan kaçmasın.”demiş.

           Çoban bu emirden memnun kalmış. Yılanların Şahı İnsan başlı yılanla arkadaş olmuş. Günlerce beraber dolaşıp sohbet etmişler. Hatta yeraltının bütün sırlarını ondan öğrenmiş. Çiçeklerin neye derman olduğunu yılandan duymuş. Bu duydukları da kendini bayağı bilgilendirmiş. Büyük bir bilgi hazinesine sahip olmuş.

                Günler, aylar, yıllar, böyle geçerken çoban bayağı eğitilmiş. Her çiçeğin, her maddenin neye faydalı olduğu konusunda uzmanlaşmış. Bir gün buralardan ayrılmak istemiş. İnsan başlı Yılanların Şahına demiş ki;

               “Yılan kardeş, siz çok iyisiniz. Bana büyük faydalarınız dokundu. Ben de sizleri çok sevdim. Ama benim de kendi cinslerime ihtiyacım var. Yeryüzüne çıkıp, yuva kurmak, çoluk çocuk sahibi olmak istiyorum. Beni bırakın.”

                 İnsan başlı Yılanların şahı demiş ki;

               “Ey insanoğlu. Biz de seni çok sevdik. Fakat seni bırakamayız. Çünkü beni gören o dünyada yaşayamaz. Yaşaman için beni öldürmen şart. Ben de ölmek istemem.Fakat seni de ölene kadar buralarda tutamam.  ”

                Çoban diyor ki;

                Ben senin ölmeni istemem. Sen bana çok iyilikler ettin.“

               Sonunda Yılanların şahı  Çoban´a en son şöyle nasihat ediyor.

               “Yeryüzüne çıkınca senin vücudunda pul pul benekler oluşur. Seni gören beni gördüğünü hemen bilir. Beni yakalamak için seni kullanırlar. Bir gün beni yakalayıp öldürürler. Vücudumu üçe ayırırlar. Başımı bir kazanda, gövdemi bir kazanda, kuyruk tarafımı da başka bir kazanda kaynatıp ilaç yapmak isterler. Sen, sen ol, baş tarafımdan yapılan ilacı mutlaka iç.”

            Nihayet çobanı yeryüzüne bırakmışlar. Yılanların Şahı´nın dedikleri aynen olmuş. Padişah yılanı buldurup vücudunu üçe ayırttırmış. Başını bir kazanda, gövdesini bir kazanda, kuyruk tarafını da başka kazanda kaynatmışlar. Her birinden ilaç gibi su elde etmişler.Üçünü de masaya koymuşlar.Çoban bir yolunu bulup baş tarafından yapılan ilacı içmiş.Padişah ve vezirleri de üç ilaçtan da içmişler.Hepsi içer içmez ölmüşler.Çoban ise kurtulmuş.

              Çobanın sırtından yepyeni deri çıkmış. Balık gibi parıl parıl parlıyormuş. Nereye gitse çiçekler ona sesleniyor. Her çiçek neyin ilacı ise onu söylüyormuş. Bu bilgiler ışığında her şeyi bilen çoban, Lokman hekim olmuş. Her öğrendiği bilgiyi defterine yazmış.

             Bir gün ölümün çaresini bulmak için dağlara çıkmış. Misis´in dağlarında günlerce dolaşmış. Sonunda ölümün ilacını da bulmuş. Derler ki;

             Ölüme bulduğu ilaç nedeniyle dünyaca meşhur olan Lokman´a Allah Teâlâ Cebrail (As)  göndermiş. Lokman ve Cebrail(as) Misis köprüsünün üzerinde buluşmuşlar. Misis Nehrindeki köprünün altından sular coşarken, Cebrail farklı bir insan tipiyle Lokman hekim´e değişik sorular sormuş. Lokman hepsine cevap vermiş. En sonunda;

             “Sana bir sorum daha var.”demiş.

              Lokman;

             “Buyurun sorun.”demiş.

              Cebrail(as);

              “Şu anda Cebrail nerededir?”demiş.

              Lokman Hekim elindeki defteri karıştırmaya başlamış. Sayfaları karıştırırken, bir bilgiye rastlamış ve

              “Cebrail.”demiş.”Şu anda bir köprünün üzerinde bir adamla konuşuyor.”Başını kaldırmış ve

               “Bu sen olmayasın?”demiş.

               Cebrail(as) eliyle Lokman´ın elindeki deftere bir tokat sallamış, defterin büyük bir çoğunluğu Lokman´ın elinden uçup suya düşmüş. Elinde bir kaç sayfa kalmış. Cebrail de ortadan kaybolmuş.

               Derler ki, bu gün bulunan ilaçlar, Lokman´ın elindeki defter sayfasında kalan ilaçlardır.

              Sürçü lisan ettik ise af ola. İsterim ki insan önce insan ola.      

 

Anahtar Kelimeler: LOKMAN, HEKİM, EFSANESİ
Okuyucu Yorumları (1 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
BEKİR DAĞSEVER
25.11.2018 20:53:37
çok güzel sayın abim
Yazarın Diğer Yazıları
MÜZİK VE BEN-2 (20 Mart 2019 - Çarşamba)
MÜZİK VE BEN-1 (16 Mart 2019 - Cumartesi)
SÖYLEŞİ (13 Mart 2019 - Çarşamba)
DOĞRUDAN ZARAR GELMEZ (05 Mart 2019 - Salı)
TOMBUL AĞA (26 Şubat 2019 - Salı)
AL BAŞINA BELAYI (19 Şubat 2019 - Salı)
BU ADALET DEĞİLDİ (12 Şubat 2019 - Salı)
GÜLE GÜLE AYŞE (29 Ocak 2019 - Salı)
UÇAN KENGERLER HİKÂYESİ (22 Ocak 2019 - Salı)
AT (15 Ocak 2019 - Salı)
OKUMAK ÜZERİNE (08 Ocak 2019 - Salı)
LEYLAYI DÜŞÜNMEK (01 Ocak 2019 - Salı)
BABAMI GÖTÜRDÜLER (25 Aralık 2018 - Salı)
KEDİ KAZASI (18 Aralık 2018 - Salı)
VEYSEL GARANİ (04 Aralık 2018 - Salı)
ŞEYH MUHİTTİN ARABÎ (27 Kasım 2018 - Salı)
HATIRLADIM (06 Kasım 2018 - Salı)
BİRAZCIK DÜŞÜNMEZ MİSİNİZ? (30 Ekim 2018 - Salı)
ZALA (23 Ekim 2018 - Salı)
GÜLLÜ İLE KELOĞLAN (16 Ekim 2018 - Salı)
MEVLANA (09 Ekim 2018 - Salı)
ŞEYTANI GÖREN ÇOCUK (02 Ekim 2018 - Salı)
YANGIN YERİ (25 Eylül 2018 - Salı)
DİŞLİ KEMAL (11 Eylül 2018 - Salı)
YUSUF GİTTİ HOCAM (04 Eylül 2018 - Salı)
YAYLA YOLLARI (03 Temmuz 2018 - Salı)
SİYASET (26 Haziran 2018 - Salı)
İYİ Kİ TARLADAYIM (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
EMEVİ SİYASET (12 Haziran 2018 - Salı)
HENDEK SAVAŞI (05 Haziran 2018 - Salı)
UHUD SAVAŞI (29 Mayıs 2018 - Salı)
BEDİR SAVAŞI (22 Mayıs 2018 - Salı)
FİL EFSANESİ (15 Mayıs 2018 - Salı)
HUZURLU OLMAK İÇİN (08 Mayıs 2018 - Salı)
BU VATAN BİZİM (01 Mayıs 2018 - Salı)
HASAN DEDE KÖPRÜSÜ (24 Nisan 2018 - Salı)
YARIMCA MUSKASI (17 Nisan 2018 - Salı)
ORMANA AĞIT (10 Nisan 2018 - Salı)
ANKARA (03 Nisan 2018 - Salı)
15 DAKİKA EDEBİYAT (27 Mart 2018 - Salı)
ELVEDA LEYLA (21 Mart 2018 - Çarşamba)
HASAN DEDE (13 Mart 2018 - Salı)
BİZDEN SÖYLEMESİ (06 Mart 2018 - Salı)
OKUL KAYDI (27 Şubat 2018 - Salı)
KİTAP´IN HİKÂYESİ-2 YILDIZ ELMASI (20 Şubat 2018 - Salı)
SEVGİLİLER GÜNÜ (13 Şubat 2018 - Salı)
TİRŞİK (06 Şubat 2018 - Salı)
VATAN SAĞOLSUN (30 Ocak 2018 - Salı)
TEĞMEN (23 Ocak 2018 - Salı)
DEVLET KAPISI- 2018 (09 Ocak 2018 - Salı)
BEŞ OCAK ve ADANA (02 Ocak 2018 - Salı)
BİZ VE İLİM (26 Aralık 2017 - Salı)
YÜZ YILLLIK HİKAYE - MERHABA TÜRKÇE (20 Aralık 2017 - Çarşamba)
YAHUDİLER (12 Aralık 2017 - Salı)
ALİİİİİİİİİİİİ (05 Aralık 2017 - Salı)
BU SAVAŞ BİTMELİ (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
KREDİ (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
HOCALARIN DÜĞÜNÜ (14 Kasım 2017 - Salı)
CHP KAPATILSIN MI ? (07 Kasım 2017 - Salı)
BAKMAK ve GÖRMEK (31 Ekim 2017 - Salı)
BESİME TEYZE (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
BİZİM KÖY´ÜN HALLERİ (NAR) (18 Ekim 2017 - Çarşamba)
EKONOMİNİN ÇİVİSİ (10 Ekim 2017 - Salı)
AY (03 Ekim 2017 - Salı)
KOKAR (26 Eylül 2017 - Salı)
DOSTLAR BENİ HATIRLASIN (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
AĞA VE EŞKİYA (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
EMİN AMCA (29 Ağustos 2017 - Salı)
KÖYDE BİR SABAH (20 Ağustos 2017 - Pazar)
KÖYDE BİR SABAH (07 Ağustos 2017 - Pazartesi)
EŞKİYA VE KARETE (ÇUKURAĞALI-Roman) (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
NİHAT ARTIK YOK (24 Temmuz 2017 - Pazartesi)
YEMEN NERE? KOZAN NERE? (18 Temmuz 2017 - Salı)
BAŞKAN ve BEN (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
ÇİĞŞAR ve OBALAR (28 Haziran 2017 - Çarşamba)
TÜRKÇE KONUŞMAK (19 Haziran 2017 - Pazartesi)
CİN HİKÂYELERİ (01 Haziran 2017 - Perşembe)
CİN HİKÂYELERİ (30 Mayıs 2017 - Salı)
CENNET KADIN (23 Mayıs 2017 - Salı)
HAKSIZLIK KARŞISINDA (16 Mayıs 2017 - Salı)
GECE YANIĞI (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
ROMAN YAZMAK (02 Mayıs 2017 - Salı)
ERGENEKONCULAR (25 Nisan 2017 - Salı)
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI (18 Nisan 2017 - Salı)
ARAP ve TÜRKLER (11 Nisan 2017 - Salı)
GELECEK NESİL (04 Nisan 2017 - Salı)
YAZIK ÇOK YAZIK (28 Mart 2017 - Salı)
ZÜBEYDE HANIM (21 Mart 2017 - Salı)
TÜRKLERİN İNSANLIK TARİHİ (14 Mart 2017 - Salı)
İKİ KADIN ve AYRILIK (07 Mart 2017 - Salı)
2B LER VE HİKÂYESİ (28 Şubat 2017 - Salı)
BİBERLER NEDEN KURUDU (21 Şubat 2017 - Salı)
MUTLULUK BÖYLE BİRŞEY (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
SAĞDUYU (31 Ocak 2017 - Salı)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
ŞİMŞEK ÇIKIŞA, KAPLAN DÜŞÜŞE DEVAM
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
sanat gündemi - KİTAPLAR ARASINDA
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
BEKA SORUNU VAR MI, YOK MU?
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
SARILIN O KALBE
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
18 MART ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ VE ÇANAKKALE ZAFERİNİN 104. YIL DÖNÜMÜ KUTLAMASI
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
OKUL YÖNETİCİLİĞİNDE EĞİTİM ESASTIR
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Dost acı söyler sayın Kılıçdaroğlu
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Hem Okudum Hem de Yazdım…
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
KORKULARIMIZ
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
SAVCI DOĞAN ÖZ´Ü SAYGIYLA ANARKEN...
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİ YÖNETİMİNİN SORUMLULUĞU ARTIYOR!
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
CEYHUN ATUF KANSU: GERÇEK BİR TÜRK DEVRİMİ OZANI
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
TÜRKİYE ‘DE MİLLİ İLAÇ SANAYİSİNİN KURULMAMASI KAPİTÜLASYONUN DANİSKASIDIR !
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
8 Mart Dünya emekçi kadınalar günü tüm çalışan-emekçi kadınlarımız için kutlu olsun.
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Ata Alp And
Ata Alp And
aktüalite ve edebiyat - KİTAP NE DEĞİLDİR?
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
İDLİP
EĞİTİMCİNİN KALEMİNDEN-Kemal Çelikkaya
EĞİTİMCİNİN KALEMİNDEN-Kemal Çelikkaya
ALTMIŞ BEŞ YAŞ ÜSTÜ YOLCULARI VE ÖZEL HALK OTOBÜSLERİ
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ
Celal Topkan
Celal Topkan
AKP´LİLER SORUYORUM
ALİ TAŞ ADN.
ALİ TAŞ ADN.
Kitaplık “ÇAVLANLARIN ÇIĞLIĞI”(*)
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
ATATÜRK 30 AĞUSTOS´U ANLATIYOR
İlhan ALPER
İlhan ALPER
HÜLYA ŞENKUL VE EDEBİYAT
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
YENİ ADANA GAZETESİNİN KUVAYI MİLLİYE RUHUYLA 100. YILI
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Tarihten Ders Almak
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
MÜZİK VE BEN-2
Adil OKAY
Adil OKAY
ADİL OKAY YAZDI: “ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*
Özcan İNCEOĞLU
Özcan İNCEOĞLU
TEMPOSUZ BİR TOROS KAPLAN!
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
ADANALI OLUNMAZ ADANALI DOĞULUR
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2019-3/19/1611549723586.jpg