LEYLAYI DÜŞÜNMEK
Tarih: 1.01.2019 11:24:44 / 385okunma / 0yorum
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?

              Ufacık bir yazı vardı elinde.

               Bir defter yaprağından koparılmış, ya da çizgili parşömen kâğıdının dörtte birine yazılmıştı. Yırtıldığı her halinden belli olan bu kâğıt, üçgen şekline dönüşmüş, orijinal hali ile duruyor, diğer tarafı ise rastgele yırtılmış görünüyordu.

               Nerden bilebilirdi ki, rastgele koparılmış bu kâğıdın hayatını değiştireceğini. Elbette bilemezdi. Aklı, fikri bir devlet dairesine girmekti. Çalışıyordu ama yine iş arıyordu. Özel sektöre güvenmiyordu. Şu an iyi para veriyorlar, el üstünde tutuyorlar ama mecbur olduklarından bunu yapıyorlardı. Bir gün bu işten anlayan birini bulurlarsa derhal tavırları değişebilirdi. Oldu olası özel sektöre güvenmemişti.

              Yaka cebine koyduğu kâğıdı fırsat buldukça eline alıyor, yazıları tekrar tekrar okuyordu. Her okudukça içine bir sevinç doğuyordu. Ufukta devlet memuru olma hayali vardı. Yoksa durup dururken böyle bir yazı yazılmazdı. Her cümlesi önemliydi. Hatta her harfi, noktası, virgülüne kadar önemliydi. Nokta ve virgüller bilerek seçilmiş ve uyumluydu.

             Bu pusulayı çok sevdiği bir komşusu, Orman işletmesinde çalışan bir büyüğü yazmıştı. Oldu olası severdi kendini. Askerden geldiğinde yanına uğramış, çayını içip, yemeğini yemişti. Daha sonra ayrılmışlar, mektup yazmasa yerini bile bilemezdi. Mektup da şöyle diyordu;

           “D…oğlu bir iş var. Biz seni uygun bulduk. Pazar günü Akkaya´ya gel.”

            Söylenen yerin nerede olduğunu bile bilmiyordu. Adana´nın bir ilçesinde olduğunu ve orman köyü olabileceğini tahmin ediyordu. Başka bir bilgi öğrenmesi imkânsızdı. Ancak o ilçeye gidecek, orada birine soracaktı. Nasıl gidilir, neyle gidilir, onu bile bilmiyordu.

           Erkenden Kozan otobüslerinden birine bindi. Beyaz gömleğini giymiş, altına bez rengi bir pantolon geçirmişti. Hava normaldi. Güz döneminin bahar havasıydı. Tozlu yollardan, Kozan´a indi. Orada birine mektuptaki yeri sordu. O da eliyle karşı tarafı işaret etti ve

         “İşte şu karşıdaki minibüs.” dedi.”Kalkmak üzere.”

          Karşı tarafa geçti ve son yolcu olarak minibüse bindi. Eski bir minibüstü. Sadece Feke-Kozan seferi yapıyordu. Yollardaki köy yolcularını da alıyorlar, indir, bindir yaparak Feke´ye kadar gidiyorlardı. Etraftaki oturanların çoğu köylüydü. Giyim kuşamlarından ve yanındaki eşyalarından okunuyordu. Bir süre gidene kadar kimse bir şey söylemedi. Son virajı geçince yanında oturan yaşlı adam;

              “Nereye gediyon yeğen.”dedi.

                Yılmaz;

                Akkaya´ya dayı.”dedi. “Uzak mı buraya ?”

              “Yok.”dedi. Yaşlı adam.”Fazla uzak değel.”

                İkisi de sustular. Bir süre sonra yaşlı adam;

               “Ormanda mı çalışıyon?”dedi.

               “Yok.”dedi Yılmaz.”Orada bir ağabey var çalışan. Onun yanına gidiyorum.”

                 Sonra sustular. Yaşlı adam tekrar sordu.

                “Sen ne iş yapıyon?”

                 “Muhasebeciyim.”dedi Yılmaz.”Bir şirketin muhasebesine bakıyorum.”

                  Yılmazın “Muhasebeciyim.”demesi ardından bütün yolcular ona baktılar. Birçokları muhasebenin ne olduğunu bilmiyordu. Sadece şoför,

                “Bizde hesapları muhasebeciye veriyoruz.”dedi.”Çok para alıyorlar ama.”

                 Yılmaz güldü. Cevap vermek istemedi. Çünkü firma muhasebesiyle defter tutma muhasebesi faklı şeylerdi. Adam bir soru sorsa belki acemilik yapar cevaplayamazdı. Sadece;

                “Yılda bir.”dedi.

                 “Mart ayı dert ayı derler.”

                   Başka söz söyleyen olmadı. Bir süre sonra yanındaki Yaşlı adam;

                 “Adın neydi yeğen.”dedi.

                “Yılmaz.”dedi Yılmaz.

                “Şu tepenin arkasında ineceksin.”dedi yaşlı adam.”Orada ormanın barakaları var. Orman çalışanları o barakalarda kalıyorlar.”

                    Yollar çok kötüydü ve kıvrım kıvrım gidiyorlardı. Minibüs bazen çekmekte zorlanıyor arkadan duman çıkarıyordu. Bulundukları yer sarp bir dağ yamacıydı. Karşıda yüksek yüksek tepeler ve engin çukurlar vardı. Bir kaza olsa kimse bulamazdı. Neyse ki tepeyi geçince kulübelerin orada durdular. Şoför;

                 “Burası Akkaya .”dedi.

                  Yılmaz inmek için hareketlendi. Yanındaki ihtiyar.  

                 “Güle güle.”dedi.”Yolun açık olsun.”

                  Yılmaz eliyle teşekkür etti. Aşağı indi bir süre bulunduğu yerde durdu. Etrafta küçük küçük kulübeler vardı. Yol üzerinde birkaç bakkal ve kasap dükkânı görünüyordu. Doğruca bakkaldan tarafa yürüdü. İlk yaklaştığı bakkala;

                  “Osman ağabeyi arıyorum.”dedi. Burada ormanda çalışıyormuş.”

                  “Şef Osman Bey mi ?”dedi. Bakkal.

                  “Evet.”dedi. Yılmaz.

                    Adam Bakkaldan biraz öne çıktı. Eliyle barakalardan birini tarif etti.

                  “İşte şu sondan iki berideki baraka.”dedi.”Şimdi evde uyuyordur. Biraz sonra buralara gelir.”

                  “Tamam.”dedi Yılmaz. Tarif edilen barakaya doğru yürüdü. Bakkala çok yakındı. Yanında en az yedi sekiz baraka daha vardı. Hepsinin önünde de hayma vardı. Doğruca tarif edilen barakaya geldi. Önüne gelince Serap gelini gördü. Evin önünü temizliyordu. Yılmaz´ı görünce; 

                  “Bak Osman bak.”dedi.”Kim geldi biliyor musun ?”

                 Osman ağabeyi dışarı çıktı. Yılmaz´ı görünce güldü. El sıkıştılar kucaklaştılar. Daha sonra çay içtiler. Serap gelin kahvaltı hazırladı. Yılmaz kahvaltı yaparken, Osman ağabey ayağa kalktı.

                 “Serap.”dedi.”Kasaptan et alayımda öğleyin Yılmaz´a bir kebap hazırla. Buranın eti tazedir.”

                  Serap gelin bir şey demedi. Hatta Yılmaz kahvaltıyı bitirene kadar yanından uzaklaştı. Dışarıları temizledi. Sandalyeleri kenara çekti. Haymanın altına yer hazırladı. Birlikte oturdular. Serap´ın elinde bir bardak çay vardı. Bir bardak da Yılmaz´a doldurdu. Birlikte çay içerken Yılmaz;

                 “Ne işiymiş bu Serap yenge.”dedi.

                  Serap gelin Yılmaz´ın yüzüne baktı. Yılmaz´ın gözünden uyku akıyordu. Çok da zayıftı. Bıraksalar orada uyuyup kalacak kadarda yorgundu. Çünkü sabaha kadar çalışmış, sabahta erkenden yola çıkmıştı. Kimsesi yoktu. O yüzden Osman ağabeyi kendini tercih etmişti. Saf ve temiz bir çocuktu.

                 “İş miş yok.”dedi Serap gelin.”Osman ağabeyin sana bacısını verecek. Onun için buraya kadar çağırdı.”

                 “Bacısı kim ?”dedi Yılmaz.

                 “Leyla.”dedi. Serap gelin.”Sen tanımaz mısın Leyla´yı ?”

                  Tanırım da “dedi Yılmaz.”Görmeyeli yıllar oldu.”

                  “Leyla´yı başkasına verecekti babası.”dedi.”Leyla´nın da gönlü yok. Osman ağabeyin de;”Seni Yılmaza vereceğim.”dedi “.Leyla da razı oldu. Bütün mesele bu.”

                 Yılmaz ne diyeceğini şaşırdı. Hiç böyle bir teklif olacağını beklemiyordu. Leyla´yı görmeyeli gerçekten yıllar olmuştu. Sadece askerdeyken bir boş tebrik göndermişti Tebrik üzerinde dağ başında bir ev vardı. Arka yüzüne de sadece” Leyla” yazmış imzalamıştı.

                  Bütün bunlar gözünün önünden geçti. Bir an. Serap gelinin yüzüne baktı. Serap gelin Yılmaz´ın cevabını bekliyordu.

                “Ama.”dedi.”Ben evlenemem ki ?”

                “Neden.”dedi. Serap gelin.”

                “Benim düğün yapacak gücüm yok. Ev tutacak param, pulum yok. Bir elbise bile alamam. Nasıl evleneyim ben.”

                “Osman ağabeyin senin her şeyini karşılayacak.”dedi,”.O Leyla bacısını çok sever.”

                 Yılmaz yine malt olmuştu. Söyleyecek cevap bulamıyordu. Leyla ile evlenmek hoşuna giderdi ama hiç çıkarı yoktu. Misafir geldiği evde de, terslik yapmak istemiyordu.

                “Leyla ile görüşmeden olmaz.”dedi.”Ona durumu anlatmam lazım.”

                “O kolay.”dedi. Serap gelin.”Pazartesi Adana´ya ağabeyinin yanına gelecek. Orada görüşürsünüz. Yalnız bunu kimse duymasın.”

                “Tamam.”dedi. Yılmaz.”Pazartesi Leyla ile görüştükten sonra durumu açıklarım.”

                  O andan itibaren kafasına Leyla yerleşti. Akkaya´nın dağlarında ne yediğini, ne içtiğini, bilmeden dolaştı. Kafasında yıllardır görmediği, bilmediği, bir Leyla dolaşıyor, akıl sır erdiremiyordu.

                 Öğleyin Osman Ağabeyi ile birlikte kebap yediler. Daha sonra bir taksi ile Kozan´a kadar geldi. Kozan´dan Adana´ya kadar elindeki kâğıt parçasını okuyup okuyup Leyla´yı düşündü.

                     

                                                  

Anahtar Kelimeler: LEYLAYI, DÜŞÜNMEK
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
AT (15 Ocak 2019 - Salı)
OKUMAK ÜZERİNE (08 Ocak 2019 - Salı)
BABAMI GÖTÜRDÜLER (25 Aralık 2018 - Salı)
KEDİ KAZASI (18 Aralık 2018 - Salı)
VEYSEL GARANİ (04 Aralık 2018 - Salı)
ŞEYH MUHİTTİN ARABÎ (27 Kasım 2018 - Salı)
LOKMAN HEKİM EFSANESİ (13 Kasım 2018 - Salı)
HATIRLADIM (06 Kasım 2018 - Salı)
BİRAZCIK DÜŞÜNMEZ MİSİNİZ? (30 Ekim 2018 - Salı)
ZALA (23 Ekim 2018 - Salı)
GÜLLÜ İLE KELOĞLAN (16 Ekim 2018 - Salı)
MEVLANA (09 Ekim 2018 - Salı)
ŞEYTANI GÖREN ÇOCUK (02 Ekim 2018 - Salı)
YANGIN YERİ (25 Eylül 2018 - Salı)
DİŞLİ KEMAL (11 Eylül 2018 - Salı)
YUSUF GİTTİ HOCAM (04 Eylül 2018 - Salı)
YAYLA YOLLARI (03 Temmuz 2018 - Salı)
SİYASET (26 Haziran 2018 - Salı)
İYİ Kİ TARLADAYIM (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
EMEVİ SİYASET (12 Haziran 2018 - Salı)
HENDEK SAVAŞI (05 Haziran 2018 - Salı)
UHUD SAVAŞI (29 Mayıs 2018 - Salı)
BEDİR SAVAŞI (22 Mayıs 2018 - Salı)
FİL EFSANESİ (15 Mayıs 2018 - Salı)
HUZURLU OLMAK İÇİN (08 Mayıs 2018 - Salı)
BU VATAN BİZİM (01 Mayıs 2018 - Salı)
HASAN DEDE KÖPRÜSÜ (24 Nisan 2018 - Salı)
YARIMCA MUSKASI (17 Nisan 2018 - Salı)
ORMANA AĞIT (10 Nisan 2018 - Salı)
ANKARA (03 Nisan 2018 - Salı)
15 DAKİKA EDEBİYAT (27 Mart 2018 - Salı)
ELVEDA LEYLA (21 Mart 2018 - Çarşamba)
HASAN DEDE (13 Mart 2018 - Salı)
BİZDEN SÖYLEMESİ (06 Mart 2018 - Salı)
OKUL KAYDI (27 Şubat 2018 - Salı)
KİTAP´IN HİKÂYESİ-2 YILDIZ ELMASI (20 Şubat 2018 - Salı)
SEVGİLİLER GÜNÜ (13 Şubat 2018 - Salı)
TİRŞİK (06 Şubat 2018 - Salı)
VATAN SAĞOLSUN (30 Ocak 2018 - Salı)
TEĞMEN (23 Ocak 2018 - Salı)
DEVLET KAPISI- 2018 (09 Ocak 2018 - Salı)
BEŞ OCAK ve ADANA (02 Ocak 2018 - Salı)
BİZ VE İLİM (26 Aralık 2017 - Salı)
YÜZ YILLLIK HİKAYE - MERHABA TÜRKÇE (20 Aralık 2017 - Çarşamba)
YAHUDİLER (12 Aralık 2017 - Salı)
ALİİİİİİİİİİİİ (05 Aralık 2017 - Salı)
BU SAVAŞ BİTMELİ (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
KREDİ (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
HOCALARIN DÜĞÜNÜ (14 Kasım 2017 - Salı)
CHP KAPATILSIN MI ? (07 Kasım 2017 - Salı)
BAKMAK ve GÖRMEK (31 Ekim 2017 - Salı)
BESİME TEYZE (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
BİZİM KÖY´ÜN HALLERİ (NAR) (18 Ekim 2017 - Çarşamba)
EKONOMİNİN ÇİVİSİ (10 Ekim 2017 - Salı)
AY (03 Ekim 2017 - Salı)
KOKAR (26 Eylül 2017 - Salı)
DOSTLAR BENİ HATIRLASIN (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
AĞA VE EŞKİYA (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
EMİN AMCA (29 Ağustos 2017 - Salı)
KÖYDE BİR SABAH (20 Ağustos 2017 - Pazar)
KÖYDE BİR SABAH (07 Ağustos 2017 - Pazartesi)
EŞKİYA VE KARETE (ÇUKURAĞALI-Roman) (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
NİHAT ARTIK YOK (24 Temmuz 2017 - Pazartesi)
YEMEN NERE? KOZAN NERE? (18 Temmuz 2017 - Salı)
BAŞKAN ve BEN (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
ÇİĞŞAR ve OBALAR (28 Haziran 2017 - Çarşamba)
TÜRKÇE KONUŞMAK (19 Haziran 2017 - Pazartesi)
CİN HİKÂYELERİ (01 Haziran 2017 - Perşembe)
CİN HİKÂYELERİ (30 Mayıs 2017 - Salı)
CENNET KADIN (23 Mayıs 2017 - Salı)
HAKSIZLIK KARŞISINDA (16 Mayıs 2017 - Salı)
GECE YANIĞI (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
ROMAN YAZMAK (02 Mayıs 2017 - Salı)
ERGENEKONCULAR (25 Nisan 2017 - Salı)
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI (18 Nisan 2017 - Salı)
ARAP ve TÜRKLER (11 Nisan 2017 - Salı)
GELECEK NESİL (04 Nisan 2017 - Salı)
YAZIK ÇOK YAZIK (28 Mart 2017 - Salı)
ZÜBEYDE HANIM (21 Mart 2017 - Salı)
TÜRKLERİN İNSANLIK TARİHİ (14 Mart 2017 - Salı)
İKİ KADIN ve AYRILIK (07 Mart 2017 - Salı)
2B LER VE HİKÂYESİ (28 Şubat 2017 - Salı)
BİBERLER NEDEN KURUDU (21 Şubat 2017 - Salı)
MUTLULUK BÖYLE BİRŞEY (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
SAĞDUYU (31 Ocak 2017 - Salı)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
TEMSİLCİLERİMİZ İLK YARININ SON HAFTASI SIFIR ÇEKTİ
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
BEYLİKDÜZÜ´NDEN SEFAKÖY´E İSTANBUL TÜYAP KİTAP FUARI
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
MİYOPLAR UZAĞI GÖREMEZ, GÖREMİYORLAR!
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
ANADOLU´M, ATA YURDUM
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ATATÜRK´ÜN EBEDİYETE İNTİKALİNİN 80.YILDÖNÜMÜ KUTLAMASI
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
BİLMEKVE EĞİTİM
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Dost acı söyler sayın Kılıçdaroğlu
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
CHP, Bu Seçime Katılacak mı?
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
DÜNYA´DA SEVİLEN LİDER
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
SAVCI DOĞAN ÖZ´Ü SAYGIYLA ANARKEN...
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİ YÖNETİMİNİN SORUMLULUĞU ARTIYOR!
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
“YÜKSEK TÜRK KADINI” ZÜBEYDE HANIM´I SAYGI VE GÖNÜL-BORCUYLA ANARKEN ATATÜRK´ÜN KALEMİNDEN ANNESİ
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
HASTA VELİNİMETİMİZDİR !
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
İnsan Geçmiş Kısa Tarihi Ve Yaratığı Teknoloji İle Karşı Karşıya Gelmesi
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Ata Alp And
Ata Alp And
İSTANBUL ROMANLARI
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
İDLİP
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
ABD, BÖLGESEL OYUNDA ŞAŞIRTMIYOR
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
KENDİ KÜLTÜRÜNDEN KORKMAK
Celal Topkan
Celal Topkan
SORUYORUM
ALİ TAŞ ADN.
ALİ TAŞ ADN.
kitaplık-elş.deneme YASEMİN BÜLBÜL-“SON SALTANAT ERTUĞRUL”(*)
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
ATATÜRK 30 AĞUSTOS´U ANLATIYOR
İlhan ALPER
İlhan ALPER
HÜLYA ŞENKUL VE EDEBİYAT
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
YENİ ADANA GAZETESİNİN KUVAYI MİLLİYE RUHUYLA 100. YILI
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Tarihten Ders Almak
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
AT
Adil OKAY
Adil OKAY
ADİL OKAY YAZDI: “ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*
Özcan İNCEOĞLU
Özcan İNCEOĞLU
Formanın ağırlığını hissetmek gerek
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
ADANASPOR İYİ YOLDA
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
BÜROKRASİ VE SAĞLIK ÜZERİNE
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
PREVEZE Mİ İNEBAHTI MI
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
ADANA DEMİRSPOR´A BAŞARILAR DİLERİZ
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Volgada 11 gün-23
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
SEÇİM RENKLİ GEÇİYOR
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2018-12/19/1422573915426.jpg