KOKAR
Tarih: 26.09.2017 13:12:23 / 1177okunma / 0yorum
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?

Tatlılar yokuşundan Şah Harman mevkiine, oradan da kokarın deresine doğru yöneldik. Kayın birader önde Cengiz arkada oturuyordu. Cengiz´in yüzündeki sivilcelerin bir kısmı geçmiş, bir kısmı da tekrar yenileniyordu. Korkulan şey sivilcilerin izinin kalmasıydı.

İyi bilirdim o sivilcelerin ne olduğunu.

Sakalım daha çıkmamıştı. Yüzüm kıpkırmızı yaraydı. Kızların yüzüne bakmaya korkardım. Yüzümdeki sivilcelerin hiç geçmeyeceği korkusu beni yer bitirirdi. Kimse bir şey anlatmazdı. Bazıları yüzüme garip garip bakar sonra da sırıtırdı.

Çok gıcık kapardım böyle sırıtanlardan. Bunların içinde öğretmenler bile vardı. Yaşadığım olaylardan olacak Cengiz ile ilgilenmek istedim. Yüzüne baktım. Göz göze geldik. Çok güzel gözleri vardı. Saçları siyah, gözler maviydi. Boyu biraz kısa olmasa çok kızların canını yakardı. Gerçi kızlar şimdi göze bakmıyorlardı. Boyun kısa olması veya uzun olması da önemli değildi. Çoğunlukla cebe baktıkları kesindi. Belki de bana öyle geliyordu.

Ne kadar çam varmış burada? “dedim.

 “Kaç defa yandı buralar.” dedi kayın birader. Yıllarca ilçemiz Orman İşletmesinde çalışmıştı. Etrafımızdaki ormanlarda çok ağaç kestirmiş, kontrol etmişti. Başta da söyledim ya onlar bizden kıdemli diye. Kıdemli olmaları bu yörelerde çalışıp emekli olmalarındandır. Onlar bu dağlardan ekmek kazanırken, bizde Anadolu´nun değişik köşelerinde ömür geçirdik. Kadirli´li olmama rağmen Konya´yı ve Adana´yı buralardan daha iyi bilirim. Sadece memleketim Kadirliyi bilmem. Kadirliler de beni bilmez. Ankara´dan İstanbul´dan Manisa´dan Mersin´den bana mektup gönderen okuyucularım var. Ama Kadirliden yok. Bu benim içinde kötü bir sicil. İnsan hemşerilerinin de sahip çıkmasını çok istiyor ama mümkün olmuyor.

Eğri büğrü yollardan dereye doğru inerken,

 “Bu sene kim işletiyor acaba? “dedi.

“Neyi? “dedim.

 “Kokarı.”dedi. “Özel idare Kokarı kiraya veriyor. İhaleye girip alıyorlar.”

Bilgim olmadığından olacak cevap vermedim.

“Koçlu köyünün muhtarı veriyor kiraya. “diye devam etti kayın birader. “Aha buraya bir otel yapacaklardı. Orman işletmesi izin vermedi. Çok uğraştılar Ankara´ya kadar gittiler ama yine olmadı.

Bu arada kokar denen yere gelmiştik. Havuzdaki suların kokusu burnumuza kadar ulaşmıştı. Garip bir kokuydu. Daha önce bu kokuyu tatmasam kayın biradere,

“Bu kokuda ne ?” diye sorabilirdim. Daha önce bildiğimden olacak sormadım.

Arabayı yolun kenarına park ederek aşağıya doğru indik. Geldiğimiz yer bir çay ocağına, ya da bakkala benziyordu. Belki her ikisi de hizmet veriyordu. Çünkü bir tarafta sandalyeler, masalar, bir tarafta da çocukların yedikleri çıtırlar falan asılıydı. Başlarında da elli beş, altmış yaşlarında beklide daha fazla yaşta bir adamla, bir genç vardı.

Yaşlı Adam;

“Hoş geldiniz.” falan dedi. Genç adam ise sadece sandalye gösterdi. Bizde oturduk. Kayın birader;

“Sezon başlamadı herhalde.” Dedi yaşlı adama.

 “Başladı.”dedi yaşlı adam.”Hatta bu sene bir değişiklik yaptılar, kirayı üç aylık peşin aldılar.”

“Hani kimse yok !”diye devam etti kayın birader.”Eskiden buralar tıklım tıklım dolardı.”

 “O eskidendi. “dedi yaşlı adam.”Ben günde üç davar keserdim buralarda. Üçü de biter yine de yetmezdi. Şimdi davar kesiyorum kimse et almıyor. Çok pahalı diyorlar. Tabi eskiden ucuzdu.”

“Kriz sizi de vurdu desene.”dedi kayın birader. Sonra bize işaret ederek “Haydi siz suya girin. “dedi.

Adam ayağa kalktı. Havuzların bulunduğu yeri işaret ederek,

 “Aşağıya inin.”dedi.”İçeride havuzlar var. Elbisenizi çıkarın girin. Havuzun dibindeki tıpayı kapatın, musluğu açın.”

Cengiz´le ikimiz hemen aşağı indik. Kapılar kırılmış, içeriden berbat bir koku geliyordu. Adamın dediklerini yapıp muslukları açtık Kendimizi soğuk sulara alıştırarak yıkandık.

Havuzun suyu ne ılıktı, ne soğuk. İkisinin arasında bir şey. Böyle olmasına rağmen dışarı çıkınca üşümeye başladım. Elbiseleri giyinip dışarı çıkarken bacağımdaki yaralara baktım. Kıpkırmızı yaralar hemen solmaya başlamıştı. Demek ki faydası olmuştu. Tam yukarı geldiğimiz yere doğru çıkarken, Kayın birader;

“Kurumlarından da sürün.”dedi.

Sonrada kurumun olduğu yerleri işaret etti. Kurum dedikleri havuzun hemen yan tarafında su akıntılarının kenarlarındaki siyahlıklardı. Bir kısmı kireç suyu gibi beyaz, bir kısmı da kömür suyu gibi siyahtı. Cengiz daha önce geldiğinden olacak eliyle yakalayıp yüzüne sürmeye başladı. Bende elime bulaşanları yaralarıma sürdüm. Daha Sonra yukarı çıktık. Kahve gibi yerde yaşlı adam ve kayın birader oturuyordu. Bizi görünce çay söylediler. Onların yanında tekrar yaralarıma baktığımı görünce;

 “Çabuk geçer.”dedi yaşlı adam.

 “O kadarda çabuk geçeceğini sanmıyorum.” dedim.

 “Geçer geçer.”dedi. Genç adam.”Tam bu yaralar için burası.”    

Bacağımdaki yaralara bir daha baktım. Gerçekten ağrı falan kalmamış, kıpkırmızı olan yara beyaza doğru solmuştu. Bu iyi olacağı anlamına geliyor olmalıydı. Bu arada genç adamda çayları getirmiş, benim çayın yanına da üç adet şeker koymuştu. Şekeri almasını söyledim;

 “Şeker hastasısın galiba.”dedi Yaşlı adam.

 “Evet “dedim. “Bende şeker de var.”

“Ona da çare burası. “dedi.

“Ne yani !”dedim.” Kokarın şeker hastasına da faydası mı var demek istiyorsun.”

“Evet.”dedi yaşlı adam. Kendinden emin olarak.

Bu güne kadar şeker hastalığı için çok değişik bitkiler, çaylar söylemişlerdi ama hiç birine itibar etmemiştim. Aslında hiç birini denemeye bile lüzum görmemiştim. Doktor babası olmanın herhalde zararı buydu. İlaçların dışındakilere tevessül hissi taşıyamıyordum. Yaşlı adamın dedikleri beni bayağı heyecanlandırmıştı. Zaten artı bir iş yapmadan denemiş olacaktım. En kolayı yarın sabah şekerimi ölçtüğümde sonuç görülecekti. Bu da zor bir şey değildi.

 “Kesin çare mi diyorsunuz ?”  dedim. Yaşlı adama

 “Vallahi ben demiyorum.”dedi.”Daha önce gelenler, faydasını görenler, söylüyor bunları.”

Yaşlı adam bayağı iddialıydı. Yıllardır bu Kokarı çalıştırdığını ve çok insanla tanıştığını söyledi.

“Nerelisin sen ?”dedi Kayın birader.

 “Koçlu köyündenim.”dedi. Yaşlı adam.”Adım Mustafa… To…1948 Koçlu köyündenim.”

Cevap verişi sanki tekmil verir gibiydi. Belki de bunu bilinçli yapmış. Yâda bizimle dalga geçmek istemişti. Aynı zamanda Kokarın bekçisiydi.

 “Vahap Kocaman´ın köyünden mi yani ?”dedim.

 “Evet. “dedi Yaşlı adam.” Kocaman komşum olur.”

Bilenler bilir Vahap Kocaman´ı. Çukurova´nın yetiştirdiği büyük şairlerdendir. Yıllarca Türkiye birinciliği kazanmış, Kadirliyi Türkiye´nin her tarafında temsil etmiş, Kadirliler tarafından kıymeti bilinmeyen sitemli bir şair. Her yanı madalya dolu.

Hayatını şiirden kazanmış ender bir kişi. Çocukluğumdan beri destanlarını okuduğum bir efsane. İlkokul mezunu, beklide değil ama birçok Hoca´ya ders verecek bir destan yazarı. “Allah rahmet eylesin.” demem gereken biri.

 “Ahmet de yazar.”dedi Kayın birader. Onunda kitapları var.”

 “Memnun oldum.”dedi Yaşlı adam.

“Şimdi” dedim.”Bu kokarın suyu benim şekeri düşürecek, yaralarımı iyi edecek değil mi ?”

“Aynen katılıyorum.”dedi. Yaşlı adam.

 “Düşürür Ağabey düşürür.”dedi genç adam.

 “Başka hangi hastalıklara iyi geliyor bu kokar suyu. “dedim.

 “Ahmet Ağa.”dedi yaşlı adam.”Benim bildiklerim, Her türlü deri hastalıklarına. Şeker hastalığına, Ekzema hastalığına, Böbrek hastalıklarına, Yaralara, Sivilcilere, Mide, barsak ve ülsere iyi geliyor.”

Kokar suyu değil mübarek şifa merkeziydi. Başımda duran genç adamdan bir kâğıt kalem istedim. Yaşlı adam konuştu ben yazdım. Bu arada yıkanma ücretini sordum.

“Kişi başına akşama kadar 2 TL “dedi.

Eğer doğruysa şifa merkezi bedavaydı. Kırılmış kapısıyla, çağ dışı tuvaletleriyle, ıssız gibi görünen yerleriyle, gelmeye değer bir yer. Eğer doğru değilse; Şekerimi düşürmüyor, yaralarımı da iyi etmiyorsa, iki dağ arasında kalmış bir virane olarak kalacaktı. Ve ben bir daha adını bile anmayacaktım.

Cengiz ile beraber tekrar havuza girdik. Çıktıktan sonra hem taze su aldık. Hem de bol bol içtik. Kurumlardan da yaralarımıza sürdük. Oradan ayrıldık.

Sabah uyandığımda sırtımda hiç ağrı kalmamıştı. Kıpkırmızı olan bacaklarım ise biraz daha solmuş, ağrısı kesilmişti. Şekerimi ölçtüğümde ise gözlerime inanamadım. Her gün 155–160 larda dolaşan şekerim; 73´e kadar düşmüştü. Ve ben kokarla dalga geçtiğime, ona tepeden baktığıma pişman oldum. Onu tanıtmam gerektiğine kendimi mecbur hissettim. Herkese de Köyümün bitişiğindeki Kokarı tavsiye etme kararı aldım. Herkese şifalar olsun.

Anahtar Kelimeler: KOKAR
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
AT (15 Ocak 2019 - Salı)
OKUMAK ÜZERİNE (08 Ocak 2019 - Salı)
LEYLAYI DÜŞÜNMEK (01 Ocak 2019 - Salı)
BABAMI GÖTÜRDÜLER (25 Aralık 2018 - Salı)
KEDİ KAZASI (18 Aralık 2018 - Salı)
VEYSEL GARANİ (04 Aralık 2018 - Salı)
ŞEYH MUHİTTİN ARABÎ (27 Kasım 2018 - Salı)
LOKMAN HEKİM EFSANESİ (13 Kasım 2018 - Salı)
HATIRLADIM (06 Kasım 2018 - Salı)
BİRAZCIK DÜŞÜNMEZ MİSİNİZ? (30 Ekim 2018 - Salı)
ZALA (23 Ekim 2018 - Salı)
GÜLLÜ İLE KELOĞLAN (16 Ekim 2018 - Salı)
MEVLANA (09 Ekim 2018 - Salı)
ŞEYTANI GÖREN ÇOCUK (02 Ekim 2018 - Salı)
YANGIN YERİ (25 Eylül 2018 - Salı)
DİŞLİ KEMAL (11 Eylül 2018 - Salı)
YUSUF GİTTİ HOCAM (04 Eylül 2018 - Salı)
YAYLA YOLLARI (03 Temmuz 2018 - Salı)
SİYASET (26 Haziran 2018 - Salı)
İYİ Kİ TARLADAYIM (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
EMEVİ SİYASET (12 Haziran 2018 - Salı)
HENDEK SAVAŞI (05 Haziran 2018 - Salı)
UHUD SAVAŞI (29 Mayıs 2018 - Salı)
BEDİR SAVAŞI (22 Mayıs 2018 - Salı)
FİL EFSANESİ (15 Mayıs 2018 - Salı)
HUZURLU OLMAK İÇİN (08 Mayıs 2018 - Salı)
BU VATAN BİZİM (01 Mayıs 2018 - Salı)
HASAN DEDE KÖPRÜSÜ (24 Nisan 2018 - Salı)
YARIMCA MUSKASI (17 Nisan 2018 - Salı)
ORMANA AĞIT (10 Nisan 2018 - Salı)
ANKARA (03 Nisan 2018 - Salı)
15 DAKİKA EDEBİYAT (27 Mart 2018 - Salı)
ELVEDA LEYLA (21 Mart 2018 - Çarşamba)
HASAN DEDE (13 Mart 2018 - Salı)
BİZDEN SÖYLEMESİ (06 Mart 2018 - Salı)
OKUL KAYDI (27 Şubat 2018 - Salı)
KİTAP´IN HİKÂYESİ-2 YILDIZ ELMASI (20 Şubat 2018 - Salı)
SEVGİLİLER GÜNÜ (13 Şubat 2018 - Salı)
TİRŞİK (06 Şubat 2018 - Salı)
VATAN SAĞOLSUN (30 Ocak 2018 - Salı)
TEĞMEN (23 Ocak 2018 - Salı)
DEVLET KAPISI- 2018 (09 Ocak 2018 - Salı)
BEŞ OCAK ve ADANA (02 Ocak 2018 - Salı)
BİZ VE İLİM (26 Aralık 2017 - Salı)
YÜZ YILLLIK HİKAYE - MERHABA TÜRKÇE (20 Aralık 2017 - Çarşamba)
YAHUDİLER (12 Aralık 2017 - Salı)
ALİİİİİİİİİİİİ (05 Aralık 2017 - Salı)
BU SAVAŞ BİTMELİ (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
KREDİ (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
HOCALARIN DÜĞÜNÜ (14 Kasım 2017 - Salı)
CHP KAPATILSIN MI ? (07 Kasım 2017 - Salı)
BAKMAK ve GÖRMEK (31 Ekim 2017 - Salı)
BESİME TEYZE (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
BİZİM KÖY´ÜN HALLERİ (NAR) (18 Ekim 2017 - Çarşamba)
EKONOMİNİN ÇİVİSİ (10 Ekim 2017 - Salı)
AY (03 Ekim 2017 - Salı)
DOSTLAR BENİ HATIRLASIN (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
AĞA VE EŞKİYA (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
EMİN AMCA (29 Ağustos 2017 - Salı)
KÖYDE BİR SABAH (20 Ağustos 2017 - Pazar)
KÖYDE BİR SABAH (07 Ağustos 2017 - Pazartesi)
EŞKİYA VE KARETE (ÇUKURAĞALI-Roman) (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
NİHAT ARTIK YOK (24 Temmuz 2017 - Pazartesi)
YEMEN NERE? KOZAN NERE? (18 Temmuz 2017 - Salı)
BAŞKAN ve BEN (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
ÇİĞŞAR ve OBALAR (28 Haziran 2017 - Çarşamba)
TÜRKÇE KONUŞMAK (19 Haziran 2017 - Pazartesi)
CİN HİKÂYELERİ (01 Haziran 2017 - Perşembe)
CİN HİKÂYELERİ (30 Mayıs 2017 - Salı)
CENNET KADIN (23 Mayıs 2017 - Salı)
HAKSIZLIK KARŞISINDA (16 Mayıs 2017 - Salı)
GECE YANIĞI (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
ROMAN YAZMAK (02 Mayıs 2017 - Salı)
ERGENEKONCULAR (25 Nisan 2017 - Salı)
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI (18 Nisan 2017 - Salı)
ARAP ve TÜRKLER (11 Nisan 2017 - Salı)
GELECEK NESİL (04 Nisan 2017 - Salı)
YAZIK ÇOK YAZIK (28 Mart 2017 - Salı)
ZÜBEYDE HANIM (21 Mart 2017 - Salı)
TÜRKLERİN İNSANLIK TARİHİ (14 Mart 2017 - Salı)
İKİ KADIN ve AYRILIK (07 Mart 2017 - Salı)
2B LER VE HİKÂYESİ (28 Şubat 2017 - Salı)
BİBERLER NEDEN KURUDU (21 Şubat 2017 - Salı)
MUTLULUK BÖYLE BİRŞEY (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
SAĞDUYU (31 Ocak 2017 - Salı)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
TEMSİLCİLERİMİZ İLK YARININ SON HAFTASI SIFIR ÇEKTİ
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
BEYLİKDÜZÜ´NDEN SEFAKÖY´E İSTANBUL TÜYAP KİTAP FUARI
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
MİYOPLAR UZAĞI GÖREMEZ, GÖREMİYORLAR!
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
ANADOLU´M, ATA YURDUM
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ATATÜRK´ÜN EBEDİYETE İNTİKALİNİN 80.YILDÖNÜMÜ KUTLAMASI
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
BİLMEKVE EĞİTİM
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Dost acı söyler sayın Kılıçdaroğlu
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
CHP, Bu Seçime Katılacak mı?
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
DÜNYA´DA SEVİLEN LİDER
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
SAVCI DOĞAN ÖZ´Ü SAYGIYLA ANARKEN...
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİ YÖNETİMİNİN SORUMLULUĞU ARTIYOR!
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
ABD´NİN ETNİK BÖLÜCÜLÜK KIŞKIRTMASINA KARŞI ATATÜRK´ÜN TAM BAĞIMSIZLIK İÇİN LAİK, YANİ DEMOKRATİK ULUSAL BİRLİK MODELİ HAYKIRILMALIDIR!
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
HASTA VELİNİMETİMİZDİR !
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
İnsan Geçmiş Kısa Tarihi Ve Yaratığı Teknoloji İle Karşı Karşıya Gelmesi
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Ata Alp And
Ata Alp And
İSTANBUL ROMANLARI
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
İDLİP
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
ABD, BÖLGESEL OYUNDA ŞAŞIRTMIYOR
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
KENDİ KÜLTÜRÜNDEN KORKMAK
Celal Topkan
Celal Topkan
SEÇİMLER ÖNCESİ TÜRK HALKINA ÇAĞRIMDIR
ALİ TAŞ ADN.
ALİ TAŞ ADN.
kitaplık-elş.deneme YASEMİN BÜLBÜL-“SON SALTANAT ERTUĞRUL”(*)
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
ATATÜRK 30 AĞUSTOS´U ANLATIYOR
İlhan ALPER
İlhan ALPER
HÜLYA ŞENKUL VE EDEBİYAT
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
YENİ ADANA GAZETESİNİN KUVAYI MİLLİYE RUHUYLA 100. YILI
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Tarihten Ders Almak
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
AT
Adil OKAY
Adil OKAY
ADİL OKAY YAZDI: “ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*
Özcan İNCEOĞLU
Özcan İNCEOĞLU
Formanın ağırlığını hissetmek gerek
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
ADANASPOR İYİ YOLDA
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
BÜROKRASİ VE SAĞLIK ÜZERİNE
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
PREVEZE Mİ İNEBAHTI MI
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
ADANA DEMİRSPOR´A BAŞARILAR DİLERİZ
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Volgada 11 gün-23
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
SEÇİM RENKLİ GEÇİYOR
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2018-12/19/1422573915426.jpg