kitaplık
Tarih: 24.9.2018 09:30:15 / 102okunma / 0yorum
ALİ TAŞ ADN.

“19.YÜZYIL´DA HARPUTLU İKİ ŞAİR

MUSTAFA ÂSIM VE ÇERİBAŞIZÂDE ALİ BEY´LER”-1

 

                                                                                                                                                                                   Ali Taş Adn.

/resimler/2018-9/24/0933132321990.jpg

Kökeni Yeniçeri ocağına dayanan Çeribaşı ailesinin bireyleridirler  Harputlu iki kardeş şair Mustafa Asım ile  Çeribaşızâde Ali Bey… Mustafa Âsım Adana ve Mersin yöresinde görev yaparken ve bu yörede şiirlerini de yazarken,  Çeribaşızâde Ali Bey (Serseri Ali) “Olaydı Yâr Olaydı” türküsünün güftesiyle tanınmaktadır. Her iki şair ise, şiirleri de bulunan Adanalı Av. Ali Şahin Vural Atal´ın babası İsmail Hakkı Atal´ın babası ve amcasıdırlar.

 

*”MECMUA-İ YÂDİGAR”

 

Araştırmacı-Yazar Nesime Ceyhan Çeribaşızâde Ali Bey (Serseri Ali)  ve Mustafa Âsım olan iki şair kardeşin şiir ve mektuplarının bulunduğu “Mecmua-i Yâdigâr”adlı defteri inceleyerek sekiz ay gibi bir zamanda  elimizde bulunan “19. Yüzyılda Harputlu İki Şâir Kardeş-Mustafa Âsım ve Çeribaşızâde Ali” adlı kitabı hazırlamış.

Mustafa Âsım´ın ortanca oğlu İsmail Hakkı´nın Elazığ eşrafından Nazmi Bey´in izin verdiği kadarıyla, babasının asıl defterinden alınan şiir ve bilgiler olduğu belirtilmiş. Asıl deftere gelince… Mustafa Âsım´ın ortanca oğlu İsmail Hakkı, babası ile amcasının şiirleriyle belgelerinin bulunduğu defteri Nazmi Bey´den istese de alamamış, Nazmi Bey, babasının defterini oğluna vermemiştir.

 

                    TECNÎS-İ SERSERİ

 

                 1-Kimse bilmez Tuna gibi başımı

                   Akan ırmaklara coşkun selim ben

                   Dört ırmağa verdim çeşmem başını

                   Şât, Murâd, Ceyhûn, nehr-i Nîl´im ben

                2-Sevdâ ile nice yerler dolaştım

                   Nice dağlar, nice, nice çöl aştım

                   Katre idim deryâlara ulaştım

                   Deryâlar içinde teşne dilim ben     

                3-Serserim miskinim Harput´tur hayfâ

                   Öter mi her dalda bülbül-i şeydâ

                   Bir viran bağçede olmuşum peydâ

                   Kimse bilmez ne nevreste gülüm ben (s.203-204)

 

                                        /resimler/2018-9/24/0933508416397.jpg                                      Serseri  Ali

 

“Mecmua-i Yâdigâr”daki defterden  yararlanılarak yaşam öyküsü ve şiirlerine erişildiği belirtilirken; bunların asıl defterden alınan şiir ve bilgiler olmadığına yer verilmiş. “Mustafa Âsım´ın küçük oğlu Mehmet İsmet, 14 yaşında iken, babasının dağınık hâldeki belgelerini toplayarak (1920) babası ile amcasının şiir ve mektuplarını bir araya getirdiği ilk defterden alınabildiği kadar yazılan ikinci deftermiş…. Asıl defter ise Elazığ eşrafından Nazmi Bey´de ortaya çıkmış.

*”Gazel-i Fehmî-i Tarsus, Tahmîs-i Âsım Hayrelbuyûtî”

           1-Hançer-i müjgânına olçeşm-i rindânım beni

Sînemi kıldı nişangâh urdu hûbânım beni   

                Ağlatır dağ-ı derûnumdan akan kânım beni

                               *Yakdı cânım, bükdü kaddim, yıkdı cânânım beni

                               *Hoştîmar etdi o şâhım, derde dermânım beni           

           2-Olmayınca bir zaman rindân-ı aşk içre mürîd

                Kesmeyince lutf hallâk-ı teâlîden ümîd

                Her belâ-yı derde râzı olmayan olmaz ferîd

                               *Yakmayınca seyf bırak, olmaz ol tîre hadîd

                                *Ol sebepten firkatiyle yaktı hâkânım beni

           3-Dâme düştü bülbül-i şeydâ dahi hayli zemân

                Gül yüzünden ettiğiyçün zâr ü feryâd ü figân

                 Kurtulur bir gün o,  nûr gülşende eyler hoş mekân

                               *Bükmeyince vâsıl olmaz yeter maksûda kemân

                               *Nükte-i ma´hûda döndür büktü sultânım beni  

           4-Şem´-i hüsnünde dolaştırdı nice pervâneyi

                Aldatup şevk-i çerağında gezen pervâneyi

                Yandırır âhır visâlinde dil-i sûzâneyi

                               *Çün yapılmaz yıkmayınca hâne-i vîrâneyi

                               *Yıkdı îmar eylemekçün mâh-ı tâbânım beni  

           5-Sevdiğimden gayrı, dünyâda sitemkâr yoğimiş

                Sormadı birgün perîşân hâlimi âr yoğimiş

Âsım-ı şeydâ gibi mehcûr-ı dildâr yoğimiş

                *Çün bu cânım çıkmayınca vuslat´ı yâr yoğimiş

                *Fehmiyâ çıksın bu tenden terk edip cânım beni (s.181-182)

 

                                    Mustafa Âsım

 

Defter, Mustafa Âsım´ın Adana´da yaşayan ortanca oğlu İsmail Hakkı´nın kızı Prof. Dr. Nadire Yüksekışık´da uzun yıllar kaldıktan sonra, rahatsızlandığında kız kardeşi Av. Zeynep Ünlüeser´e verilmiş. Yazarın, Mustafa Âsım´ın küçük oğlu Nurettin´in kızı Birten Gökyay´la tanışmasından sonra da defter yazar tarafından incelemeye alınmış.

Nurettin´in ortanca kızı Birten Gökyay “Mecmua-i Yâdigâr” adlı, dedesinin 227 sayfalık defterini Yrd. Doç. Dr. Nesime Ceyhan´a vermiş. Yazar Yrd. Doç. Dr. Nesîme Ceyhan, sekiz aylık çalışması sonucu kitabı tamamlayabilmiş. Nesîme Ceyhan, 19. yüzyılda yaşamış iki kardeş şair olan Mustafa Âsım ile Çeribaşızâde Ali´nin yaşadıkları dönemden uzak kalmadıklarını; devrin taşra şiirini temsil eden iki kardeşin ortanın üzerinde şiir yeteneğine sahip göründüklerini; Mustafa Âsım´ın, değişen ve dönüşen Divan şiirinin yeni şiire yönelen yerinde ve devrin insanı gibi şiirinin de değiştiğinin farkında olduğu; Çeribaşızâde Ali Bey´in ise, Divan ve Halk şiirinin birleştiği yerde durduğu; her iki şâir de de yenileşen şiirin izlerini takip etmenin mümkün olduğu notlarını düşmüştür.(s.9)

GAZEL-İ SERSERİ

                1-Aşkınla senin şöyle diğer-gûn olurum ben

                    Sahrâya düşüp âhırı nMecnûn olurum ben

                2-Ey gonca dehen lâ´l-i şîrin uğruna billâh

                    Sır vermeden Ferhâd´dan efzûn olurum ben

                3-Göz yaşı döküpağladığım gam değil ammâ

                   Korkum bu ki müstağrık Ceyhûn olurum ben

                4-Gel atma nolur tîr-i müjen gamzelerinden

                   Bağrım delinir birdil-i pürhûn olurum ben

                5-Ey şûh-ı cihân Serserî uşşâkın unutma

                   Bu hasret ile yanmağa memnûn olurum ben (s.99)

 

                                                                                                      Serseri Ali

            Tarihçi arş.-yazar Fikret Memişoğlu, Yeni Fırat dergisindeki yazısında (1962)  Mustafa Âsım ile Çeribaşı Ali Bey hakkında yazdığı  yazıda,yetenekli ve halk içinde çok anılan bu iki kardeşin şiirlerinin kaybolduğundan da söz etmiş. (s.31)

 

*MUSTAFA ÂSIM VE ÇERİBAŞIZÂDE ALİ BEY

            Çeribaşızâde Ali (1830-1866) ile Çeribaşızâde Mustafa Âsım (1858-1919) Harput´lu iki şair kardeş. Haleb vilâyetinde maiyet memurluğu yapan Ferhad isimli bir de kardeşleri var. Üç kardeşin babaları Miralay Mehmet Bey. Askerbaşı anlamına gelen Çeribaşı ailesinin kökeni Yeniçeri Ocağı´na dayanıyor…

*Mersin´den Haleb Valisi Nâzım Paşa´ya yazdığı terfi etmesi için şiir…

           1-Adl ü âsârın ile eylesin ehl-i şehbâ

                Zât-ı aliyyâlarına dâima binlerce duâ

           2-Halk-ıMersin ediyor hâliyâ tezyîn-i lisân

                Çünkü âsâr-ı güzîdenle buluptur umrân

           3-Mersin´e geldiğim esnâda görünce derhâl

                Bergüzâr kıldığınız mektebe fevren fi´l-hâl

           4-Yazdığım tarihi arz etmeye kıldım cüret 

                Bu mübâhât ile tasdîa da buldum fırsat

           7-Abdinize ederim leyl ü nehâr hamd üsenâ

                Hakkı-ı nâçizi de beş defa yazıldı inhâ

           8-Olmadı hiçbiri is´âfa karîn

                Resmî günlerde olur kemteriniz kalb-i hazin

           9-Aldı dördüncü nişân nice nice mâdûnum

                Bir beşinciyi dahî vermediler mahzûnum

         10-Abd-i nâçizleri oldukça da kıtmîri edîbim        

                Dahî îfa-yı vezâifçe de pâk-i merd-i necîbim

         11-Hep berâatlidir her yerdeki istihdâmım

                Emr-iâliye muvâfık bilirim ikdâmım

         12-Oldu on altı sene meslek-i jandarmadayım

                Emr-i terfîimi kuvvetli ümîd etmedeyim

          13-Çün edilmişti mukaddem köleniz isti´lâm

                Vâli-i âli-i Seyhan tarafından da yazıldı i´lâm

         14-Hâliyen gelmedi tesrîrime bir emr-i beşîr

                Kaldım emsâlim arasında hacâlette esîr. (S.130-131) 

                                              

Mustafa Âsım

 

Tarihin akışına koşut yukardan aşağı doğru geldiğimizde 1688´de Osmanlı devletindeki isyanda (Büyük bir olasılıkla Patrona Halil İsyanı) öldürülen Yeniçeri Ocağı Ağası Harputlu Ali Ağa´nın oğlu  Yeniçeri Ocağı Ağası Mustafa Ağa, onun oğlu Yeniçeri Ocağı Harput Ağası Ali Bey, Ali Ağa´nın oğlu ise; Çeribaşızâde Ali ile Mustafa Âsım ve Ferhad beylerin babaları olan Miralay Mehmet Bey.

Çeribaşızâde soyadı aile fertlerinden bir kısmının Yeniçeri Ağası olması nedeniyle verilir. Aileye uzaktan akraba olanlar Subaşı ve Başçeri soyadlarını almışlar. İshak Sunguroğlu, ailenin kökeninin Fatih Sultan Mehmed´e kadar taşır. (s.32)  Miralay Mehmet Bey ve onun babası olan Yeniçeri Ocağı Harpur Ağası Ali Bey´e ait mevcut fermanların kaybolduğu da defterde yer alan bilgilerdendir.

 

GAZEL-İ SERSERİ

1-Gönlümce benim dönmedi devrân dönecek mi                                                                                                                         Rahm eyleyüp ahvâlime bir ân dönecek mi

                2-Ey bâd-ı sabâ müjde-i ihsânı yetiştir

                   Râyiha-i kâkülleri reyhân dönecek mi

                3-Mecrûh sînem hicr ile cerrâha kaluptur 

                   Bir gün ola mı vuslata hicrân dönecek mi

                4-Mahrûm eden olyâr kûyundan beni yâ Rab

                   Eşkimle anun başına tûfan dönecek mi? 

                5-Dil nâr-ı şeb-i gamında kalup Serser oluptur

                   Şolyüzleri hurşid dırahşân dönecek mi (s.100)

 

                                                                                              Serseri Ali

*Mustafa Âsım, Mersin jandarma tabur kitabetinde iken, Halep´de hava değişiminde bulunduğu süre, mezuniyet maaşının Adana alayından verilmesi hakkında Adana Valisi Bahri Paşa´ya yazdığı şiir.

 

           1-Eylesin adlin ile belde-i Seyhan fahri

                Eşkıyânın bu havâlîde bozuldu sihri

                Ehl-i târih arasın haşre kadar bu dehri

                Okusun bülbül bağ-ı Adana bu asrı

                Sizsiniz âsıf-ı devrân-ı adâletbahri

                               *Sâmi-i ehll-i niyâz lâmi-i nûr-ı vüzerâsın

                               *Nazar-ı şevket-i şâhânede hurşid-i ziyâsın

           2-Şeref ü âtufetün cümleye oldu siyyân

                Asrınızda bu havâlîde bulunmaz giryân

                Adliniz kılmadadır dilleri şâd u handân

                Ediyor elsine-i vird-i umûmî şükrân

                İki âlemde sizi eylesin âlî, rahmân

                               *Ve lehû

           3-Ey velîü´n-niğme silsile-i pâk-i nesîb

                Bendegân sâhibi zü´l-kadir necîb ibni necîb

                Künc-i mihnetteki bîçârelere, lutf-i tabîb

                Kadr-i ulviyetiniz söyletiyor, nazm-ı edîb

                Çünkü âsâyiş içinde yaşıyor, yerli garib

                               *Ve lehû

           4-Kemterin gelmiş idim emir sipehdârı ile Bağdad´tan

                Şehr-i şehbâya kadar semt-i behişt-i âbâddan

                Âile gâile beşaltı nüfus efrâddan

                Harçlığım kalmadı şehbâya üç zâtdan

                Aldım on beşlira güçhâl ile karzıyâtdan

                               *Sâmi-i ehl-i niyâz lâmi-i nûr-ı vüzerâsın

                               *Nazar-ı şevket-i şâhânâde hurşid-i ziyâsın

           5-Abdiniz belde-i şehbâya olundum terhîs

                Olıcak münkazıyye iznim edildimteşhîs

                Altı mâh medd izin kıldı etıbbâ tahsîs

                Fırkadan gitti rapor mazbatası bîtenkîs

                Gelmedi emri düyûnattan olaydım tehlîs

                               Ve lehû    

           6-Maâşâtımı Haleb´de gözetirken gûyâ

Şîve-i âb u kader Mersin´e kıldı isrâ

                Hâk-i pâkinden inâyet dileyip itmiştim istidâ

                Tarf-ı sâmilerinden üç ay evvelce yazıldı inhâ

                Gelmemiştir ne maaş ne de cevâbı hâlâ

                               *Sâmi ehl-i niyâz lâmi-i nûr-ı vüzerâsın

                                *Nazar-ı şevket-i şâhânede hurşid-i ziyâsın

          7-Yok bir emlâk ü irâdım ki maaştan gayrı

                Masraf, dağdağa-i fikr, hırâştan gayrı

                Külfet-i âciz-i beyt telaştan gayrı

Tesliyem tebriye evrâk kumaştan gayrı

Başka yok fahr edecek merkad-ı nâştan gayrı

                               Ve lehü

           8-Köleniz Âsım-i biçâre duânızda müdâm câhiddir

İnd-i dergâh-ı Hudâda umarım fâiddir

Cümle ahvâle âmirlerim hep şâhiddir

 Husûsen dâder-i devletleri mîr-i âhidir

İşte o mîr-imüşâr en büyücek şâhiddir

                *Ömr-i ikbâlinizi eylesin Allah mezîd

*İsterim celb-i maâşâtım için bir te´kîd  (s.132-133-134)

                  

                                               Mustafa Âsım

 

Fikret Memişoğlu´nun “Harput´ta Dalyan Boylu Çeribaşızâde Ali Bey” adlı makalesinde belirttiğine göre Çeribaşı ailesinin askeri hizmetlerine karşılık Harput´un “Kuzey Ovası´nın” tımar olarak verildiği, bununla ilgili beratların İkinci Mahmud ve Sultan Abdülmecid tarafından da teyid edildiğine yer veren yazar Nesime Ceyhan, Başbakanlık Devlet Arşivi´nde bu konuda herhangi bir bilgi ve belge bulamamış. Memişoğlu makalesinde ayrıca Mustafa Âsım Bey´le ilgili Abdülmecid Han tarafından verilen son beratı yayımlayacağını önceden duyursa da, Yeni Fırat dergisinin ilerleyen sayılarında böyle bir belgenin yayımlanmadığı belirtilir… “Hicrî 1256 tarihinde verilen bu berattan, Ali Bey´in babasının Miralay Mehmed bey olduğu anlaşılıyor. Bu Mehmed Bey´in Elazığ´ın ilk kuruluşunda eyalet valisi olan Mehmed Reşid Paşa ile Harput´a geldiği anlaşılmaktadır.”(s.33)

 

                              MEŞHÛR GAZEL-İ SERSERÎ

 

                1-Yine bir şûh-ı şîrin yazmayı nevrestelemiş

                   Aldı aklım hele bilmem ne güzel bestelemiş

                2-Finofes bir yana püskül karışup kâkülüne

                   Kara gözler ne yaman hasta bakar mestelemiş

                3-Tîr-i müjgânını şol kaşı yâyından vâh kim

                   Sîneme doğru tutup atmağa şâyestelemiş

                4-Göreli gül yüzünü aşkına yandım yanarım

                   Tütünüm baştan aşup göklere peyvestelemiş

                5-Serserî sen gideli gurbete Harput güzeli

                   Şîve-i nâz u edâyı ne yaman üstelemiş   (s.160)

 

               Serseri Ali

 

Çeribaşızâde Ali ile Çeribaşızâde Mustafa Âsım´ın yaşadıkları 19. yüzyılda Elazığ´la birlikte bir kültür merkezi olan Harput´taki nüfusun 15.070 (1897) olduğundan da söz edilirken; Harput´un eyalet konumundaki önemli bir uygarlık merkezi olduğu için Diyarbakır´a atanan valilerin de Harput´ta ikâmet ettikleri vurgulanır.

İshak Sunguroğlu´nun ”HarputYollarında” adlı eserini kaynak gösteren yazar, “Harput´un Yetiştirdiği Şairler” bölümünde 19. Yüzyılda yaşayan halk ve divân şairlerinin Hoğulu Hoca Ahmet Efendi Oğlu Rahmi-i Harputî, Hacı Abdülhamid Hazmî Efendi, Sunguroğlu Hacı Kerim Efendi, Çeribaşı Ali Bey ve kardeşi Mustafa Âsım, Ahmed Hamdi-i Harputî, Ali Haydar Çırpanî, Harputî Âşık Cefâî,  Şâir Melûlî, Karacaoğlu Mustafa Sabrî, Köse Sefer Hacı Reşid Efendi, Şâir Veysî, Hacı Hafız Şeyh Yusuf Efendi, Muallim Sâdi ve İzzet Dede ve Meşhur Harputlu Şâir Hacı Hayri Bey gibi isimler olduğuna da değinir. Bunun dışında,  Yrd. Doç. Dr. M. Nâci Onur´un “Harputlu Dîvan Şâirleri” adlı çalışması olduğunu dile getiren Nesime Ceyhan; orda da  Rahmi-i Harputî, Şirinzâde Muallim Sâdi,  Köse Seferzâde Hacı Raif Efendi, Sungurzâde Hacı Abdülkerim Efendi, Kanbalakzâde Abdülhamid Hazmî, Hacı Hayri Bey, Mustafa Sabri Efendi (Karacaoğlu), Efendizâde Veysî, Çırpânîzâde Ali Haydar bey. M. Nâci Onur´un, Harputlu Hacı Hayri Bey, Harputlu Rahmî Dîvanı ve Harputlu Şâir Mustafa Sabri Efendi isimli şairlere yer verirken (s.13) …”Mustafa Âsım ve ağabeyi Çeribaşızâde  Ali´nin hem aldıkları eğitim ve hem de köklü aile yapıları bakımından devirdaşları şöhretli şârlerden geri kalmadıklarını, şiirlerinin kayboluşu sebebiyle Hârputlu şairler arasında  sadece anıldıklarını, zihinlerde kalan bazı şiirlerinin gündeme getirilebildiğini görüyoruz.” (s.12-13) notunu düşüp, isimlerini belirttiği Harputlu şairlerin birer şiirini de yer vermiş.

 

”Gazel-i Jandarma Miralayı Mîr Âhid Hasan Tahmîs-i Âsım Hayrelbuyûtî”

           1-Gül bülbülü güldürmedi Tevfik Beyefendi

Göz yaşını sildirmedi  Tevfik Beyefendi

Müjgân oku atmaklığı bildirmedi Tevfik Beyefendi

*Emsâlini göz görmedi Tevfik Beyefendi

                *Reftârına aklermedi Tevfik Beyefendi

           2-Cârına edâ-i kâmet bâlâsına hikmet

                Seyreyleyen arâr dahi etmekte rekâbet

                Ta´n eylemesin âşıkını işve-yi âfet

                               *Mahsûs sana, bu yosma reviş hüsn-i letâfet 

                               *Gayrılara hak vermedi Tevfik Beyefendi

           3-Yapma a begim âşığına nazlı kinâye

                Bakdımsa ne var gerden-i billûr aynaya

                Şâyetse kıluptur seni hak medh ü senâya

                               *Sen gibi bir âfet hele bu dehr-i fenâya

                               *Zannım ki daha girmedi Tevfik Beyefendi

 

Mustafa Âsım

 

Şiirleri yer alan şairlerin dışında Hacı Yunuz Remzî Efendi, halk şâri Âşık Cefâî, Fevzi, Melûlî ve İzzet Dede gibi şairlerin adlarından da söz eden yazar Nesime Ceyhan; HarputYollarında” adlı kitabın yazarı olan İshak Sunguroğlu´nun;  “Çeribaşızâde Ali Bey ve Mustafa Âsım´ı da halk şâri iki kardeş olarak zikretmiş, şiirlerinin güzelliklerinden ve kıymetinden bahsetmekle birlikte eserlerinin kaybolduğunu üzülerek ifade etmiştir…” (s.28)

İşte, yazar Nesime Ceyhan, kendisine verilen  bu şiirler ve belgeler üzerinde çalışarak “19. Yüzyılda Harputlu İki Şâir-Mustafa Âsım ve Çeribaşızâde Ali Bey´ler” adlı kitabı edebiyata kazandırmıştır.

 

GAZEL-İ ÂSIM

 

           1-Sevdiğim aşkınişle ben iftihâr etmem mi ya

                Zümre-i uşşâka her dem bahşeder hüsnünziyâ

           2-Gamze atmak, şîve satmak âdet etmiş gözlerin

                Böyle insafsızlık âhûlar da etmez zannıma

           3-Gözlerin mestânesi oldumsa kâfir olmadım

                Sen gibi bir şûha elbette olur dil mübtelâ

           4-Ben nasıl olmam kızıl divânesi dildârımın

                Gül yanağından kızıl elmalar cilâ

           5-Bezm-i vaslın hastasıdır Âsım-i şeydâ senin

                Bûs-ı lâ´l-i leblerin ümmîd eder subh u mesâ (s.142)

 

                                                                                              Mustafa Âsım

 

*Adanalı Sırrı (Efendi)nin Nazîresi

 

          1-Damlamıştır kalbime hubbun ezelden ezelden âşıka

Kâni´ ol,Hakk´a kasemle yok derûnumda riyâ

           2-Gamze şîve attırır elbet bana aşkın senin

                Nasfet-i mesbûtemi atma sakın beyne´d-dücâ

           3-Gözlerim gözler mülâkâtı fakat oldum redîf

                Buk´a-i ta´lîme düştüm cismime verdiezâ

           4-Gül zahmda kalmamıştır levn-i safbâ sevdiğim

                Vakt-i vaslında utansam anıçokgörme banâ

           5-Bûs-ı destin an-karîb etsen, ol zü´l-celâl

                Etmesin, mahrûm-i didârın bu Sırrî´yi Hudâ. (s.142-143) 

 

Mustafa Âsım

 

Sözlerini sürdüren yazar Nesime Ceyhan;   “…Ali Bey halk şiirine daha yatkınken; Mustafa Âsım, yukarıda da anılan asırdaşı şâirlerin birçoğu gibi modern şiire doğru değişen klâsik şiiri temsil eder.” notunu da yazısının sonuna düşmüş. (s.28)

 

*“Mersin´de bir dilber-i rânâya hitâb gazel”

 

           1-Sormadın zârımı bir kerre neden olmalıdır

                Çıkan âhım yeli güneyde esen olmalıdır

           2-Sana arz eyleyecek hâlimi hemdem bulamam

                Hikmet-i aşkı mezâyâyı bilen olmalıdır 

           3-Hayli demdir ne çeker gamlı gönül gurbette

                Bahtımın tev´emi ekdâr-ı mihen olmalıdır

           4-Derdimi kilk-i hazîn ile kılardım teşrîh

                Kanlı çeşmimden akan seyli silen olmalıdır

           5-Gözlerin nev´i beşerden diyemem ey dilber

                Aslınız mutlaka âhû-yı hıten olmalıdır

           6-Şöhret-i aşkı lisanlarda kalan Mecnûn

                Sebebi sen gibi bir gonce dehen olmalıdır 

           7-Ağlatan bülbül-i şeydâları her şâm u seher

                Gül yanağın gibi ellerle gülen olmalıdır

           8-Ben sana aşk-ı hakîki ile âşık oldum

                Sana meftûn olan erbâbı sühen olmalıdır

           9-Kimseye söylemedim dağ-ı derûnum 3ahır

                Aks edip cismime mecrûh-ımüjen olmalıdır

         10-Düştü cerrâh eline yârelerim insâf et

                Merhemi, şehr-i leb-i lâ´lin emen olmalıdır

         11-Gözetir ağlayarak Âsım-ı bîçâre seni

                Ölmeden gel de suâl eyle neden olmalıdır /S.148)

 

                                                                              Mustafa Âsım

 

“Serserî Ali, kardeşi Mustafa Âsım Bey´den teknik bakımdan daha kuvvetli gazeller kaleme almıştır. Serserî Ali Bey, 19. yüzyılın dîvan ve halk şiirini yaklaştıran kalem şuarasına daha yakındır.” (s.92)

Çeribaşızâde Ali Bey´in şiirlerinden otuz dördü aruz, altısı ise hece vezniyle yazılmış. Gazel, Tahmis Gazel, Muhammes-i Mütekerrir, Bahâriye ve Tecnis olarak kaleme alınmış. “Mecmua-i Yâdigar´da yer alan 40 şiirden hareketle Serserî Ali Bey, 19. asrın mürekkep yalamış, klâsik şiiri tanıyan, halk şiirinin inceliklerine mûsikî noktasında da vâkıf usta bir şâiridir. Kaynaklarda halk şâiri olarak geçişi Harput yöresinden okuduğu türkülerden mülhemdir. Biz Mustafa Âsım Bey´e ait olan defter aracılığıyla Serserî Ali´yi dîvan şiirine yaslanan yanıyla da tanıma ve inceleme şansı bulduk.”

 

                                  

 *ÇERİBAŞIZÂDE ALİ BEY (SERSERİ ALİ)

 

            Çeribaşızâde Ali Bey´in hayatı hakkındaki bilgiler” Mecmua-i Yâdigâr ile İsmet Sunguroğlu ve Ziya Memişoğlu´nun notlarından alınmaktadır… 1830/31 yıllarında doğmuş,1866 yılında 35 yaşındayken vefat etmiş. Yeğeni İsmet Aktan, amcası Ali Bey´in, babası Mustafa Âsım´dan 15 yaş büyük olduğunu belirtse de, yazar Nesime Ceyhan, daha büyük olabileceğini vurgularken; bundan 5-10 yıl önce vefat eden 80/90 yaşlarındaki ihtiyarların onun adını ve şöhretini duydukları hâlde kendisini görememelerine dayandırarak,  1830´dan bir hayli önce doğmuş olabileceğinin altını çizmektedir. Bunun yanı sıra, Ali Bey´in ölünceye kadr sevdiği kadın olan Pembe Hanım´dan olan ve Çanakkale Savaşı´nda Topçu Binbaşısı olarak şehit olan (1915) oğlu Ali Ulvi´nin 1896 yılında 16/17 yaşlarında iken ona yazdığı mektuplardan doğum tarihinin 1843 olabileceğini çıkararak, Fikret Memişoğlu´nun verdiği bilgilerin doğru olmadığından da söz eder.

Çeribaşızâde Ali Bey´le ölene kadar birbirlerini sevdikleri Pembe Hanım´a gelince…

Hasta olduğunda topçu okulundaki oğluna yanına çağırıp:”Gel oğlum, sana bir sır vereceğim” diye söze başladıktan sonra, “senin baban bu şehrin en yiğidi Ali Bey´di. Onun için senin adını da Ali Ulvi koydum. Ben öldükten sonra, sen onunla iftihar edeceksin. Bu sırrı gizledim ben. Sen sakın gizleme. Kader bu, bir dalda iki yaprak olamadık dünyada.. Ahrette Allah nasîb etsin./Şimdi babanın hayatta bir kardesi vardır. Onun adı Mustafa Âsım Bey´dir. Kendini ona tanıt, korkma, onlar asil insanlardır. Ölülerin hatırasına hürmet ederler.  diyerek” gözlerini kapatır. Mustafa Âsım, Ali Ulvi´yi okutup, Harbiye´ye kadar göndermiş.

“Çeribaşızâde Ali Bey´in devrin şöhretli şâirlerine tahmisleri olduğu gibi,onun şiirlerine de tahmisler yapılmış, şöhreti devrini sarmıştır.” (s.43)

 Çeribaşızâde Ali Bey Harput´ta eğitimini gördükten sonra, Harput´ta fazla kalmayıp diyar diyar dolaşmış… Harput´tan ayrılışına neden olarak, bir komşu kızının kendisini rahatsız etmesi ya da  karısı ona âşık olan bir adamın ricası olarak da söylenir. Yakışıklı ve hovarda bir olan Ali Bey´in, şiirlerinde “Serseri” mahlasını kullandığı, halk şairi olarak anılsa da divan şiirine daha yakın olduğu ifade edilmektedir. “…Harput makamlarının hepsine âşinâ olup sesi güzel ve etkileyicidir. Yaşadığı yerlerde kadın, erkek bütün insanları etrafına toplayacak bir cazibeye sahip olduğu söylenir. Bunun yanında mahcup hâli şöhretini arttırmıştır.”(s.41)

 

            *ÇERİBAŞIZÂDE ALİ BEY´İN ŞİİRLERİ

 

            Şiir yazan, beste yapan,  güzel ve farklı sesiyle divan, türkü, hoyrat okuyan Çeribaşızâde Ali Bey, İstanbul´a gittiğinde bir camiden ezan okuyarak, güzel sesini tanıyan  Harputlu hemşerilerini bulur. Harput´a döneceği zaman parası kalmadığında da bir dilenciyle elbiselerini değişip, dilencinin yerine oturup, dîvanlar, nevrûzlar, ibrâhimiyeler okuyarak yol parasını toparlayarak Harput´a döner.

 

GAZEL-İ SERSERÎ

1-O şuhun aklım alan şöyle finofes başıdır

                   Hem sebep ömrüme ol gözleri ile kaşıdır

                2-Âh niçün ülfetini kesti benimle bilmem

                   Şimdi ağyâr iledir gayrıların yoldaşıdır

                3-Çağlayan kan ile su cânâ ser-i kûyında

                   Ağlarım hasret-i hicrinle bu çeşmim yaşıdır

                4-Kendine kalsa eğer yâr bu kadar  cevr etmez

                    Tıfldır neylesin olettiren on dört yaşıdır

                5-Serserî hoşgörüben, çekme gam yârimden

                   Atılan seng-i sitem, bize muhabbet taşıdır. (s.150)

 

                                                                                         Serseri Ali

 

            Yeğeni İsmail Hakkı´nın; ”Asrındaki insanların en bahâdırı ve hem de gâyet tenâsüb-i âzâya ve muhrik bir sadâ ile beraber hüsn ahlâka mâlik emsâlinin nâdiri olduğu hâlde hazmen linefsihî mahlasını ‘Serseri,´ yâd ettiren Mustafa Âsım´ın en büyük biraderi meşhûr Ali Bey´in mahsûl-i tabiatından gazel.” (s.42) diyerek takdim ettiği Mecmua-i Yâdigâr´da onun 41 şiiri yer alır.   

Bestelenmiş şiirleri nedeniyle kısmen tanındığı belirtilen Çeribaşızâde Ali Bey, dostlukları da bulunan, döneminin Harputlu şairlerinden olan Hacı Hayri Bey´in redifli, “Olaydı” adlı, türkü olarak çok tanınan şiirini de bestelemiştir. 

                Çeribaşızâde Ali Bey´in vefatından sonra da Mustafa Âsım İstanbulâ gittiğinde (Haziran 1917) tanınmış Harputlu şair Hacı Hayri Bey´le görüştüğünde Serseri Ali´den bahsedip ağlamışlar. Hacı Hayri Bey´le Çeribaşızâde Ali Bey gençliklerinde süreklibirlikte olup şiirler yazar, besteler yaparlarmış. Hatta birlikte yaptıkları, serseri Ali´nin bestesini  yaptığı ve hâlen söylenen tanınmış bir türkü olan “Olaydı”nın güftesi şöyledir:

 

            Sînemde bir tutuşmuş yanmış ocağ olaydı.

Zülfün karanlığında bezme çerağ olaydı

Olaydı yâr oaydı yâr bâde dolduraydı

Şu benim gönlüm için nizam icâd olaydı.

 

“Urfalı Nâbi´den Osman Nevres´e ondan da Hacı Hayri Bey´e intikal eden “olaydı” redifli gazeline Hacı Hayri´den sonra da nazîreleri yapılmıştır. Hacı Hayri Bey´in gazelinin aslı şöyledir:”

 

            Sînemde bir tutuşmuş yanmış ocağ olaydı.

Zülfün karanlığında bezme çerağ olaydı

                               ***

Meyhâneler kapısı bahtım gibi kapansın

Rindâne bâde içmek sensiz yasağ olaydı

                               ***

Deşt-i cünûn içinde gezmezdi böyle gönlüm

Gîsûların kemendi boynumda bağ olaydı.

                               ***

Terk-i cûnûn ederdi Leylâ gamıyla Mecnûn

Bir gün yüzün göreydi âlemde sağ olaydı

                               ***

Efsâneler yazardım sevdâ-yı aşka dâir

Gamdan dilimde Hayrî hâl-i ferağ olaydı.

 

“M. Nâci Onur, Harput´ta Uşşak, İstanbul´da Hüseyni makamında bestelenen bu manzûmeye, bestelenişi sırasında,  şâire ait olmayan ve ancak anoınim bildiğimiz şu beytin de nakarat olarak eklenmiş olduğunu belirtir:

 

Nolaydı yâr nolaydı yâr bâde dolduraydı

Şu garîb gönlüm için kânun icâd olaydı. (s.46)

 

            “Harputlu şâirlerle ilgili yapılan çalışmalarda ve antolojilerde geçen, kulaktan kulağa aktarıldığı söylenen bilinen bir şiiri şöyledir:

 

            *ÇERİBAŞIZÂDE MUSTAFA ÂSIM:

 

Mustafa Âsım; Diyarbakır Jandarma Alay İdare Eminliğinde bulunurken 1335/1919 yılı şubatının 23.günü vefat etmiştir. 1.72 boyunda, dinç, asker yürüyüşlü, gençliğinde güreşirmiş. Dersim isyânı dolayısıyla dersim vilayeti lağvedildiğinde memur olan Mustafa Âsım, daha sonra askeriyeye geçmiş, Sultan Abdülhamit döneminde 12 yıl sivil memuriyet, ardından 3 yıl Bağdat, 1 yıl Haleb, 8 yıl Mersin´de görev yapmış. 1906 yılından itibaren de 13 yılı geçkin bir zaman Diyarbakır´da görevde bulunmuş, 32 yıl Jandarma mesleğinde çalışmış. Diyarbakır´da Jandarma Alay İdare Eminliği yaparken Polis Müdürlüğü ve Divân-ı Harb ve İdâre-i Örfiye azalıklarında da bulunmuş. 1888´de ki Dersim isyanı nedeniyle Dersim vilayeti lağvedildiğinde sivil hizmetten askeriyeye geçen, bir yıl sonra teğmen olarak gittiği Bağdat´ta 3 yıl Sinâ´da kalınca sıcağa dayanamayarak tebdîl-i hava ile Haleb´e ordan da Mersin´e geçen Mustafa Âsım, şiirlerinden anlaşıldığı kadarıyla Haleb ve Diyarbakır´ın havasına vücudu uyum sağlayamamış. Mustafa Asım kendisini Diyarbakır halkına sevdirmiş, yazdığı şiirler Diyarbakır münevverleri üzerinde ilgi uyandırmış. Diyarbakır´daki14 yıllık vazifesi esnasında on alay kumandanı değiştiği hâlde, şehrin havasıyla uyum sağlayamadığı, ya serin bir yere ya da emekliye sevk edilmesi gerektiğini ısrarla talep ettiği hâlde bu dileği gerçekleşmemiştir.

 

“İstanbul´da Elazîz, Diyarbekir, Dersim, Ma´den, Mardin Meb´ûsîn-i Kirâmına İstirhâmı Mutazammın Takdîm Kılınan Manzûme”

 

1-Bugün siz devlet-i Osmâniyânın pertevindensiz

   Dehâlet eyleyen mahzûnlarun saff-ı melce´indensiz

   Husûsan eşref-i Hayre´l buyût-ı Âmidîdensiz

   Bükülmüş rişte-i ikbâli cezmin yaverindensiz

                *Niyâzım çeşme-i işfâkınızdan âb-ı rahmettir

                   Hayât-ı teşne-yâb-ı ömrümü sakye delâlettir

2-Karîb oldu otuz sâle devam-ı hidmetim heyhât,

   Ezildi zinde-i cismim haber vermektedir mir´ât

   Evâilde yazıldı gayretim hakkında takrîraât

   Kuyûdât şâhidimdir olmadıu inhâde te´sîrât

                *Meramım cümle-i eltâfınızdan bir inâyettir

                *Üzülmüş gönlümü tesrîr için hasbî himâyettir

3-Kader itmezse yardım heyet içre lâl olur hâme

   Huzûr-ı imtihânda bağlanır iz´an düşer dâma

   Müsâid olmayınca istirâc erdirmiyor kâma

   Dönüpdür subh-ı ikbâlim zalâm-ı vakt-i akşâma 

*Benim sizden temenni ettiğim bilhassa rikkattir

*Acırsız hâlime elbette me´mûlüm mürüvettir

 4-Havâsı dilgüşâ Hayre´l-buyût içre yetişmişken

    Kaviyyü´l-bünyeden şübbânelerle çok güleşmişken

    Sekiz Mersin´de üçsâl belde-i Bağdat´ta kalmışken

    Mukadderle bilâd-i hârreyi bunca dolaşmışken  

                               *Sene on üç Âmid´deyim kibence râhattır

                               *Velâkin ailem ma´lûl olup dûçâr-ı mihnettir

                5-Sıkıldım onları İstanbul´a nakl-i mekân ettim

                   Dağıttım yurdumu, vîrâneler misli hazân ettim

                   Kalıpdır maskat-i re´sinde onlar, ben ziyân ettim

                   Tek ü tenhâda kaldım derdimi keşf-i nihân ettim

                               Niyetçe âsım´ın matlûbı sizden âlî himmettir

                               Alınsam Der-i aliyye şehrine naklen adâlettir (s.117-118)  

               

                               Mustafa Âsım

 

Üç kez evlenen Mustafa Âsım´ın5 erkek, 2 kız evladı olmuş: Ali Şahin ve Ahmed Maruf ilk eşinden; İsmail Hakkı, 9 ay evli kaldığı Zeynep adlı ikinci eşinden; Mehmed İsmet, Nureddin ve Enîse ise 3. eşi olan İstanbullu Saffet Hanım´dan olduğu anlaşılıyor. Babaları öldüğünde. Ali Şâhin  (Maraş), Marûf (Gaziantep), İsmail Hakkı ise Adana-Mersin cephesinde Kurtuluş savaşında silah altındaymış. Küçük oğulları İsmet ve Nureddin ise babalarının ölümünden sonra küçük yaşta anasız, babasız kalmışlar.  Mustafa Âsım´ın Diyarbakır Hazreti Süleyman Camii duvarındaki levhada bulunan, Diyarbakır fatihi Hz. Süleyman hakkında yazdığı bir şiir bulunmaktaymış.

 

*”8 Teşrinevvel (Ekim) 1316/1900 tarihinde Mersin´de deniz ittisâlinde Tahtâni Mesiregâhda yüzlerce temâşasında bulunan bir dildânenin esnâ-yı raksında kayıkçılardan Zenci Selim´i cezbe tutarak üzerinde mevcut parasını rakkâsa doğru attığı bir sırada Mersince insân güzeli Şekerpâre yâd edilen Beşir Bey´in  de oraya gelmesini  müteakib denizden kurbağalar da mesîregâh kapısında oynamakta bulunmaları hengâmında söylenilen gazeldir.”

 

            1-Saldı sevdâya cesîm mürg-i âb-ı oynatır

   Sabr eder mi gönlü insanın türâbı oynatır 

2-Gabgabı gül,  lâle renginde misâl, ruhları

    Bir kızıl elmaya benzer, şeyh ü şâbı oynatır

3-Oynadıkça mutrıbânın nağmesi dilsûz eder

    Na´ralar eyler Selim Zencî şitâbı oynatır 

4-Ansızın meydân-ı aşka geldi dildârım Beşîr

   Döndü gitti mâhitâbım âfitâbım oynatır

5-Hikmet-i hubb (habîbullah)a mensûb kemterim

   İçmişim rûz-ı elest, aşkın şerâbı oynatır

6-Nerde görsem bir güzel elbet sever medheylerim

   Sanatullâh-ı teâlâ gönül nâyi oynatır

7-Rûz u şeb fikr ü hayâlim hüsn-i dildâr üzredir

   Âsım-ı şeydâ gibi aşkın kitâbı oynatır (s.152-153)

 

Mustafa Âsım

 

”Tarsuslu Muhammed Naîm Bey´in ta´rîzli nazîre-i cevâbiyyesi”

 

           1-Kilk-i kudret ezel her ne ki kılmış takdîr

                Bozamaz cilve-i rabbânîyi yüzbin tedbîr

           2-Şuarâ gönlü zamanlarca derin gamda kalır

                Kadere ehl-i hüner olmamalıdır dilgîr

           3-Tanzîm ü tahmîsini emrettiniz mersiyenin

                Eyleyen doğrusu, püsküllü meraktır te´hîr

           4-Bir de tahmîse ne hâcet ki müseddes gördüm

                Sühen-i gevhere karşı da edilmez tanzîr

           5-Evvel Allah füzelâya, üdebâya münkâdım

                İtmezem gayrı tabasbusla tekâpû ta´bîr

           6-Geleli Mersin´e bin türlücefâlar çektim

                Peder-i âlîniz ahvâlimi vallâhi bilir  

           7-Sormadan hâlimi bir kere benim ey kardaş  

                 Nükte-i şi´r ile lâyık mı edilmek tekdîr

           8-Diliyor lutf u muâf zât-ı Naîm´den Âsım

                 Yine affeylemeli var ise de çok taksîr (s.152-153)

               

               Mustafa Âsım

 

            Ali Şâhin (1890 Harput-1924) Şeyh Said isyanı başlarında Mardin savur kaymakam vekili iken emrindeki 20 jandarma er ile isyanı bastırmaya giderken pusuya düşürülerek 34 yaşında isyanın bir numaralı şehidi olarak vurulmuş.  Ali Şahin. Diyarbakır ve El-Aziz yöresinde çok güzel yazı (Hüsn ü hat) yazmakla ünlenmiş. Mustafa Âsım, gelenek olarak, doğan, ölen kişiler hakkında şiirler yazmış. Kendi çocuklarının doğumlarında da tarih düşülen, tarih-i tevellüdât denilen şiirler yazan Mustafa Âsım, oğlu Ali Şahin doğduğunda şu şiiri yazmış: 

 

*”Hayre´l-buyût Kasabasında dünyaya gelen oğlum Ali Şâhin´in târih-i mevlûdu.”

 

1-Gonceler açtı” Hudâ bahş etti bir tıfl-fuâd 1386-1890

                   İsmini yazdım Ali Şâhin edilsin böyle yâd   

                2-Âlî olsun tab´ü ahlâkı güzel nâmı gibi

                    Âlim ü sâlih olup ilm ü kitâb insin küşâd

                3-Hak teâlîden temennieylerim Âsım-ı müdâm

                   Vâlidîniyle yaşasın başa dek alsın murâd (s.186)

 

                                                                                              Mustafa Âsım

Ahmed Marûf (1896 Bağdat- ) İstiklâl Madalyası sahibi, Jandarma yüzbaşılığından emekli, İstanbul´da yaşamakta.Onun doğumun da ise şöyle bir dörtlük yazmış:  

 

*”Bağdad´da dünyaya gelen mahdûmum Ahmed Ma´rûf´un târih-i tevellüdü”.

1-Geldi dünyâya Regâib gecesi şâd oldum

   Müjdeyi verdi nefer Mustafa dilşâd oldum

   ”Gonce geldi” dedim Ahmed Mağruf 1312-1896

   Şeref ü şâd ile olsun me´lûf (s.87)

 

Mustafa Âsım

 

Mustafa Âsım, Mersin´de dünyaya gelen oğlu Mehmed İsmet ile Diyarbeakır´da dünyaya gelen oğlu Nûreddin´in tarih-i tevellüdünü de şiir olarak not düşer. Özellikle, Nurettin´e daha çok sevgi beslediği de gözden kaçmaz.

 

*”Mersin´de dünyaya gelen mahdûmum Mehmed İsmet´in tarih-i tevellüdü.”

  

                1-Neş´eli devr idi geldi dünyaya

    Kundaklandı gehvâre-i zîbâya

2-Mirlivâ İsmet Paşa nâmını

   Yâd edilsin emretti unvânını 

3-Ezelden yazılmış murg-ı dilimde

   1321/1905

   Tarih-i ihsanı kalb-i selîmde

4-Hudâ kılsın sahib ü ilm ü kemâl

   Yetişsin rütbe-i burc-ı ulyâya (s.190)  

 

Mustafa Âsım

 

*”Diyarbekir´de dünyaya gelen Nûreddin oğlumun tarih-i tevellüdü.”   

 

                1-Âmidî şehrinde doğdu gönlümün eğlencesi                                                                                                                    Mâşallah demeli bâzusu, arslan cebhesi                                                                                                                       2-Çeşm-i nûrum gibi Nûreddin dedim sevdim hemân                                                                                                               Aldım âğûşa ciğerpârem yaşasun çok zaman                                                                                                                3-Zikr u tevhid eyliyordu zümre-i murgân-ı dil                                                                                                                Tarih-i tevlîdini tebşîr kıldı zü´l-Celîl (s.191)  

 

                                                                              Mustafa Âsım

 

Adana vilâyetinin Payas Kasabası´nda dünyaya gelen torunu Muhyiddin için tarih-i tevellüdü düşen Mustafa Âsım´ın Mersin´deki ilk eşinden olan oğlu İsmail Hakkı´nın doğumunda şiir yazmayışı, onun için üzücü olur.

 

1-Sâhil-i Seyhan ilinde doğdu Muhyiddin hafîd

   Müjdeler geldi sevindi ceddesi, ceddi mezîd

2-İzz ü câh devlet ü ikbâl ü ömr ü feyzini 

   Rahat ü sıhhatle dâim eylesin Rabbü´l-Mecîd

3-Gonce-i nevdir mâder-i âğûşa alsın koklasın

   1318/1902

   Vâlidi işitsin duâlar, Hâlıkı kılsın ferîd (s.192)

 

Mustafa Âsım

 

“Mersin´de  nifâse hâlinde vefat eden ilk refîkamın ve ondan üç ay sonra da civar-ı vâlidesini arzu edip sefine-i mevte irkâb edilen üç aylık mahdûmum Mehmed-i mağsûmun  merhûmeye komşu olmak teessürâtıyla merhûme lisânından kabir taşına yazılan tarihi.” (s.191)

 

1-Hamdu´llâh nifâsen

    Şarâb-ı mevti ke´sen

2-Ömre hâtime verdim

   Nûş eyledim nefîsen

3-Üç aylık yâdigârım

   Mehmed tıfl-ı nâzım

4-Yanımda gonca nevdir

   1318/1902

   Cîrânımdır enîsen (s.194)

                                                                                                                                                                                                                           Mustafa Âsım

 

Mustafa Âsım´ın Mersin´de doğan oğlu İsmail Hakkı´nın üzüntüsünden söz etmiştik…      İsmail Hakkı; Gaziantep ve Maraş´ta çete müfreze kumandanlığında görev almış. Jandarma bin bir numaralı başçavuşu iken Erzincan Kolordusu emrinde harekete katılmış, bir bölük seçme er ile isyan reisi Seyyid Rızâ´yı pusuya düşürerek diri olarak yakalamıştır. Atatürk´ten takdirnâme, umûm kumandanlıktan mükâfatlarıyla taltif edilmiş. Askerlikten ayrılarak Ceyhan´a yerleşmiş. İsmail Hakkı´nın, annesiyle evlenen babası Mustafa Asım´ın annesini hamile ve aciz bir halde terk etmesi gücüne gider... Doğum sancıları çekerken maiyetindeki bir zaptiye ile boşanma mektubu yollayan babasının kara haberini okuyan annesi kendinden geçer. İsmail Hakkı ninesine verilir.

 

*Mersin´de evlenmeye hazırlandığı sıralarda Mersin mutasarrıfı Hayri Paşa´ya yazdığı şiir…

 

           1-Şân-ı ulviyyetin âlemce hüveydâdır efendim

Siz vezîr ibn-i vezîrsiniz ki rüveydâdır efendim

           2-Görmedi mislini Mersin göremez hem gayrı

                Adl ü insâf ile her şahsa edersin hayrı

           3-Kalb-i ulyânıza ahvâlimiz ilhâm olmuş

                Hasmımın nâzırına ukdemiz ifhâmolmuş

           4-İşitince bu inâyâtı sevindim nâgâh

                Başladım ez dil ü cân hayır duâya billâh

           5-Merhem-i lutfun ile gönlümü mesrûr ettin

                Re´fet-i âtıfetün sarf ile ma´mûr ettin

           6-İnşallâh görürüm burc-ı vezarette sizi

                An karîb ömr-i azîzinle sadarette sizi

           7-Çok zamandan beri isteridim arz edeyim

                Bâb-ı eltâfınıza hayır işimi arz edeyim

           8-Düşünür durur idim zira bırakmazdı hicâb

                Fıtratım kâil olup hâil olurdu âdâb

           9-Haber aldım ediyor ed´iyenizde gayret

                Leb-i ihlâs ile herleyl ü nehârı safvet

         10-Anı Leylâ beni Mecnûn misâl addediniz

                İki cân mühlikede kaldı nikâh akdediniz

         11-Gerçi Leylâ´ya bizim Yusuf Efendi de vekîl

                O bulunmazsa olur Yâver Efendi tevkîl

         12-Kemterin Âsım-ı şeydâyı tamâm şâd ediniz

                Üç maâş da veriniz kîsemi irşâd ediniz  (S.134-135)

 

                                                                                              MustafaÂsım

  

Mustafa Âsım, kız istemek için Mersin mutasarrıfı Hayri Paşa´ya şiir yazdığı şiirden de algılanabileceği üzere, İsmail Hakkı´nın annesini ilk gördüğü zaman da etkilenir…

 

*Mersi´nde Fındık Pınar Yaylası´nda Güft-i Âsım

            15 Ağustos 1917

 

            1-Yaylalar içinde, Fındık Pınarı

                   Denilse sezâdır, sıhhatin yâri

                   Bu ferahfezâya, vardığım zaman

                   Temmuz evveliydi, gördüm baharı

                2-Menba´-ı kırk gözde, kırk biri saymak

                   Mümkün değildir ki, buz gibi câri

                   Âb-ı hayat desem, şâyetse elhak

                   Çopur gediğiyle, Sıtma pınarı

                3-Dizlerime takat, ağzıma lezzet

            

Anahtar Kelimeler: kitaplık
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Volgada 11 gün-23
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
ADANA DEMİRSPOR´A BAŞARILAR DİLERİZ
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
EMİRGAN´DAN ADANA RADYOSU´NA GÜL AVALAN´LA KONUŞTUK
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
İSTATİSTİKLER BİLE UTANDI!
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
ADANA´NIN GÖZÜNÜ SEVEYİM
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ATATÜRK´ÜN EDEBİYETE İNTİKALİNİN 80.YILDÖNÜMÜ KUTLAMASI
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
ÇAĞDAŞ BİR TOPLUM YARATMAK ÜZERİNE
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
YENİ ADANA GAZETESİNİN KUVAYI MİLLİYE RUHUYLA 100. YILI
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Dost acı söyler sayın Kılıçdaroğlu
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Düğün Sunucusu…
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
SAVCI DOĞAN ÖZ´Ü SAYGIYLA ANARKEN...
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
AVRUPA´DA SOSYAL DEMOKRASİNİN BUNALIMI
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİ YÖNETİMİNİN SORUMLULUĞU ARTIYOR!
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
ATATÜRK´Ü DÜŞÜNCELERİYLE ÖĞRENİYOR, ANLIYOR VE ANLATIYOR MUYUZ?
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
HASTA VELİNİMETİMİZDİR !
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
ABD´yi Yerli Malı ile Protesto Etmek Yerine Beyin Göçünü Engellemek ve Bilimin Öngörüsü ile Geleceği Kurmak Gerekir
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Ata Alp And
Ata Alp And
ALTIN ÇAĞIN SANATÇILARI
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
İDLİP
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
ABD´NİN SON HAMLESİ
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
KENDİ KÜLTÜRÜNDEN KORKMAK
Celal Topkan
Celal Topkan
31 MART YEREL SEÇİMLERİ PARTİLİ CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİNİN GÜVEN OYLAMASI OLACAKTIR
ALİ TAŞ ADN.
ALİ TAŞ ADN.
kitaplık-elş.deneme YASEMİN BÜLBÜL-“SON SALTANAT ERTUĞRUL”(*)
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
ATATÜRK 30 AĞUSTOS´U ANLATIYOR
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
İlhan ALPER
İlhan ALPER
HÜLYA ŞENKUL VE EDEBİYAT
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Cumhuriyetin Önderleri Neden Askerlerdi?
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
DERBİ ÖNCESİ TEMSİLCİLERİMİZ TATSIZ TUZSUZ
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
HATIRLADIM
Adil OKAY
Adil OKAY
ADİL OKAY YAZDI: “ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*
Özcan İNCEOĞLU
Özcan İNCEOĞLU
DÜNDEN BUGÜNE ADANASPOR
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
ADANASPOR İYİ YOLDA
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
ATATÜRK VE VASİYETİ
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
PREVEZE Mİ İNEBAHTI MI
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
SEÇİM RENKLİ GEÇİYOR
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
11 °C
Salı
13 °C
Çarşamba
10 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2018-11/6/1543177992495.jpg