Ahmet DUMAN


Kararlılık...


Derler ki, kayayı eriten, su damlasının gücü değil, kararlılığıdır.

“Bu Cumhuriyet de neymiş? Kim bu cumhur?” Diyerek ilk karşı çıkışlarını göstermeye çalışmışlardı ama kurucu irade Büyük Önder kararlıydı: Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir! Baltayı taşa vurmuşlar mıydı? Hayır. Öyleyse Cumhuriyet yıkılmalıydı…

“Biz Halifenin ekmeği ile doyduk; Hilafet kaldırılırsa İslam Dünyasıyla bağlarımız kopar.” Dediler. “Öyle bir bağ hiç kurulmadı ki” diyerek Hilafeti kaldırdık. Vazgeçtiler mi? Hayır. Cumhuriyet yıkılmalı ve Hilafet yeniden kurulmalıydı.

“Harf Devrimiyle milleti bir gecede cahil bıraktınız.” Dediler. Cumhuriyet yıkılmalı ve Arapça alfabeyle eğitim devam etmeliydi.

“Tevhidi Tedrisat yanlıştır. Millet dinini öğrenmeyecek mi kardişim.”  Diyerek din eğitimi veren okulların önünü açtılar. Cumhuriyetten bir parça daha koparılmıştı. Koparan koparana…

“Laiklik dinsizliktir. Herkesin ibadetine ve inancına karışan bu Cumhuriyet yıkılmalıdır.”

Kafalar kesildi, insanlar yakıldı… Hiçbir tartışma konuşma iyi-kötü, haklı-haksız ayrımı yapmadan tek hedefleri vardı: Cumhuriyet! Yıkılmalıydı…

Liste tüm Cumhuriyet kurumlarını içererek uzayıp gider.

Eski Roma’da bir Senatör Cato var. Bu, Marcus Porcıus Cato MÖ 245-142 yılları arasında yaşamış Romalı bir devlet adamı.  Roma yakınlarında bir çiftçi ailesinin çocuğu olarak doğmuş olmasına ve asil bir aileden gelmemesine rağmen kendi çalışmaları ve başarıları sayesinde Roma'da en yüksek görevlere ulaşma olanağını bulmuştur. Yazılanlara göre iyi bir asker, bir kumandan ve devlet adamı olduğu kadar bir çiftçi ve bir aile reisidir. Yaşadığı sürece adaletten ve doğruluktan şaşmamıştır. Kariyerinde bir de Kartaca Büyük elçiliği vardır işte bu görevi sırasında Kartaca’nın Roma’dan daha iyi durumda olmasını içine hiç sindirememiştir. Kartaca’nın bu durumunun Roma için bir tehlike olduğunun da farkında… MÖ 153 yılından sonra, bu tehlikeyi vurgulamak için yeri olsun olmasın senatoda veya başka yerde yaptığı her konuşmasından sonra kesinlikle ekliyor: “Şunu da ifade etmek isterim ki Kartaca yıkılmalıdır.”  (Ceterum, censeo Carthaginom esse delendam.)

Örneğin güney İtalya’da kuraklık var ve halk açlık tehlikesiyle karşı karşıya, Cato söz alıyor konuya dair sorunları dile getiriyor alınması gereken önlemleri sıralıyor uzun uzun konuşuyor konuşmasının sonunda “Şunu da ifade etmek isterim ki, Kartaca yıkılmalıdır.” diyor. Yazılanlara göre Kartaca MÖ 149 yılında yakılıp yıkılmış 142 yılında ise tarihten silinmiştir. Rivayet bu ya: Kartaca yenilip, yıkılınca Senatör Cato’nun uzun bir süre sessiz ve mutsuz olduğu söylenir.

İşte size tarihten önemli bir kararlılık öyküsü: 100 yıldır Cumhuriyet karşıtlarının yılmadan usanmadan gerilemeden söyledikleri söz artık gerçekleşiyor o yüzyıllık özlem artık gideriliyor! Cumhuriyet yıkılıyor!

Biliyor musunuz? Bu adamların bir kişi olduğunu söylesem inanmazsınız; çünkü bir tarih var önünüzde bir sürü de adam; haklısınız, ama söylemlerine biçemlerine baktığınızda tek bir kişi olduklarını anlayacaksınız. İsimleri ve cisimleri ayrı olabilir…

“Siz isterseniz Hilafeti bile geri getirebilirsiniz” “Allahın ipine sımsıkı sarılın” “yanlışlık varsa öğretim birliği yasasındadır” “gözlerime bakın ne dediğimi anlayacaksınız” gibi yarı açık yarı kapalı sözlerle buraya kadar getirildik. Geldiğimiz yerde yine aynı çığlıklar.

Şimdi yetki artık bir kişi de. Dahası bu bir kişi sorumlu da değil! Her şey olabilir.

Bu kararlılığın karşısında kararlı bir duruşumuz var mı?



YAZARLAR

  • Pazar 33 ° / 23 ° Fırtına
  • Pazartesi 32 ° / 24 ° Fırtına
  • Salı 34 ° / 24 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.061%2,53
  • DOLAR

    7,2915% 0,87
  • EURO

    8,5355% -0,89
  • GRAM ALTIN

    477,15% -0,48
  • Ç. ALTIN

    787,2975% -0,48