Ahmet DUMAN


Karantina’ya Tecrit Derlerdi…

yurdum insanı'nın korona ile sınavı


Çocukluk yıllarımda geçirdiğim birkaç önemli kaza nedeniyle uzun süren Hastane maceralarım olmuştu. Ayakta iyileşebilecek durumda olduğumdan yatırmamışlardı. İşin doğrusu ben de gerçekten ayaktaydım.

Şimdilerde, hak ile yeksan edilmiş olan o zamanlar Karşıyaka dediğimiz ırmak kenarında geniş bir alana yayılmış Devlet Hastanesine her gün gitmek zorunda olduğum bir sorunum vardı; her gün gitmek ve iğne olmak zorundaydım. Biri lisede okuyan diğeri ise bir atölyede çalışan iki ağabeyimle birlikte kalırdım. Her sabah çalışan ağabeyim işyerine de yakın olunca beni hastaneye getirir iğnemi yaptırırdı… Zaman zaman hastane bahçesinde tur attığımız olurdu. O tur atmalar sırasında hastanenin güney duvarına yakın bir küçük yapıya rast geldik. İlk giriş kapısından ve gözlerden hayli uzak bir yerdeydi içerden bir inilti geliyordu bir kadın sesi ağıt söyler gibi bir şeyler söylüyor ve yanılmıyorsam ağlıyordu… Binanın giriş merdiveninin yan tarafında pembe boyalı duvara bir levha çakılıydı: Tecrit Odası… Ağabeyimin de yabancı olduğu bir kelimeydi; o sırada yanımızda geçen görevli bize “Ne geziyorsunuz burada” diye çıkıştı. Ağabeyim de O’na “burası neci kardaş” diye sordu. Adam bana baktı sonra “çocuk mu hasta sen mi?” “it ısırdıydı da iğne yaptırıyoruz” dedi. Adamcağız telaşla “hadi gidin buradan gidin buradan” diyerek bizi oradan tekrar kovdu. Kovarken de ağabeyimin kulağına bir şeyler söyledi… Adamın telaşına bizi apar topar kovmasına ve o sırada çaktırmadan ağabeyimin kulağına bir şeyler fısıldamasına önce bir anlam veremedim. Nedenini birkaç gün sonra öğrendim: içerde bir çocuk hasta vardı ve kuduz’du! Sekiz dokuz yaşlarımda olmalıyım; çok korkmuştum. Hala bazı akşamlar yatağa girdiğimde gözümün önüne o pembe badanalı küçük bina, o demirli küçük pencere ve ardında bir hayalet gibi o çocuk gelirdi…

Yurdum insanı yeni bir sınavı yaşıyor: Bu kez bir virüsle cebelleşiyor… İşi zor dersine de çalışmamış kan ter içinde tirtir titriyor. Kendisine anlatıldığına göre insanı ölümcül hasta eden bu derdin çaresi de yokmuş! Biliyorum; önce ürkek korkmuş gözlerle etraftan çare bekleyecekler, sonra panikleyecekler, daha sonra da kanıksayacaklar ve “bize bir şey olmaz!” deyip kahveciyi ikna edip okeye dönmeye başlayacaklar…

Ülkemiz medyası, zaten haber kıtlığı çekip duruyordu işler iyice azaldı ne yazabilirler. Her ne hikmetse CB’miz bile bu konuda hiçbir şey söyleyemiyor… O bir şey söylemeyince medya da bir şey yazamıyor. Kemal Bey de oldukça rahat; ilk kez “Bu ülkenin sebebi felaketi Bay Kemal’dir” başlıklı bir Virüs konuşması dinleyemiyoruz.

 Türkiye’de 12 milyon emekli var. Bu arkadaşların yaş ortalaması aşağı yukarı 65! Necip medyamızın her sabah ve akşam haberlerinde bir uzman edasıyla söyledikleri bir tıbbi bulgu var: 60 yaş üzeri insanlar risk altında! Yani 12 milyon kişi! Çoğunluğu yaşamın içinde bu insanların; kimi bir gecikmiş hevesinin peşinde kimi hala ekmek parası peşinde kimisi de sağlık sorunlarıyla cebelleşiyor!

Medya bu haberi güya halkı aydınlatmak bilgilendirmek adına veriyor… Yani iyilik yapıyor. Hatta emeklilere dikkatli olun çağrısı yapıyor bile denilebilir. Fakat bu işin yapılma biçimi böyle mi olmalı? Açık söyleyeyim bu haberi her dinlediğimde aklıma yukarda sözünü ettiğim “tecrit odası” geliyor! 70 yaşını geçmiş bir insan olarak toplama kampında gaz odasına gönderilecek Yahudi tedirginliği yaşıyorum. Bu tedirginliği yaşatmadan bu işi çözmenin bir yolu bulunmalı…

Başlangıçta, “sonunda iyi bir kriz yönetimi gördük” demiştim. Ama giderek umutlarım azalıyor.

İnşallah bu işin de altında kalmayız. Allah yardımcımız olsun…

Eee suçlanacak suçu üstüne atılacak muhalefet olmayınca her şey apaçık çıkıyor…

İnsan sormadan edemiyor: şimdi Cuma namazını beş vakit namazını kaldırıp camileri kapatmaya kalkışacağınıza taa en başından “gitmeyin bu yıl umreye” demek çok mu zordu?

Neredeyse 75 senedir CHP’yi İsmet Paşa’yı “camileri kapattılar ahır yaptılar” diye neredeyse asarak cezalandıracak düzeyde eleştiren sağ iktidarlar Devlet zor durumda kalınca neler yapabiliyormuş anlamış olmalılar.

CHP liler de bundan böyle “ulan beş vakit namazı yasakladınız, cumayı yasakladınız” diye eleştiri yapsalar ayıp ederler değil mi?

Bu musibetin bir yararı olsun: Hiç olmazsa bu vesileyle bazı ayıpları artık yapmayın! Yapmayalım.

 

 



YAZARLAR

  • Cuma 34 ° / 23 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Cumartesi 33 ° / 23 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Pazar 32 ° / 21 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • BIST 100

    1.112%0,08
  • DOLAR

    7,5686% 0,29
  • EURO

    8,9772% 0,26
  • GRAM ALTIN

    475,72% 0,85
  • Ç. ALTIN

    784,938% 0,85