ALİ TAŞ ADN.


"KARANFİL ALEVLERİ”(*) 


Berin Taş, “Karanfil Alevleri”, “Mevsimler Ötesine Yolculuk Ya da Menekşeler”, “Yeni yıl Geldi”, “Tablo 1999”, “Saçlarım Ağardı Gecede” ve “Toprağın Çağrısı” adlı bölümlerde toplamış şiirlerini. 
Menekşe, karanfil simgeleşen naif imgeleri 
kimse bilmesin 
gözyaşlarının 
açtığı krateri (s.9) 

“Sönmüş kül değil fırtınalarım”(s.10),  “…/çığlığım/karanfillerle buluşacak”(s.9) uyarısını yapan Taş; karanfil imgeli yansımasında; “bir siyah karanfil/neşesini yitirmiş/yakıcı alev (s.14), “yapraklarını gökyüzüne dolayan” (s.18) bir sevginin sarmalında insan ve toplumdan yana olan eleştirisiyle tarihe notunu düşer Sivas katliamına gönderme yaptığı “Alev Buluşması” şiirinde. 
insan hep aynı kül 
tarihin alevinden kalan 
o alev ki 
yanar avuçlarında otuz yedi bedelin 
ateşi taşır geleceğe (s.13)

Nazım’ın bilincini yönlendirdiği Orhan Kemal, Yaşar Kemal’ın bilincini oluşturmuş… Eskiistasyon’un önünde bekleşen sıtmalı insanları göstererek, sormuş: ”Kimin için yazıyorsun?... Bunlar için mi? Temir Ağa için mi?.. Berin Taş’a sormaya gerek yok… Yazdığı da belli… Ona “utancını anımsatan …/elinde çiklet/kağıt mendil satan, kaldırım taşlarını bekleyen çocuklar için yazıyor o. (s.22) Tanıklığını, duyarlılığını bireyden topluma, yerelden, evrensele güncel izler üzerine de yoğunlaştırıyor. “Tsunami” (s.23) böyle bir şey. Üç bin can için yazılan bir şiir. Açlık ise kolay değil… “bir tutam acıma” (s.39) onun bu toplumcu dizelerindeki gerçekçi imgelerinden biri ama şiirin dışında da kalan değil. Şiir olarak bu dobra dobra ve adaletli bakış açısında yer tutar. 
Açlık şiddettir.
karnı tıka basa doyan 
açlara şiddet uyguladığını bilmeyebilir 
bu şiddeti beslediğini unutturamaz. (Açlık-s.40)

İnsan ve insancıllığın denek taşını oluşturduğu çizgide “çağ atlayamadık/çağ bizi atladı” göndermesini yaptığı “Yağmur” adlı şiiri poetikanın temel noktasını yadsımaz “Yağmuru sevmiyorum/dere yatağında bir çocuk öldü/…” derken “köprü altlarını vuran yağmuru”(s.41) işaret eder, “sözlerinde yaralanmış bir ceylan var” hem de. (s.45)
Odalardan çekildi ayak sesin 
tek kokun kaldı beyaz havlular üstünde 
balkonda baharı bekleyen güvercinler 
saksıda menekşeler bir de
 (Kızını Evlendiren Annenin Düşündüğü-s.55) 

“Sesinde şarkılar susan/karanfil hüznü örten geceyi” (s.42) dizeleri ise “Galatasaray’da yerlerde sürüdüğünüz anayı” anlatırken; “Düğün Öncesi Bir Genç Kız…” fotoğrafıyla “Aşk koruyabilir insanı” (s.53) naifliğine ışık tutar kadınsı bir yönelişle. 
her koşulda tapılacak pahalı oyuncaklardı
kocan… evin… bebeğin… çeyiz sandığın 
seni başkalarının düşlerine bıraktılar 
kurtarır gibi kendini yaşamanın yükünden 
(Görücü Usulüyle Evlenmiş Bir Yeni Gelin Türküsü.54) 

Berin Taş, “Karanfil Alevleri” gibi doğrucu yaklaşımla salt çocuklar, analar, genç kızlar için yazmaz… “Kadınlık Şarkıları” bölümüyle giriş yaptığı şiirlerde “Erkekte Kadın İmgesi”, “Düğün Öncesi Bir Genç Kızın İç Dünyası” yanında görücü usulüyle evlenen yeni gelinler, kızını evlendiren anneler, kocasına yabancılaşan ev kadınları ve yaslanacak omuz arayan ev kadınları için de şiirlerini yazar. 
Berin Taş’ın kadınları bir yandan “yaz/yaşanmamış bir aşkı anımsatır/yaz kırgınlıktır çiçeklere” derken diğer yandan “inim inim inilder kadın/ah…/yalnızlık kör kuyu/yüzüne yüz vermez aynalar” demekle kalmaz, duygulanımın uzantısında farklı portreler vardır. O portrelerden birinde de, “bir omuz ara kadın/yaslamak ister unutulmuş başını/bir omuz/yeniden yaratmaya ellerini”(Yaslanacak Omuz Arayan Kadın-s.58) derken; diğer yandan, yabancılaşmanın küflü hoyratlığını öznel bir duyarlılıkla benmerkezleştirir: 
ben kimim
bir başıma kaldım mobilyalar arasında 
yemek kokuları doyurmuyor kimsesiz benliğimi 
akşamları koşturarak sofra kurduğum 
bu adam kim 
(Yabancılaşan Bir Ev Kadınının Kocasına Bakışı-s.57)

Ve kaygı… Başkaları adına olan kaygı içe dönük bir duygulanım yaratır “kim bilir/hangi sancının kıyısında/çağırır seni toprak” (s.63)  belki de son bir kez diye geriye dönüşü hızlandırır ki, “”…/Malatya denince/yemeye hazır/bir tabak kayısı/İsmet’in muzip gülüşüyle canlanır” dizelerinde görüldüğü gibi “kimi kentler meyveleri anımsatır. Kayseri, Antakya, Ankara gider bu dizi. Yer sarsıntıları, Ulucanlar,  Ümraniye, Burdur, Isparta, Sivas sürer somuttan soyuta bir derinliğe betimlenen bir öznellik oluşturarak…
kepçelerle 
tarihin belleğine çizilen 
bir fotoğrafa dönüştü Burdur.

*(İnsancıl Yayınları/Ekim 2003/72 sayfa) 
*(İnsancıl dergisi/sayı:327/Ekim 2017)
 



YAZARLAR

  • Cuma 34 ° / 23 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Cumartesi 33 ° / 23 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Pazar 32 ° / 21 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • BIST 100

    1.113%0,18
  • DOLAR

    7,5673% 0,27
  • EURO

    8,9638% 0,11
  • GRAM ALTIN

    474,82% 0,66
  • Ç. ALTIN

    783,453% 0,66