HUZURLU OLMAK İÇİN
Tarih: 8.5.2018 11:16:21 / 1196okunma / 1yorum
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?

              Zamanında Hürriyet Gazetesi okurdum.

              Okuduğum gazetede Hasan PULUR Ağabeyimiz vardı. Gazeteyi alır, almaz onun yazısını bulur,  zevkle okurdum. Daha önce de Örsan Öymen yazıları vardı. Onu da zevkle okurdum. Daha sonra ise Melih Aşık yazısı sıraya girerdi.

            Hasan PULUR benim gözümde çok büyük bir yazardı. Bir konuyu anlatırken fıkralarla süsler, Rasim efendi´den öğütler verirdi. Onun gözünde de Rasim Efendi büyük yazardı. Sanırım O Rasim Efendi de Ahmet Rasim´dir.

             İnsanın “Hey gidi günler hey.” diyesi geliyor.

             Galiba yaşlandık. Onun gibi hayranlıkla izlediğim yazarlar kalmadı. Kimse gücenmesin herkesin kendine göre bir yeri var. Ama Hasan PULUR üstadın bambaşka bir yeri var. O derdi ki;

            “Yazdığım yazıların içinde bir noktayı eksik koysam, yüzlerce eleştiri gelir.”

              Belki o zaman bunun ne demek olduğunu bilmezdim. Meğerki yazarı yazar yapan okuyucularıymış. Eleştiri yapanlarıymış. Hatasını hemen yazara bildirenlermiş. Ancak öyle büyük yazar olunurmuş.

            Hepimiz insanız. Yanlış düşünebiliriz. Yanlış yazabiliriz. Kendimizi birilerine daha yakın hissedebiliriz. Hatta onun tanınması için ya da birilerinin farkına varması için çabalaya biliriz. Bunlar insan fıtratının özelliklerindendir. İşte o vakit, bir Hasan PULUR olamayız. Yazdığımız yazıları her okuyan bir tarafa çektiğimizi sanır ve yanlı değerlendirir.

             Geçenlerde bir arkadaşım özelden bir mesaj yazmış. Diyor ki;

             “Bu tip hatalara dayanamıyorum. Koskoca yazarım diyorsun, ama (çoluk çocuk yerine çor çocuk” yazıyorsun.” Hay O´ndan Allah razı olsun.   Ben onu çok sevdim. Bu hatamı söylemekle bana ne büyük bir iyilik yaptı bilemezsiniz. Elbette o kelimenin doğrusunu biliyordum. Ama etrafımda yaşayan yüzlerce insanın hiç birinin “çor çocuk” kelimesi yerine “çoluk çocuk” dediğini duyamazsınız. Bu yörenin bir ağzıdır bu. Her bölgenin kendine has ağzı vardır. İnsanların konuşmalarından nereli olduğunu çıkarabilirsiniz. Mesela;

           “Yok bire, Bılız, zeytunlu  gavuru, acep öyle mi? olum ehmet, dezzen sana gurban olsun. Gadanı alayım. Gapıyı açık bırakma,” gibi kelimeler bizim Kadirli yöresinin deyimidir. Bunu en iyi M.Doğan KARAKUŞ Ağabeyimiz kullanır. Arada sırada da bana kızar.

            “Sen Avşar torunusun.”der.

            Elbette Avşar torunuyuz ama öyle bir toplumda yetiştik ki; Ana şivemizi bile kullanamaz olduk. Köylü müyüz? şehirli miyiz? belirsiz. Zaten bu toplumun yüzde sekseni köy kökenli. İstanbul efendisi diyeceğimiz çok az insan var. Onlarda yazı yazmazlar, ortada görünmezler, ayrı bir dünyada yaşarlar.

           Bizim Kadirli yöresi çoğunlukla Avşar veya Yörük´tür. Bunların birbirine benzemeyen yaşam ve konuşma biçimleri vardır. Avşarlar biraz erken yerleşim düzenine geçmişler, Yörükler ise daha sonra yerleşik düzene geçmiş insanlardır. Giyimleri, kuşamları bile farklıdır. Yüz metreden bir insanın Avşar mı? Yoksa Yörük mü? Olduğunu bilirdik. Ama şimdi birbirine benzetiyoruz. Hele yeni yetişenler birbirinin aynısı.Gerçi , koskoca ülke tek tip oldu. Herkes aynı tip giyinip, aynı müzikleri ve aynı yemekleri yer oldu. Böyle olmayı bence ulusal televizyon yayıncığı yapmıştır.Artık yok birbirimizden farkımız.

             Bir de Kadirli yöresinde Ağalar takımı vardı. Onları; bindiği arabalardan, yanında çalışan marabalardan bilirdik. Evleri taş duvardan olur, yemekleri kuyruk yağlı olurdu. Bizimkiler eti kurbandan, kurbana yerken, onlar haftada bir koyun keserlerdi. İnsanlar Ağaların iyisini, kötüsünü verdikleri yemeklerden bilirlerdi. Kim fazla yemek yediriyorsa, fakir fukaraya yardım ediyorsa, o büyük Ağa idi.

             Eskiden yaylalarda Maraşlılarda olurdu. Onlar katırın üstünde pekmez satar, üzüm satar, helva, sucuk satarlardı. Bir Ağanın yanına rastlarsa, yükünü indirir, Ağanın marabalarına dağıtır, parasını da ondan alırlardı.

            Bizlerin çocukluğu bu tip insanların arasında geçti. Yaylamız meşhur Dokurcun yaylasıdır. Dokurcun yaylasının adı;”Dokurcun.”oyunundan dolayı konmuştur. Dokurcun oyunu damaya benzer bir oyundu ve çok popülerdi. Babamda onun ustalarındandı. Hiç kimse babamı yenemezdi. Birde dokuz  taş oynarlardı. Belki de onun icadı da babamdı.

            Şimdi o yörelerde ne Ağalar kalmış, nede dokurcun oyuncuları. Hepsi bir taraflara dağılmış gitmişler. Geride kalanlarda o tapu senin, bu tapu benim kavgaları ile depreşip duruyorlar. Ağalardan sadece tapular kalmış. Ekmedikleri, biçmedikleri sadece kayıt yaptırıp sahiplendikleri o tapular.Ne demiş Sivaslı şair Ali Kızıltuğ;

             Asrı gurbet harap etmiş köyümü

             Bülbül gitmiş,baykuş konmuş gel hele,  

             Ben Ağayım.ben paşayım diyenler,

             Kapıları kitlemişler gel hele    

             Bır ev burda bir ev karşıda kalmış,

             Sorun hele bizim komşular ne olmuş,

             Kırk senelik ağaç kurumuş kalmış

             Bizim köye benzemiyor gel hele       

             Tapu konusunu ÇUKURAĞALI romanımda geniş bir şekilde anlatmıştım. Şimdi onların anılarını yaşatan bir fıkra anlatmak isterim.

             Derler ki;

             Maraşlının biri atın üzerinde ev ev dolaşıyormuş. Karnı çok acıkmış. Bir eve uğramış ki, evde bir kız çocuğu var. O´na;

             “Anan, baban yok mu ?”demiş.

             Çocuk;

             “Kimse yok emmi.”demiş.”Otur sana biraz ekmekle pekmez vereyim.”

             Maraşlı sesini çıkarmadan oturmuş. Kızın getirdiği pekmezi bir güzel yemiş. Karnı doyunca;

             “Kızım.”demiş.”Pekmezi de yedik ama anan, baban kızmasın sonra.”

              Çocuk;

              “Kızmaz emmi kızmaz.”demiş.”Onlar biliyor pekmezin içine sıçan düştüğünü. “Bir Maraşlı gelirse verin yesin.” demişlerdi.

              Bizim insanlarımız bu tip fıkralar anlatarak yaşayıp gittiler. Şimdi fıkra anlatan da kalmadı. Belki de toplumsal huzursuzluğumuzun nedeni fıkraların anlatılmaması, türkülerin söylenmemesi ve şiirlerin okunmamasıdır.Televizyonların saçma sapan dizileri ve elimizdeki telefonlar da bunun cabası.

               Şiir, fıkra ve türkülerin söylenmediği toplumlar fazla yaşamazlar. Toplumca huzurlu olmak istiyorsak, şairlerimize,Ozanlarımıza ve Yazarlarımıza sahip çıkalım. Benden söylemesi.

               Sürçü lisan ettik ise af ola. İsterim ki insan önce insan ola.              

                         

 

Anahtar Kelimeler: HUZURLU, OLMAK, İÇİN
Okuyucu Yorumları (1 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
bekir dağsever
8.5.2018 22:58:00
kalemine yüreğine saglık sayın abim
Yazarın Diğer Yazıları
MÜZİK VE BEN-2 (20 Mart 2019 - Çarşamba)
MÜZİK VE BEN-1 (16 Mart 2019 - Cumartesi)
SÖYLEŞİ (13 Mart 2019 - Çarşamba)
DOĞRUDAN ZARAR GELMEZ (05 Mart 2019 - Salı)
TOMBUL AĞA (26 Şubat 2019 - Salı)
AL BAŞINA BELAYI (19 Şubat 2019 - Salı)
BU ADALET DEĞİLDİ (12 Şubat 2019 - Salı)
GÜLE GÜLE AYŞE (29 Ocak 2019 - Salı)
UÇAN KENGERLER HİKÂYESİ (22 Ocak 2019 - Salı)
AT (15 Ocak 2019 - Salı)
OKUMAK ÜZERİNE (08 Ocak 2019 - Salı)
LEYLAYI DÜŞÜNMEK (01 Ocak 2019 - Salı)
BABAMI GÖTÜRDÜLER (25 Aralık 2018 - Salı)
KEDİ KAZASI (18 Aralık 2018 - Salı)
VEYSEL GARANİ (04 Aralık 2018 - Salı)
ŞEYH MUHİTTİN ARABÎ (27 Kasım 2018 - Salı)
LOKMAN HEKİM EFSANESİ (13 Kasım 2018 - Salı)
HATIRLADIM (06 Kasım 2018 - Salı)
BİRAZCIK DÜŞÜNMEZ MİSİNİZ? (30 Ekim 2018 - Salı)
ZALA (23 Ekim 2018 - Salı)
GÜLLÜ İLE KELOĞLAN (16 Ekim 2018 - Salı)
MEVLANA (09 Ekim 2018 - Salı)
ŞEYTANI GÖREN ÇOCUK (02 Ekim 2018 - Salı)
YANGIN YERİ (25 Eylül 2018 - Salı)
DİŞLİ KEMAL (11 Eylül 2018 - Salı)
YUSUF GİTTİ HOCAM (04 Eylül 2018 - Salı)
YAYLA YOLLARI (03 Temmuz 2018 - Salı)
SİYASET (26 Haziran 2018 - Salı)
İYİ Kİ TARLADAYIM (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
EMEVİ SİYASET (12 Haziran 2018 - Salı)
HENDEK SAVAŞI (05 Haziran 2018 - Salı)
UHUD SAVAŞI (29 Mayıs 2018 - Salı)
BEDİR SAVAŞI (22 Mayıs 2018 - Salı)
FİL EFSANESİ (15 Mayıs 2018 - Salı)
BU VATAN BİZİM (01 Mayıs 2018 - Salı)
HASAN DEDE KÖPRÜSÜ (24 Nisan 2018 - Salı)
YARIMCA MUSKASI (17 Nisan 2018 - Salı)
ORMANA AĞIT (10 Nisan 2018 - Salı)
ANKARA (03 Nisan 2018 - Salı)
15 DAKİKA EDEBİYAT (27 Mart 2018 - Salı)
ELVEDA LEYLA (21 Mart 2018 - Çarşamba)
HASAN DEDE (13 Mart 2018 - Salı)
BİZDEN SÖYLEMESİ (06 Mart 2018 - Salı)
OKUL KAYDI (27 Şubat 2018 - Salı)
KİTAP´IN HİKÂYESİ-2 YILDIZ ELMASI (20 Şubat 2018 - Salı)
SEVGİLİLER GÜNÜ (13 Şubat 2018 - Salı)
TİRŞİK (06 Şubat 2018 - Salı)
VATAN SAĞOLSUN (30 Ocak 2018 - Salı)
TEĞMEN (23 Ocak 2018 - Salı)
DEVLET KAPISI- 2018 (09 Ocak 2018 - Salı)
BEŞ OCAK ve ADANA (02 Ocak 2018 - Salı)
BİZ VE İLİM (26 Aralık 2017 - Salı)
YÜZ YILLLIK HİKAYE - MERHABA TÜRKÇE (20 Aralık 2017 - Çarşamba)
YAHUDİLER (12 Aralık 2017 - Salı)
ALİİİİİİİİİİİİ (05 Aralık 2017 - Salı)
BU SAVAŞ BİTMELİ (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
KREDİ (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
HOCALARIN DÜĞÜNÜ (14 Kasım 2017 - Salı)
CHP KAPATILSIN MI ? (07 Kasım 2017 - Salı)
BAKMAK ve GÖRMEK (31 Ekim 2017 - Salı)
BESİME TEYZE (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
BİZİM KÖY´ÜN HALLERİ (NAR) (18 Ekim 2017 - Çarşamba)
EKONOMİNİN ÇİVİSİ (10 Ekim 2017 - Salı)
AY (03 Ekim 2017 - Salı)
KOKAR (26 Eylül 2017 - Salı)
DOSTLAR BENİ HATIRLASIN (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
AĞA VE EŞKİYA (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
EMİN AMCA (29 Ağustos 2017 - Salı)
KÖYDE BİR SABAH (20 Ağustos 2017 - Pazar)
KÖYDE BİR SABAH (07 Ağustos 2017 - Pazartesi)
EŞKİYA VE KARETE (ÇUKURAĞALI-Roman) (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
NİHAT ARTIK YOK (24 Temmuz 2017 - Pazartesi)
YEMEN NERE? KOZAN NERE? (18 Temmuz 2017 - Salı)
BAŞKAN ve BEN (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
ÇİĞŞAR ve OBALAR (28 Haziran 2017 - Çarşamba)
TÜRKÇE KONUŞMAK (19 Haziran 2017 - Pazartesi)
CİN HİKÂYELERİ (01 Haziran 2017 - Perşembe)
CİN HİKÂYELERİ (30 Mayıs 2017 - Salı)
CENNET KADIN (23 Mayıs 2017 - Salı)
HAKSIZLIK KARŞISINDA (16 Mayıs 2017 - Salı)
GECE YANIĞI (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
ROMAN YAZMAK (02 Mayıs 2017 - Salı)
ERGENEKONCULAR (25 Nisan 2017 - Salı)
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI (18 Nisan 2017 - Salı)
ARAP ve TÜRKLER (11 Nisan 2017 - Salı)
GELECEK NESİL (04 Nisan 2017 - Salı)
YAZIK ÇOK YAZIK (28 Mart 2017 - Salı)
ZÜBEYDE HANIM (21 Mart 2017 - Salı)
TÜRKLERİN İNSANLIK TARİHİ (14 Mart 2017 - Salı)
İKİ KADIN ve AYRILIK (07 Mart 2017 - Salı)
2B LER VE HİKÂYESİ (28 Şubat 2017 - Salı)
BİBERLER NEDEN KURUDU (21 Şubat 2017 - Salı)
MUTLULUK BÖYLE BİRŞEY (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
SAĞDUYU (31 Ocak 2017 - Salı)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
ŞİMŞEK ÇIKIŞA, KAPLAN DÜŞÜŞE DEVAM
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
sanat gündemi - KİTAPLAR ARASINDA
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
BEKA SORUNU VAR MI, YOK MU?
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
SARILIN O KALBE
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
18 MART ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ VE ÇANAKKALE ZAFERİNİN 104. YIL DÖNÜMÜ KUTLAMASI
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
OKUL YÖNETİCİLİĞİNDE EĞİTİM ESASTIR
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Dost acı söyler sayın Kılıçdaroğlu
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Hem Okudum Hem de Yazdım…
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
İHTİLALLER
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
SAVCI DOĞAN ÖZ´Ü SAYGIYLA ANARKEN...
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİ YÖNETİMİNİN SORUMLULUĞU ARTIYOR!
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
CEYHUN ATUF KANSU: GERÇEK BİR TÜRK DEVRİMİ OZANI
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
TÜRKİYE ‘DE MİLLİ İLAÇ SANAYİSİNİN KURULMAMASI KAPİTÜLASYONUN DANİSKASIDIR !
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
8 Mart Dünya emekçi kadınalar günü tüm çalışan-emekçi kadınlarımız için kutlu olsun.
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Ata Alp And
Ata Alp And
aktüalite ve edebiyat - KİTAP NE DEĞİLDİR?
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
İDLİP
EĞİTİMCİNİN KALEMİNDEN-Kemal Çelikkaya
EĞİTİMCİNİN KALEMİNDEN-Kemal Çelikkaya
ALTMIŞ BEŞ YAŞ ÜSTÜ YOLCULARI VE ÖZEL HALK OTOBÜSLERİ
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ
Celal Topkan
Celal Topkan
AKP´LİLER SORUYORUM
ALİ TAŞ ADN.
ALİ TAŞ ADN.
Kitaplık “ÇAVLANLARIN ÇIĞLIĞI”(*)
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
ATATÜRK 30 AĞUSTOS´U ANLATIYOR
İlhan ALPER
İlhan ALPER
HÜLYA ŞENKUL VE EDEBİYAT
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
YENİ ADANA GAZETESİNİN KUVAYI MİLLİYE RUHUYLA 100. YILI
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Tarihten Ders Almak
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
MÜZİK VE BEN-2
Adil OKAY
Adil OKAY
ADİL OKAY YAZDI: “ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*
Özcan İNCEOĞLU
Özcan İNCEOĞLU
TEMPOSUZ BİR TOROS KAPLAN!
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
ADANALI OLUNMAZ ADANALI DOĞULUR
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2019-3/19/1611549723586.jpg