HENDEK SAVAŞI
Tarih: 5.6.2018 09:36:36 / 973okunma / 0yorum
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?

             Hendek Savaşı Kureyşlilerin Müslümanlara açtığı üçüncü savaştır. Bedir´de bozguna uğramışlar, Uhut´ da durdurulmuşlar, Medine´de işi bitirmek istiyorlardı.

             Yaptıkları ihanetten dolayı bir Yahudi kabilesi olan Nadir Oğulları Medine´den çıkartılmış, Hayber Kalesine sığınmışlardı. Müslümanlardan öç almak için diş biliyorlardı.

              Esasen günden güne çoğalan Müslümanlar nereye varacaklardı. Bunu en iyi gören Yahudilerdi. Yetmiş kişilik bir Yahudi kafilesi Hayber´den kalkıp, Mekke´ye geldiler. Müşriklere savaşta iş birliği teklifinde bulundular.

             “Kabilelerini Hayber´le Medine arasında bıraktıklarını, diğer Yahudi kabilesinden Kureyza Oğullarının ise Medine´de kaldığını, savaşta kendilerine içten yardım edeceklerini.” Söylediler.

Hatta Kureyşlilere;

              “Sizin dininiz daha hayırlı ve sizin tuttuğunuz yol onlarınkinden doğrudur.” dediler.

             Kur´an da;

             “Kendilerine kitap verilenleri görmedin mi? Tağut´a ve batıl ilahlara inanıyorlar. Sonra da kâfirler için; Bunlar inananlardan daha doğru yoldadır.” Diyorlar-Nisa 51”

             Yahudiler bununla da kalmadılar. Mekke´ye yakın yerlerde bulunan Bedevi Kabilelerini de yanlarına aldılar. Böylece Mekkeliler ve Bedevilerle birlikte büyük bir düşman cephesi oluşturdular.

             Kureyşliler Ebu Süfyan başkanlığında bir araya geldiler. Dört bin kişilik bir ordu oluşturdular. Bunun üç yüzü atlı ve develi idi. Sancağı ise Osman Bin Talha taşıyacaktı. Orduya diğer müttefiklerde katılınca, toplamları on bin kişiyi geçiyordu. Bu büyük bir orduydu.

            Bu on bin kişilik ordu kendi aralarında üçe ayrılıyordu. Birinci kol Gatafan Kabilesi, ikinci kol; Esed Oğulları, üçüncüsü ise Kureyşlilerdi. Orduya Ebu Süfyan komuta edecek fakat Medine´ ye yaklaşınca, her kol bir günlüğüne komutanlık yapacaktı. Bu düşünce ile Medine´ye doğru çıktılar.

               Huza´a Oğullarından bir kimse, dört gece at koşturarak Medine´ye geldi ve Müşrik Ordusunun harekâta geçtiğini bildirdi.

               Peygamberimiz/sav) haberi alır almaz ashabını topladı ve durumu onlara bildirdi. Onlarla istişare yaptı. Onların fikirlerini almak âdeti idi. Birçok görüşler ortaya atıldı. İran´lı Selman´ı Farisi (ra), Medine´nin etrafına hendek kazılması fikrini teklif etti.

                Bu hiç görülmemiş bir durumdu. Arapların hendek kazma diye bir adetleri yoktu. Bu teklif uygun görüldü.

               Şehrin etrafı kazılarak hendek kazıldığı için bu savaşa, ” HENDEK Savaşı.” denmiştir.

               Medine´nin bir tarafı yalçın kayalıklı dağlarla çevrili, diğer tarafı taştan yapılmış evlerin dış duvarları ile kaplıydı. Ön tarafı ise açıktı. Açık taraf Sel Dağının doğusuna, Medine´nin kuzeyine düşüyordu. Düşmanın bu açık taraftan saldırması ihtimali büyüktü. Hendekler bu tarafa kazılacak, Sel Dağının eteği ordu merkezi olacaktı.

                Plan yapıldıktan sonra hendek kazma işine başlandı. Peygamberimiz(sav)´e kırmızı sahtiyandan bir Türk çadırı kuruldu. Hendek kazılması gereken yerleri bizzat kendisi tarif etti. Savaşa katılacak Müslümanların sayısı üç bini bulmuştu. Kadınlar, çocuklar, erzak ve içecekler kale ve hisarlara yerleştirildiler.

                 Medine´de bulunan Ensar, Muhacir, genç ve ihtiyar herkes hendek kazma işine katıldılar.

                 Hicretin beşinci yılı, Şevval ayı idi. Mevsim kıştı. Gayet seri bir şimal rüzgârı esiyor; hendekte çalışanların ellerini, ayaklarını donduracak hale getiriyordu. O yıl Medine´de şiddetli bir kıtlık vardı. Şehirde erzak yoktu. Üç gün yiyecek bulamamışlardı. Resulullah(sav)  bile açlıktan karnına taş bağlamıştı.

                Müslümanlar akşama kadar hendek kazıyor, akşam evlerine dönüyorlardı. Her an saldırıya uğrayacakları korkusu yaşanıyordu. Enes(ra) bu durumu şöyle tarif eder;

         “Hendek kazmakta olan Ashab´a iki avuç dolusu arpa getirilir ve bu arpadan sıcak ekmek yapılarak önlerine konurdu. Herkes aç olduğundan kişi başına kırıntı denecek kadar az  bir ekmek düşer ve sadece onun kokusunu almış olurlardı.”

           Bu arada birçok da mucizeler oluyordu. Birisi bir sepet hurma getirmişti. Peygamberimiz(sav),   “Hurmayı bana verin.” Dedi. Hurmayı aldı üzerine bir bez örttü. Sonra herkese; Örtünün altından hurma almasını söyledi. Herkes avuç avuç hurma aldı. Yine de bezin altındaki hurma bitmedi.

         Başka birisi bir oğlak kesti. Peygamberimiz(Sav´i ) yemeğe davet etti. O da etrafındaki herkesi yanında yemeğe çağırdı. Yemeğe çağıran adam gelenlere karşı, yemek az diye, yerin dibine battı. Fakat o yemek bütün Ashaba yetti ve artanı da evlerdeki kadın ve çocuklara da gönderildi.

          Hendek kazılırken büyük bir kaya çıktı. Selman (ra), Resulullah(sav)´e durumu bildirdi. O da balyozu eline aldı. Kayaya öyle bir darbe indirdi ki, kaya çatladı. Kayadan çıkan çıngı bütün Medine´yi aydınlattı. Üç defa vurdu. Üçünde de aynısı oldu. Herkes;

        “Allah´u ekber, Allah´u ekber.”diyerek tekbir getirdiler. Bunu Peygamber(sav)´e sorduklarında;

           Birinci de Şam´ın kırmızı köşklerini gördüğünü, ikinci de Kisra´nın beyaz köşklerini ve üçüncüde de Sena´nın köşklerini gördüğünü söyledi.Bunların hepsinin bu taş gibi çatlayacağını bildirdi.

                 Mekke´den harekât eden Müşrikler Ordusu yolda müttefikleri ile birleştiler. Bir hamlede Müslümanları yok edeceklerini sanıyorlardı. Fakat Medine önlerine geldiklerinde hayallerinde bile görmedikleri hendeklerle karşılaştılar. Sağı, solu dolaştılar. Geçecek bir yer bulamayınca da Müslüman Ordusunun karşısında saf bağladılar. Onlara, ok atarak, taş atarak kinlerinden kuduruyorlardı.

               Müslümanlar küçük birlikler halinde dağıldılar. Hendeklerin etrafında devriye geziyorlardı. Hava soğuktu. Bileziğin kolun her tarafını sardığı gibi, Müşriklerde Medine´nin her tarafını sardılar. Fakat bir adım dahi ilerleyemiyorlardı.

               Müslümanların en zayıf noktası gerilerde Yahudilerin bulunduğu yerdi. Kureyza Yahudileri, Mekkelilerle birleşirlerse kazılan hendeklerin bir emniyeti kalmayacaktı. Onlar arka tarafta kalelerde oturuyorlardı. Peygamberimizle anlaşmaları vardı. Ve bir tehlike anında Müslümanlara yardım edeceklerdi. Ayrıca Peygamberimiz(sav)´in haberi olmadan hiçbir askeri harekâta katılmayacak, başvurmayacaklardı.

              Kureyşliler bu Yahudilere büyük maddi değerler teklif ettiler.

               “Muhammed´in kökünü kazımadan buradan ayrılmayacaklarını.” bildirdiler. Onlarda bu teklifi reddettiler ve şöyle dediler;

            “Siz bize en büyük kötülüğü müjdeliyorsunuz. Yazıklar olsun size. Yakamızı bırakın. Ben sözümde durayım. Çünkü ben Muhammed´den hep iyilik ve dürüstlük gördüm.”

             Böyle dedi ama müşrikler Yahudileri kandırdı. Kureyza oğulları antlaşmayı bozdular. Bekledikleri fırsatın o an geldiğini sandılar. Müslümanlar çok zor durumdayken arkadan kuşatacak, bütün Müslümanları kılıçtan geçireceklerdi.

             Yahudi´lerin fesatlıkları Müslümanları telaşlandırdı. Peygamberimiz(sav)  adam gönderip, Nadir oğullarının durumuna düşmemelerini söyletti. Fakat onlar bunu dinlemediler. Müslümanlara düşmanca davranmaktan caymadılar.

              Peygamberimiz(sav) onların üzerine iki yüz kişilik bir güç gönderdi. Gidenler, Safiye Binti  ve Abdulmuttalip ‘in de içinde bulunduğu hisarı ok yağmuruna tuttular. Hz. Safiye(ra) onlardan birini yakalayıp kafasını kesti. Başını aşağıya attı. Yahudiler bu olay karşısında dehşete kapıldılar ve kaçtılar.

             Müşrikler geçemediği hendeklerin arkasında fitne yağdırıyorlardı. Moral bozacak her türlü eylemi deniyorlardı. Kuşatma bu durumda aylarca sürdü.

           Hendeğin dışında olanlar, uzayıp giden bu kuşatmadan bıkmaya, hendeğin etrafında dolanmaktan usanmaya başlamışlardı. Diğer taraftan da yakıcı bir soğuk etrafı kasıp yine kavuruyordu.

            Müşriklerden üç kişi hendeği geçmeyi başardılar. Bunlardan biri tepeden tırnağa zırh  olan Amr bin Abd´i Vüdd´dı. Bu adam  çok güçlü ve kuvvetli birisiydi. Arabistan da onun için;

           ”Bir orduya bedel.” diyorlardı. Hendeği geçince karşısına bir yiğit verilmesini istedi. Hz. Ali(ra) ileri atıldı. Peygamberimiz(sav) ona müsaade etmedi. Amr  üç defa meydan okudu. Üçünde de Ali tekrar ileri atıldı. Sonunda peygamberimiz(sav)  kendi kılıcını Ali´ ye verdi. Zırhını da ona giydirdi. Sarığını onun başına sardı.

             “Allah´ım Bedir´de Ubeyde´yi, Uhut´da Hamza´yı benden aldın. Bu Ali ise benim kardeşimdir. Amcamın oğludur. Beni yalnız başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın.” diye dua etti.

           Hz.Ali(ra) Amr´ın karşısına çıktı. Amr ona;

          “Sen kimsin ?”dedi.

          Hz. Ali(ra);

          “Ben Ebu Talibin oğlu Ali´yim.”dedi.

         Amr;

          “Ben seninle dövüşmem.”dedi. ”Baban benim dostumdu. Senden başka yaşlı amcan yok mu ?”.

          Hz.Ali(ra);

        “Vallahi ben senin kanını dökmek isterim.”dedi.

          Amr buna çok kızdı. Kılıcını çekerek atını Ali(ra)´un üzerine sürdü. Hz.Ali(ra);

          “Ben seninle nasıl çarpışayım. Sen atlısın ben ise yayan.”dedi.

           Amr bunun üzerine atından aşağı indi. Hz.Ali(ra)´ye şiddetli bir darbe indirdi. Öyle ki Hz. Ali(ra)´nin kalkanı parçalandı ve başından yaralandı.

           Sıra Hz.Ali(ra)´ye gelmişti. Amr´ın boyun köküne zülfükarla öyle bir darbe vurdu ki; kafasını uçurdu, gövdesini yere düşürdü. O anda bir çığlık koptu. Her taraf toz duman oldu. Hz.Ali(ra);

 “Allah´u Ekber… Allah´u Ekber…” diye tekbir getirip zafer işareti yaptı. Bütün Müslümanlar ona eşlik ettiler. Diğer hendeği geçenler ise kaçmak mecburiyetinde kaldılar.

           Ertesi gün savaşın en korkunç günü oldu. Arkadan Yahudiler,önden Müşrikler Müslümanları ok yağmuruna tuttular.Savaş bütün gün aralıksız devam etti. Daha sonra kuşatma günlerce sürdü. Birçok çatışmalar oldu. Fakat Kureyşliler de artık dayanamaz olmuşlardı. Yahudilerden Müslüman olanlar oldu. Onlar Kureyşlileri de yalnız bıraktılar. En son Ebu Süfyan şöyle dedi;

             “Ey Kureyşliler topluluğu; Demek ki, ben maymun ve hınzırın kardeşlerinden yardım talep ediyormuşum.”

             Mekkeliler günlerce kuşatmadan sıkılmışlardı. Herkeste bir bıkkınlık hâsıl oldu. Ve Şevval ayı sona ermek üzereydi. Zilkade ayı ise başlamaktaydı. Bu ayda Mekkeli hacılar geliyorlardı. Onu da düşünerek Medine´yi terk ettiler. Böylece büyük bir savaş daha sona ermişti.Müslümanlar müşrikten kalan yüklü develere el koydular.Onların bıraktığı yiyecekleri paylaştılar.

                 Sürçü lisan ettik ise Af ola. İsterim ki, insan önce insan ola.

 

Anahtar Kelimeler: HENDEK, SAVAŞI
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
AL BAŞINA BELAYI (19 Şubat 2019 - Salı)
BU ADALET DEĞİLDİ (12 Şubat 2019 - Salı)
GÜLE GÜLE AYŞE (29 Ocak 2019 - Salı)
UÇAN KENGERLER HİKÂYESİ (22 Ocak 2019 - Salı)
AT (15 Ocak 2019 - Salı)
OKUMAK ÜZERİNE (08 Ocak 2019 - Salı)
LEYLAYI DÜŞÜNMEK (01 Ocak 2019 - Salı)
BABAMI GÖTÜRDÜLER (25 Aralık 2018 - Salı)
KEDİ KAZASI (18 Aralık 2018 - Salı)
VEYSEL GARANİ (04 Aralık 2018 - Salı)
ŞEYH MUHİTTİN ARABÎ (27 Kasım 2018 - Salı)
LOKMAN HEKİM EFSANESİ (13 Kasım 2018 - Salı)
HATIRLADIM (06 Kasım 2018 - Salı)
BİRAZCIK DÜŞÜNMEZ MİSİNİZ? (30 Ekim 2018 - Salı)
ZALA (23 Ekim 2018 - Salı)
GÜLLÜ İLE KELOĞLAN (16 Ekim 2018 - Salı)
MEVLANA (09 Ekim 2018 - Salı)
ŞEYTANI GÖREN ÇOCUK (02 Ekim 2018 - Salı)
YANGIN YERİ (25 Eylül 2018 - Salı)
DİŞLİ KEMAL (11 Eylül 2018 - Salı)
YUSUF GİTTİ HOCAM (04 Eylül 2018 - Salı)
YAYLA YOLLARI (03 Temmuz 2018 - Salı)
SİYASET (26 Haziran 2018 - Salı)
İYİ Kİ TARLADAYIM (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
EMEVİ SİYASET (12 Haziran 2018 - Salı)
UHUD SAVAŞI (29 Mayıs 2018 - Salı)
BEDİR SAVAŞI (22 Mayıs 2018 - Salı)
FİL EFSANESİ (15 Mayıs 2018 - Salı)
HUZURLU OLMAK İÇİN (08 Mayıs 2018 - Salı)
BU VATAN BİZİM (01 Mayıs 2018 - Salı)
HASAN DEDE KÖPRÜSÜ (24 Nisan 2018 - Salı)
YARIMCA MUSKASI (17 Nisan 2018 - Salı)
ORMANA AĞIT (10 Nisan 2018 - Salı)
ANKARA (03 Nisan 2018 - Salı)
15 DAKİKA EDEBİYAT (27 Mart 2018 - Salı)
ELVEDA LEYLA (21 Mart 2018 - Çarşamba)
HASAN DEDE (13 Mart 2018 - Salı)
BİZDEN SÖYLEMESİ (06 Mart 2018 - Salı)
OKUL KAYDI (27 Şubat 2018 - Salı)
KİTAP´IN HİKÂYESİ-2 YILDIZ ELMASI (20 Şubat 2018 - Salı)
SEVGİLİLER GÜNÜ (13 Şubat 2018 - Salı)
TİRŞİK (06 Şubat 2018 - Salı)
VATAN SAĞOLSUN (30 Ocak 2018 - Salı)
TEĞMEN (23 Ocak 2018 - Salı)
DEVLET KAPISI- 2018 (09 Ocak 2018 - Salı)
BEŞ OCAK ve ADANA (02 Ocak 2018 - Salı)
BİZ VE İLİM (26 Aralık 2017 - Salı)
YÜZ YILLLIK HİKAYE - MERHABA TÜRKÇE (20 Aralık 2017 - Çarşamba)
YAHUDİLER (12 Aralık 2017 - Salı)
ALİİİİİİİİİİİİ (05 Aralık 2017 - Salı)
BU SAVAŞ BİTMELİ (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
KREDİ (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
HOCALARIN DÜĞÜNÜ (14 Kasım 2017 - Salı)
CHP KAPATILSIN MI ? (07 Kasım 2017 - Salı)
BAKMAK ve GÖRMEK (31 Ekim 2017 - Salı)
BESİME TEYZE (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
BİZİM KÖY´ÜN HALLERİ (NAR) (18 Ekim 2017 - Çarşamba)
EKONOMİNİN ÇİVİSİ (10 Ekim 2017 - Salı)
AY (03 Ekim 2017 - Salı)
KOKAR (26 Eylül 2017 - Salı)
DOSTLAR BENİ HATIRLASIN (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
AĞA VE EŞKİYA (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
EMİN AMCA (29 Ağustos 2017 - Salı)
KÖYDE BİR SABAH (20 Ağustos 2017 - Pazar)
KÖYDE BİR SABAH (07 Ağustos 2017 - Pazartesi)
EŞKİYA VE KARETE (ÇUKURAĞALI-Roman) (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
NİHAT ARTIK YOK (24 Temmuz 2017 - Pazartesi)
YEMEN NERE? KOZAN NERE? (18 Temmuz 2017 - Salı)
BAŞKAN ve BEN (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
ÇİĞŞAR ve OBALAR (28 Haziran 2017 - Çarşamba)
TÜRKÇE KONUŞMAK (19 Haziran 2017 - Pazartesi)
CİN HİKÂYELERİ (01 Haziran 2017 - Perşembe)
CİN HİKÂYELERİ (30 Mayıs 2017 - Salı)
CENNET KADIN (23 Mayıs 2017 - Salı)
HAKSIZLIK KARŞISINDA (16 Mayıs 2017 - Salı)
GECE YANIĞI (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
ROMAN YAZMAK (02 Mayıs 2017 - Salı)
ERGENEKONCULAR (25 Nisan 2017 - Salı)
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI (18 Nisan 2017 - Salı)
ARAP ve TÜRKLER (11 Nisan 2017 - Salı)
GELECEK NESİL (04 Nisan 2017 - Salı)
YAZIK ÇOK YAZIK (28 Mart 2017 - Salı)
ZÜBEYDE HANIM (21 Mart 2017 - Salı)
TÜRKLERİN İNSANLIK TARİHİ (14 Mart 2017 - Salı)
İKİ KADIN ve AYRILIK (07 Mart 2017 - Salı)
2B LER VE HİKÂYESİ (28 Şubat 2017 - Salı)
BİBERLER NEDEN KURUDU (21 Şubat 2017 - Salı)
MUTLULUK BÖYLE BİRŞEY (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
SAĞDUYU (31 Ocak 2017 - Salı)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
22.HAFTADA BİRER PUANLA YETİNDİK
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
BEYLİKDÜZÜ´NDEN SEFAKÖY´E İSTANBUL TÜYAP KİTAP FUARI
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
‘ŞİRK DİNİ´ VE BU DİNİN İLAHLARI
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
ADANA RESMİNE BAK
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ATATÜRK İLKELERİNİN VE DEVRİMLERİNİN ÖLÜMSÜZ VE SADIK BEKÇİSİ UĞUR MUMCUNUN ŞEHADETİNİN 26.YIL DÖNÜMÜ
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
TOPLUMSAL AYRIŞMA VE EĞİTİM
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Dost acı söyler sayın Kılıçdaroğlu
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Yılmaz Özdil´in “Mustafa Kemal´i”
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
SOSYAL DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİMLER
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
SAVCI DOĞAN ÖZ´Ü SAYGIYLA ANARKEN...
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİ YÖNETİMİNİN SORUMLULUĞU ARTIYOR!
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
FRANSA´DA SARI-YELEKLİLER, YENİ BİR UYGARLIK TASARIMI ARIYORLAR - ARADIKLARI, ATATÜRK´ÜN UYGARLIK TASARIMI OLMASIN?! -
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
BU NE PERHİZ BU NE LAHANA TURŞUSU
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Nasıl Bir Eğitim Sitemimiz Olsaydı Ar-Gör Ceren Şenel Öğrencisi Tarafından Öldürülmezdi
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Ata Alp And
Ata Alp And
DOSTLAR HATIRLANDIKÇA-2
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
İDLİP
EĞİTİMCİNİN KALEMİNDEN-Kemal Çelikkaya
EĞİTİMCİNİN KALEMİNDEN-Kemal Çelikkaya
Gözlemler…İzlenimler…
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
BÖLGEYE PANORAMİK BAKIŞ
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
KENDİ KÜLTÜRÜNDEN KORKMAK
Celal Topkan
Celal Topkan
Dünya için Atatürk´ün anlamı ne
ALİ TAŞ ADN.
ALİ TAŞ ADN.
“DOSTLAR BİZİ HATIRLASIN”
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
ATATÜRK 30 AĞUSTOS´U ANLATIYOR
İlhan ALPER
İlhan ALPER
HÜLYA ŞENKUL VE EDEBİYAT
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
YENİ ADANA GAZETESİNİN KUVAYI MİLLİYE RUHUYLA 100. YILI
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Tarihten Ders Almak
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
AL BAŞINA BELAYI
Adil OKAY
Adil OKAY
ADİL OKAY YAZDI: “ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*
Özcan İNCEOĞLU
Özcan İNCEOĞLU
DEMİRSPOR´DA ÜMİTLER TÜKENİYOR
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
ADANALI OLUNMAZ ADANALI DOĞULUR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
DÜNYA FAZİLET SAHİPLERİ İLE ŞEREFLİ VE MUTLUDUR
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
PREVEZE Mİ İNEBAHTI MI
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
ADANA DEMİRSPOR´A BAŞARILAR DİLERİZ
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Volgada 11 gün-23
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
SEÇİM RENKLİ GEÇİYOR
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2019-2/18/1521222535101.jpg