Ahmet DUMAN


Geriye Bir Şey Kalmıyorsa, Niye Okuyorsunuz?

ilim ilim bilmektir./ İlim kendin bilmektir./ Sen kendini bilmezsen,/ Bu, nice okumaktır?


Eskiden, bazı arkadaşlarımızla bir araya geldiğimizde birbirlerimize ne okuduğumuzu sorardık. “bu günlerde ne okuyorsun?” sorusu belli arkadaşlara kesinlikle sorulurdu. Bazı arkadaşlar okurlardı. Bazıları da yeni yayınları izler önerilerde bulunurlardı. Okumak ve kitap hoş bir iletişim aracıydı. Uzun otobüs veya tren yolculuklarında elinde kitap olan birine rastlarsanız yolculuk daha da çekilir hale gelirdi… Daha önce hiç tanımadığınız insanlarla dostluklar kurulurdu… Çoktandır uzun yolculuklara çıkamıyorum; yollar halâ uzun ama, süreler kısaldı.

Uzun yıllardır birlikte sabahları spor yaparken ahbaplık ettiğimiz bazı insanlarla bir sabah, bu okumak konusunu konuşmaya çalıştığımda şaşkınlıkla karşıladığım bir yanıt aldım: Bir arkadaşımız “ben okumayı bıraktım eski okuduklarımla yetinmeye çabalıyorum” dedi. İki nedenle okumuyormuş: birincisi, bir sayfayı bitirmeden sayfanın başını unutuyormuş! İkinci nedeni söyleyemedi: Unutmuş!

Çok haklı bir bahane: Eğer geride bir şey kalmadıysa, kalmıyorsa niye okuyasın ki? Okumak konusunda en önemli sorunsal bu: Ne kalıyor size? Okuduğunuz kitap, veya köşe yazısı, veya bir bilimsel makale nasıl etkiledi sizi?

Konuyu kitaplardan ayrı bir mecraya, eğitim dediğimiz kuramsal ve kavramsal olarak yaşamımızı etkileyen yere taşıdığımızda şaşkınlığım daha da artıyor. Şöyle bir bakıyorum bize öğretilenlerden geriye hiç bir şey kalmamış. Olur şey değil. Bilgi birikimimiz ve bildiklerimiz bizi hiç rahatsız etmiyor.

Yalan söylemenin, çalmanın günah olduğunu başka insanlara zarar verecek her türlü eylemin büyük günahlardan olduğunu öğretmediler mi? Öğrettilerse, yalana ve talana saygı neden bu kadar fazla?

Başörtüsünün kamusal alanda yasaklanmaya çalışıldığı günlerde bir yolculuğumuz sırasında yanılmıyorsam Kayseri’de çok kibar bir Türkçe ile yazılmış bir afiş görmüştüm “Ne kamusal alanı ulan! Allah heryerde” yazıyordu. Oyıllarda Türkeş Bey sağdı slogan O’nun ünlü “Ne mozayiği ulan….” sözlerini çağrıştıran bir biçimde yazılmıştı; afişi asanlar da MHP lilerdi.

80 darbesinden sonra Din Eğitimi zorunlu hale getirildi. Yaklaşık olarak 40 yıldır gençlerimiz veya çocuklarımız devlet eliyle din eğitimi almaktalar. Bu eğitim Dinimizin nasıl bir din olduğunu Allah ve Peygamber kavramlarının ne olduğunu öğretmektedir. Ayrıca bizim inancımıza göre “Allah mekandan münezzehtir nerede anılırsa orada hazır ve nazırdır” Yukardaki slogan Allahın insanları yahut kadınları kamusal  ya da kamusal olmayan her alanda da görebileciği vurgulanarak başı açık olanların kesinlikle Allah tarafından görüleceği ve cezalandırılacağı belirtilmiyor mu? Evet! Kesinlikle evet!

Geldiğimiz yerde şu soruyu sormamız gerekli ve şart oldu: “Bu nasıl bir inançtır ki başörtüsüz kadınları ve kızları görecek ama kamusal alan veya kamusal olmayan alanlarda hırsızlık edenleri yalan söyleyenleri devlet malına el uzatanları akraba ve yakınlarını kayıranları ve sair edebe ve dine aykırı bir yığın edepsizliği görmeyecek, affedecek!” Böyle bir inanç olur mu? Anlaşıldığına göre okuduklarınızdan ve okullarınızdan sizi engelleyecek birşeyler kalmamış. Bari inancınızdan birşeyler kalsaydı da bu kadar çalmasaydınız yalan söylemeseydiniz, iftira etmeseydiniz.

Birkaç gazete haftada bir kez “Kitap Eki” vermekteler. Bu dergilerin her yeni sayısında yüzlerce yeni kitap haberi var. Yılda bir kez her ilimizde “Kitap Fuarları” açılıyor mahşeri kalabalıklarla dolup taşıyor. Milyonlarca kitap alınıyor. Aldığınız bunca kitap evinizde süs eşyası olarak mı duruyor?  

Şimdi soralım: Niçin bilgi? Ne işe yarıyor?

 

 



YAZARLAR

  • Perşembe 32 ° / 17 ° Güneşli
  • Cuma 31 ° / 17 ° Güneşli
  • Cumartesi 33 ° / 17 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.127%-2,22
  • DOLAR

    8,2738% 0,21
  • EURO

    9,6677% 0,11
  • GRAM ALTIN

    497,36% -0,23
  • Ç. ALTIN

    820,644% -0,23