Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe


GERİLİMİN KAZANANI KİM OLDU?

Yani tüm soruların cevabı, ABD’nin bu eylem sonrası gelişmelerle önemli bir kazanım elde ettiği yönünde açıklığı kavuşuyor. İran ise şimdilik kaybetti ve kuvvetle muhtemel rejimi tehlikede. Bu arada Başkan Trump da verdiği karar ve başarılı eylem sonrası verdiği resimle iç siyasette kazanım sağladı. Ayrıca, her rejim, kendini koruma içgüdüsüyle hareket etmek zorunda olduğundan, sertleşen rejimin yapabileceklerinin acısını da öncelikle İran halkı çekecek.


2020 yılı gerginliklerle dolu günlerle başladı. Yılın ilk on beş gününde, Ortadoğu, küresel etkilere yol açabilecek, büyük bir çatışmanın eşiğinden de dönmüş oldu. General Kasım Süleymani suikastıyla başlayan ve geçen on beş güne damgasını vuran ABD-İran gerginliği, İran’ın, ABD eylemine cevap olarak lanse ettiği, Irak’ta bulunan iki ABD üssüne düzenlediği balistik füze saldırısının ardından, İran ve ABD liderlerinin açıklamalarıyla, şimdilik stabil görünüme büründü.

Yüzyılın başlarında ve hatta çok daha yakın tarihlerde, bir devletin üst düzey görevlisi, bir başka devlet tarafından bilinçli öldürüldüğünde, hatta bu yönde kuvvetli şüphe olduğunda dahi bu durum önemli bir savaş sebebiydi. Bu kez öyle olmadı. Dolayısıyla da akıllara farklı sorular geldi. Sorulardan biri: İki ülke yönetiminin karşılıklı anlaşmayla, kazan-kazan prensibini uygulamaya koyup, kendi iç siyasetlerinde ellerini güçlendirdikleri yönünde. Bir diğer soru: Bu eylemin bir cebri keşif olduğu yönünde. Yani ABD, bu eylemi gerçekleştirerek, İran’ın yapabileceklerini görmeyi ve Ortadoğu stratejisine yeniden ve aktif bir yön vermeyi planladı. Başka bir soru ise: ABD’nin, BOP veya GOKAP, değişen isimler, genişleyen cephelerle ortaya koyduğu planlarını, bu hamle ile “inceldiği yerden kopsun” anlayışıyla sonlandırmak ve geciken Pasifik stratejilerine yoğunlaşmak adına, düğmeye bastığı yönünde. Böylece, ABD tarafından terörist olarak tanımlanmış bir figür ortadan kaldırılırken, İran’ın, iç siyasetteki huzursuz ortamı ve halkın rejime tepkiselliği de dikkate alınarak, vereceği bir orantısız tepkiyle, başlaması muhtemel değerlendirilen savaşta, bölgenin önemine istinaden sağlanacak uluslararası destekle, İran’ın etkisiz hale getirilmesi ve müteakiben, her ne kadar Trump tam tersini beyan etse de bir rejim değişikliği ile bölünmesini sağlamaktı. Ayrıca ABD, eylemle birlikte, muhtemelen, küresel tek güç olduğunu bir kez daha göstererek, bu yöndeki hegemonyasını pekiştirmeyi de hedefledi.  

ABD ve İran gibi özellikle İran İslam Devrimi sonrası konjonktürde ebedileştiği gözlenen ve ABD’nin Ulusal Güvenlik ve Strateji Belgesi’nde İran’ın düşman olarak tanımlanmasına varan rekabette, bu gerilimin ardından gelen açıklamalar doğal akışın dışında görünüm verince, bir an izleyenleri şaşırttı.

İran’ın ABD’ye misilleme yapmayı planladığı tarih ve saat diliminin devamında, İran tarafından, “insan hatası” olarak açıklanan fakat uluslararası önemli yaptırımları olan bir gelişme, bir an da ortamın sütliman görünüme bürünmesini sağladı. İran hava savunma sistemi, Ukrayna Hava Yollarına ait ve Tahran-Kiev seferini yapmak maksadıyla Tahran İmam Humeyni Havalimanı’ndan kalkan uçağı düşman olarak algılayıp, füze ile vurarak düşürdü. Uçak yolcularının 82’si İran, 63’ü Kanada, 11’i Ukrayna (yolcu+mürettebat), 10’u İsveç, 4’ü Afganistan, 3’ü İngiltere, 3’ü Almanya vatandaşı olunca durum karıştı. İran öncelikle uçağın teknik hatayla düştüğünü savunur ve kendine karşı bir komploya karşı uçağın kara kutusunun ilgili firmaya gönderilmeyeceğini açıklarken, birden U dönüşü yaparak, uçağın kendileri tarafından ama hatayla düşürüldüğünü kabul etti. Aksi halde, muhtemelen ABD veya diğer güçlerden biri tarafından, teknik kayıtlarla olay açıklanacak ve İran, yalan söyleyen konumunda kalacaktı. Burada da önemli bir soru var. İran’ın hava savunma sistemi, ABD veya İsrail tarafından elektronik karıştırmayla yönlendirilmiş olabilir mi? Çünkü her iki ülkenin de bu imkâna sahip olduğu bir gerçek.

Konunun uzmanları tarafından farklı açıklamalar yapılsa da Uluslararası Sivil Havacılığa İlişkin Yasadışı Eylemlerin Önlenmesine Dair Pekin Sözleşmesi’nin konuyla ilgili maddelerinin kapsayıcılığıyla, bu konuda, İran dışında, uçağın tescilli olduğu Ukrayna tarafından ve uçakta bulunan yolcuların vatandaşı oldukları ülkeler tarafından da yargılama yapılabileceği görüşü ortaya çıkıyor. Bu durumda, İran’ın önünde, kendini savunabilmesi için oldukça zorlu bir süreç var.

Üstelik bu gelişmeyle, General Kasım Süleymani’nin ölümü ardından oluşan ulusal bütünleşme görünümü bir an da değişti. Halk bir kez daha sokaklara döküldü ama “diktatöre ölüm” sloganıyla. Ayrıca, propaganda maksatlı ve algılara yönelik üniversite girişinde yere serilmiş olan ABD ve İsrail bayraklarının üzerinden geçmeyen ve geçenlere tepki gösteren bir üniversite gençliğinin, rejim yönetiminin korkulu rüyası haline gelmesi de kuvvetle muhtemel. Yani, Süleymani önderliğinde gelebileceği değerlendirilen halk hareketi, uçağın düşürülmesi ve masum insanların öldürülmesiyle gerçekleşmeye başladı. Bu durumda eğer bir kazan-kazan anlaşması yapıldıysa da tek kazananın her durumda ABD olduğu izlenimi ortaya çıkıyor.

İkinci sorunun cevabı da bu gelişmeyle ortaya çıkmış oldu. İran’ın hava savunma sisteminde sıkıntılar olduğu görülürken, ABD üslerini vurmak üzere atılan füzelerin isabet yüzdesinin ve etkinliğinin düşük olmasıyla, ABD’nin kayıp vermeksizin, erken ihbar-önleme sistemlerinin etkinliğiyle bu önemli tehdidi savuşturması, etkin bir gövde gösterisi oldu.

Bu gelişmelerin ardından ABD, Irak’ta tek etkin güç olduğunu gösterirken, İran’ın hiç de tahmin edildiği kadar güçlü ve teknik donanımlı olmadığını, etkin provokelerle rejimin çöküş sürecine girdiğini/girebileceğini ve ABD tarafından, diğer ülkelerde konuşlandırılmış üsler aracılığıyla kontrol altına alındığını, bu durumda da küresel coğrafyanın diğer stratejik konumlarına yönelik planlamaların, uygulanabileceği görüldü.

Yani tüm soruların cevabı, ABD’nin bu eylem sonrası gelişmelerle önemli bir kazanım elde ettiği yönünde açıklığı kavuşuyor. İran ise şimdilik kaybetti ve kuvvetle muhtemel rejimi tehlikede. Bu arada Başkan Trump da verdiği karar ve başarılı eylem sonrası verdiği resimle iç siyasette kazanım sağladı. Ayrıca, her rejim, kendini koruma içgüdüsüyle hareket etmek zorunda olduğundan, sertleşen rejimin yapabileceklerinin acısını da öncelikle İran halkı çekecek.

 

 

 

 

 

 

 

 

       



YAZARLAR

  • Çarşamba 33 ° / 22 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Perşembe 35 ° / 22 ° Güneşli
  • Cuma 34 ° / 22 ° Güneşli
  • BIST 100

    119.680%0,29
  • DOLAR

    6,8669% 0,13
  • EURO

    7,7603% 0,30
  • GRAM ALTIN

    398,47% 0,63
  • ÇEYREK ALTIN

    657,4755% 0,63