Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR


GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ

Sokakların güvenli, evlerin bereketli, ailelerin kalabalık, insanların kibar, çocukların daima gülümsediği zamanlardı.


Herkes birbirini dinler, teselli ve yardım eder, küçükler büyüklere saygı duyar, büyükler küçükleri hoş görürdü. Anneye, babaya, yaşlıya hürmet en büyük meziyet olarak anılırdı.

Eski de olsa kılığa kıyafete özen gösterilir, temiz ve bakımlı olmakla yetinilir, bir topluluğa girerken yol yordam bilinir, birisi konuşurken susmak edepten sayılırdı.

 Televizyonun hayatlara böylesine yerleşmediği ve hatta bilgisayarların, internetin adının bile anılmadığı yıllardı, kışın soba başında, yazın bahçede oturulur, konu-komşu, eş-dost, akraba ağırlanır, gelmişten, geçmişten sohbet edilirdi.

Pamuk yorganda ve yastıkta yatılır, ekim ayı geldi mi bunların pamukları attırılır, yorgan kaplanır, artık kumaşlardan kırkyama yapılır, dikiş dikilir, kazak örülür, sökük onarılır, çorap ve pantolon yamalanırdı.

Yoğurt mayalanır, salça yapılır, bulgur ve reçel kaynatılır, erişte dökülür, zeytin ve turşu kurulur, peynir tuzlanır, meyve ve sebze kurutulurdu. Mevsim dışında meyve ve sebze yenmezdi, aransa da bulunmazdı. Domates yemek için yaz beklenir, o domates de mis gibi kokardı.

Ev ödevleri için ansiklopedilerden yararlanılır ya da kütüphanelere gidilirdi, kitaplar, giysiler, oyuncaklar bir büyükten küçüğe kalırdı. Eşyalar eskitilmez, tamir edilirdi.

Meyveyi ağaçtan koparır, tozunu kolumuza siler yerdik, hamburger ve asitli içecek bilmezdik, en büyük lezzetimiz süzme yoğurt veya salça sürülmüş ekmek dilimiydi, en güzel atıştırmalığımız kuru üzüm, leblebi, cevizli sucuk veya şeker sucuğuydu, en lezzetli içeceğimiz ise yayladan getirilen vişneden elde edilen meyve suyuydu, bayılırdık.

Mahallemiz en büyük oyun alanıydı; saklambaç, körebe, evcilik, ip ve lastik atlama, seksek gibi oyunlar oynardık, bahçemiz en doğru tarım alanıydı; ayağımız toprağa basar, o toprağa tohum ekerdik. Çiçekleri tanır, portakalın dallarına pencerelerden ulaşır, kurbağaların sesini dinlerdik.

Elimiz iğne, tığ, şiş tutmayı bilirdi, ilkokuldayken el işi derslerinde düğme diker, zincir çeker, oya ve sabun bezi işler, kartondan maket, krapondan süsler yapardık. Kâğıt bebeklere kâğıttan elbiseler giydirir, kâğıttan gemiler yüzdürür, gazeteden şapka katlardık.

Annelerimiz dolma yaparken patlıcanın sapından düdük, mantı dökerken hamurundan oyuncak yapardık, dardağan çekirdeğini kamıştan üflerdik, bez bebek işlerlerdi, ahşap beşiklerde sallardık.

Bizim masada en sıklıkla konuşulan, çocukların en sevdiği, benimse anlatmaktan en keyif aldığım konulardan biriydi; geçmiş zaman ve çocukluğumuz.

Şimdi kulaklara masal gibi geliyor ama işte böyle zamanlarda büyüyen şanslı çocuklar olarak bizler,

Hayalinin bile böylesine güzel, anlamlı, değerli olduğundan habersiz çağlarımızla, üzerinden çok geçse de ağzımızda bir parmak bal bildiklerimizle, yüreğimizde de hep canlı tuttuklarımızla mutluyduk, huzurluyduk, sevgi doluyduk.

 

 

 

 

 



YAZARLAR

  • Pazartesi 20 ° / 7 ° Güneşli
  • Salı 20 ° / 7 ° Güneşli
  • Çarşamba 19 ° / 7 ° Güneşli
  • BIST 100

    110.477%0,33
  • DOLAR

    5,8142% 0,43
  • EURO

    6,4648% 0,24
  • GRAM ALTIN

    275,86% 0,82
  • ÇEYREK ALTIN

    455,169% 0,82