GECE YANIĞI
Tarih: 10.5.2017 09:34:58 / 1462okunma / 1yorum
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?

                   Otuz yıl devlet memurluğu yaptıktan sonra çiftçi olmak çok zor. “Pişman mısın?” derseniz, hala pişman değilim. Çiftçilik yaparken bir yerde kendimi kırlara çıkmış memur gibi hissediyorum.

                   Hani o dört gözle beklediğin hafta sonu var ya. İşte onun gelmesi gibi bir şey.

                   Hafta içi stresten kurtulmuş, kendini çimlerin arasına atmış, çocuklarla top oynamak isteyen bir baba misali. İnsan dolaştıkça rahatlıyor. İster istemez yorgun düşüyorsun, ama ona değiyor.

                     Yokuş çıkmak, kazma sallamak, ark yapmak, mısır sulamak, kolay iş değil. Hele geldiğimiz günlerde tarlanın bir tarafından,diğer tarafına gitmek o kadar zor geliyordu ki. Şimdilerde biraz alıştık. Yorulsak da durmuyoruz artık. Aslında biz durmak istiyoruz ama yapılması gereken iş durdurmuyor.

                   Çalışırken tarlaya biraz nar dikmiştim.İlk defa bu sene meyve verdi. İnsan onları seyretmeye doyamıyor. Üzerinden, köyün topraktan arkı geçiyor. Ark toprak olunca, ister istemez suları tarlaya sızdırıyor. Kurbağa deliklerinden su kaçırıyor. Her gün takip edilmez ise sular tarlanın içini berbat ediyor. Narlara zarar veriyor.

                  Her gün onları takip ediyorum. Sızan yerleri kapatmaya çalışıyorum. Bu arada yoruluyorum. Sıkıntıdan olacak önce boynumda bir kızartı meydana geldi. Merhemle, ilaçla tedavi etmeye çalışırken, bu defa bacaklarımda oluştu.   Günden güne de büyümeye, çekilmez bir hal almaya başladı. Bir kaç kişiye söyledim. Onlarda ;

                  “Gece yanığı” dediler.

                 Gece yanığı nedir ne değildir? Diye Ali Ağabeye gitmeye karar verdim. Ne de olsa o bizden tecrübeliydi.

                 Okulun yanından geçerek kanepeye doğru yürüdüm. Kanepede Ali Ağabeyin oğlu Eyüp ve İsmet Ağabeyin oğlu Halil vardı. Kuzenleri Mustafa ise elinde bir kürekle aşağıdan yanımıza doğru geliyordu. Onunla kanepeye varmamız aynı ana rastladı. Beni görünce ayağa kalktılar. Mustafa su patlamış onu yapacak, Halil de ona yardım edecekmiş. Onun için kanepede buluşmuşlar.

                 Üçü de sevdiğim çocuklar. Babaları gibi değiller. Siyasete daha olumlu bakıyorlar. Tabi ki kendi aralarında anlaşamıyorlar. Ama anlaşamamayı da normal görüyorlar. Eğer onlarda bazıları siyasetçi olsa;” Bu köye Cumhuriyet gelmemiş.” diyeceğim. İyi ki onlar anlıyorlar birbirlerini. Siyaset yapmanın tadını çıkarıyorlar. Şaka yapıyorlar birbirlerine. Hem konuşuyorlar, eleştiriyorlar, hem de birbirlerine destek veriyorlar.

               “Ah ne güzel diyesi geliyor insanın.”Bütün siyasetçiler böyle olsa.”

               Kanepedeki yerimi boşalttılar oturmamı istediler. Hepsinin bir acelesi vardı. Tabi ki bu mevsimde köyde çok  iş vardı. Çalışma zamanıydı. Oturma zamanı değildi. Bizim gibi emekliler hariç..

                 Bizim işimiz lak lak yapmak, siyaset konuşmaktı. Hangimizin işine yaradıysa tabi.

               “Ali Ağabey yok mu ?”dedim.

               “Sizin o tarafta Ağabey.” dedi.”İnek güdüyor.”

               “Ben niye görmedim?”dedim.

               “Bizden tarafta “dedi. “Sizin oradaki yolak kapalı.Bizim yapacağımız bir şey varsa emret?”

               “Sağ ol Eyüp.” dedim.”Boynumda bir yara  çıktı. Ali Ağabeye sormaya geldim. Ne de olsa o bizden tecrübeli.”

                 Üçü de birden boynuma baktılar.

               “Gece yanığı Ağabey “dediler. Doğru Kokara gideceksin.”

            Gece yanığı derken o kadar önemsiz konuşuyorlardı ki. Hâlbuki ben kaç gündür ondan neler çekiyordum. Bir taraftan da acaba kötü hastalık başlangıcımı? korkusu vardı içimde.Kokar evimizin karşı tarafında bir derenin içindeydi.Kükürtlü su çıkarır bazı hastalıklara iyi gelirdi.

           “Kokar ne yapar ki ?”dedim.

           “Hemen iyi eder Ağabey.” dediler. “Aha şu karşı da. Şimdi kimseler yoktur. Sabahleyin git.Akşam geri gel. Bu arada kebabını da yiyebilirsin.”

             Çocuklar zaten kalkacaktı. Bende kanepeden ayrıldım eve geldim. Daha önce kokara birkaç defa gitmiştim. Hatta birinde Adana´dan gelmiş arkadaşlarla yıkanmıştık.

O zamanlar da Kokarın neye yaradığını bilmiyordum. Bu gün de neye yaradığını bilmiyorum.                 O vakitler kendim için değil, başkaları için gelmiştim. Gelenlere yol gösterici olarak.

              Keskin Ağabey diye biri vardı.

             “Haydi, çocuk bizi kokara götür.” dedi.

              Altında arabası vardı. Bende yanlarına bindim kokara kadar  geldim. Adamcağızın karısı Cennet Hanım sarılık olmuş. Sonradan öğrendim durumu. Belki faydası olur diye Kokara getirmişler. Fakat faydası olmamış. Kadıncağız öldü. Çocuklar ise hep öksüz kaldılar.

              Daha sonra Adana´dan bizim komşularla geldik. Onlar ne için geldiler bilmiyorum. Sanırım kardeşlerinin ayağında çıban çıkmıştı. Çok çektiler o çıbandan. Daha sonra çocuk kurtuldu. Kokardan mı?  Kurtuldu.Yoksa  başka şeylerden mi? yine bilmiyorum.

               Birde çocukken rahmetli babama kokardan su getirmiştim. Faydası oldu mu ? olmadı mı? onu da bilmiyorum. Ben ancak su getirdiğimi, babamın da yıkandığını hatırlıyorum.  Faydası olup olmadığını bile bilmiyorum.

                  Eve gelene kadar bütün bunlar gözümün önünden geçti. O zamanlar çok kötü zamanlardı. Araba yoktu. Traktör yoktu. Yol yoktu, para yoktu. Her hasta olan” acaba” diye kokarın suyundan bir deneme yapıyordu. Çoğunlukla da umutsuz hastalar için. Umut fakirin ekmeği derler ya onun gibi bir şey.

                 Eve gelince hanıma;

                 “Haydi, kokara gidiyoruz.”dedim.

                 Hanım bu köyde benden kıdemlidir. Kokarı da, köylüleri de benden iyi bilir. Hatta kimle konuşmam gerektiğini, kimle konuşmamam gerektiğini sık sık tembihler. Hatta bazılarının yanında içimi dışımı dökmemem gerektiğini bile söyler.

                  Hâlbuki benim içim ne olacak, dışım ne olacak. Yalan söyleyemem. Kötülük yapamam. Doğru bildiğimden şaşamam. Onun için sır diye bir şey olmaz bende. Kimseye söyleyemesem oturur yazarım. Sır olmak şöyle dursun, bütün insanlar onu duyar.

                 Ne kötü bir huy değil mi? Düşman başına.

                 Hanım hiçbir şey söylemedi. Sadece;

                 “Aha kokar orada “dedi.” Cengiz´i de al beraber git. Ben gidemem.”

                  Bu hatun zaten yaralarımı da önemsememişti. Kaç defa rica ettim bir krem sürdüremedim. Böyle söylemesini de hiç yadırgamadım. Hal bu ki başka bir şey olsa kızabilirdim. Hatta aynı sertlikte cevap bile verebilirdim. Belki de oraların ıssız oluşu aklına gelmiştir. Hiç önemsemedim. Doğruca dışarı çıktım.

              “Cengiz…”diye bağırdım.

                Cengiz kapıdaydı. Sesimi duyunca yanıma kadar geldi.

               “Haydi, Cengiz.”dedim.”Seninle Kokara gidelim.”

                Hayret! Cengiz hiç sesini çıkarmadan;

              “Tamam.”dedi. Evlerine doğru yürüdü.

                 Cengiz kayın biraderin küçük oğluydu. Daha ergenlik çağına yeni girmiş yüzündeki sivilcilerden şikâyeti vardı. Yok demeden koşması da onun sevincindendi. Sivilcilerden kurtulmak için can atıyordu çocuk.

                 Cengiz,Babası ve Ben birlikte gittik.Kokarda bekçiden başka kimse yoktu.Kayın birader bekçi ile oturdu.Biz Cengiz ile birlikte yaklaşık iki saat yıkandık.Daha sonra dışarıdaki çamurundan yaralarımıza sürdük.Birazda suyundan alarak geri  eve geldik.Sabah uyandığımda gece yanığından eser kalmamıştı.

                  Adına kokar denen bu suyun kıymetini kimseler bilmiyordu. Bilenlerde başkasına söylemiyordu.Halbu ki insanların bazı yaraları için bulunmaz bir tedavi merkeziydi. Ve bedava denecek kadar da ucuzdu.

Anahtar Kelimeler: GECE, YANIĞI
Okuyucu Yorumları (1 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Ramazan Özerli
11.5.2017 21:16:11
Dert veren dermanınıda verir diye bir söz vardır.Böyle ne faydalı olan yeler var belki de bilmiyoruz
Yazarın Diğer Yazıları
MÜZİK VE BEN-2 (20 Mart 2019 - Çarşamba)
MÜZİK VE BEN-1 (16 Mart 2019 - Cumartesi)
SÖYLEŞİ (13 Mart 2019 - Çarşamba)
DOĞRUDAN ZARAR GELMEZ (05 Mart 2019 - Salı)
TOMBUL AĞA (26 Şubat 2019 - Salı)
AL BAŞINA BELAYI (19 Şubat 2019 - Salı)
BU ADALET DEĞİLDİ (12 Şubat 2019 - Salı)
GÜLE GÜLE AYŞE (29 Ocak 2019 - Salı)
UÇAN KENGERLER HİKÂYESİ (22 Ocak 2019 - Salı)
AT (15 Ocak 2019 - Salı)
OKUMAK ÜZERİNE (08 Ocak 2019 - Salı)
LEYLAYI DÜŞÜNMEK (01 Ocak 2019 - Salı)
BABAMI GÖTÜRDÜLER (25 Aralık 2018 - Salı)
KEDİ KAZASI (18 Aralık 2018 - Salı)
VEYSEL GARANİ (04 Aralık 2018 - Salı)
ŞEYH MUHİTTİN ARABÎ (27 Kasım 2018 - Salı)
LOKMAN HEKİM EFSANESİ (13 Kasım 2018 - Salı)
HATIRLADIM (06 Kasım 2018 - Salı)
BİRAZCIK DÜŞÜNMEZ MİSİNİZ? (30 Ekim 2018 - Salı)
ZALA (23 Ekim 2018 - Salı)
GÜLLÜ İLE KELOĞLAN (16 Ekim 2018 - Salı)
MEVLANA (09 Ekim 2018 - Salı)
ŞEYTANI GÖREN ÇOCUK (02 Ekim 2018 - Salı)
YANGIN YERİ (25 Eylül 2018 - Salı)
DİŞLİ KEMAL (11 Eylül 2018 - Salı)
YUSUF GİTTİ HOCAM (04 Eylül 2018 - Salı)
YAYLA YOLLARI (03 Temmuz 2018 - Salı)
SİYASET (26 Haziran 2018 - Salı)
İYİ Kİ TARLADAYIM (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
EMEVİ SİYASET (12 Haziran 2018 - Salı)
HENDEK SAVAŞI (05 Haziran 2018 - Salı)
UHUD SAVAŞI (29 Mayıs 2018 - Salı)
BEDİR SAVAŞI (22 Mayıs 2018 - Salı)
FİL EFSANESİ (15 Mayıs 2018 - Salı)
HUZURLU OLMAK İÇİN (08 Mayıs 2018 - Salı)
BU VATAN BİZİM (01 Mayıs 2018 - Salı)
HASAN DEDE KÖPRÜSÜ (24 Nisan 2018 - Salı)
YARIMCA MUSKASI (17 Nisan 2018 - Salı)
ORMANA AĞIT (10 Nisan 2018 - Salı)
ANKARA (03 Nisan 2018 - Salı)
15 DAKİKA EDEBİYAT (27 Mart 2018 - Salı)
ELVEDA LEYLA (21 Mart 2018 - Çarşamba)
HASAN DEDE (13 Mart 2018 - Salı)
BİZDEN SÖYLEMESİ (06 Mart 2018 - Salı)
OKUL KAYDI (27 Şubat 2018 - Salı)
KİTAP´IN HİKÂYESİ-2 YILDIZ ELMASI (20 Şubat 2018 - Salı)
SEVGİLİLER GÜNÜ (13 Şubat 2018 - Salı)
TİRŞİK (06 Şubat 2018 - Salı)
VATAN SAĞOLSUN (30 Ocak 2018 - Salı)
TEĞMEN (23 Ocak 2018 - Salı)
DEVLET KAPISI- 2018 (09 Ocak 2018 - Salı)
BEŞ OCAK ve ADANA (02 Ocak 2018 - Salı)
BİZ VE İLİM (26 Aralık 2017 - Salı)
YÜZ YILLLIK HİKAYE - MERHABA TÜRKÇE (20 Aralık 2017 - Çarşamba)
YAHUDİLER (12 Aralık 2017 - Salı)
ALİİİİİİİİİİİİ (05 Aralık 2017 - Salı)
BU SAVAŞ BİTMELİ (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
KREDİ (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
HOCALARIN DÜĞÜNÜ (14 Kasım 2017 - Salı)
CHP KAPATILSIN MI ? (07 Kasım 2017 - Salı)
BAKMAK ve GÖRMEK (31 Ekim 2017 - Salı)
BESİME TEYZE (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
BİZİM KÖY´ÜN HALLERİ (NAR) (18 Ekim 2017 - Çarşamba)
EKONOMİNİN ÇİVİSİ (10 Ekim 2017 - Salı)
AY (03 Ekim 2017 - Salı)
KOKAR (26 Eylül 2017 - Salı)
DOSTLAR BENİ HATIRLASIN (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
AĞA VE EŞKİYA (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
EMİN AMCA (29 Ağustos 2017 - Salı)
KÖYDE BİR SABAH (20 Ağustos 2017 - Pazar)
KÖYDE BİR SABAH (07 Ağustos 2017 - Pazartesi)
EŞKİYA VE KARETE (ÇUKURAĞALI-Roman) (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
NİHAT ARTIK YOK (24 Temmuz 2017 - Pazartesi)
YEMEN NERE? KOZAN NERE? (18 Temmuz 2017 - Salı)
BAŞKAN ve BEN (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
ÇİĞŞAR ve OBALAR (28 Haziran 2017 - Çarşamba)
TÜRKÇE KONUŞMAK (19 Haziran 2017 - Pazartesi)
CİN HİKÂYELERİ (01 Haziran 2017 - Perşembe)
CİN HİKÂYELERİ (30 Mayıs 2017 - Salı)
CENNET KADIN (23 Mayıs 2017 - Salı)
HAKSIZLIK KARŞISINDA (16 Mayıs 2017 - Salı)
ROMAN YAZMAK (02 Mayıs 2017 - Salı)
ERGENEKONCULAR (25 Nisan 2017 - Salı)
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI (18 Nisan 2017 - Salı)
ARAP ve TÜRKLER (11 Nisan 2017 - Salı)
GELECEK NESİL (04 Nisan 2017 - Salı)
YAZIK ÇOK YAZIK (28 Mart 2017 - Salı)
ZÜBEYDE HANIM (21 Mart 2017 - Salı)
TÜRKLERİN İNSANLIK TARİHİ (14 Mart 2017 - Salı)
İKİ KADIN ve AYRILIK (07 Mart 2017 - Salı)
2B LER VE HİKÂYESİ (28 Şubat 2017 - Salı)
BİBERLER NEDEN KURUDU (21 Şubat 2017 - Salı)
MUTLULUK BÖYLE BİRŞEY (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
SAĞDUYU (31 Ocak 2017 - Salı)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
ŞİMŞEK ÇIKIŞA, KAPLAN DÜŞÜŞE DEVAM
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
sanat gündemi - KİTAPLAR ARASINDA
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
BEKA SORUNU VAR MI, YOK MU?
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
SARILIN O KALBE
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
18 MART ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ VE ÇANAKKALE ZAFERİNİN 104. YIL DÖNÜMÜ KUTLAMASI
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
OKUL YÖNETİCİLİĞİNDE EĞİTİM ESASTIR
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
Dost acı söyler sayın Kılıçdaroğlu
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Hem Okudum Hem de Yazdım…
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
İHTİLALLER
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
SAVCI DOĞAN ÖZ´Ü SAYGIYLA ANARKEN...
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİ YÖNETİMİNİN SORUMLULUĞU ARTIYOR!
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
CEYHUN ATUF KANSU: GERÇEK BİR TÜRK DEVRİMİ OZANI
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
TÜRKİYE ‘DE MİLLİ İLAÇ SANAYİSİNİN KURULMAMASI KAPİTÜLASYONUN DANİSKASIDIR !
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
8 Mart Dünya emekçi kadınalar günü tüm çalışan-emekçi kadınlarımız için kutlu olsun.
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Ata Alp And
Ata Alp And
aktüalite ve edebiyat - KİTAP NE DEĞİLDİR?
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
1923 YENİDEN - Ercan AKARPINAR
İDLİP
EĞİTİMCİNİN KALEMİNDEN-Kemal Çelikkaya
EĞİTİMCİNİN KALEMİNDEN-Kemal Çelikkaya
ALTMIŞ BEŞ YAŞ ÜSTÜ YOLCULARI VE ÖZEL HALK OTOBÜSLERİ
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ
Celal Topkan
Celal Topkan
AKP´LİLER SORUYORUM
ALİ TAŞ ADN.
ALİ TAŞ ADN.
Kitaplık “ÇAVLANLARIN ÇIĞLIĞI”(*)
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
ATATÜRK 30 AĞUSTOS´U ANLATIYOR
İlhan ALPER
İlhan ALPER
HÜLYA ŞENKUL VE EDEBİYAT
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
YENİ ADANA GAZETESİNİN KUVAYI MİLLİYE RUHUYLA 100. YILI
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Tarihten Ders Almak
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
MÜZİK VE BEN-2
Adil OKAY
Adil OKAY
ADİL OKAY YAZDI: “ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*
Özcan İNCEOĞLU
Özcan İNCEOĞLU
TEMPOSUZ BİR TOROS KAPLAN!
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
ADANALI OLUNMAZ ADANALI DOĞULUR
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2019-3/19/1611549723586.jpg