Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?


GAZİANTEP’DEYİM

“Kan kaybediyoruz”


“Kan kaybediyoruz”

Gaziantep gelişmiş bir şehir. Yeni yapılan binalar, açılan AVM’ ler ve her ay başka şekle sokulan yollarıyla ülke gündeminden hiç düşmez. Başlarında da çalışkan bir belediye başkanı var; Fatma Şahin. Her afişte onu görebilirsiniz.

           Eskiden Aileden Sorumlu Devlet Bakanıydı. Cumhurbaşkanımıza yakınlığı nedeniyle Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösterildi ve kazandı. O gün de başarılıydı bu gün de başarılı. Yiğidin hakkını vermek lazım!

           Bu yazımda amacım Belediye Başkanı Fatma Şahin Hanımefendiyi övmek değil. Karalamak da bana yakışmaz. Ben Gaziantep’te bir misafirim. Oy verme hakkım bile yok. Yazacaklarım da onun kapsamı içine girmez. Bu, ülkenin genel sorunu.

         Başta düzeltmenim Hale Yaşar’ı ilgilendirir, ondan sonra M. Doğan Karakuş ağabeyimizi ve bütün yazarlarımızla, Türk dili hayranlarını ilgilendirir. Bu iş bir kişiye yüklenemeyecek kadar önemli ve duyarlıdır.

          Gaziantep’te tıp fakültesinin arka tarafında, beyaz ve mavi renkte yüksek yüksek binalar vardır.  Onun alt tarafında da PRİMEMALL denilen bir AVM bulunmakta. Kapıdan girdikten sonra sanırım beş kat boyunca yüzlerce dükkân var. Arka tarafı da arabalar için yapılmış park yeri.

           Yapım itibariyle mimarisi güzel bir bina. Zaten üst taraftaki o yüksek binalar da aynı kişi ve kuruluşlara ait. İsim olarak da, sahip olarak da aynı gruba ait olduğunu düşünüyorum. Yanlışsam birileri düzeltsin.

            Dahası bu binaların yan taraflarında genişçe bir alanda sayısız özel okullar mevcut. Onların en sonlarında TED Koleji var. Yanlarındaki kolejlerin hepsinden daha uzakta ama işin garibi, çevresi sanki inşaat alanı! Yanından, yönünden, üstünden ve altından toprak yüklü kamyonlar gelip geçiyor. Okulun bulunduğu alanı toz ve dumana katıyor. Bütün ağaçların dalları toz yüklü.

           Buraya kadar kimsenin itiraz etme durumu yok. Sadece benim eleştirilerim var.

           Ben de bu ülkenin vatandaşıyım. Benim de dilime, dinime, bayrağıma, kurucularıma sahip çıkma görevim var. Üstelik Gaziantep gibi kahramanlıkları ile öğündüğümüz tüm şehir halkının itirazları olmalı. Onların da bu ülke üzerinde hakları vardır. Çünkü bu toprakların altında sayısız şehitleri yatmaktadır. Şahin Beylerinin ve Kara Yılanlarının hâlâ dillerde dolaşan hikâyeleri mevcut.

            Saygıdeğer okurlarım, bu yüksek binaların bulunduğu yerdeki tüm dükkân ve mağazaların, hepsinin isimleri yabancı. Hepsi de sanki birer marka. Diğer AVM’ lerde de aynı isimler mevcut. Bu durum ülkemizin her yerinde ne yazık ki aynı!

           Bu yüksek binalar ve dükkânlarda satılan tüm ürünler yabancı ülke kökenli. Çocuk ayakkabısından tutun da, çay, kahve ve muzuna kadar her şey başka ülkelerden ithal edilmiş. Bunlara insanlar tarafından dövizler ödenmiş.

            Bu yüksek binalarda bulunan dükkânların hepsinde de yiyecek- içecek yerlerinde açılan yabancı ülke kökenli hazır yemek lokantaları ve kafeler.O kadar pahalı ki, insanlar akın akın buraya geliyor ama garsonlara fiyatını bile soramıyor.

            Bilgisayarlardan televizyonlara kadar kullanılan her türlü ev eşyaları, büro malzemeleri, yurt dışından ithal edilmiş. Sadece orada çalışanlar Türk. Onların arkasında kimler var bilemiyorum.

         Buna benzer birçok dükkân ve mağazaların isimleri, Gaziantep sokaklarına da yayılmış.

          Bütün bunları görünce içimden hayıflanmadan edemedim. Birden Yakup Kadri Karaosmanoğlu üstadın meşhur YABAN romanındaki olay geldi aklıma. Ne demişti Yakup Kadri Karaosmanoğlu;

         “Gördüğün, uçsuz bucaksız ülkenin tamamı Osmanlı; fakat içinde kendini Osmanlı gören bir tek insan yok.”

           Bu ülke kurulmadan önceki Osmanlı böyleydi. Atatürk sayesinde öyle bir ülke olmuştuk ki, yediden, yetmişe herkes vatanıyla öğünüyordu. Şimdi ise istila edilmiş ülke gibi neredeyse dilimizi konuşamayacak duruma gelmişiz!

            Ülkenin en zengin şehirlerine kurulmuş kolejlerimiz bile Türk ismini kullanmaktan kaçar olmuşlar. İçlerinde sadece bir okul; TED KOLEJİ milli değerlerimize sahip çıkmaya çalışıyor. Onun da çevresi belediye kamyonları, kepçeleri sayesinde toz duman içerisinde kalmış. Yazık çok yazık!

            Ülkemizin bu günlerde hastalıkla mücadele ettiği, İşsizliğin, sahipsizliğin ayyuka çıktığı şu ortamda milli duyguların yok edilmeye çalışılması beni üzmekte. Türk milliyetçilerinin bunu görmesi gerekirken uyuyor olmaları hepsinden daha kötü.

            Günden güne kan kaybediyoruz. Milli değerlerimiz göz ardı ediliyor. Birlik beraberlik düşüncelerimiz siyaset uğruna parçalanmakta. İnsanların yarısı başka pencereden, kalan yarısı da diğer pencereden bakıyor. Haberler yalan ve iftiralarla dolu. İnsanlarımız düşüncelerinden ötürü tehdit altında.  Muhalefet susturulmuş, gazeteciler içeri atılmış.

           Ne yazık ki, “Kurt puslu havayı severmiş” misali, emperyalist güçler ülkeyi ele geçirmekte, ülke kimliğini kaybetmekte, bizler ise başımızı kuma gömmüş durumdayız. Hepimiz kan kaybediyoruz. Hastayız. Belki ölüm geleceği görmemek için kurtuluşumuz olabilir!



YAZARLAR

  • Pazar 35 ° / 21 ° Güneşli
  • Pazartesi 37 ° / 22 ° Güneşli
  • Salı 34 ° / 21 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.124%0,41
  • DOLAR

    7,6604% 0,46
  • EURO

    8,9266% 0,26
  • GRAM ALTIN

    458,86% 0,20
  • Ç. ALTIN

    757,119% 0,20