Ahmet DUMAN


Felaketin Diğer Adı: Vesayet …

Başta bütün dünyanın saydığı Başkomutan olunca...


Maske artık önemli bir eşyamız. Başlangıçta önemli bazı sorunlara neden olmuştu; fiyatı, şekli, biçimi, dağıtılması vesair özellikleri enine boyuna tartışılmıştı. hatta muhalefet çok vurucu bir saptamayla iktidara sataşmıştı: bir maskeyi bile dağıtamadınız! Konumuz maske değil. Ama değinmeden geçemedim. Maske daha ayrıntılı bir yazıyı hak ediyor doğrusu çok renkli bir konu.

Cumhurbaşkanımızın son basın toplantısına değineceğim aslında. Fakat aklım basın toplantısında belirli aralıklarla ve maskeli olarak oturan bakanlar kuruluna ve medyacılara takılmış olmalı. Herkes maskeliydi; ama Cumhurbaşkanımız maskesiz! Artık niyeyse? Aslında nedeni belli de, fesatlık etmiş olmayayım!

Çok merak ettiğim bir konu da, Cumhurbaşkanımızın bu basın toplantılarını kaç kişi izliyor? İzleme oranı yüksek olmalı. Ama aynı anda Fatih Portakal’ın, Selçuk Tepeli’ye görevini devir teslim töreni vardı o daha çok izlenmiş! Ben internetin yalancısıyım!(Medya Faresi, 07.09.2020)

Gelelim basın toplantısının içeriğine. Cumhurbaşkanı her basın toplantısında aynı şeyleri söylüyor. Söylesin. Koskoca Cumhurbaşkanı herhalde bir bildiği var ki söylüyor. Fakat bazı konularda apaçık haksızlık ediyor ve bu haksızlık tüm bir geçmişi rencide edici boyutlarda olunca kişisel olarak söyleyim ben çok üzülüyorum. Oysa hepimiz o rencide ettiği geçmişin kalıntıları üzerinde yaşıyoruz, o kalıntılardan yiyip içiyoruz…

Bu basın toplantısında da konu yine vesayete geldi ve “Tek parti dönemi ülkemiz için başlı başına bir felaket hikayesidir” dediFelaket!  Ne kadar acımasız bir yargı. İnsanın yazıklar olsun diyeceği geliyor. Yazının girişinde hafifçe değindim; maske konusu salgının başladığı günlerde yaşadığımız kaosu bir anlamda vurgulamak içindi. Bu gün geldiğimiz noktada yaşadıklarımız “Felakettir” giderek yükselen hasta ve ölen sayıları daha yaşayacağımız ne felaketler olduğunun habercisi gibi…

Şimdi sizlerle paylaşacağım listeye dikkatlice bakın: sıtma, frengi, çiçek, kızıl, trahom, difteri, kolera ve verem. Özellikle I. Dünya Savaşından sonra cephelerden dönen askerler Anadoluya savaştıkları cephelerden çeşitli hastalıkları da getirmişler örneğin Frengi, Galiçya cephesinden, kolera, veba ve tifüs hastalıkları ortadoğu cephelerinden gelmiş.

Şimdi, benim yaşıtlarıma ve daha gençlere özellikle Cumhurbaşkanımızın yaşında olanalara soruyorum: Yukarda kısaca verdiğim listeden yaşınız içerisinde hiç salgın olduğunu duydunuz mu? Hayır duymadınız. duyamazdınız çünkü bu hastalıkların kökünü kazımıştı Cumhuriyet! Yani tek Parti dönemi. Yani felaket diye nitelediğiniz 1923-1950 dönemi!  Şimdi neden siz bu salgının kökünü kazıyamıyorsunuz? Pekii neden biz bu işle başedemiyoruz?

Ne diyoruz 10. Yıl marşımızda “Başta bütün dünyanın saydığı başkomutan” işte neden bu! Bu Komutanı izleyen sağlık ordusu başlarında Dr. Refik Saydam…

Dr. Refik Saydam 1914 yılının koşullarında Tifüs Aşısı bulmuş ve Tıp Literatürüne geçmiş bir bilim insanıydı. Uzun uzun anlatmaya gerek var mı?

Daha önemli özelliği ise "Tek Parti Dönemi’nin" sağlık bakanıydı…



YAZARLAR

  • Pazar 35 ° / 21 ° Güneşli
  • Pazartesi 37 ° / 22 ° Güneşli
  • Salı 34 ° / 21 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.124%0,41
  • DOLAR

    7,6604% 0,46
  • EURO

    8,9266% 0,26
  • GRAM ALTIN

    458,86% 0,20
  • Ç. ALTIN

    757,119% 0,20