Saniye Akay Demirel


Fahrenheit 451

Dünyanın en meşhur bilim-kurgu yazarlarından biri olan Ray Bradbury, distopyan romanı Fahrenheit 451`de, kitapların yakıldığı, yasaklandığı ve tüm insanların TV izleme bağımlılığı içinde yaşadığı bir dünyayı anlatır.


Başkahraman Montag, itfaiyecidir ama sözcüklerin içinin boşaldığı bu garip dünyada o, yangın söndürmek yerine kitap yakmaktadır. `Yakmak bir zevktir.` cümlesiyle başlayan romanın girişinde şöyle bir not görürüz: `Fahrenheit 451: Kitap kâğıtlarının yanıp tutuştuğu sıcaklık derecesidir.` 

Tektipleştirilmiş bir toplumda otoriteyi temsil eden Şef Beatty, istenen toplumu şöyle dillendirir: 
`Onlara yarışmalar düzenle, en popüler şarkıların sözlerini, devletlerin başkentlerini veya Iowa`da geçen yıl ne kadar mısır yetiştirildiğini bilerek kazansınlar. Onları patlamalarına neden olmayacak bilgilerle doldur, öyle lanet olası olaylarla tıka basa yap ki, kendilerini bilgileriyle gerçekten `zeki` hissetsinler. Sonra düşündüklerini hissedecekler, hiç kımıldamadan hareket ettikleri hissine kapılacaklar ve mutlu olacaklar, çünkü bu tür olaylar değişmezler. Olayların bağlantılarını kurmaları için onlara felsefe veya sosyoloji gibi kaypak şeyler verme. O zaman melankolik olurlar.` 

Şef Beatty`nin aklının dibinde daha neler var; 
`Hepimiz birbirimize benzemeliyiz. Hiç de, anayasanın dediği gibi, kimse eşit ve özgür doğmamıştır, herkes eşit yapılır. Her insan bir diğerinin sureti olunca herkes mutlu olur, ortada çekinilecek, korkulacak, herkesin kendisini yargılamasına yol açacak dağlar yoktur. İşte böyle! Bitişik evdeki kitap, dolu bir silahtır. Yak gitsin. Silahtan kurşunu çıkar. Adamın kafasını kopar. İyi okumuş bir adamın hedefinin kim olacağını kim bilebilir ki? Ben mi?`

İthaki Yayınları tarafından basılmış kitabın elde kolay tutulur bir baskısı var, Zerrin ve Korkut Kayalıoğlu tarafından çevrilmiş. Yukarıdaki iki alıntı merak uyandırdıysa bu hafta sonunuzu bir de bu aydınlatsın! Çok şükür, Tayyip Bey`in distopyan ülkesi olmaktan kurtulduk. 

Yazarın Paris Review`de yayınlanmış bir söyleşisinden `kendini eğitmeye` dair seçmece bir bölümünü sizler için çevirdim; 

BRADBURY: Kendi kendimi eğittim. Tepeden tırnağa kütüphane eğitimliyim. Yüksek okula gitmedim. Waukegan`da ilkokuldayken, Los Angeles`da lisedeyken kütüphaneye gider, yazın gün boyunca zamanımı orada geçirirdim. Genesee Caddesi`ndeki bir dükkandan dergiler aşırır, okuduktan hemen sonra tekrar rafına yerleştirirdim. 
Kütüphaneye gitmek okula gitmekten daha zevkliydi, listeni kendin yaparsın ve başkalarını dinlemek zorunda kalmazsın. Ben bir kütüphaneciyim. Kendimi kütüphanede keşfettim. Kendimi orada `bulmaya` gittim. Kütüphaneye aşık olmadan önce, yalnızca altı yaşında bir oğlandım. Orası benim merakımı ateşledi, dinozorlardan tut Eski Mısır`a. 1938`de liseden mezun olunca haftada üç gece kütüphaneye gitmeye başladım. Bunu on yıl boyunca her hafta yaptım ve sonunda, 1947`de, tam da evlilik sıralarında, yeter artık dedim. Böylelikle 27 yaşında kütüphaneden mezun oldum. Kütüphanenin `gerçek okul` olduğunu artık keşfetmiştim. 
Yazmayı üniversitede öğrenemezsiniz. Bir yazar için orası kötü bir yerdir çünkü hocalar daima sizden daha çok bildiklerini düşünürler, gel gör ki bilmezler. Önyargıları vardır. Henry James`i seviyor olabilirler ama ya siz Henry James gibi yazmak istemiyorsanız? Son otuz yıldır okullarda okutulan onca yazarı neden okuttuklarını anlayamıyorum. Oysa kütüphane, o öyle mi, tek bir önyargısı yok. Bütün bilgi senin yorumunu bekleyerek orada duruyor. Yanında sana ne düşünmeni söyleyen biri yok. Kendin için keşiftesin.`

5 Haziran ölüm yıldönümüydü. İçimizde umut yeniden yeşerirken aklımıza düştü. 

Not: The Paris Review, Ray Bradbury, The Art of Fiction No. 203, Söyleşiyi yapan Sam Weller,  Ray Bradbury 22 Ağustos 1920 ? 5 Haziran 2012



YAZARLAR

  • Çarşamba 28 °C / 20 °C Güneşli
  • Perşembe 27 °C / 19 °C Güneşli
  • Cuma 27 °C / 20 °C Güneşli
  • BIST 100

    101.471%0,02
  • DOLAR

    5,6905% -0,17
  • EURO

    6,3007% -0,24
  • GRAM ALTIN

    274,65% -0,23
  • ÇEYREK ALTIN

    453,1725% -0,23